En Kritik Terfiler!

Muhtar Kent’in 1998’de Anadolu Grubu’na katılması, 2008’de Coca-Cola’nın CEO’luk koltuğuna oturmasını sağlayan ilk kritik basamaktı. Tuygan Göker’in, Roche’un en üst düzey üç yöneticisi arasında ol...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
En Kritik Terfiler!

Muhtar Kent’in 1998’de Anadolu Grubu’na katılması, 2008’de Coca-Cola’nın CEO’luk koltuğuna oturmasını sağlayan ilk kritik basamaktı. Tuygan Göker’in, Roche’un en üst düzey üç yöneticisi arasında olmasının zeminini, 1989 Basel terfisi hazırladı. Tofaş’ın CEO’su Ali Pandır, bir gece ansının aldığı telefonla GM’in Çin operasyonundan sorumlu oldu. Üç yöneticinin aldığı bu kritik terfiler, fırsat kapılarını onlara aştı. Aralarında Cahit Paksoy, Ahmet Ünlü, Michael O’Neil, Erdem Koçak gibi isimlerin de olduğu 14 başarılı profesyonel, kariyerlerinin en kritik terfisini Capital’e anlattı.

Muhtar Kent, Coca-Cola’da zirveye çıkmak için 20 yıl çalıştı. Bulunduğu noktaya ilerlemesini sağlayan birçok terfi aldı. Ancak üç terfi, yaşamında üç ayrı dönüm noktası oldu.

hedBunlardan ilki, 1998 yılında Anadolu Grubu’na katılmasıydı. Efes İçecek Grubu İcra Başkanlığı, ona kariyerinde ilk önemli pencereyi açtı. O dönem Efes İçecek Grubu’nun Londra Borsası’nda halka açılarak 2,5 kat değer kazanmasıyla ilerleyen süreci yöneten Kent, bu başarısıyla dikkatleri üzerine topladı.

2005 yılı da Kent’in hayatına yön veren yeni bir başlangıçtı. O yıl Coca-Cola’dan gelen teklif üzerine Efes’teki görevini bıraktı. Şirketin yeni oluşturduğu Kuzey Asya, Avrasya ve Orta Doğu Grubu’nun başına geldi. Oradaki uygulamaları yükselişinde güçlü bir rüzgar etkisi yarattı.

Yıl 2008’i gösterdiğinde ise Kent, kariyerinin en kritik terfisi olarak nitelendirdiği Coca-Cola CEO’luğuna getirildi. Yeni pozisyonunda, Türk iş dünyasını dünyada en üst noktada temsil eden profesyonel oldu. 31 yıllık kariyer yolculuğunda hedefinin hiçbir zaman CEO’luk olmadığını belirten Kent, her bir terfiyi yeni meydan okumaları görmek ve yeni fırsatları değerlendirmek için kabul ettiğini söylüyor.

Tıpkı Muhtar Kent gibi iş dünyasının başarılı profesyonellerinin hayatlarında da dönüm noktası sayılabilecek terfi anları var. İşte o kritik anları ve hikayelerini derledik.

Basel Kapıları Açtı
Tuygan Göker, uluslararası kariyer basamaklarını tırmanmış en başarılı isimlerden biri. İlaç devi Roche’da 110 ülkeyi kapsayan Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya, Afrika ve Hindistan Bölgesi’nin başkanlığını yapıyor. Göker, kariyerinde bu pozisyona ilerlerken çok sayıda terfi aldı. 1989’da Roche’un merkezi Basel’e çağrılması ise onun için uluslararası kariyer kapısını açan dönüm noktası oldu.

1980’li yıllarda Göker, Roche’da başarılarıyla dikkat çeken bir isimdi. Medikal bölümde müdürlük yapıyordu. Pazarlamadaki başarısı üst yönetim tarafından beğeniliyor, uluslararası toplantılarda verdiği öneriler ilgi çekiyordu. Bunlar da onun Basel’e çağrılmasında etkili oldu.

Göker, terfi anında hissettiklerini şöyle paylaşıyor: “Başta biraz tatlı bir korku vardı. Başarabilecek miyim diye düşündüm. Ancak yapılanın en iyisini yapacağım dedim.”

Göker’in Basel’e gidişi kariyerindeki altın basamak oldu. Kısa zamanda şirketin dünyadaki anti-infektif işini yürüten departman onun sorumluluğu altına girdi. Sonraki süreçte de görev kapsamı giderek genişledi. Göker, bu terfinin hayatını nasıl etkilediğini şu sözlerle anlatıyor:

“Ufkumu ve vizyonumu genişletti. Çeşitli ülkelerde gözlemlediğim değişikliklere anında adapte olup performansımın sürekliliğini sağlayabildim.”

Pandır’ın Unutmadığı Telefon
Tofaş’ın CEO’su Ali Pandır, kariyerine Koç Holding’de başladı. Koç’un ardından uluslararası bir şirkette çalışmak için 1990’ların başında General Motor’a geçti. 1996’da Singapur’a, Tayland’da yapılacak büyük bir fabrika yatırımının kurucusu olarak gönderildi. Fabrika, 1999’da devreye girdiğinde Pandır da en önemli terfisini alacak ve direktör olacaktı. Ancak Asya krizi patladı. Proje askıya alındı. O noktada Pandır, “Şirkette bana bir yer olacak mı” diye endişe ederken bir taraftan da bir iş bulup geri dönmek için uğraşıyordu. Bu karamsar ortamda hiç beklenmedik bir gelişme oldu. Singapur’da bir gece saat 2’de Pandır’ın telefonu çaldı. Arayan GM’in başkan yardımcısıydı. Sonrasında neler olduğunu Pandır, şöyle anlatıyor:

“Şirketin Çin’deki yatırımı için uygun aday aradıklarını ve her danıştıkları kişinin beni önerdiğini söyledi. Görevi kabul edip etmeyeceğimi sordu. Ancak direktör olursam gideceğimi belirttim. Fabrika devreye girince direktör yaparız dediyse de kabul etmedim. Arayacağını söyleyerek kapattı. Birkaç günlük heyecanlı bekleyişten sonra yine bir gece sabaha karşı telefon çaldı. Terfi etmiştim.”

Bu terfiyle Pandır’ın üst düzey yöneticilik kariyeri başlamış oldu. GM’in Çin’deki bütün ticaretini üzerinden yürüteceği şirketi oluşturarak, 2 yıl genel müdürlüğünü yaptı. Daha sonra da GM’in Asya ticaretini yöneten GM Overseas Distribution Corporation’a genel müdür oldu.

10 Yılda Tepeye Çıktı
Sarkuysan Genel Müdürü Hayrettin Çaycı, iş hayatında sırasıyla mühendis, şef ve genel müdür yardımcısı pozisyonlarında çalıştı. Neredeyse tüm hiyerarşi kademelerini tırmanarak en üst basamağa geldi. Çaycı, geriye dönüp baktığında en heyecan veren terfisinin, 1984 sonunda genel müdürlüğe atanması olduğunu belirtiyor. “O dönem genel müdür teknik yardımcısıydım. Sarkuysan’a fabrikanın temellerinin atıldığı 1974’te katıldım. Geceli gündüzlü çalıştığım 10 yılın ardından bu göreve uygun görülmem, kariyerimde bir dönüm noktası oldu” diye konuşuyor. Sadece terfi değil, terfinin ilan edildiği an da Çaycı için oldukça anlamlı. O anı şöyle anlatıyor: “Terfim, üretime geçiş yıl dönümü törenimizde rahmetli başkanımız Cihan Bektaş’ın yaptığı açılış konuşmasında anons edildi. Sevgili başkanımız bunun sürpriz olmasını istemişti. O anda yıllardır omuz omuza çalıştığım, sevgili işçilerimizin dakikalarca süren büyük sevinç gösterilerine, gözyaşlarımla şahit olmak hayatımın en duygusal anlarındandı.”

Çaycı, genel müdürlüğün kendisine çok yönlü düşünebilme becerisi kazandırdığını söylüyor ardından da ekliyor: “Bu görevle birlikte daha hoşgörülü oldum. Olayları geniş bir açıdan irdeleme özelliğim gelişti. Fırsatları görebilme ve değerlendirme yeteneğim de arttı.”

Kariyer Değiştiren Teklif
Ahmet Paksoy, başlangıçta kendine akademik bir kariyer çizmişti. İTÜ’de Gemi İnşa ve Makine Mühendisliği okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve anabilim dalı başkanlığı görevinde bulundu. Yürüttüğü projeler nedeniyle Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu’nda kendisine görev teklif edilmesi ise Paksoy’un yaşamında önemli bir kırılma anı oldu. O teklifi heyecan verici olarak tanımlayan Paksoy, “Bu başlangıç, teoriyi ve pratiği buluşma noktasına dönüştüren İDO Genel Müdürlüğü’nün ön tecrübe aşamasıydı. Bu açıdan bu tecrübemi, iş hayatımdaki dönüm noktası ve en önemli terfi olarak görüyorum” diyor.

Bu pozisyonda çok çalıştığını belirten Paksoy, yaptıklarını da şöyle paylaşıyor:

“O dönemde Şehir Hatları ve İDO ayrı iki yapıydı. Şehir Hatları gibi dev bir işletmenin eksik, atıl yanları ile pozitif işlevlerini gözlemleme fırsatı buldum. Kuşkusuz o günkü İDO için de aynı durum geçerliydi. İşte bu noktadaki tecrübelerim bana İDO Genel Müdürlüğü’nde büyük bir açılım sağladı. TDİ’de kafamızda şekillenen projeler, İDO Genel Müdürlüğü’nde hayata geçti. Nitekim Şehit Hatları gibi köklü ve dev bir yapının, İDO ile birleşerek tek bir çatı altında İstanbullulara entegre hizmet vermesi de buradaki yoğun çalışmanın ürünüdür.”

Bir Terfinin Zincirleme Etkisi
Bugün Ulkar Holding’de CEO koltuğunda oturan Ahmet Ünlü, iş hayatının en önemli terfisini mesleğinin ilk yıllarında aldı.1989’da başka bir holdingin ilaç şirketinde çalışırken satış ve pazarlama müdür yardımcılığına atanması, kariyerinde parlak bir başlangıç oldu.

Bu atamanın kendisini oldukça heyecanlandırdığını belirten Ünlü, “1989 Aralık ayıydı. 1989 yılı başında, yine bu ilaç şirketinde saha satış sorumlusu olarak çalışırken aynı gruptaki kozmetik şirketine satış ve pazarlama şefi olarak atanmıştım. Çok başarılı bir yıl geçirince bir yıl sonra aynı ilaç şirketine satış ve pazarlama müdür yardımcısı olarak geri döndüm” sözleriyle o dönem yaşadıklarını anlatıyor. Terfiyle birlikte kendine güveninin oldukça arttığını ifade eden Ünlü, “Bu sektörde, bu işi en iyi ben yaparım gibi bir havaya girmiştim. Şimdi düşününce biraz fazla havalanmışım gibi geliyor” diyor. Ünlü, yeni görevinde sadece işi değil müşterileri yönetmeyi de uygulamalı olarak öğrenme fırsatı yakaladı. Hayatını değiştiren terfinin, kendisine diğer getirilerini de şöyle özetliyor:

“Bu terfi ilaç sanayinde tanınmamı ve ilerlememi sağladı. 1994 başında Nobel İlaç’ta genel müdür yardımcılığı teklifi almam bunun sonucudur. Hatta 1995 yılında genel müdür ve 2009 itibarıyla Nobel’inde bağlı olduğu Ulkar Holding CEO’luğu görevlerine gelmem, o terfinin açtığı fırsatların sunucu diye düşünüyorum.”

27 Yaşında CFO Olunca!
Erdem Koçak, 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde akademik kadroda yer alıyordu. Ancak aynı yıl akademisyenliği bırakıp Henkel’de profesyonel olarak çalışma kararı aldı. Kurumda ilk görevi, planlama ve kontrol bölümünün yöneticiliğiydi. Burada 3 yıl çalıştı. 1987’ye gelindiğinde ise 27 yaşındaki Koçak’a bambaşka bir iş teklif edildi. Şirketin genel işleyişini bilen ve daha geniş çerçeveden bakabilen bir mali işler bölümü yöneticisine ihtiyaç duyuluyordu. O dönemki üst yönetim, Koçak’ın bu özelliğe sahip olduğunu düşünerek, bu alanda profesyonel tecrübesi olmayan birini, belki de risk alarak o pozisyona getirdi. O güne kadar tek başına çalıştığını ve terfinin kendisine yeni bir alanı detaylarıyla öğrenme şansı sunduğunu belirten Koçak, “İçerik olarak zengin olan önceki görevimde beni düşündüren husus, karar verici olmaktan çok, karara destek olmak durumuydu. Geniş bir organizasyonda yönetime gelince insan yönetimi ile ilgili paha biçilmez tecrübeler edindim” diyor.

Bu terfi ile yönettiği bölümün açık ara en genci olduğunu da kaydeden Koçak, genç yaşta edindiği tecrübenin kendisi için çok verimli olduğunu da şu sözlerle ifade ediyor:

“Yaptığım birçok hatayla birlikte engin yönetim tecrübeleri edindim. Kurumsal yapıda tecrübenin ne kadar değerli olduğunu yaşayarak öğrendim.”

Coca-Cola’yı Sovyetler’e Yaydı
Coca Cola İçecek CEO’su Michael O’Neil için kariyerinin en heyecan verici terfisi, Coca-Cola Avrasya Bölge Direktörü olmasıydı. 1991’de bölge müdür yardımcısıyken bu göreve getirilen O’Neil, terfinin kendisi için neden önemli olduğunu şöyle anlatıyor:

“Önemliydi, çünkü tıpkı bir çiftçinin yıllarca meyve verecek ağaçları dikmesi gibi yeni bir işe başlamak için büyük bir fırsattı. Başka bir ifadeyle Coca-Cola’yı eski Sovyetler Birliği olan yeni bir coğrafyada kurmanın ilk adımlarını atıyordum. Ayrıca bu terfi 3 önemli sinyal veriyordu. Birincisi, o zamanlar çalıştığım şirketim The Coca-Cola Company, Avrasya bölgesine yapacağı yatırımı çok ciddiye alıyordu. İkincisi, şirket benim bu işi başaracak en yetkin ve doğru kişi olduğumdan emindi. Son olarak çok zorlu ekonomik göstergelere rağmen böyle bir yatırımın başarılı olması için gereken alt yapıyı ve ekibi kurmak için iyi bir fırsat oluşturuyordu.”

O’Neil, yeni görevinde mücadele etmenin farklı anlamlarını öğrendi. Kariyerinde kendisine yol gösterecek prensiplerini sağlamlaştırdı. Amacına ulaşmasını önleyecek zorlukların her zaman olduğunu net şekilde gördüğünü belirten O’Neil, “Eğer dirayetli ve odaklı olursanız her zaman bu engelleri aşacak bir yol bulursunuz” diye konuşuyor.

En Gözde Ülkeye Kritik Atama
Unilever’in Çin operasyonundan sorumlu başkanı Mehmet Altınok için kariyerinin en önemli adımı, bu yılın başında bugünkü pozisyonuna getirilmesi oldu. Yeni işini öğrendiğinde Unilever Türkiye Satış ve Müşteri Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Altınok, bu atama sayesinde birçok fırsat yakaladığını belirtiyor. Bu fırsatları da şöyle anlatıyor:

“Hem dünyada bütün şirketlerin en gözde hedefi olan bir ülkede çalışma fırsatı yakaladım hem Unilever’in ilk 100 yöneticisi arasına katıldım. Unilever Çin, Unilever’in yatırımları açısından yüksek değerlere sahip. Bu dinamikleri yakından takip etmenin ve yönetmenin heyecan verici olduğunu düşünüyorum” diyor.

Altınok’a göre bu terfiyi almasında, Türkiye gibi hızlı değişen ve büyüyen bir ülkede yönetici olması önemli rol oynadı. Satış ve pazarlama alanında ciddi bir birikime sahip olmasının da yükselmesinde etkili olduğunu ifade eden Altınok, “Daha önce farklı ülkelerde üstlendiğim görevleri başarıyla tamamlamam bu kritik pozisyona getirilmemi sağladı” diye konuşuyor.

ABD Terfisiyle Gelen Fırsatlar
Birçok yönetici gibi Yıldız Ambalaj ve Bilişim Grubu Başkanı Dr. Cahit Paksoy’un hayatını değiştiren terfi de bir yurtdışı görevi. 1993’te henüz 33 yaşındayken DB Deniz Nakliyatı adlı şirkette ikmal dairesi başkanlığı yapan Paksoy, üst yönetimin kararıyla şirketin Amerika temsilciliğine atandı. Aslında o dönemde terfi açısından kendisine 2 opsiyon sunulduğunu belirten Paksoy, bu opsiyonları ve kararını nasıl verdiğini şöyle anlatıyor:

“Yönetim, son 2 yıllık performansım sonucunda bana genel müdür yardımcılığı ya da Amerika Kıta Temsilciliği pozisyonlarını önerdi. Ben Amerika’ya gitmeyi seçtim.”

Kariyerinin henüz başlangıç aşamasında bu terfiyle başarının ödüllendirileceğine olan inancının sağlamlaştığını ifade eden Paksoy, o gün bugündür işini damarlarında hissetmenin ana düsturu haline geldiğini söylüyor. Yeni pozisyonunun kendisine ve bugünkü bulunduğu noktaya katkısına ilişkin olarak da “Çok genç yaşta önemli bir göreve gelmek motivasyonun yanı sıra ağır bir sorumluluk da yükledi. Daha çok çalıştım ve o yıllarda öğrendiklerim, sonraki yıllarda iş hayatıma önemli katkılar sağladı. Elbette uluslararası bir görev üstlenmiş olmam da yeni dünyaya açılım ve vizyonumu geliştirmem için de büyük fırsatlar getirdi.”

Turhan Talu/Phılıp Morrıs Sabancı Genel Müdürü

“Yurtdışı Terfim Bana Zenginlik Kattı”
En Büyük Heyecan
33 yıllık iş hayatımda en önemli terfim,1997 yılında Philip Morris-Türkiye’nin genel müdürüyken Philip Morris International-EEMA Bölgesi Başkan Yardımcılığı’na getirilmem oldu.

İsviçre’ye Çağrıldım
Görev yerim İsviçre genel merkezdeydi ve Türkiye, Kıbrıs, Orta Doğu ve bazı Afrika ülkelerini kapsıyordu. Philip Morris International Başkanı beni telefonla aradı ve İsviçre’ye çağırdı. Konuyu sorduğumda “Yanında bir şey getirme” dedi. O dönem eşime espriyle “Ya atılıyoruz ya da bir yere gidiyoruz” demiştim.

Bir İlk Gerçekleşti
Bu atamanın unutulmaz olma nedeni, PMI tarihinde gelişmekte olan ülkelerden genel merkeze yapılan ilk terfi olmasıdır. 8 yıl İsviçre’de kaldım, farklı kültürlerde kendimi ve becerilerimi denedim. Bu deneyimler, bana vizyon zenginliği ve yönetsel özgüven verdi. Değişik ortamlarda en doğru kararı vermek için gerekli altyapıyı sağladı.

Değişerek Döndüm
Birçok hata yaptım ancak yepyeni ve çok değişik bir yönetici olarak ülkeme geri döndüm. Keşke daha önce yurtdışında böyle bir görevi üstlenseymişim. O zaman belki de çok daha büyük işleri daha erken başarabilirdim.

Ayşegül İldeniz/Intel Türkiye, Ortadoğu, Afrika Bölge Direktörü

30’unda 67 Ülkenin Direktörü Oldu
67 Ülkenin Sorumlusu
Intel ailesine, 1998’de Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Pazarlama Programları Müdürü olarak katıldım. 2001’de Intel Türkiye Genel Müdürlüğü görevini üstlendim. Beni en çok heyecanlandıran terfi, 2004’te Intel Türkiye, Ortadoğu, Afrika Bölge Direktörü olarak 67 ülkenin sorumluluğunu üstlenmek oldu.

İlk Kadın Üye Oldum
Intel gibi bir bilişim devinin içinde bu kadar geniş bir bölgenin direktörlüğüne getirilmek, ayrıca Avrupa Yönetim Kurulu’ndaki ilk kadın üyelik pozisyonuna seçilmek, bana ‘her şeyin mümkün’ olabileceğini bir kez daha gösteren bir dönüm noktasıydı.

Yapabileceğime İnandım
Kariyerim boyunca iş dünyasında kadınların da girişken, cesur ve ‘talep eder’ noktada olması gerektiğine inandım. Örneğin Avrupa Yönetim Kurulu üyeliği için adaylar belirlenirken ben elimi kaldırdım. Bunu yapabileceğime inanıyordum. Arkasından bu kurulun ilk kadın üyesi oldum. Hepsi 60 yaş üstü erkeklerden oluşan bir kurulda, henüz 30’larında bir kadın olarak yer almam ilginç bir tabloydu. Bu, birkaç yıl sonra ikinci kadın üyeyi kurula kabul etmelerinin yolunu da açtı.

Hakan Ateş/Denizbank Genel Müdürü

“Denizbank Bir Otel Odasında Kuruldu”
Moskova’da İlk Türk Bankası
Kariyerimde iki çok önemli terfi dönemi var. Bir tanesi Doğuş Grubu’nda çalıştığım sırada Moskova’da kurulması planlanan, ilk yüzde 100 Türk sermayeli bankanın kurucu genel müdürü olarak görevlendirilmemdi.

1996 Haziran’ında Moskova’daki bankacılık şartlarını araştırmak üzere Rusya’ya gittim. Şartları değerlendirdiğimde sıfırdan bir banka kurabileceğimi düşündüm. Temmuz itibarıyla bankayı kurduk. Banka halen çok başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor.

Swıssotel’de Kurulan Banka
İkincisi ise Sayın Ahmet Zorlu’nun, 1997’de DenizBank’ın kurulmasıyla ilgili teklifiydi. Görüştüğümde henüz ortada sadece isim hakkı olduğunu, bankacılık faaliyet izninin bile verilmediğini ve yapılacak pek çok işin olduğunu öğrendim. Zorlayıcı şartlar beni heyecanlandırdı. Swissotel’in apart kısımda bankamızı kurduk. Bir otel odasında eşim ve oğlumla ikamet ettik. Diğer odada da tek hatlı bir telefonla DenizBank Finansal Hizmetler Grubu’nun temelini attık. Terfiler, yeni insanlar tanıma fırsatı sunuyor, yoğun tecrübe edinmeyi sağlıyor. Göreviniz gereği her alanda üstlenilen temsil görevi de kişiliğinizin gelişmesine ve çevre edinmenize olanak sağlıyor.

Mehmet Tütüncü/Yıldız Holding Gıda Ve İçecek Grubu Başkanı

“Ülker’de Genel Müdürlüğe Atanmam Heyecan Vericiydi”
İlk Türk Müdür

Bilgi birikimime ve kariyer yolculuğuma önemli katkısı olan terfilerimden biri, 1993’te Best-Rotmans Entegre Sigara’da genel müdürlüğe atanmamdı. Bu terfim, gazetelere “Best’e ilk Türk Genel Müdür” diye haber oldu.

Bilgi Birikimi
Vardiya üretim müdürü olarak işe başladığım bir şirkete genel müdür olarak atanmak, duygusal anlamda olduğu kadar tecrübe anlamında da benim için önemli. 200 kişinin çalıştığı bu şirkette, tüm fonksiyonları yönetmek imkanını buldum. Bu süreç, çok sağlam bir bilgi birikimi kazanmam açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Kritik Pozisyon
1996’da Ülker’de işe başlamam da kariyerimde kritik bir rol oynadı. İlk başta başka bir pozisyon için görüşmemize rağmen görüşmelerin sonunda bana farklı bir pozisyon önerildi. “İşletmeler Koordinatörü” adlı yeni bir unvanla şirkette görev aldım. Bu pozisyon, kişisel gelişim ve Ülker’i tanıma adına çok önemliydi. 1998’de Ülker Bisküvi ve Çikolata’ya genel müdür olarak atanmam ise ben ve ailem için heyecan vericiydi. Genel müdürlük görevim sırasında hem öğrenme hem öğrendiklerimi uygulama tecrübesi edindim.  

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz