"Yeşil Şirket Olma Yarışı"

Yeni dönemde şirketler için artık “çevreyi sevmek” yeterli değil. “Yeşil şirket” olmanın yolu daha derin stratejilerden, ayrıntılı yaklaşımlardan geçiyor. Tüketicilerin de bu tip uygulamaları ödüll...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yeşil Şirket Olma Yarışı

Yeni dönemde şirketler için artık “çevreyi sevmek” yeterli değil. “Yeşil şirket” olmanın yolu daha derin stratejilerden, ayrıntılı yaklaşımlardan geçiyor. Tüketicilerin de bu tip uygulamaları ödüllendirmesi, kulübe katılan şirket sayısını artırıyor. Alcoa, The Dow Chemical, DuPont, Fedex, GM, IBM ve Johnson &Johnson gibi dev şirketler insanların her gün kullandığı ürünleri üretmek için temiz enerji kullanıyor. Ayrıca atıkları konusunda çok hassas davranıyor, “doğa dostu” ürünler üretiyorlar. Türkiye’de de şirketler çevreye duyarlı olmaya başladı. Yeşim Tekstil, atık su dönüşümünden yılda 1 milyon dolar tasarruf ediyor. Banvit, günde 230 ton organik atığı üretime döndürüyor. Tetra Pak, enerji tüketiminde yüzde 5, suda yüzde 15 tasarruf sağladı...

Uygunsuz Gerçek” (An Inconvenient Truth) adlı filmde küresel ısınma sorunu tüm yönleriyle ele alınıyor ve seyreden herkes gelecek nesillere “yaşanabilir bir dünya” bırakmakla sorumlu olduğunu iliklerine dek hissediyor. Bu filmde dünyamızı küresel ısınma, büyük seller ve kasırgalar, çevre kirliliği gibi tehlikelerden korumak için hemen harekete geçilmesi gerektiği vurgulanıyor. Politikacılara, şirketlere ve bireylere, bu konuda duyarlı davranma çağrısı yapılıyor. Filmi ilginç kılan ise bu konuyla ilgili bilimsel araştırma ve gerçeklerin, kendini bu konuya adamış olan ABD’nin eski başkan yardımcısı Al Gore tarafından anlatılması. Bilindiği gibi Al Gore, 2000 yılındaki seçimlerde Demokrat Parti’nin başkan adayıydı ve ABD Başkanlığı’nı kıl payı farkla George Bush’a kaptırmıştı. Sonrasında ise kendini dünyayı felaketlerden kurtarmak için yaptığı girişimlere ve küresel ısınma problemini gündemde tutmaya adadı. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde ABD’de yaşanan kasırga ve seller Kyoto Protokolü’nü imzalamayan Bush yönetimine karşı halk arasında olumsuz tepkiler oluşmasına yol açtı.

ABD yönetimi sera etkisi yaratan gazları sınırlayan Kyoto Protokolü’nü imzalamakta hala tereddütlü.… Ancak, Amerikan şirketleri çevre dostu ürünlerin daha çok sattığını fark etmiş durumda. Bu nedenle sadece “küresel ısınma” değil, petrol bağımlılığını azaltan “temiz enerjilerin kullanımı”, “hava ve su kirliliği”, “atık yönetimi” konularında özel stratejiler geliştiriyorlar.

Ayrıca, çevre dostu ürünler tasarlamak ve doğaya saygılı iş süreçleri geliştirmek için iddialı projelere yatırım yapıyorlar. Tüketiciler de tercihlerini “yeşil” şirketlerden yana kullanarak onları ödüllendiriyor. Örneğin, Amerikalı uzmanlar General Motors yerine çevre dostu olduğu için Japon otomobillerinin daha çok tercih edildiğini düşünüyor. Bu gelişme üzerine General Electric çevre dostu ürünler için yılda 1,5 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı. Amerika’nın büyük sermayelerine sahip şirketleri, yenilenebilir enerjiye 2006 yılının ilk yarısı için 958 milyon dolar yatırım yaptı. Amerika ve Avrupa’daki girişimcilere danışmanlık veren The Green Power Market Development’a üye olan şirketlerin yıllık minimum yüzde 10 oranında elektrik ihtiyaçlarını geri dönüşümlü olarak elde edeceği tahmin ediliyor.

Global Şirketler Neler Yapıyor?
Bugün sektöründe başarılı pek çok şirketin çevreye duyarlı yapıları da gözden kaçmıyor. Johnson&Johnson, DuPont, Starbucks ve IBM Amerika’nın sırasıyla en büyük kurumsal yeşil enerji alıcıları arasında bulunuyor ve bu şirketler dönüştürülebilir (renewable) enerji sertifikasına sahipler. Amerika’da 2010 yılında çevre dostu enerji kaynağı kullanımının bin megawatt’a ulaşacağı belirtiliyor. Bu oran kısıtlı kaynak kullanımı açısından “iyi bir düzey” olarak yorumlanıyor.

Avrupa’da ise British Telecom, Holcim, IKEA ve Tetra Pak güneş ve rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve üretimde kullanılması için “Green Power Market Development Group” adlı oluşum altında güçlerini birleştirdi. BP, 1998-2001 yılları arasında operasyonlarında yüzde 10 oranında emisyonu azalttı. 2004 yılında ise 350 milyon dolar değerinde, emisyonları daha da azaltmaya yönelik 5 yıllık bir program uygulamaya başladı. BP’nin solar enerjiye yaptığı yatırım ile gaz emisyonunda yıllık 1 milyon ton azalma sağlayacağı tahmin ediliyor. Amerika’nın geri dönüşümde en başarılı ilk 3 şirketi arasında olan DuPont da 1990-2010 yılları arasında emisyon oranını yüzde 65 azaltacağını açıkladı. Bu şirketlerin hepsinin ortak amacı yeni teknolojilerle hem kısıtlı kaynak kullanımına son vermek hem maliyet tasarrufu sağlamak.

Wal-Mart’ın Yeşil Yaklaşımı
Yapılan araştırmalarda dev perakende markalarının çevre konusundaki imajlarının negatif olduğu görüldü. Hatta bu imajın tüketicilerin tercihlerini bile etkilediği ortaya çıktı. İşte o devlerden biri de Wal-Mart. Şirket bu imajı ortadan kaldırmak için çevre uzmanları ve danışmanlarla çalışmaya karar verdi. Wal-Mart bu çalışmaların sonunda yenilenebilir enerji kaynaklarını yüzde 100 oranında kullanan, atıkları yeniden kullanıma sokan, sürdürülebilir ürünler üreten çevre dostu bir perakendeci oldu. Her ne kadar bu durumu ilk önce imaj yenilemek için yapmış olsa da bu daha sonra şirketin temel stratejisine dönüştü.

Wal-Mart CEO’su H.Lee Scott ışıklandırma için kullandıkları doğal ışıklandırma sistemi ile de 2002’den bu yana elektrik faturalarını da yüzde 17 azalttıklarını açıkladı. Ayrıca oyuncak ürünleri için daha az ambalaj kullanarak sevkıyat masraflarından 2,4 milyon dolar tasarruf etti.

Dünyadan Yeşil Uygulamalar
Toyota ise çevre dostu bir markayı, Prius’u yaratarak rekabet avantajı kazanan şirketlerden. Interbrand’in araştırmasına göre, Prius ile Toyota’nın marka değeri yüzde 47 artarak 28 milyar dolara ulaştı ve marka, rakiplerinin önüne geçti.

Fujitsu Siemens, binasında 3 ayrı “dönüşüm merkezi” kurdu. Ofislerdeki atıkların burada uygun bir şekilde değerlendirilmesini sağlıyor. Ayrıca çalışanlar da evlerindeki kağıt, pil gibi atıkları şirkete getiriyor ve bu merkeze bırakıyor. Dolayısıyla şirket çalışanlarını da çevreci yapmış oldu. Nokia toksik üretime son verdi. Dell eski donanımlarını toplatıp tekrar kullanıyor. Matsushita Elektrik, yüzde 96 oranında toksik atıklardan arındı.

Bu nedenle bu şirketler dünyada çevreye en duyarlı ve saygı gören şirketler olarak tanımlanıyor. Türkiye’de de özellikle son 10 yıldır şirketler önce sosyal sorumluluk, ardından kurumsal itibar için çevreye duyarlı olmaya başladılar. Türkiye’nin yerli ve çokuluslu pek çok şirketi “yeşil şirket” olarak anılmak ve yaşadıkları dünyayı korumak adına çalışmalarını sürdürüyorlar.

Tetra Pak Enerjiden Tasarruf Ediyor
Tetra Pak, Türkiye’de geri dönüşümlü içecek ambalajı üretmeye başladı ve böylece çevreye duyarlılık konusunda önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Tetra Pak, üretiminde hammadde olarak yüzde 75 oranında kağıt kullanıyor. Kağıdın hammaddesi ise ormanlardan sağlanıyor. Şirket faaliyetlerinin sürdürülebilir olabilmesi için üretim proseslerinde çeşitli teknikler uyguluyor. Tetra Pak Türkiye Çevre Genel Müdürü Ferid Ekmekçioğlu, şirketin tasarımdan geri dönüşüme uzanan tüm faaliyetlerinin bir “yaşam döngüsü” içinde konumlandırılmaya çalışıldığını belirtiyor. Amaç, ürünlerin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerini en aza indirmek. Tetra Pak’ın İzmir’deki ve Türkiye dışındaki tüm üretim tesislerinde, dünyaca kabul görmüş ISO 14001 çevre yönetim sistemi uygulanıyor. Şirket faaliyetlerinin çevre üzerindeki olumsuz etkisini gidermek için gerçekleştirdiği uygulamalarda önemli tasarruflar da sağlıyor. Örneğin, 2002-2005 yılları arasında ambalaj üretimleri yüzde 17 oranında artarken, enerji tüketimi sadece yüzde 1 oranında artış gösterdi. Yani elektrik tüketiminde yüzde 5, su tüketiminde ise yüzde 15 azalma sağlandı. Ekmekçioğlu, “Tüm bunlarla birlikte çevreci yaklaşımımız kuruluşumuza değeri para ile ölçülemez bir değer, kurumsal itibar kazandırıyor. Çevreci ürünlerimiz ve sürdürülebilirlik politikalarımız, sektörümüzün bize duyduğu güvenin artmasına katkı sağlıyor” diyor.

Ülker, Çevre İçin Neler Yapıyor?
Ülker Grubu şirketlerinden Polinas, Türkiye’de ilk defa doğada yok olan biobozunur plastik ambalaj film üretimi gerçekleştirerek çevre kirliliğini önleyecek önemli bir adım attı. Ambalaj filmleri toprakla temas ettiği anda kimyasal reaksiyona girerek 4 ay ile 2 yıl arasında değişen süreler içinde parçalanıyor ve ekosisteme karışıyor. Özellikle İngiltere ve Almanya, doğada yok olmayan plastik ambalajların toplanması için çok yüksek vergiler koyarak biobozunur ambalajlara geçişi hızlandırmaya çalışıyor.

Grubun bir diğer şirketi olan ve mukavva kutu üretimi gerçekleştiren Tire Kutsan’ın çevreye katkısı ise, ürünlerinin tamamını atık kağıtları işleyerek sağlaması. Tire Kutsan, bu yaklaşımı ile doğal kaynakların korunmasına, atık miktarının ciddi oranlarda azalmasına ve enerji tasarrufu sağlayarak ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Öyle ki 1 ton kullanılmış kağıdın geri kazanılması ile 17 ağaç kurtarılıyor ve 4 bin 100 kilovat/saat enerji tasarruf ediliyor. Bu miktar bir ailenin bir yılda kullandığı elektrik enerjisine eşdeğer olarak gösteriliyor.

Yeşim’in “Yeşil Stratejisi”
Yeşim Tekstil, üretim yaparken insan sağlığına zarar vermeyen “Öko-Text” belgeli ürünler kullanıyor. Ayrıca atıklarını kendi bünyesinde yaptırdığı arıtma tesisinde arıtarak belediyenin kanalizasyonuna gönderiyor. Yeşim Tekstil’in arıtma tesisi günlük 10 ton su arıtma kapasitesine sahip ve sektördeki en büyük arıtma tesislerinden biri.…Şirket, katı atıklarını da ayrı ayrı toplayıp geri dönüşüme göndererek, hem çevreye hem ekonomiye katkı sağlıyor. Yeşim Tekstil aynı zamanda organik pamuk, bambu ve soyadan elde edilen ipliklerle, müşterilerine doğa dostu kumaşlar üretmeye de başladı. Tarımdan sonra tekstil sektöründe de organik üretimin önem kazandığı bugün, Yeşim bilgi ve teknolojisini bu yönde kullanarak “doğa dostu” kumaşlar üretiyor. Bu doğal ipliklerden örülmüş kumaşların yüzde 100 geri dönüşümü gerçekleştirilebiliyor. Bu kumaşların en büyük alıcıları arasında Nike ve Gap gibi önemli markalar var. Ayrıca, geçen yıl bünyelerinde uygulamaya başladıkları “Boyahane Atıksuyundan Isı Geri Kazanım Projesi” de atık suyu maddi bir değere dönüştürdü. Bu proje ile atık suyun birtakım işlemlerden geçirilip yeniden kullanılması sağlanıyor. Böylece Yeşim Tekstil yıllık ortalama 1 milyon dolar tasarruf etmeyi başardı.

Doğal Hayatın Garantisi Olan Banka
Çevreye duyarlılık sadece imalat sanayi şirketleri için değil perakende, finans gibi hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda oyuncu için de önemli bir değer. Örneğin Garanti Bankası, WWF Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ana sponsoru ve Türkiye'nin doğasının korunması ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik çalışmalarını destekliyor. Banka, kendi bünyesinde bu amaç doğrultusunda ürünler de geliştiriyor. Garanti Bankası’nın “Çevreye duyarlı Bonus Card” projesi buna örnek verilebilecek bir ürün. Garanti Bankası, bu kart ile doğanın korunmasına destek olmak isteyen müşterilerinin isteklerini gerçekleştirmelerine de aracı oluyor. Bu kartın yapımında mümkün olan en az seviyede PVC kullanılıyor. Böylece kartın kısa zamanda doğada yok olması sağlanıyor. Ayrıca “duyarlı Bonus”un iletişiminde kullanılan zarf, mektup ve broşürler gibi tüm basılı malzemeler de geri dönüşümlü kağıttan üretiliyor. Hesap ekstrelerinin sadece e-posta ile gönderilmesi de kağıt tasarrufu sağlayan bir başka uygulama. Çevreye duyarlı Bonus Card, kart kullanıcılarının harcama tutarına ve kart çeşidine göre kazandıkları bonusun yüzde 10’u ile 30’u arasında WWF Türkiye’ye katkıda bulunmalarına imkan veriyor.

4 Farklı Sektörden 4 Şirketin Yeşil Uygulamalarının Öyküsü

Metro, Topraktan Enerji Üretecek
 Metro Group Türkiye Temsilcisi Nurdan Tümbek Tekeoğlu, şirketin çevre dostu farklı bir uygulamasını şöyle anlatıyor: “Ümraniye’de yapımını sürdürdüğümüz M1 Meydan Alışveriş Merkezi’nde Türkiye’de bir ilki gerçekleştireceğiz. Burada ısıtma ve soğutma işlemleri için topraktan elde ettiğimiz enerjiyi kullanacağız. Bu sistem belki diğer sistemlere nazaran yüzde 20 ila 30 arasında pahalı ama uzun dönemde kârlılığı maksimum seviyede olacak bir yatırım. Bu sistem sayesinde kiracılarımız enerjiye çok cüzi bedeller ödeyecek.”

Banvit’den 11 Milyon Dolar Yatırım
 Banvit Genel Müdürü Ömer Görener, şirketin atık yönetimine verdiği önemi şöyle ifade ediyor: “Kaynakların etkin kullanımı, üretim süreçlerinde geri dönüşüm ve çevrenin korunması için merkezi bir sistem yarattık. Bu sisteme göre, üretimden çıkan tüm organik atıkları yem olarak işleyen ve biyolojik arıtma yapan atık değerlendirme merkezinin maliyeti 11 milyon doları buldu. Organik atıkları rendering tesislerde işliyoruz. Bu şekilde tesislerde günde 230 ton organik atığı işleyerek üretime döndürebiliyoruz.”

Bsh, Su Tüketimini Yüzde 50 Azalttı
 BSH Kurumsal İletişim Müdürü Fatmanur Erdoğan, su tasarrufu ile ilgili yürüttükleri bir uygulamayı şöyle anlatıyor: “Su tüketimini azaltan metotları geliştirmek Türkiye için önemli. Bu sorumluluğu hem bireysel hem kurumsal olarak üstlenmeliyiz. Biz BSH olarak çamaşır makinesi fabrikamızda gerçekleştirdiğimiz tasarruf projesiyle, sirkülasyon sisteminde yaptığımız bir geliştirme sayesinde ürün başına tüketilen su miktarını yüzde 50 oranında azalttık.”

Orka Group, Ekoteks 100 Aldı
Orka Group da üretim sürecinde ve ürünlerinde çevreci yaklaşımı son 5-6 yıldır ciddi anlamda benimsemiş durumda. Damat-Tween-ADV markalı ürünler “Ekoteks 100 Standart Etiketi”ni almaya hak kazandı. “Ekoteks 100 Standart Etiketi” taşıyan ürünlerin en önemli özelliği tekstil ürünlerinin üretiminde kullanılan ve insan sağlığına zarar vermesi muhtemel kimyasal maddeler açısından zararsız olduğunun tespit edilmiş olması.

Nuri Otay / Ford Motor Company Köln Üretim Tesisleri Direktörü

Ford, Çevreye Duyarlı Uygulamaları Nasıl Geliştiriyor?

Doğalgaz Kullanıyoruz
 Isınma ve proses amaçlı yakıt olarak doğalgaz kullanıyoruz. Bunun yapılan ölçümlerde yasal olarak belirlenen limitlerin çok altında emisyon verdiği ortaya çıktı. Kocaeli tesislerimizde otomotiv fabrikalarının boya atölyelerinden kaynaklanan ve hava kirliliğinin en önemli sebeplerinden olan uçucu organik bileşiklerini (VOC-volatile organic compounds) azaltmak için su bazlı boya kullandık. Atık gazı yakıyoruz buradan çıkan enerjiyi de tekrar fırınlarda kullanarak enerji tasarrufu sağlıyoruz.

Hedef Az Atık Ve Geri Kazanım
Atıkların geri kazanımı ve kaynağında azaltılması konusunda birçok çalışmamız devam ediyor. Bu çalışmalar atölyelerde 8-10 kişilik işçi gruplarından oluşan “çalışma grubu”ndan çıkan öneriler değerlendirilerek sürdürülüyor. Böylece çalışanların çevresel çalışmalara doğrudan katkısı sağlanmış oluyor ve her çalışanımıza atık yönetim bilincini benimsetiyoruz.

Transit’te Geri Dönüşüm Yüzde 85
 Ford Transit araçlarının geri dönüşüm oranı yüzde 85’in üzerindedir. ‘End of Life Vehicle’ (ELV) direktifi çerçevesinde bu oranın artırılması için çalışmalara devam ediyoruz. Kullanılan tüm kimyasal malzemeler Ford’un yayınladığı ‘Kısıtlı Malzemeler Yönetim Standartları’na göre seçiliyor. Bu standart, çevreye en az zarar veren kimyasalların kullanımı prensibini içeriyor. Ürünün kullanımı sonrasında veya bakımı sırasında oluşabilecek çevresel etkileri azaltmak için Ford servis ve bayilerine bilgilendirme eğitimleri de veriyoruz.

Atık Yönetimi Maliyeti Azaltıyor
 Tehlikeli atık bertarafı ülkemizde Avrupa ülkelerinin birim maliyetlerinin çok üzerinde. Dolayısıyla atık yönetimi sayesinde yapılan iyileştirmeler oldukça ciddi maliyet azalması sağlıyor. Tüketicilere ürünler ve üretim proseslerindeki çevresel uygulamaları aktarmak amacıyla 2 senelik periyotları içeren “Çevre Faaliyet Raporu” yayınlıyoruz.

Prof. Vasanthakumar N. Bhat / The Green Corporatıon Adlı Kitabın Yazarı / Pace Üniversitesi

Yeşil Şirketler Kârı Nasıl Artırır?

Emisyonu Azaltan Değerini Yükseltir
 Araştırmamda 250 şirketi inceledim. İncelemelerimin sonucunda, emisyon oranlarını yüzde 1 azaltan şirketlerin, pazarda hisse değerlerini yüzde 1,5 artırdığını gördüm. Eğer aynı analizi kârı ölçmek için yaparsak, emisyon oranlarında yüzde 1 azalma kâr marjını yüzde 5 artırıyor.

Bp Gerçekten Yeşil mi?
 Birçok iş dergisinde şirketler çevreye verdikleri performanslar ile değerlendiriliyor. Örneğin BP, en yeşil şirket olarak değerlendirilir. Ancak bir güvenlik hatası ile Texas’ta rafinerisi patladı ve 15 işçinin ölmesine, 180’inin de yaralanmasına neden oldu. Yani bu değerlendirmeler doğru olabildiği kadar yanlış da olabiliyor.

En Çok Hangisi Kirletiyor?
 Aslında en iyi veya en kötü yeşil şirket diye bir ayrım yok. Biz şirketlerin çevreye verdikleri zararları endüstrilerine göre değerlendiriyoruz. Kimya, metal, kağıt, plastik, petrol ve mobilya birbirlerinden çok farklı sektörler. Dolayısıyla her birinin çevreye verdiği zarar da aynı oranda olmuyor. Ama saydığım sektörler çevreyi en çok kirleten sektörler. Bu demek değil ki, diğer sektörler çok çevreci. Örneğin Microsoft şirket olarak çevreyi diğerleri kadar kirletmiyor ancak ürettiği yazılım ve yeni işletim sistemleri, bilgisayarları çevreye zararlı hale getiriyor.

Üretim Sisteminizi Değiştirin
 Şirketlerin çevreye duyarlı olabilmeleri için iki seçenek var. Ya atıkları temizleyecekler ya da sistemlerini değiştirecekler. Eğer şirketler atıklardan kurtulmaya çalışırlarsa bu onlara çok pahalıya mal olur. Bu tip şirketler uzun vadede rekabet avantajını kaybederler. Ama üretim sistemlerini değiştirerek üretim yaparlarsa o zaman daha az çevre kirliliğine neden olurlar. Bu da maliyetlerini düşürür.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz