"Tehlikeli büyüme"

Büyüme tüm şirketlerin hedefi...Ancak, büyümenin getirdiği "hastalıklar" da var

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Tehlikeli büyüme

 

1-BÜROKRASİ HIZ KESİYOR

Dev şirketler için en kronik büyüme hastalıklarından biri bürokrasi. Bürokrasi, sadece hantallaşma değil maliyet artışı da yaratıyor. Yapılan araştırmalar, bir kişiyle yapılacak işin 10 kişi tarafından yapılmasının şirkete ortalama 3-4 katlık bir maliyet artışı  getirdiğini ortaya koyuyor. Kimi şirketlerde ise yöneticiler, toplam zamanlarının yüzde 80’ini bürokrasiyi azaltmak için kullanıyor. Bu nedenle çoğu, “bürokrasi tuzağına” karşı önlem almak için harekete geçmiş durumda. Örneğin, Google’da yöneticilerin görevi sadece fikir toplamaktan ibaret. GE, Jack Welch önderliğinde başlattığı “bürokrasiden kurtulmuş” yapısını sürdürmek için kendini sürekli yeniliyor. Süreçleri kısaltmak için çalışıyor. İş dünyasının önemli danışmanlarından bir isim, Türkiye’nin en büyük özel kuruluşu Koç Holding’in de bu hastalıktan muzdarip olduğunu söylüyor. “Koç’ta bürokrasi birçok kararın hayata geçmesini zorlaştırıyor. Grup, fırsatları yakalama konusunda bu nedenle bazen gecikebiliyor” diye konuşuyor. Bazı şirketler de teknolojiyle bürokrasiden kurtulmaya çalışıyor. BSH bu örneklerden biri... BSH CEO’su Norbert Klein, teknoloji sayesinde 10 yıl öncesine göre çok daha az raporlama yaptıklarını söylüyor. Ünlü yönetim ve liderlik gurusu Ram Charan’ın ise bürokrasiyi aşmak isteyen şirketlere basit bir çözüm önerisi var. Şirkette herkesin CEO’ya rapor vermeye çalışmasının anlamsız olduğunu söyleyen Charan’a göre bunun için ara kademeler olması gerekli. Her kademenin kendi yapısı olduğunu kabul etmek de oldukça faydalı. Charan, “Sonuçta yöneticilerden bazıları kontrol etmeyi bazıları ise delege etmeyi seviyor. Bunu kabul edip her kademenin liderine göre bir yapısı olmasına özen göstermek gerekiyor” diye konuşuyor

2-TOPLANTI SÜRELERİNE DİKKAT!

Dünyanın en önemli yönetim danışmanlarından Michael Doyle’un 1976 yılında yazdığı kitabı “How to Make Meetings Work” (Toplantılar Nasıl  İşe Yarar Hale Gelir), dönemin klasikleri arasına girmişti. Doyle, ABD’de o dönemde her gün 11 milyon toplantı gerçekleştirildiğini ve yöneticilerin zamanlarının yüzde 50’sini bu toplantılarda geçirdiğini söylüyordu. Aradan neredeyse 40 yıl geçti. Toplantılar hala herkesin korkulu rüyası. Hatta birçok yönetici, toplantılarda uzayan tartışmalardan şikayetçi. Türkiye’de ortalama toplantı sayısı, günde 2 ila 5 arasında değişiyor. Dünyada ise büyük ölçekli şirketlerde aylık toplantıların bu aralıklarda gerçekleşmesi dikkat çekici… Dünyaca ünlü yönetim danışmanı Larry Farrell, kurumsal toplantıların uzunluğundan şikayetçi olanlara toplantı salonlarından sandalyeleri kaldırmaları gibi ilginç bir tavsiyede bulunuyor. Farrell, “Bu şekilde toplantılarda kararlar 3 saat yerine 3 dakikada alınmaya başlayabiliyor” diye konuşuyor. HP Genel Müdürü Serdar Urçar ise “Ne yazık ki biz de HP’de toplantılara önemli oranda zaman ayırma girdabından kurtulamıyoruz” diyerek bu konuda sıkıntıları olduğunu itiraf ediyor. Zamanının yüzde 35-40’ını toplantılara ayırdığını söylüyor. Son yılların en hızlı büyüyen şirketlerinden Tema Mağazacılık da büyüme sürecinde uzun süren resmi toplantıların artışından şikayetçi. Tema Mağazacılık Yönetim Kurulu Üyesi Pürlen Dizdar, bu nedenle şirket yönetimi olarak toplantıları artık toplantı odaları yerine telefon ya da ayaküstü yapılan kısa görüşmelerle yapmayı tercih ettiklerini söylüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz