Bitcoin facia olabilir mi?

Kripto paranın, devletin para arzını manipüle edemediği ve piyasa rekabetinin insanların kullandığı para birimlerini belirlediği bir sistem vaadi var...

1 MAYIS, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Bitcoin facia olabilir mi?

Twitter’ın kurucularından ve Square’in yönetim kurulu başkanı Jack Dorsey, bu yılın başlarında bitcoin’in 10 yıl içinde dünyanın “tek para birimi” haline geleceğini söyledi. Dorsey’in yorumundaki en çarpıcı nokta bu cesur tahmini değil, bitcoin’in spekülatif yatırım haricinde de bir işe yarayabileceği düşüncesiydi. En nihayetinde tam da finans dünyasının kripto para istilasına tutulduğu geçen yıl kripto paraların “para” kısmı kamuoyunun gözünde önemini yitirdi. Bir Goldman Sachs yöneticisinin geçen yıl dediği gibi, bitcoin şu anda bir paradan ziyade menkul değer; insanların, mal ve hizmetler karşılığında değiş tokuş ettiği bir şey olmaktan çok hisse senedi veya tahvil gibi alıp sattığı bir araç. Bu, gerçeği yansıtan bir algı. Bitcoin işlemlerinin sayısı son birkaç yıl içinde fazla artmadı ve kısa süre önce yapılan bir akademik çalışmaya göre bu işlemlerin yarısı yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı. Bir değişim aracı olarak Bitcoin bugün de 2010’da neyse aşağı yukarı o: En başta yasal mercilerden kaçınmaya çalışan ya da enflasyonla boğuşan Venezuela veya Zimbabve gibi toplumlarda yaşayan insanlar için kullanışlı olan, mevcut para sisteminin ilginç bir tamamlayıcısı. Yine de para arzının devletin yönettiği merkez bankaları tarafından kontrol edildiği mevcut itibari para sistemimizin yerini alabilecek bir kripto para hayali, bitcoin’in cazibesinin en önemli unsuru olmaya devam ediyor. Kripto paranın, devletin para arzını manipüle edemediği ve piyasa rekabetinin insanların kullandığı para birimlerini belirlediği bir sistem olma vaadi var. Peki ama böyle bir sistem gerçek olursa ne olur? Dolar ve Euro’nun yerini bitcoin alırsa sistem buna nasıl ayak uydurur; ekonomi ve mali sistem nasıl işler? Bu soruların yanıtı gayet basit: İyi işlemez. Ekonomilerimiz ve mali sistemlerimiz itibari para etrafında inşa edilmiş bulunuyor ve itibari paralar, iş çevrimlerinin yönetilmesine yardımcı olmak, işsizlikle mücadele etmek ve mali krizlerle başa çıkmak üzere merkez bankalarının parayı denetlemesine ve devletlerin bu para birimleri cinsinden borçlanma kabiliyetine dayanıyor. Bitcoin’in hakim para birimi olduğu bir ekonomi, devletin resesyonlarla mücadele etmek için daha kısıtlı araca sahip olduğu ve finansal paniklerin bir kez başladıktan sonra durdurulmasının daha zor olduğu, çok daha dengesiz ve haşin bir ekonomi olur. 

İSTEDİĞİMİZİN TAM TERSİ

Bunun neden böyle olduğunu görmek için merkez bankasının sistem ihtiyaç duyduğunda, iktisatçıların “likidite” dedikleri şeyi temin etmekte oynadığı kilit rolün kavranması gerekiyor. Bu, merkez bankasının para basarak veya bankalara borç vererek ya da basitçe varlık alımı yaparak sisteme para pompalayabileceğini söylemenin süslü bir yolu. Likidite temini özellikle mali kriz dönemlerinde önem taşıyor, çünkü krizler bankaların kredilerde kısıntıya gitmesine ve tasarruf sahiplerinin bankalardaki paralarını çekmesine neden oluyor. Böyle dönemlerde merkez bankası son kredi mercii işlevi üstlenerek, ayakta kalmaya çalışan bankaların ödeme gücünü sürdürebilmesini sağlamak ve birbirini izleyen banka iflaslarıyla karşı karşıya kalmamamız için devreye giriyor. Bitcoin’e dayanan bir ekonomideyse merkez bankasının bunları yapması imkansız. Bitcoin protokolünün en önemli özelliklerinden bir tanesi, toplam Bitcoin sayısının 21 milyonla sınırlandırılmış ve bu rakamın üzerinde yeni bitcoin’in tedavüle sokulmayacak olması. Bu bitcoin’i birçok kişi açısından cazip hale getiriyor, çünkü arzı hiçbir zaman artmayacak bir şeyin değerini koruması ihtimali daha yüksek. Sorun, bir kriz çıkması durumunda, daha fazla Bitcoin “basamayacağınız” için sisteme yeni likidite eklemenin de herhangi bir yolunun olmaması. Merkez bankası daha sonra sisteme akıtabileceği bir bitcoin zulası oluşturabilir, ancak bunun pek faydası olmaz; çünkü insanlar bu zulanın da sınırlı olduğunu bilir. Her halükarda merkez bankasının bitcoin talebi bitcoin’in fiyatını artırır; bu, insanların bitcoin’i ellerinde tutma ihtimalini güçlendirirken harcama yapmaya daha az istekli olmalarını beraberinde getirir ki bu durum, bir mali krizde olmasını istediğinizin tam tersidir. Bitcoin devletlerin tipik olarak, iktisatçıların konjonktüre karşı para ve maliye politikaları dediği araçları kullanarak müdahale ettikleri resesyonlarla mücadelesini de zorlaştıracaktır. Merkez bankaları, faiz oranlarını düşürür ve varlık alımları yoluyla (parasal genişleme diye bilinen yöntemle) sisteme para pompalar. Hükümetler, Obama dönemi teşvik paketinde olduğu gibi vergileri indirerek ve harcamaları artırarak, özellikle de borçlanma yoluyla harcamaları finanse ederek, ekonomiyi yeniden canlandırmaya çalışır. Bir bitcoin ekonomisi burada da hükümetin seçeneklerini sınırlandırır. Merkez bankasının para üzerinde herhangi bir kontrolü olmayacağı için faiz oranları üzerinde de denetimi kalmaz ve ekonomiye para akıtmak konusunda yalnızca sınırlı bir kabiliyeti (Bitcoin zulasının büyüklüğüne bağlı olarak) bulunur. Maliye politikası da neredeyse bütünüyle etkisiz kalacaktır. Günümüzde hükümet, bütçe açığı olduğunda FED’den para basmasını isteyebilir ve bu parayı FED’den ödünç alabilir. Bu da sistemdeki likiditeyi artırır. Bitcoin dünyasında hükümet, harcama yapmak için bitcoin cinsinden borçlanmak durumundadır. Bir kez daha bu durum, bitcoin’in değerini artırarak insanların harcama yapmaya daha az istekli olmalarını, yani resesyonla mücadele etmek için ihtiyaç duyduğunuzun tam tersi bir sonucu beraberinde getirir. 

ENDİŞELENMENİZE GEREK YOK

İyi haber şu ki böyle bir geleceğin ortaya çıkma ihtimali son derece düşük. Bitcoin’i dünya parası haline getirme düşüncesi, dijital çağın ütopyacılarına mükemmel bir fikir gibi görünse de pratikte pek anlam taşımıyor. Bitcoin’in tasarımı da böyle bir gelecek tahayyülünün gerçekleşmesini zorlaştırıyor. Bitcoin arzı sınırlı olduğundan bitcoin talebi arttığında, değeri de artıyor. Ancak bu, bitcoin’iniz varsa ve bitcoin’in daha popüler hale geleceğini düşünüyorsanız, yarın daha değerli hale geleceği için onu elinizde tutmanızın daha mantıklı olduğu anlamına geliyor. Bu da insanların bitcoin’i gerçekten bir şeyler almak üzere kullanmaya daha az, ona spekülatif bir yatırım olarak yaklaşmaya ise daha fazla ilgi duymalarına neden oluyor; yani bir değişim aracında olmasını istediğinizin tam tersine… Arz üzerindeki aynı kısıtların, ekonomilerin altın standardına göre yönetildiği dönemde altınla ilgili de geçerli olduğunu düşünebilirsiniz. Ama altın arzı sabit değildi. Daha fazla altın çıkarılmasıyla genişliyordu. Aslında bir tür denge bulunuyordu; iktisadi büyüme altın talebini artırıp onu daha değerli hale getirdiğinde, artan fiyat daha fazla altın çıkarılmasını teşvik ediyor, böylece sisteme daha fazla altın giriyor. Bu da altının dolar cinsinden değerini nispeten istikrarlı hale getiriyordu. 1800’le 1900 arasında altının dolar cinsinden değeri, çok küçük oranlarla, tedrici bir şekilde arttı. Buna karşılık bitcoin, tamamen spekülatif hassasiyetlerdeki değişikliklere bağlı olarak tek bir günde düzenli olarak yüzde 5 ila 10 arasında yükselip alçalıyor. Bu oynaklık bitcoin’in değer saklama aracı olarak kullanılabilirliğini azaltıyor. Hiç kimse birkaç saat içinde değeri yüzde 10 düşebilecek bir parayı kabul etmek istemediği için onu gündelik bir değişim aracı olarak kullanmayı uygun bulmuyor. Başka bir ifadeyle Bitcoin’e dayalı bir mali sistem, altın standardının tüm olumsuz özelliklerine sahipken, onun telafi edici özelliklerinden yalnızca bazılarını barındırıyor. 

KENDİ PARANIZI SEÇİN

Elbette bitcoin, tek kripto para birimi olmanın uzağında. Nasıl saydığınıza bağlı olarak binlerce değilse bile yüzlerce kripto para birimi var. Hepsi de bitcoin gibi blok zinciri üzerine kurulmuş olsa da bazıları, potansiyel bir dünya parası olarak kendilerini daha cazip hale getiren bazı özelliklere sahipmiş gibi görünüyor. Örneğin Litecoin’in dakika başına yapabildiği işlem sayısı daha fazla. Monero ve Zcash (her işlemin, izlenmesi mümkün olan belirli bir anahtarla bağlantılı olduğu bitcoin’den farklı olarak) gerçek anlamda anonimlik sağlıyor. Tüm kripto paraların toplam para miktarına koyduğu katı bir üst sınır bulunmuyor. Dolayısıyla belki de Dolar, Euro ya da Yuan’ın yerini farklı bir kripto para alabilir ya da daha makulü, yalnızca tek bir değişim aracına dayanmak yerine pek çok farklı özel para biriminden oluşan bir sistem ortaya çıkabilir. Herkesin kendine en uygun para birimini seçmesi ve tüketiciler ile işletmelerin sadakatini kazanmak üzere birbiriyle rekabet eden kripto paraların bulunması fikrinde cazip görünen bir yan var. Ancak son yıllarda kripto paraların artması, kripto paraların en sonunda itibari paranın yerini alması ihtimalini artırmıyor, azaltıyor. Pek çok farklı özel para biriminin olduğu bir dünyayla ilgili sorun, bu durumun işlem maliyetlerini muazzam ölçüde artırması. Devletin tedavüle çıkardığı, tek para birimi yasal ödeme aracıdır; mal ve hizmetler karşılığında bu parayı kabul edip etmeyeceğiniz konusunda düşünmeniz gerekmez. Doları kabul edersiniz, çünkü onu istediğiniz herhangi bir şeyi almak için kullanabileceğinizi bilirsiniz. Herkes dolar kullanmayı zımnen kabul ettiği için ticaret çok daha sorunsuz bir şekilde devam eder. Birbiriyle rekabet halindeki pek çok para biriminin olduğu bir ekonomide bu durum çok daha farklı olacaktır. Birisi size litecoin cinsinden ödeme yapmak istediğinde litecoin’in gerçek bir kripto para mı, yoksa birkaç gün sonra yok olup gidecek bir dümen mi olduğunu anlamanız gerekir. Litecoin’i harcamak istediğinizde onu başka kimlerin kabul edebileceğini ya da kimin litecoin karşılığında size dolar verebileceğini göz önünde bulundurmak zorunda kalırsınız. Temel olarak para birimlerinin artması, işlemlerin daha verimsiz ve daha maliyetli hale gelmesine neden olarak ticaretin tekerine çomak sokar.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz