Farka dikkat!

Türkiye’nin önde gelen holdinglerinin genç kuşak temsilcileriyle ebeveynleri arasında işe yaklaşımdan liderlik tarzına kadar önemli farklılıklar baş gösteriyor...

31 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Farka dikkat!

Ayçe Tarcan Aksakal

atarcan@capital.com.tr

Ömer Taviloğlu, Mudo’nun yönetim kurulu başkanı, 53 yıllık aile şirketinin ikinci kuşağı. Çocukluktan itibaren işin içinde, 2005’ten bu yana da aktif olarak Mudo’da babası Mustafa Taviloğlu’yla birlikte çalışıyor. Şüphesiz iki farklı kuşağı temsil eden bu iki iş insanı arasında iş yapış ve yönetim tarzları bakımından önemli farklılıklar var. Ömer Taviloğlu’na göre bu farklılıklardan birincisi, babasının kendisinden çok daha fazla iş odaklı olması. Aralarındaki yaklaşım farkı daha ilk günlerde kendini belli etmiş. “Ben istememe rağmen babam beni çok erken yaşta şirkette çalışmaya zorladı” diyerek o günleri anlatan Taviloğlu, ikinci önemli farkın soru sormada yaşandığını belirtiyor. Taviloğlu, “Hem iş hem de özel hayatta Mustafa Bey çok soru sorar. Ben onun yarısı kadar soru sorabildiğimi düşünüyorum” diyor. Sadece Mudo’da değil, Türkiye’nin önde gelen aile şirketlerinde kuşaklar arasında yönetim tarzından iş yapış şekline kadar büyük farklılıklar bulunuyor. Kuşaklar arasında en önemli fark ise teknoloji kullanımı, yetki devri, liderlik konularında yaşanıyor. Bir önceki kuşak profesyonellere daha az yetki ve sorumluluk verirken iş dünyasının yeni nesil temsilcileri kurumsallaşmaya önem veriyor. Gençler, ebeveynlerine göre yöneticilerine daha fazla yetki ve sorumluluk verip ofiste bulunmak yerine mobil çalışmayı tercih ediyor. Pek çoğu da babasına göre iş hayatında daha esnek davranıp işi hayatın merkezine koymuyor. Kuşaklar arası farklılıkları minimumda tutmak isteyen Sanko gibi Anadolu’nun büyük aile şirketlerinde ise yeni nesil 5 yaşından itibaren şirkette çalıştırılıyor. 

TEKNOLOJİ DÜŞKÜNLERİ 

Türkiye’nin önde gelen gruplarının ikinci ve üçüncü kuşak temsilcilerinin hem yönetim hem kişisel özellikleri kendilerinden önceki nesle benzemiyor. Bu nedenle iş hayatında ebeveynleri ile kendileri arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Start up’larla yakından ilgilenen ve yeni kurulan girişimlere yatırım yapmaktan çekinmeyen yeni kuşak iş insanları tam bir teknoloji düşkünü… Kendilerinden önceki nesle göre teknolojiye daha fazla önem veriyorlar. Kalyon Holding’in İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu, ikinci kuşak temsilcisi, mimar Mehmet Kalyoncu, kendisiyle babası ve amcası arasındaki en önemli 3 fark arasında, ilk sırada teknoloji kullanımını sayıyor. Harvard Üniversitesi’nde müzakere, Babson’da girişimcilik ve Tufts Üniversitesi’nde kurumsal diploması eğitimleri alan, grupta ise gayrimenkul işleriyle ilgilenen Kalyoncu, 2’nci ve 3’üncü kuşağın aile şirketinde etkin görev almasıyla teknoloji kullanımının arttığını söylüyor. “Biz gençler olarak birinci kuşağa göre çok daha fazla teknoloji kullanıyoruz” diyen Kalyoncu, holdingin dijital dönüşümünde yeni neslin daha aktif görev almaya başladığı 2011’de başlandığını anlatıyor. Kalyoncu, “O tarihten sonra bütün projelerimizde ERP programı olarak SAP kullanmaya başladık. Bugün bunun neticelerini alıyoruz ve teknolojiyi eskiye göre daha etkin kullanıyoruz” diyor. 

MOBİL ÇALIŞMA ALIŞKANLIĞI

İş hayatında teknolojiyi daha fazla kullanan yeni kuşak üyelerinin bir bölümü, ofise bağlı kalmaktansa mobil çalışmayı tercih ediyor. Uzun seyahatler yerine teknolojiden yararlanıp toplantıları online yapıyorlar. Babson College İşletme Bölümü mezunu olan, girişimcilik ve pazarlama dallarında çift yan dal yapan Dardanel’in ikinci kuşağı Ayşe Önen de iş dünyasında eski kuşağın ofis ortamına çok bağlı olduğunu, buna karşın yeni neslin mobil çalışmayı tercih ettiğini söylüyor. Bir yıldır grubun ithalat ve dış ticaret bölümünden sorumlu olan Önen, babası Niyazi Önen ile kendi arasındaki yönetim ve iş yapış farklılıkları için şunları söylüyor: “Eski neslin fiziksel ofis ortamına çok daha bağlı olduğunu görüyorum. Oysa biz mobil çalışmaya daha sıcak bakıyoruz. Teknolojiyle aramızın iyi olması da mobil çalışma için ihtiyaç duyduğumuz iletişim ayağımızı hem kolaylaştırıyor hem de güçlendiriyor.” İnci Holding’in yeni kuşak temsilcisi ve yönetim kurulu başkanı Neşe Gök de eski kuşakla arasındaki en önemli farkın teknoloji sayesinde ofise bağlı kalmamak olduğunu belirtiyor. 10 yıldır İnci Holding’de çalışan, son bir yıldır başkanlık yapan Gök, “Artık cep telefonları sayesinde her yerden birbirimize ulaşabiliyoruz. Bu nedenle iş yapmak için işe gitmemiz şart değil” diye konuşuyor. İŞ, HAYATIN MERKEZİNDE DEĞİL Y kuşağı çalışanlarda olduğu gibi yeni kuşak, ebeveynlerinin aksine işi hayatın merkezine koymuyor. Bunlardan biri de Türkiye’nin en büyük havlu ihracatçısı olan Bursalı Grup’un üçüncü kuşağı Alper Bursalı. İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Bölümü’nden mezun olduktan sonra ABD’de Fashion Institute Of Technology’de tekstil gelişimi ve pazarlaması okuyan Bursalı, şirketlerde yeni ile eski kuşak patronlar arasındaki en dikkat çekici farkın çalışma şekli olduğunu belirtiyor. Bursalı, Y kuşağının yüzde 96’sının, iş yaşantısında aktif şekilde mobil cihaz kullandığını, yüzde 50’sinin ise internete mobil cihazlardan eriştiğini belirterek, bunun yeni nesilde mobil çalışma kültürünü yaygınlaştırdığını söylüyor ve şunları ekliyor: “Esnek iş yapış modelinde, yeni nesil daha çözüm odaklı ve bilgiye hızlı şekilde ulaşan, daha yenilikçi, yaratıcı, girişimci, enerjik ve heyecanlı bir profil çiziyor.” Yeni kuşak patronların eskilerin aksine işi hayatın merkezine koymadığını da belirten Bursalı, buna karşın kendilerinden önceki kuşağın teknoloji kullanımında katı bir tutum sergilediğini anlatıyor. Bursalı, “Babam ve onun kuşağı iş hayatında ve yönetimde disiplinli, çalışkan, başarı odaklı ve kanaatkâr bir yapıya sahip. Ancak daha kuralcı oldukları için yeniliklere daha zor adapte oluyorlar” diyor. 

ESKİ KUŞAĞIN VAZGEÇİLMEZİ!

Dünyanın en büyük 3’üncü otomotiv yedek parça üreticisinden biri olan Aktaş Holding’in ikinci kuşak temsilcisi ve başkan vekili R. Serkan Aktaş, önceki kuşağın dijital dönüşüme karşı daha katı bir tutum sergilediğini belirterek ‘mobil’ odaklı iş yapış modellerinin daha çok yeni jenerasyon tarafından tercih edildiğini söylüyor. Aktaş, “Eski kuşak ise işe gidişgeliş ve zamanlama gibi konularda, çok daha disiplinli davranıyor ve geçmişten bu yana süregelen alışkanlıklardan kopamıyor. İşleri doğrudan iletişim yoluyla halletmeye çalışmayı sürdürüyor” diyor. Aktaş, babasını ve onun jenerasyonunu toplumsal konularda daha duyarlı bulduğunu söylüyor. Aktaş, kendinden önceki neslin iş motivasyonunu ise kendisine göre daha yüksek bulduğunu itiraf ediyor. Kuşaklar arası iş yapış tarzı farklılıkları Özyurtlar Holding’de de kendini hissettiriyor. “Babam Tamer Özyurt ilkokul mezunu. O bir alaylı. Bense hem alaylı hem de eğitimli birisi olarak, şirketimizi çok daha iyi yerlere götürmeyi hedefliyorum” diyen Özyurtlar Holding’in veliahtı Alper Özyurt şöyle konuşuyor: “İş hayatında yabancı dil ve teknoloji kullanımı konusunda kendi kuşağımı ebeveynlerimize göre çok daha iyi buluyorum. Yabancı alıcılarla iletişime geçtiğimde teknolojiyi de entegre ederek hareket ediyorum. Bu nedenle iş yapış şeklim çok hızlı. Babama göre çok daha çabuk iş sonuçlandırabiliyorum.” 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.