İnovasyon gerçek hayata gömülecek

Cengiz Ultav’la inovasyondaki yeni trendleri, gelişmeleri ve rotayı konuştuk. İşte o sohbetin detayları...

1.08.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İnovasyon gerçek hayata gömülecek

Daha önce görev üstlendiğimiz Dünya Bankası fonları, Birleşmiş Milletler fonları gibi kaynaklar, artık TTGV’nin yönetiminde değil. Fon zenginliğini sağlayabilmek için bir taraftan dış kaynakları zorlarken diğer taraftan Türkiye içindeki atıl kaynakları hareketlendirme planları yapıyoruz.

Türkiye’de KOBI’lerin projelerini çok çeşitli kaynaklardan fonlama imkanı var. Şirketler çeşitli teşvikleri kullanabiliyor, değişik desteklerden faydalanabiliyorlar. Mümkün olduğu kadar tematik alanlarda dünya çapında pazar payına dönüşebilecek birtakım yapılanmaları, süreçleri, projeleri, ürünleri ve burada alınan inisiyatifleri destekliyoruz. Bundan sonraki dönemde dünya için fark yaratacak çalışmaları desteklemek istiyoruz. Türkiye’ye dünyadan da fon çekmeye gayret ediyoruz. Bu çerçeveden baktığınızda Türkiye’de inovasyonda ana problemi, sürdürülebilir pazar payı yaratmaya dönük talep tarafı olarak görmek mümkün.

İnovasyona talep yok mu yani?
Arz tarafında birtakım kişiler ve kurumlar düşünüyor ve diyor ki “Şu alanda bu yapılsın, bu alanda bu yapılsın.” Geçmişte bu da önemliydi ve Türkiye’yi de çok önemli noktalara getirdi. Ama artık Türkiye, gerçek pazar payları için yüksek katma değer yaratarak dünyayla rekabet etmek mecburiyetinde. Dolayısıyla böyle bir dönemde arz tarafından gelen stratejilerle inovasyonun desteklenebilmesi, şirketlerin teknoloji yoluyla katma değer elde edebilmesinin desteklenmesi o kadar kolay değil. Bu dönemde talep tarafında şekillenen açık inovasyon öneriyoruz.

Açık inovasyonun nasıl bir rolü var?
Açık inovasyon, dar çerçevenin dışına çıkarak, çok geniş bir global kitlenin katkısına açık paylaşım mekanizmalarının kurulmasını ve işbirliklerinin yönetilmesini içeriyor. Açık inovasyonda odaklanma ve işbirlikleri önemli. Odaklanma tarafında bir sacayağı görünüyor. Bunun birinci ayağı dijital sınırların zorlanması, ikincisi enerji verimliliği, üçüncüsü ise ileri malzemeler. Önümüzdeki 20 yıl içinde bu sacayağının üzerine kurulabilecek teknolojik işbirlikleri her zaman büyük katma değer ifade edecek.

Dijital sınırların zorlanması ile neyi kastediyorsunuz?
Bakıyorsunuz otomobilin içinde çok üst seviyede inovasyon ve teknoloji var. Ama ulaşımın içinde, yollarda, trafik lambalarında neredeyse hiç yok. MR gibi ileri görüntüleme cihazlarının içine gömülmüş olan dijital teknoloji, çok ileri seviyede ama önleyici tıptaki uygulamalarda hemen hemen yok gibi. GDO’lu ürünün içine gömülmüş olan teknoloji tarımda, tarlada mevcut değil. Ama buralarda da büyük bir talep var. Önümüzdeki dönemde gerçek hayatın içindeki alanlarda bilişimi, dijital ve mobil teknolojileri bir araya getiren uygulamalarla dijital sınırların zorlanacağı öngörülüyor. Bu dönemi somutluklar dönemi olarak da isimlendirenler var.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz