Yoldan çıkmış kapitalizm

Kapitalizmin başı bugün birtakım aşırılıklarla dertte. Onu tekrar rayına sokmak için "denetimsizlik etkilerinin" dizginlenmesi gerekiyor.

1.03.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yoldan çıkmış kapitalizm


Ülke içinde ülke için inovasyon yapmak.
Eski GE asla en müthiş ürün fikirlerinin eskiden iş yaptığı en az gelişmiş ortamlard
a bulunabileceğine ve geliştirilebileceğine inanmazdı. Başkan Jeff Immelt, "Ülke içinde, ülke için" inovasyon yapılmasını destekleyecek kurumsal bir fon kurduğunda bu bakış açısı değişmişti. Hindistan'da yeni MACi'yi geliştiren aynı mühendisler daha önce ABD'de tasarlanan ve global boyutta satılacak ürünlerin iyileştirilmesi üzerinde çalışmıştı; işte onların vizyonunu açan bu makinelerdi. Onlar yerel pazarların sınırlamalarını çok iyi kavramıştı. MACi bugün bir kırsal klinikten bir başka kırsal kliniğe tozlu ve çukurlu yollarda bir motosiklet üzerinde bile taşınabiliyor. Bu kliniklerdeki elektrik enerjisine de en iyi ihtimalle güvenilmez denilebilir. Yapılan testler için kesilebilecek fatura miktarı göz önüne alındığında doktorlar için 5 bin dolardan pahalı bir makineyi satın almanın ne kadar zor olduğu anlaşılabilir.
Burada icat edilmedi.
Bu gibi sınırlamalar altında tasarım yapmak geleneksel "GE tarzı"ndan bir bakıma feragat etmek anlamına geliyordu. Normal şartlarda yeni bir ürünün her bir parçası şirket içinde geliştirilirdi. Ancak MACi ekibi zamandan ve paradan tasarruf etmek için Hindistan Demiryolları tarafından kullanılan bir yazıcıyı yolcu biletlerini basmak için yeniden konumlandırdı. Bu yeni yaklaşımın gerçekten GE'ye daha fazla değer kattığını düşünmemizi sağlayan ne? Bu tasarım ekibinin bir üyesi olan Oswin Varghese gelişmiş piyasalardaki ürünleri orasından burasından çimdikleyerek kendi memleketlerine uygun hale getirecek dönüştürücü çözümler yaratırken kendi meslektaşlarında ne türden pozitif değişiklikler gördüğünü şöyle anlatıyor: "Ortada bir tutku vardı, çünkü gelişmiş bir piyasada mevcut en iyi şeyi alıyorduk ve onu makul bir fiyattan Hindistan ve diğer gelişmekte olan piyasalara sunuyorduk." Çalışanların bir hayli yer değiştirebilir olduğu bir çağda insanlar yaptıkları işin bir anlamı olmasını istiyor. GE'nin yeni stratejisi de bu şirketin en mükemmel yetenekleri cezbetmesine yardımcı oluyor.

Sermayenin getirisi takıntısı

ABD'li kurumlarda bugün sorulması gereken şunlardan daha faydalı sorular yoktur: "Bunun neresinde ROE var? Sosyal medya harcamaları, sağlık kontrolleri, daha iyi çalışma koşulları, rüşvet alanı olan denizaşırı yerlerin elenmesi... Bugün bunların hepsi sermayenin getirisinden kaynaklanan zorlukların tehdidi altındadır. Tersten söylemek gerekirse piyasa neden sigara tiryakisi? ROE buradaki araçları haklı göstermektedir. Peki bu kriter nasıl olup da sadece yatırım kararlarında değil ama aynı zamanda şirketlerde ve bugün de politik kültürümüzde bu kadar etkili hale geldi? Çünkü bir yüzyıl önce özsermayeden elde edilen her damla getirinin önemi çok büyüktü. Endüstri devrimi yoluna devam ettikçe toplum da orta sınıfa lüks ürünler sunan kitlesel üretiminden kaynaklanan devasa faydaların tadını çıkarmakla meşguldü. Tıpkı elektronik ticaretin daha sonra şirketleri dönüştürmesi gibi kitlesel üretim de bir endüstriden diğerine atlıyordu. Oysa web sitelerinin aksine fabrikalar sermaye yoğun şirketlerdi. Bu devrim o dönemde kıt bulunur bir varlık olan sermayenin üzerinde yükselmişti. Bugün hangi yöneticiye sorarsanız sorun size sermayenin tahsisinin sermayenin getirisine göre yapılmasının en iyi sonucu vereceğini söyler. Bu aslında ROE'nin tıpkı bugün olduğu gibi insanların refahına uygun genel bir ticari hedef, yani bir iş meselesi olduğu anlamına gelmez. Ancak o zamanlar sermayenin bu hedef çerçevesinde tahsis edilmesinden doğan fırsatlar devasaydı. Dişi tavus kuşu rolünü oynayan ve hangi kurumların bir sonraki nesillere kadar yaşayabileceğine karar veren yatırımcıların, finansal eşleriyle ilgili tercihlerini hızlı bir şekilde ve objektif olarak tartabileceği bir temsili değişkene ihtiyacı vardı ve burada ROE çok işe yarıyordu. Böylece bugün yatırımcıların beklentilerini karşılayan çeyrek dönemlik gelir denilen çılgınlığa neden olan bu geri besleme döngüsü doğmuştu. General Motors'un finansal sıkıntılara girdiği ve DuPont'un bu şirkette önemli bir hissedar haline geldiği 1917 yılında bu geri besleme çıgınlığı yeni bir seviyeye yükselmişti. GM, Du-Pont'un vernikleri, boyaları, suni derileri ve diğer ürünleri için önemli bir kanal sunuyordu ve Pierre du Pont, GM icra kuruluna girmişti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz