Yeni güç nereden gelecek?

Para ve otorite, her zaman gücün temel kriteri oldu. Ancak bugün gücü şekillendiren kitleleri etkileme yeteneği, yenilikçilik gibi başka kavramlar da var.

1.09.2010 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni güç nereden gelecek?

Etkinliğin yanında Türkiye gibi bir ülkede istihdam yaratabilmek gücün bir diğer önemli unsuru. Türkiye’nin en büyük iki kuruluşunun başındaki patronlar da asıl güçlerini buradan alıyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 71 bin 221, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da 55 bin 200 kişilik çalışan ordusuyla iş dünyasında birçok patrona kıyasla çok daha hassas bir gücü elinde tutuyor.

HÜKÜMETE YAKINLIK

Son yıllarda güç dengelerinin değişmesinde hükümetle yakın ilişkiler önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle gücün yeni tanımında hükümetle ilişkileri iyi tutmak da var. Tabii bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. “Hükümetle yakın ilişkiler gücün kaynağını oluşturur” diyen dünyanın bir numaralı yönetim uzmanlarından Michigan Üniversitesi Profesörü Dave Ulrich, dünyayı yöneten siyasi güç odaklarının yakınında olmanın hem kaynaklara ulaşmayı mümkün kıldığını hem ülke politikalarının oluşturulmasında söz sahibi olabilmeyi beraberinde getirdiğini söylüyor. “Hükümetle iyi ilişkiler kurabilenler, daha fazla bilgiye sahip olur. İş dünyasında bu güçlerinin fark edilmesi de onlara farklı ortamlarda daha fazla güç olarak geri döner” diye konuşuyor.
Reform Kurumsal Danışmanlık Ortağı Hilmi Güvenal da son dönemde hükümete yakın olmayı başaranların bir adım öne geçtiğini ifade ediyor. “Dünyanın her tarafında birçok kaptan, ancak hükümete yakın durarak gemisini kurtardı. Hükümete yakın durmanın avantajlı olduğu bir dönem yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz” diyor.
Yönetim kademelerinin yanı başında olmanın her zaman iş dünyası için önemli bir rekabet avantajı olduğunu belirten Egon Zehnder Türkiye Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, sözlerine şöyle devam ediyor: “Son dönemde özelleştirmelerin artması ve regüle sektörlerdeki rekabetin çetinleşmesi bu yakınlığın önemini artırdı.”

NAKDİ OLAN HIZLANDI

Son birkaç yılda nakdin krallığını ilan etmesi, nakit açısından iyi pozisyon alanların gücüne güç kattı. Borçla iş yapmayan, kendini finanse eden, dahası krize çok büyük yatırımlarla yakalanmayanlar krizden güçlenerek çıkarken fırsatları değerlendirme konusunda da avantajlı konuma geçti. Bu açıdan özellikle bankasını satan patronlar yükselişini sürdürdü. Kurduğu başarılı şirketlerden vazgeçmek konusunda tereddüt yaşamayan ve doğru zamanda şirketlerini nakde çevirmeyi başaran Fiba Holding’in patronu Hüsnü Özyeğin, Finansbank’ın satışından 3,1 milyar Euro elde etti. Bu nakitle yurtiçinde ve yurtdışında yeni ve kârlı şirketler kurdu. Borçla iş yapmadığı ve her zaman nakit pozisyonunu koruduğu için yeni dönemin güçlenen patronları arasında yerini alan Özyeğin, uzmanlara göre bu yönüyle gücünü daha da artıracak. Msearch Danışmanlık Genel Müdürü Ali Midillili, “O müthiş bir girişimci. Her zaman donanımlı insanlarla çalışıyor. Daha da güçlenecek” diyor.
Denizbank’ı 3,2 milyar dolara satan Zorlu Holding’in patronu Ahmet Nazif Zorlu da gücüne güç katanlar arasında. Bankacılıktan çıktıktan sonra elde ettiği parayı yıldızı parlayan sektörlerden gayrimenkul ve enerjide değerlendirmesi onu güçlüler arasında daha da üst sıralara yerleştirdi.

GÜÇ NEREDEN GELECEK?

Güç, dün olduğu gibi bugün de değişim yaşıyor. Gelecekte de güç kazandıran kriterler değişmeye devam edecek. Uzmanlara göre önümüzdeki 10 yılda gücün ana unsurları yenilikçilik, güçlü ilişkilere sahip olmak, globalleşmek ve toplum için değer yaratmak olacak.  Yönetim uzmanı Jack Trout, “İyi bir fikirle ortaya çıkıp bunu kitleleri etkileyebilecek boyutta hayata geçirmek gücü getirecek” diyor.  Peter Fisk de bağlantılar ve ilişkilerin hiç olmadığı kadar önem kazanacağını, en geniş network’e sahip olanın en etkili ve en güçlü olacağını söylüyor.
 “Çünkü sosyal, çevresel ve ekonomik konularda etkin olmak bugün olduğu gibi yarın da gücün ana kriteri olmaya devam edecek” diye konuşuyor. Fisk, sadece para kazanmanın da önemini yitireceği görüşünde. Bu konuda da şunları söylüyor: “Dünya için katma değer yaratmak, çevreye ve topluma duyarlı olmak iş insanlarına itibarın yanında sarsılmaz bir güç kazandıracak. Dünya için en büyük katma değeri yaratan, en ilham verici amaçla yola çıkan, geleceğin kazananı olmaya en yakın aday olacak.”Orsa CEO’su Salim Kadıbeşegil de “Geleceğin gücü inovasyon, insan odaklı politikalar ve gezegenin doğal varlıklarına saygı duymaktan gelecek. Toplumla bir arada olmak için sivil toplumun sesinin yankılandığı yerlerde yer alanlar gücüne güç katacak” diyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz