Büyük projeleri mümkün kılmak

Kuzey Denizi’nde bir rüzgar çiftliği olan Butendike 2015 yılında hizmete girdi...

24.04.2017 13:52:120
Paylaş Tweet Paylaş
Büyük projeleri mümkün kılmak
Büyük hatta daha büyük Gemini: Dünyanın en büyük açık deniz rüzgar çiftliklerinden biri Hollanda sahillerinden 85 kilometre uzakta inşa ediliyor. Yaklaşık 68 kilometre karelik bir alana yayılmış olan 150 adet Siemens SWT-4.0-130 türü rüzgar türbini 2017 yılından itibaren 785 bin civarında haneye elektrik sağlayacak. Projenin fiyat etiketi içerdiği teknik zorluklar kadar büyük. Gemini konsorsiyumu, inşaat maliyetinin 2,8 milyar Euro olacağını tahmin ediyor. İçinde Siemens’in de olduğu diğer yatırımcılarla dengelenen bu konsorsiyumun liderliğini ise yüzde 60’lık paya sahip olan Kanadalı Northland Power yürütüyor.

Stratejik yatırımlar
Yatırımcı listelerinde Siemens Finansal Hizmetler’in (SFS) giderek daha sık görülmesi hiç de tesadüfi değil. Bunun nedeni ise enerji tedarikçilerinin ve bankaların çoğunda bu kadar büyük miktarda sermaye sağlayabilecek kaynakların olmaması. SFS’nin toplam özsermaye yatırımının yüzde 20’sine katkıda bulunarak diğer yatırımcıların da cesaretlendirilmesini sağladığı Gemini projesinde de durum farklı değildi. 2015 yılından bu yana yaklaşık 370 bin haneye elektrik sağlayan Almanya’nın Kuzey Denizi sahillerindeki 1,3 milyar Euro’luk Butendiek rüzgar çiftliği gibi benzer bir projede de SFS’nin toplam öz sermaye yatırımı içinde yüzde 22,5 oranında bir yatırımı bulunuyor. SFS Enerji Finansmanı Global CEO’su Kirk Edelman, “Gemini, Butendiek ve diğer birkaç büyük ölçekli enerji santrali projesi SFS için oldukça önemli stratejik yatırımlardır” diyor.

Bankalar için güçlü bir sinyal
Siemens teknolojilerine sahip rüzgar çiftlikleri ve enerji santralleri SFS’nin desteği olmadan da yapılmaya devam edilse bile SFS’nin vereceği taahhüt genellikle belirleyici bir faktör oluyor. Amerika Enerji Finansmanı Kaynakları Başkan Yardımcısı Robert Haight, “Biz bir işe dahil olduğumuzda bankalara bizim bu projeye inandığımıza dair güçlü bir sinyal gönderilmiş oluyor” diyor. SFS bir projenin farklı aşamalarında işe dahil olabiliyor. Yatırımcıların bakış açısından ise bu genellikle ne kadar erken olursa o kadar iyi olur anlamına geliyor. SFS çoğu zaman geliştirme aşamasında devreye giriyor ve buradan Siemens’in o projenin teknolojisini sunacağı ve nihayetinde bu girişimin bir parçası olacağı anlaşılıyor.

Erken katılım
SFS bazen daha erken bir aşamada da işe dahil olabiliyor. Bunun bir örneği de Ohio Lordstown’da inşası süren yeni 940-megawat’lık kombine doğal gaz çevrim santrali olan Lordstown Energy Center’dır. Bu tesisin 2018 yazında hizmete girmesi bekleniyor. Siemens buradaki müşterisi olan Clean Energy Future için iki adet H-sınıfı gaz türbini, bir buhar türbini ve üç jeneratörü olan anahtar teslim bir enerji santralini kuruyor. Lordstowm aslında “bağımsız” bir enerji santrali projesi. Bir diğer ifadeyle bu proje girişimi bir enerji altyapı hizmeti şirketiyle değil ancak enerji santralini planlayan, uygun bir yer arayan, bu tesisin elektriğini satın alacak şebeke işletmecileriyle müzakereler yapan ve gerekli onayları alan bir proje geliştiriciyle ortaya çıkmış durumda.

Risklerin değerlendirilmesi
Büyük bir yatırımın karşılığını vermesini sağlayacak nakit akışının garantisi, uzun vadeli enerji tedariği sözleşmeleriyle kapsamlı uzaktan takip ve teşhis yazılımını içeren bir servis anlaşmasıyla gerçekleştirilir. Peki ortada herhangi bir risk var mı? SFS’den Edelman, “Kesinlikle var. Bazen son derece sağlam gibi görünen projelerin sonradan o kadar Kirk Edelman, SFS Enerji Finansmanı Global CEO’su. başarılı olmadığı ortaya çıkar ve bu durumdan yatırımımızın değeri etkilenir. Neyse ki bu gibi vakalarla nadiren karşılaşırız ve yatırımlarımızın geçmiş performansı bir hayli güçlü görünümde” diyor. SFS’nin önünde şu anda yığınla fırsat yatıyor. Siemens bugünlerde ABD’de iki yeni enerji santrali projesini planlamak için Lordstown geliştiricileriyle birlikte çalışıyor. SFS ayrıca Şili ve Malta’daki ithal sıvılaştırılmış doğal gazı elektriğe dönüştürecek santraller ve Orta Doğu ile Afrika’daki yeni doğal gazla çalışacak enerji santralleri projeleriyle dünyanın diğer bölgelerindeki çalışmalara da dahil oluyor.

Enerji tasarrufunda yeni model
Siemens Finansal Hizmetler aynı zamanda enerji tasarrufu performansı sözleşmelerine de katılıyor. Burada enerji tasarrufu yapılmasına olanak sağlayacak şekilde enerji altyapısı güncelleniyor ve bu güncellemenin bedeli belirli bir dönem boyunca yaratılan enerji maliyeti tasarruflarıyla geri ödeniyor. Yani her iki taraf için de bir kazan-kazan düzenlemesi oluyor ve üstelik bundan özellikle de çevre kârlı çıkıyor. SFS, örneğin New Orleans’taki Mercedes-Benz Stadyumu’nun (Superdome) enerji tasarrufu önlemlerinin maliyetini işletmeci ile yaptığı 7 milyon dolarlık bir geri ödeme sözleşmesiyle finanse etmişti. Eğer herhangi bir yılda garanti edilen enerji tasarrufu gerçekleşmezse, ileriki yıllardaki borç geri ödemeleri bu açık kalan rakama göre tekrar ayarlanabiliyor. Bu yapılandırma Louisiana eyaletinde kendi sınıfında ilk finansal proje konumunda. 41 yıllık tarihinde bugüne kadar 7 tane NFL Amerikan Futbolu Şampiyonluk Müsabakası’na ev sahipliği yapmış bu stadyumda Siemens Bina Teknolojileri, teknoloji şaheseri LED aydınlatmalar, yeni soğutma sistemleri ve bina yönetimi yazılımlarının kurulumunu yapmıştı. Bu stadyumun işletmecisi Louisiana Stadium and Exposition District’in enerji ve faaliyet giderlerinden on yıl boyunca tahminen 6,5 milyon dolar tasarruf etmesi bekleniyor. Nitekim SFS’nin finansman modelleri enerji tasarrufunun da ötesine geçerek enerjinin sürdürülebilirliğine de önemli katkılarda bulunuyor. Kuzey Amerika Siemens Bina Teknolojileri Başkanı Dave Hopping, “Bizim hayata geçirdiğimiz güncellemeler sayesinde Superdome, futbol fanatiklerine çok daha yeşil, güvenli ve konforlu bir deneyim yaşatıyor” diyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz