Yüksek kolesterol alarmı

Şirketlerin yüzde 72’si “yüksek kolesterol” yani “değişime direnç” sorunuyla karşı karşıya...

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yüksek kolesterol alarmı

Yani hızla büyürken ve kârlılıkları yükselirken bir yandan da kolesterollerinin yükseldiğini fark etmiyorlar. Halbuki dış ortam, bütçe rakamları gerektirmese dahi organizasyonun içindeki insani dinamikler sürekli olarak değiştiğinden şirketin sağlığını koruyabilmesi için yenilenmesi şart. Tabii bunun için değişimin ne zaman gerektiğini bilmek gerekiyor.

TÜRKİYE'DE HASTALIK YAYGIN MI?
Biz de şirketlerdeki değişim ihtiyacını ölçmek için kullanılan “Kurumsal kolesterol anketini”, Türkiye’deki 150 büyük şirketin CEO’larına uyguladık. Ortaya çıkan sonuç, Türk şirketlerinin yüzde 72’sinin yüksek kolestrol sorunu yaşadığını gösteriyor.

Anketin sonuçlarına göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 63’ü değişimi gerçekleştirmek için mükemmel bir noktada. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 9’u ise değişim yapmak için geç kalmış durumda ve köklü değişikliklere ihtiyacı var. Ankete katılan liderlerin yüzde 28’i ise şirketlerinin, “Son derece dinamik ve henüz hiçbir değişikliğe” ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Kolesterolü yükselten, şirketleri gündemdeki gelişmeleri yakalamaktan alıkoyan çok çeşitli faktörler var. Bu etkenlerin en önemlileri ise şöyle sıralanıyor: “Şirket içinde iletişim ve işbirliğinin kalitesi, yeniliklere uyum kapasitesi, yeni kaynaklar keşfetme yeteneği ve gruplar arası güç dengesi gibi konulardaki aşınmalar.”

İLETİŞİMDE KIRILGANLIK VAR
Kurumların damarlarını tıkayan, nefesini kesen kolesterol sorununun yükselmesinde öncesinde baş gösteren iletişim kopukluklarının önemli rolü var. Şirketler çoğunlukla işlev, ürün, coğrafya veya pazar gibi tek bir kriter etrafında örgütlendiği için diğer alanlardaki fırsatları fark etmekte zorlanıyor. Ayrıca, giderek muhafazakarlaşan bu yapı nedeniyle şirket içindeki birimler, “silo” diye nitelendirilen, sadece kendi içinde iletişim kuran, diğer birimlerle işbirliğine kapalı odaklar haline geliyor.

Cisco Systems, benzer bir sorunla 2004 yılı öncesinde karşılaşmış ve yaptığı reorganizasyonla bunu yenmeyi başarmıştı. Cisco, 1997 ile 2001 arasında her biri farklı müşteri segmentlerine odaklanmış üç farklı iş kanalını temsil eden, üç ayrı iş birimi şeklinde örgütlenmişti. Her birimin kendine özgü pazarlama, satış ve AR-GE organizasyonları vardı. Çalışanlar çoğunlukla kendi iş birimleri içinde çalışıyor ve orada etkileşime giriyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz