Aile herşeyden önce gelir

24 KASIM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Aile herşeyden önce gelir

Aile her şeyden önce gelir” atasözü ve nepotizm, yani akraba kayırmaca kavramının her ikisinin de kökeni aslında hayatta kalmanın, gücün aile birliği ve sadakatiyle güvence altına alındığı orta çağa dayanır. Peki o dönemden bu yana değişen çok şey var mı? Akrabalarımızla ilgilenme arzusu, insan doğamızın bir parçası. Bize en yakın olanlara müsamaha göstermek genlerimizde yatar. Siyasi çürümeyle ilişkilendirildiği için nepotizme son yıllarda çok büyük olumsuzluklar atfedildi. Diğer yandan bir aile şirketi için nepotizm, aslında onun iliklerine kadar içine nüfuz etmiştir. Bir aile şirketi uzun vadede hayatta kalabilmek için gelecek nesil üyelerini işe dahil etmeye ve sadakatlerine muhtaçtır. Yeni nesil üyelerin şirkete katılımı sağlanamazsa aile mirası nihayetinde yolun sonuna gelir. Bir aile şirketi özünde, aile ve şirket sistemi olmak üzere birkaç sistemin kombinasyonundan ibarettir. Aile mantığının şirket mantığını ezip geçmesi durumunda ortaya tehlikeli bir durum çıkar. Bu yüzden aile şirketlerinin kendi üyelerini korumaya, kollamaya ve desteklemeye yönelik aile amaçlarıyla hissedarları için kârı maksimumlaştırma ve çalışanlarına istikrarlı ve tatmin edici bir iş ortamı sağlamaya yönelik amaçları arasında bir denge tutturmasının yaşamsal bir önemi bulunuyor. 

BÜYÜK RİSK 

Aile üyelerinde genellikle üst seviyede adanmışlık ve işi ciddiye alma eğilimlerine rastlanır. Ayrıca finansal getirilerle daha az motive olma ve aile mirasının uzun vadede korunmasına odaklanmaya da meyillidirler. Bu gibi özellikler onları ideal bir çalışan yapıyor. Fakat aile üyelerini işe almakla üstlenilen büyük bir risk de vardır. Aile reisleri sağlam ve güvenilir bir veliaht bulmak için öylesine körleşebilir ki artık liyakati ve gerekli yetkinlikleri dikkate bile almayacak duruma gelebilir. Genetik, tek başına birinin işte iyi olmasını sağlamaz. Bu durum ise uygunsuz birisinin üst seviye bir pozisyona yükselmesi gibi baş edilmesi zor bir senaryoya yol açabilir. Ayrıca çalışanlarca şirkette yükselmenin liyakate dayanmadığı yönünde gelişebilecek bir algılama da şirket içinde motivasyon erozyonuna neden olabilir. Ayrıca aile liderleri etraflarını sadece aile üyeleriyle doldurduklarında, kendilerini dışarıdan gelebilecek yaşamsal girdilere karşı izole etme riskini de almış olur. Nihayetinde koca bir mirasın yok olup gitmesine neden olan yığınla nepotizmden kaynaklanan yozlaşma örneği bulmak mümkün. Bir aile şirketinin özünde, ticari bir şirket olduğunu ve sadece en kalifiye insanların işe alınması gerektiğini de söyleyen uluslararası en mükemmel uygulamaları benimsemek zorunda olduğunu unutmamalı. Bu nedenle çok sayıda aile şirketi, bugün en iyi ve en yetenekli aile üyelerinin şirkette çalışabilmesini ve çalışanlarla aynı standartlara tabi tutulmalarını sağlamak için resmi aile istihdam politikalarını hayata geçiriyor. 

TEMEL KRİTER

Meslektaşım David Bork’a göre başarılı bir aile istihdam politikasının yaratılabilmesinin temel kriteri, aile üyesi ve aile dışından başvuruları işe alma prosedürü olmasında yatıyor. Aile üyelerinin de aile dışından olanlarla aynı performans ölçümüne tabi tutulması şart. İlave olarak aileden yapılan başvurularda sadece aile dışı şirketlerde 5 yıl çalışmış olma şartı aranmakla yetinilmemesi, kazanılan terfiler ve artan sorumluluklara sahip olarak yetkinliğini ispatlamış olma şartının da getirilmesi öngörülüyor. Bir sonraki olası meydan okuma ise o insanın beceri setine uygun olabilecek pozisyonu bulmakta ve o aile üyesinin yerleştirilebileceği yeni pozisyonunda bir tuzağa düşmemekte yatıyor. Burada verilecek mesajın çok net olması gerekir: “Biz başarımıza en fazla katkıda bulunabilecek en yetenekli insanları arayan profesyonel bir şirketiz. Eğer burada çalışmak istiyorsan, onu hak etmen lazım.”


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz