Daha zeki ve akıllı şehir

Bir Alphabet alt kuruluşu olan Sidewalk Labs’in hırslı projesi, şehrin mahallelerindeki yaşama, çalışma ve eğlenme şekillerimizi değiştirebilir...

1 MAYIS, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Daha zeki ve akıllı şehir

Toronto’nun kuzeyinin Ontario Gölü ile birleştiği kısımda, çimento ve çamurdan oluşan bir toprak parçası var. Bu parça, tesisatçı ve elektrikçi dükkanlarına, açık otoparklara, kışlık tekne kulübelerine ve 1943’te soya fasulyesi deposu olarak inşa edilen kocaman bir binaya; bu bölgenin gemi limanı geçmişinden kalanlara ev sahipliği yapıyor. Torontolular bu alanı çürük, yeteri kadar kullanılmayan ve mikroplu bir yer olarak tanımlıyor. Alphabet’in Sidewalk Labs’i, bölgeyi dünyanın en yenilikçi şehir mahallelerinden birine dönüştürmek istiyor. Şirketin düşüncesine göre, bölge sürücüsüz shuttle’ların arabaların yerini alacağı, trafik ışıklarının yayaların, bisikletlilerin ve araçların akışını takip edeceği, robotların posta ve çöpleri yeraltı tünelleri aracılığıyla taşıyacağı ve hareketli binaların büyüyen aileler ile şirketlere yeni alanlar açacağı bir yer olacak. 2000’lerin başında, bu tarz akıllı şehirler oldukça popülerdi. Enerji tüketimini ve kirliliği düşürmek, toplu taşımayı daha etkin hale getirmek ve varlıklı şehir sakinlerini çekmek için teknolojiden yararlanmak önemliydi. Tüm bu fikirlerin büyülediği Çin, Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, büyük toprak parçalarını en son yeniliklerle dolup taşan fotojenik şehirlere dönüştürsünler diye geliştiricilerle anlaştı. Hepsi heybetli hırslarını kısa sürede yitirdi. Kentsel problemleri azaltmak için yeni teknolojiler geliştirmek üzere 2015 yılında Alphabet’in alt kuruluşu olarak hayat bulan Sidewalk Labs, insanlarla yakın ilişkiler içinde çalışarak ve teknolojiyi yerel ihtiyaçlara uyarlayarak bu trendi yeniden canlandırabileceğine inanıyor. “İnsanlar 100 yıldan fazla bir süredir geleceğin şehrini inşa etmeye çalışıyor” diyor Sidewalk Labs’in şehir sistemleri planlamasının başında olan yönetici Rit Aggarwala. “Ama biz gerçekten Toronto’nun mevcut canlılığı ve karakterinden faydalanmak istiyoruz.” 

İLK BÜYÜK PROJE

Quayside ismindeki mahalle Sidewalk’un ilk büyük projesi. Bu proje Waterfront Toronto’ya ait 4 hektarlık bir arazide başlayacak. Bu projenin tahmini olarak 5 bin kişiye ev sahipliği yapması bekleniyor. Daha sonraki gelişmeler, su kenarına yakın 283 hektarlık endüstriyel bir alana doğru genişleme sağlayabilir ve 10 binlerce kişiyi kapsayabilir. “Quayside’la ilgili tüm düşünce ve kararlarımız, ‘21. yüzyıl teknolojileri neyi daha iyi yapabilmemizi sağlıyor’ sorusuyla şekilleniyor” diyor Aggarwala. Sürücüsüz otomobillerin büyük bir rolü olacak. Sidewalk, daha hassas bir şekilde dolaşacaklarını ve trafik kurallarına insan sürücülerden daha tutarlı şekilde uyacaklarını düşünüyor. Bu nedenle Quayside’a daha dar yollar yerleştirmek ve kaldırımlar ile parklar için daha fazla yer açmak istiyor. Teorik olarak, paylaşılan sürücüsüz araçların kullanılması, daha az insanın araba sahibi olması gerektiği anlamına gelir ve ailelere yılda 6 bin dolar tasarruf ettirir. Burada şehirdeki aktiviteleri anlamak ve doğru olarak algılamak anahtar nokta olacaktır. Sonuçta şehir sokaklarında sürücüsüz otobüslerin çalıştırılması, bisikletçilere ve yayalara öncelik verilmesi için ışıkların ve diğer sinyallerin ne zaman değiştirileceğini bilmeyi gerektiriyor. Sidewalk Labs, sensör bilgilerinin uzun vadeli planlamayı da destekleyeceğini söylüyor. Veriler, şehir planlamacılarının altyapı değişikliklerini hızlı bir şekilde, düşük maliyetle ve şehir sakinlerini rahatsız etmeden test etmek için kullanabilecekleri sanal bir Quayside modelini besleyecek. Ayrıca, girişimcilerin ve şirketlerin Quayside için kendi ürünlerini ve hizmetlerini sunabilecekleri ortak bir depoda da saklanabilir. Waterfront Toronto, Mart 2017’de bir ortak için talepte bulundu ve ekim ayında Sidewalk Labs’i seçtiğini duyurdu. İki kuruluşun, hangi teknolojilerin kullanılacağına, Sidewalk Labs haricinde hangi şirketlerin bunları sağlayacağına ve projeyi nasıl finanse edeceklerine karar vermek için bir yılı var. Sidewalk, çoktan başlamış olan planlamanın ilk aşamasında ve bu yıl içinde başlaması beklenen pilot testlerinde 50 milyon dolar harcayacağına söz verdi. İnşaat önümüzdeki yıl başlayabilir. Toronto’daki Ryerson Üniversitesi’nde Kentsel ve Bölgesel Planlama Fakültesi’ni yöneten Christopher De Sousa, “Quayside başarılı olursa, Kanada’daki ve başka yerlerdeki şehirler, bunu taklit etmekten başka bir seçeneğe sahip olmayacaktır, çünkü sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi açısından muazzam sonuçlar doğuracaktır” diyor. 

AKILLI TELEFON OLARAK ŞEHİR 

Teknoloji uzmanları tarafından ortaya çıkarılan bir şirketten beklenebileceği üzere, Sidewalk akıllı şehirleri akıllı telefonlar gibi görüyor. Google’ın akıllı telefon işletim sistemi Android’le yaptığı gibi kendisini bazı temel araçları (mevcut park noktalarını belirleyen bir yazılımdan, teslimat robotlarının bulunduğu yeri izleyen konum tabanlı hizmetlere kadar) sunan bir platform sağlayıcısı olarak görüyor. Ayrıntılar hala tartışılıyor, ancak Sidewalk, üçüncü partilerin verilere ve teknolojilere erişmesine izin vermeyi planlıyor. Tıpkı Google’ın ve Apple’ın çeşitli uygulamalar üretebilmeleri için geliştiricilere yazılım araçlarını kullansınlar diye izin vermeleri gibi. Aslında Sidewalk, Quayside’daki çalışmanın yüzde 80’inin bu üçüncü partileri içerebileceğini öngörüyor. Bazılarının sürücüsüz araç üreticisi Waymo gibi diğer Alphabet şirketleri olması olası, ancak Sidewalk, taksi çağırma servisi Lyft gibi rakiplerin de Quayside’da çalışabileceklerini söyledi. Bu, Sidewalk’un ürünlerini dünyadaki şehirlere uyarlamasına yardımcı olacaktır. Aggarwala, “Eğer şehri bir platform olarak düşünürseniz ve insanların bizim iPhone’larımızı kişiselleştirdiğimiz kadar hızlı bir şekilde değişiklik yapabilmeleri için tasarlarsanız, bunu daha otantik bir hâle getirirsiniz. Çünkü böylece bu, sadece merkezi bir planı yansıtmaz.” diyor. “Ayrıca orada yaşayan ve çalışan insanları da yansıtır.” 

HER YERDE SENSÖRLER

Sidewalk Labs’in, Google ve Android’den farklı olduğu tek taraf, para kazanmayı planladığı yol. Bu start up şirket hâlâ iş modelini belirlemeye çalışıyor, ancak tüketici verilerini derlemek ve reklam satmak için kullanmak yerine, Quayside için ürettiği teknolojiyi diğer şehirler için de lisanslamayı beklediğini söylüyor. Yine de Quayside’ın toplamayı planladığı verilere bakılırsa, birçok insan mahremiyetleri konusunda endişeleniyor. Geçtiğimiz aylarda, Kanadalı gazete ve bloglar, Sidewalk Labs’in iş modeli ve veri yönetim yöntemleri hakkında 35’ten fazla ayrıntılı sorudan oluşan bir listeyi de içeren bir dizi şüpheci makale yayınladı. İncelemenin çoğu, şirketin bina doluluğundan atık su akış oranlarına ve bir kamu atık kutusunun ne sıklıkla kullanıldığına kadar her şeyi ölçmek için Quayside çapında sensörler kurma planıyla ilgiliydi. Şirket aynı zamanda Quayside sakinlerine ve işçilere, bir şeyler için ödeme yapmanın ve hizmetlere erişim elde etmenin hızlı bir yolunu sunan bir sistem geliştiriyor. Bu, insanların Amazon’dan tek bir tıklama ile ürün satın alabilmesine veya bir uygulama aracılığıyla Uber için faturalandırılmalarına benzer bir sistem. Sidewalk Labs, verilerin düşük gelirli konut sakinlerine toplu taşıma indirimleri vermek, bina sıcaklığını düzenlemek ve çöp kutularının taşmasını önlemek gibi bir toplum amacına yönelik kullanılacağını söylese de herkes buna ikna olmuş değil. Toronto Üniversitesi’nde şehirler üzerine öğrenim gören David Roberts, “Sidewalk Labs’in insanların günlük etkileşimlerini izleyerek para kazanmaya çalışıp çalışmayacağı konusunda kesinlikle bazı sorular var” diyor. “Hangi veriler toplanacak, bunlar ne kadar kişisel olacak, nasıl kullanılacak ve bunlara kimin erişimi olacak?” Aggarwala, Sidewalk’ın sadece eldeki sorunu çözmek için gereken verileri toplayacağını söylüyor. Şirket, Quayside’daki yaya trafiğini analiz etmek isterse, nesneleri tespit etmek için bir lazerden gelen ışığı kullanan bir radar cihazı veya çok düşük çözünürlüğe sahip bir kamera kullanabilir ya da yürüyen insanları sayan fakat görüntüleri kaydetmeyen başka bir araç da kullanabilir. “Bu şekilde ihtiyacınız olan bilgiyi elde edebilirsiniz ancak sizi bir kişiye götürebilecek bir şey bulamazsınız” diyor. “Bence bunu yapabilirsek ve bunun kentsel yaşamı nasıl geliştirebileceğini gösterebilirsek, insanlar rahat edecek ve bunu yapmak için bize izin vereceklerdir.” Waterfront Toronto, Sidewalk’un topladığı kişisel verilerin ne olduğunu, niçin toplandığını ve bu bilgilerin güvenliğinin nasıl sağlandığını kamuoyuna açıklamaktan şirketin sorumlu olacağını söylüyor. Bu, verilerin Kanada’da depolanmasını gerektirecek. Ajans ayrıca, Google’ın harita veya bulut bilişim hizmetleri aracılığıyla projeye teknoloji konusunda katkıda bulunmasına rağmen, Sidewalk Labs’in Quayside verilerini Google ile otomatik olarak paylaşmayacağını söylüyor. Şehir sakinlerini kazanabilmek için Sidewalk Labs ve Waterfront Toronto kasım ayında bir belediye toplantısı düzenledi. Önümüzdeki aylarda mahalle tartışmaları, uzman toplantıları ve tasarım yarışmaları da yapacak. Proje, ancak Torontoluları kentsel sorunlara çözüm sunduğuna ikna edebilirse başarıya ulaşabilir. Özellikle de şehir merkezinin nüfusunun yaklaşık iki katına çıkacağı ve önümüzdeki 20 yıl içinde yaklaşık yarım milyon insana ulaşacağı beklendiğinden bu çok önemli. Waterfront Toronto Başkanı Will Fleissig, “Quayside zengin bir kişinin yerleşim bölgesi veya müstakil bir teknoloji bölgesi olamaz” diyor. “Herkesin çalışmak, takılmak ve aile kurmak isteyeceği bir yer olmalı.” Açıkça görülüyor ki Sidewalk Labs’in üstesinden gelmesi gereken bazı şüpheler var. Ancak, yoğun veri toplamanın şehir yaşamını gerçekten geliştirdiğini gösterebilirse, dünya çapında akıllı şehirler için bir model oluşturabilir. Toronto Üniversitesi’nde coğrafya ve planlama uzmanı olan Matti Siemiatycki, “Bu insanlar hakkında merak uyandırıcı olan şey, hayal güçleri, hayal ettiklerinin ölçeği ve sahip oldukları kaynaklar konusunda bir sınırın olmayışı” diyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz