Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji

Eğer dünyanın karmaşıklığıyla başa çıkmayı öğrenir ve şu ankinden daha fazla işi yapabilir hale gelirse robotların becerileri önemli hale gelecek...

1 NİSAN, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji

1. Robot dönemi 

Neden Önemli: Eğer dünyanın karmaşıklığıyla başa çıkmayı öğrenir ve şu ankinden daha fazla işi yapabilir hale gelirse robotların becerileri önemli hale gelecek. 

Piyasaya çıkışı: 3-5 yıl 

Oyuncular: OpenAI, UC Berkeley, University of Michigan

Endüstriyel robotların insanların elinden işlerini alacağına dair tartışmalar sürmesine rağmen bu robotlar halen çok beceriksiz de bulunuyor. Ancak basmakalıp işleri yapabiliyorlar. Bir robot hiç ara vermeksizin bir montaj hattındaki bir parçayı inanılmaz bir hassasiyetle kavrayıp kaldırabiliyor. Bunu yaparken de asla sıkılmıyor. Ancak bu parçayı bir santim yerinden oynattığınızda veya yerine bambaşka bir parça koyduğunuzda bu makine, işi yüzüne gözüne bulaştırıyor. Kollarını havada boşuna dolandırıp duruyor. Her ne kadar bir robotun herhangi bir cismi insan gibi tutması programlanamıyorsa da robotlar artık kendine has deneme ve yanılma yöntemleriyle bir nesneyi nasıl tutabileceğini öğrenebiliyor. Bu tür becerileri geliştirmeye yönelik projelerden biri de oyuncak lego parçalarını parmakları arasında çevirmeyi kendi kendine öğrenen bir robot olan Dactyl’dir. San Franciscolu kâr amacı gütmeyen bir şirket olan OpenAI’nin ürünü Dactyl, etrafı ışıklar ve kameralarla dolu al-kullan tarzı bir robot elden ibaret. Takviyeli öğrenme diye adlandırılan bir yöntemden faydalanan buradaki sinir-ağı yazılımı bir lego parçasına uzanmadan önce kendi simülasyon ortamında onu nasıl tutacağını ve döndüreceğini öğreniyor. Bu yazılım, deneyleri başlangıçta tamamen tesadüfi olarak yapıyor. Zaman içinde ağ içindeki bağlantı kuvvetlendikçe amacına daha rahat ulaşıyor. Bu türden sanal bir uygulamayı gerçek dünyada yapmak neredeyse imkansız. OpenAI takımı ise sanal bir öğrenme durumuna rastlantısallık ekleyerek robotların insana yakın hareket etmesine imkan sağladı. Robotlara gerçekliğin düzensizliğiyle başa çıkabileceği bir beceri kazandırdı. Tabii ki robotların bir depoda veya fabrikadaki düzensizliklerle başa çıkabilecek seviyeye gelmeleri için daha çok yeni buluşa ihtiyaç var. Ancak araştırmacılar bu türden öğrenme tekniklerini güvenilir şekilde hayata geçirmeye devam ederse robotlar nihayetinde bizim küçük aletlerimizin montajını yapabilir, çamaşırlarımızı yıkama makinesine doldurabilir ve hatta büyükannemizin yataktan kalkmasına bile yardımcı olabilir.  


2. Yeni nesil nükleer enerji

Neden Önemli: Karbon salımlarının azaltılmasına ve iklim değişikliğinin sınırlandırılmasına yönelik çabalarda nükleer enerji giderek daha fazla yer alıyor. 

Piyasaya Çıkışı: Yeni nesil fizyon reaktörler 2020’li yılların ortaları gibi piyasada yaygın bir şekilde bulunabilir. 

Oyuncular: Terrestrial Energy, TerraPower, NuScale, General Fusion, Commonwealth Fusion Systems 

Geçen yıl pek çok yeni nükleer tasarım hayata geçirildi. Bu durum da nükleer enerjinin daha güvenilir görünmesine neden oldu. Ayrıca ucuz bir seçenek olmaya da başladı. Bu tasarımlar arasında; geleneksel tasarımların evrim geçirmiş hali olan IV. nesil fizyon reaktörleri, küçük modüler reaktörlerle eskiden asla ulaşılamayacakmış gibi görülen bir teknoloji olan füzyon reaktörleri var. Kanadalı Terrestial Enerji ile Washington merkezli TerraPower gibi IV. nesil fizyon tasarımı geliştiricileri (biraz iyimser bir tahminle) 2020 yılları gibi elektrik şebekelerini beslemek amacıyla daha şimdiden altyapı hizmetleriyle Ar-Ge ortaklıkları kurmaya başladı bile. Küçük modüler reaktörler genellikle 10 megavat seviyesinde elektrik üretir. Kıyaslamak gerekirse geleneksel bir nükleer reaktörün çıktısı ise 1000 megavat civarındadır. Oregon’dan NuScale gibi şirketler bu minyatür reaktörlerin hem maliyet avantajı olduğunu hem de çevresel ve finansal riskleri azaltabileceğini söylüyor. Füzyon teknolojisinde ise hiç olmadığı kadar ilerleme kaydedilmiş durumda. Gerçi kimse bu teknolojinin 2030 yılından önce piyasaya sürülmesini beklemiyor. Yine de bu yolda General Fusion ile MIT’nin bir iştiraki olan Commonwealth Fusion Systems gibi şirketler başı çekiyor. Çoğu insan füzyon teknolojisini içi boş bir hayal olarak görüyor. Oysa bu reaktörlerde eritme olmadığından ve geriye uzun ömürlü ve üst seviye atık bırakılmadığından kamuoyunda konvansiyonel nükleer enerjiye karşı olandan çok daha az bir tepkiyle karşılanmaları gerekiyor. Bu arada TerraPower ve Commonwealth Fusion Systems şirketlerinin yatırımcıları arasında Bill Gates’in de olduğunu belirtmek gerek. 

 

3. Erken doğum öngörüsü

Neden Önemli: Her yıl 15 milyon bebek prematüre doğuyor. Beş yaş altı çocuk ölümlerinin başlıca nedeni de zaten bu. 

Piyasaya Çıkışı: Beş yıl içinde doktorların muayenehanelerinde uygulanabilir bir test piyasaya sürülecek. 

Oyuncular: Akna Dx 

Basit bir kan testiyle hamile bir kadının prematüre doğum yapma riski taşıyıp taşımadığını anlamak mümkün. Bizim genetik materyalimiz en çok hücrelerin içinde yaşar. Ancak kanımızda aynı zamanda sıklıkla ölen hücrelerce açığa çıkan küçük miktarlarda “hücresiz” DNA ve RNA yüzer. Hamile kadınlarda bu hücresiz materyal aslında ceninden, plasentadan ve anneden gelen nükleik asitlerden oluşmuş bir DNA çorbasıdır. Stanford’da bir biyo-mühendis olan Stephen Quake, tıbbın en inatçı sorunlarından biri olan doğan her 10 bebekten birinin prematüre olması meselesini çözmenin bir yolunu buldu. Artık amniyosentez uygulamasıyla hamile bir kadının rahminde delik açılması veya tümör biyopsisi yapılması gibi invazif hücre toplama yöntemleri yok. Bunun yerine serbest yüzer DNA ve RNA’dan faydalanılabiliyor. Burada asıl değişen ise kandaki hücresiz genetik materyaldeki küçücük miktarların algılanmasının ve sıralanmasının çok daha kolaylaşmış olması. Araştırmacılar son birkaç yıldır kanser için kan testleri (tümörlü hücrelerdeki DNA değişikliklerini saptayan) ve Down sendromu gibi durumlar için doğum öncesi taramalar geliştirmeye başlamış durumda. Bu gibi vakalara yönelik testler DNA’daki genetik mutasyonlara bakıyor. Diğer yandan RNA ise gen ifadesini yani bir genle bir proteinden ne kadar üretileceğini ayarlayan bir moleküldür. Quake anne kanındaki serbest yüzer RNA’ları sıraya dizerek yedi gen ifadesindeki dalgalanmaları saptayıp erken doğumla ilgili olanları ayrıştırabiliyor. Bu sayede erken doğum yapma ihtimali yüksek olan kadınları belirleyebiliyor. Bir kez teşhis konulduktan sonra ise doktorlar erken doğumu bertaraf edecek önlemler alabiliyor ve çocuğa daha iyi bir hayata tutunma şansı sunabiliyorlar. Quake kan testinin arkasında yatan teknolojinin çok hızlı çalıştığını, zahmetsiz olduğunu ve test başına 10 dolardan düşük bir fiyata mal olduğunu söylüyor. O ve ortakları bu testi piyasaya sürmek için Akna Dx anında bir startup kurdu. 


4. Hap içinde mide sondası 

Neden Önemli: Bu cihaz, yoksul ülkelerdeki çocukların düzgün gelişmesini engelleyen mide hastalıklarının görüntülenmesini ve araştırılmasını kolaylaştırıyor. 

Piyasaya Çıkışı: Şu anda sadece yetişkinlerde ve ergenlerde kullanılabiliyor, ancak 2019 yılında bebeklere de uygulanmaya başlanacak. 

Oyuncular: Massachusetts General Hospital 

Bu minnacık ve yutulabilir cihaz anesteziye gerek kalmaksızın midenin ayrıntılı görüntülerini çekebiliyor, hatta bebekler ile çocuklarda bile kullanılabiliyor. Bugüne kadar adını bile duymamış olabileceğiniz en masraflı hastalıklardan biri ortamdan kaynaklanan bulaşıcı bağırsak yetmezliğidir (EED). Sızıntı yaptıran ve besin maddelerini emen iltihaplı bağırsaklarla teşhis edilen bu hastalığa özellikle yoksul ülkelerde çok sık rastlanır ve aslında birçok insanın yetersiz beslenmiş olmasının, gelişimsel gecikme yaşamasının ve asla normal uzunlukta bir boya ulaşamamasının önemli nedenlerinden biridir. Bugün EED’nin neden oluştuğu, nasıl önleneceği ya da tedavi edileceği bilinmiyor. Bu hastalığın teşhisinde pratik görüntüleme teknikleri oldukça işe yarayabilir. Bu sayede tıp çalışanları ne zaman ve nasıl müdahale edeceklerini bilebilir. Bebeklere yönelik tedaviler de mevcut, ancak küçük çocukların midelerindeki hastalıkların teşhisi ve incelenmesi için sıklıkla onlara narkoz verilmesi ve boğazlarından midelerine indirilen bir tüp aracılığıyla endoskopi yapılması gerekiyor. Dünyada EED’nin yaygın görüldüğü bölgeler için bu süreç hem çok pahalı hem oldukça rahatsızlık verici. Bu yüzden Boston’daki Massachusetts General Hospital’da (MGH) bir patolog ve mühendis olarak çalışan Guillermo Tearney mide içinde EED işaretleri olup olmadığını teşhis etmekte ve hatta doku biyopsileri bile yapmakta kullanılabilen minicik cihazlar geliştiriyor. Bunlar endoskopinin aksine sağlık ocaklarında bile kullanılabilecek kadar basit cihazlar. Tearney’nin yutulabilir kapsüllerinin içinde minyatür mikroskoplar var. Bu mikroskoplar kendilerine elektrik ve ışık sağlarken çektikleri görüntüleri de dizüstü bir bilgisayara gönderen ipince bir sicime tutturulmuş durumda. Bu sayede sağlık bakımı çalışanları bu kapsülü ilgilendikleri alanda durdurup, görüntü alıp sonra işleri bittiğinde tekrar yukarı çekebiliyor ve ayrıca tekrar sterilize edilebildiği için onu defalarca da kullanabiliyorlar. (Her ne kadar kulağa kusturucu bir süreçmiş gibi gelse de Tearney’in ekibi rahatsızlık vermeyecek bir teknik geliştirdiğini söylüyor.) Bununla ayrıca sindirim sisteminin çeperinin tamamının görüntülerini tek bir hücre seviyesinde çekebilecek veya birkaç milimetre derinliğindeki üç boyutlu çapraz kesitlerin alınmasını sağlayacak teknolojilerin de önü açılabilir. Bu teknolojinin daha şimdiden birkaç uygulaması mevcut: MGH’de yemek borusu kanserinin habercisi olan Barret sendromunun görüntülenmesinde kullanılıyor. Tearney’in ekibi EED için bir hapı yutamayacak bebeklere yönelik çok daha küçük bir sürüm de geliştirmiş durumda. Bu cihaz bugün EED’nin yaygın görüldüğü Pakistan’da ergenler üzerinde kullanılıyor ve bebeklerdeki testlerine de 2019 yılında başlanması planlanıyor. Bu küçük sonda, araştırmacıların bu hastalığın hangi hücreleri etkilediği ve işin içine bakterilerin girip girmediği gibi EED ile ilgili sorulara cevap bulmalarına ve acil müdahaleler ile potansiyel tedaviler geliştirmelerine yardımcı olacak.

5. Kırmızı etsiz hamburger

 Neden Önemli: Günümüzde hayvan besiciliği dünyada inanılmaz boyutlarda orman katliamına, su kirliliğine ve sera gazı salımına yol açıyor. 

Piyasaya Çıkışı: Henüz bitkisel tabanlı ama 2020 yılına kadar laboratuvarlarda üretiliyor olacak. 

Oyuncular: Beyond Meat, Impossible Foods

 Son dönemde gerçek ete eşdeğer olabilecek bazı alternatifler ortaya çıktı. Bunlar bazen laboratuvarlarda oluşturuluyor, bazen de bitkisel tabanlı alternatifler olarak karşımıza çıkıyor. Birleşmiş Milletler (BM) 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 9,8 milyar insana çıkacağını tahmin ediyor. Ayrıca bu insanlar giderek daha da zenginleşiyor. Söz konusu her iki gelişme de iklim değişikliğinin aleyhine çalışıyor, zira insanlar yoksulluktan kurtuldukça daha fazla et yemeye eğilimli oluyor. Tahminlere göre bahsedilen tarih itibarıyla insanoğlunun et tüketimi 2005 yılına kıyasla yüzde 70 oranında artacak. Bu arada anlaşılıyor ki insanoğlunun tüketimine yönelik hayvan besiciliği bizim çevreye verdiğimiz en büyük hasarlardan biri. Yarım kilo bitkisel protein üretimine kıyasla Batılı yöntemlerle aynı miktarda hayvansal protein üretimi için 4 ila 25 kilo daha fazla su, 5 ila 7 kere daha büyük arazi ve 6 ila 20 daha çok fosil yakıt tüketilmesi gerekiyor. Burada asıl sorun insanların asla et yemekten vazgeçmeyecek olması. Ancak laboratuvarda yetiştirilen ve bitkisel tabanlı alternatifler bu feci yıkımı sınırlandırmanın iyi bir yolu olabilir. Laboratuvarda yetiştirilen et için hayvanlardan kas dokuları alınması ve onların biyo-reaktörlerde büyütülmesi gerekiyor. Her ne kadar araştırmacılar halen lezzeti üzerinde çalışıyor olsa da nihai ürün etten alınan tada çok yaklaşmış durumda. Büyük ölçekte laboratuvar tabanlı et üretimi üzerinde çalışan Hollanda, Maastricht Üniversitesi’ndeki araştırmacılar önümüzdeki yıl piyasaya laboratuvarda yetiştirilmiş hamburgerleri sürebileceklerine inanıyor. Laboratuvarda yetiştirilen etin dezavantajlı yönlerinden biri de çevresel kazanımlarının halen sınırlı seviyede olması. Zira Dünya Ekonomi Forumu’nun son yayınladığı rapora göre laboratuvarda yetiştirilen et, sera salımında hayvansal ete kıyasla sadece yüzde 7 azalma kaydediyor. Hayvansal et lezzeti ve dokunuşu hissi yaratan proteinler, soya fasulyesi, buğday, patates ve bitkisel yağlar kullanan Beyond Meat ve Impossible Foods (Bill Gates her iki şirketin de ortağıdır) gibi bitkisel tabanlı etler üreten şirketler çevresel anlamda çok daha iyi bir çözüm olabilir. 

 6. Kişiye özel kanser aşıları

Neden Önemli: Geleneksel kemoterapi yöntemleri hem sağlıklı hücrelerde ciddi hasarlara neden oluyor hem de tümörlere karşı her zaman etkili olamıyor.

Piyasaya Çıkışı: İnsanlar üzerinde test aşamasında… 

Oyuncular: BioNTech, Genentech 

 Bu tedavi yöntemi tümörlere has mutasyonları belirleyerek vücuttaki doğal savunma mekanizmalarını sadece kanserli hücreleri yok etmeye yönlendiriyor. Bilim insanları da ilk kişiye özel kanser aşısını piyasaya sürmenin eşiğinde... Bir insanın bağışıklık sistemini herhangi bir tümörün kendine has mutasyonuna göre harekete geçirecek bu aşı, beklenildiği gibi işe yararsa birçok kanser türünü toprağa gömebilir. Geleneksel kemoterapi tekniklerinin aksine bu aşı vücudun doğal savunma mekanizmasını kullanarak sadece tümörlü hücreleri seçerek öldürüyor. Bu nedenle de sağlıklı hücrelere zararı sınırlı seviyede kalıyor. İlk tedavinin ardından geriye kalan kanserli hücrelerin tespitinde bağışık hücrelerin hedef alınmaması da çok önemli. Bu gibi aşılar ilk defa beş yıl önce İnsan Genleri Projesi’nin bitirilmesiyle birlikte genetik bilimcilerinin kanserli tümör hücrelerinin yapılarını keşfettikleri dönemde şekillenmeye başladı. Hemen ardından araştırmacılar tümörlü hücrelerin DNA’sını sağlıklı hücreler ve diğer tümörlü hücrelerinkiyle kıyaslamaya başladı. Bu çalışmalar sonucunda bütün kanserli hücrelerde binlerce olmasa bile yüzlerce kendine has tümörün olduğu ortaya çıktı. Birkaç yıl sonrasında ise BioNTech adındaki bir Alman start-up’ı bu mutasyonların kopyalarını içinde barındıran bir aşının vücudun bağışıklık sistemini tüm kanserli hücreleri bulup, onlara saldırıp ve yok eden T hücrelerini üretmek üzere harekete geçirdiğini kanıtlayan bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. 2017 Aralık ayında BioNTech, biyo-teknoloji devi Genentech ile birlikte kanser hastalarında bu aşıyı geniş ölçekli olarak test etmeye başladı. Halen devam etmekte olan bu deneylerde en az 10 tane dirençli kanser türü hedefleniyor ve dünyanın dört bir köşesindeki 560 denek hastanın günlük bazda kaydı tutuluyor. Bu aşıyı keşfetmek için hastanın tümörünün biyopsisinin yapılması, DNA’sının sıralanması ve analiz edilmesinin ardından bilgilerin alelacele üretim alanına gönderilmesi gerektiğinden bu iş fevkalade ustalık gerektiriyor. Bu aşının üretildikten hemen sonra acilen hastaneye ulaştırılması şart. Aksi takdirde sonuçları ölümcül olabiliyor. 


7. Karbondioksit hapsedici

Neden Önemli: Feci sonuçlar doğurabilecek iklim değişikliğine dur demenin en geçerli yollarından biri de atmosferin karbondioksit gazından arındırılması olabilir. 

Piyasaya Çıkışı: 5 ila 10 yıl arasında. 

Oyuncular: Carbon Engineering, Climeworks, Global Thermostat 

Karbondioksitin havaya karışmasını engellemenin en pratik ve makul maliyetli yollarından biri de sera gazı salımını hapsetmektir. Bugün karbondioksit salımını yavaşlatsak bile sera gazı salımının mevcut ısıtıcı etkisi binlerce yıl daha hissedilecek. BM’nin iklim paneline göre, dünyadaki sıcaklık artışlarının önlenmesi için bu yüzyıl içinde atmosferden 1 trilyon ton kadar karbondioksitin temizlenmesi gerekiyor. Geçen yaz ortaya attığı sürpriz bir iddia ile Harvard’lı iklim bilimcisi David Keith, makineler sayesinde, hava hapsetme diye bilinen bir yöntem aracılığıyla 1 ton karbondioksit başına 100 dolardan daha az maliyetle havanın temizlenebileceğini iddia etmişti. Bu rakam bilim insanlarının aşırı pahalı bulduğu pek çok yönteme göre oldukça düşük. Yine de maliyetlerin buna yakın seviyelere kadar inmesi için uzun yıllar geçmesi gerektiği biliniyor. Fakat karbonu hapsetseniz dahi sonra ortaya onunla ne yapacağınıza karar verme sorunu çıkıyor. Keith tarafından ortaklaşa kurulmuş Kanadalı bir startup olan Carbon Engineering hapsedilmiş karbondioksitten kilit bileşen olarak faydalanarak kendi pilot tesisini sentetik yakıtlar üretimine ölçeklendirmeyi planlıyor. (Bill Gates Carbon Engineering’in de ortağı) Zürih merkezli Climeworks’ün İtalya’daki direkt hava hapsetme tesisi, hapsedilmiş karbondioksit ve hidrojenden metan üretirken, İsviçre’deki ikinci fabrikası ise alkolsüz içecek endüstrisine karbondioksit satacak. Geçen yıl Alabama’daki ilk ticari tesisinin inşaatını bitiren New York’lu Global Thermostat da aynısını yapıyor. Ancak sentetik yakıtlar ve asitli içeceklerde kullanılıyor olsa dahi sonunda yine de atmosfere karbondioksit salınıyor. Asıl nihai hedefin sera gazı salımlarını sonsuza kadar hapsetmek olması gerekir. Bir kısmı karbon lifleri, polimerler veya betonun içine yerleştirilebilir. Ancak gerçek çözüm oldukça pahalıya patlayan bir iş modeliyle onların yer altına gömülmesinde yatıyor. Aslında bir mühendis bakış açısıyla iklim değişikliğiyle mücadele etmenin en pahalı ve çetrefilli yollarından biri de havadan karbondioksiti temizlemektir. Ancak salımların azaltılmasında ne kadar yavaş kaldığımız göz önüne alındığında başka da başvurulacak seçenek kalmamış gibi görünüyor.  

8. Kanalizasyonsuz tuvalet 

Neden Önemli: Günümüzde 2,3 milyar insan sağlıklı hijyene ulaşmaktan mahrum ve sonuçta bu yüzden pek çoğu ölüyor.

 Piyasaya Çıkışı: 1-2 yıl. 

Oyuncular: Duke Üniversitesi, Güney Florida Üniversitesi, 

Biomass Controls, California Institute of Technology Enerji tasarruflu tuvaletler herhangi bir kanalizasyon sistemi olmaksızın da çalışabilir ve atık ile hemen yerinde anında başa çıkabilirler. Bugün dünyada yaklaşık 2,3 milyar insan sağlıklı bir hijyene sahip değil. Doğru dürüst tuvaletlerin olmaması yüzünden insanlar dışkılarını en yakınlarındaki göletlere ve akarsulara bırakarak ishal ve kolera gibi hastalıklara neden olabilecek bakterileri, virüsleri ve parazitleri ortaya saçıyor. Dünya genelinde her 10 çocuk ölümünden birinin nedeni ishal. Araştırmacılar bugünlerde gelişmekte olan dünya için yeterince ucuz ama bu atıkları sadece baştan savmak değil aynı zamanda onlardan faydalanmayı da amaçlayan yeni bir tuvalet türü yaratmak üzerinde çalışıyor. 2011 yılında Bill Gates bu alanda en gerekli olan adımı atarak Tuvalet Savaşını Yeniden Keşfetmek adında bir yarışma düzenleyerek büyük ödül olarak da X Prize’ı belirlemişti. Bu yarışma dan bu yana birkaç ekip bu alandaki prototiplerinin maharetlerini sergilemişti. Önerilen tüm süreçler atığın yerinde icabına bakılması yönünde olduğu için devasa miktarda kirli suyun uzaktaki arıtma tesislerine gönderilmesine gerek yoktu. Bu prototiplerin çoğu kendi başının çaresine bakar durumdaydı ve hiçbir şekilde kanalizasyona gerek duymuyordu, ancak hepsi küçük binalardaki veya depolardaki geleneksel tuvaletlere benziyordu. Güney Florida Üniversitesi’nde tasarlanan NEWgenerator adlı tuvalet, gözenekleri bakteriler ve virüslerden bile daha küçük olan anaerobik bir filtre ile atıktaki kirli maddeleri süzüyor. Bir diğer proje olan Connecticut merkezli Biomass Controls ise bir taşıma konteynır boyutunda bir rafineri; burada diğer şeylerin yanı sıra gübre üretmek için atık ısıtılarak karbon zengini malzemelere dönüştürülüyor. Eksik kalan kısmı ise bu tuvaletin büyük ölçekte çalışamaması. Örneğin Biomass Controls ürünü günde on binlerce defa kullanılmak üzere tasarlanmış olduğundan en çok küçük köylerde kullanılabilir. Duke Üniversitesi’nde geliştirilen bir diğer proje çevredeki evler tarafından ortaklaşa kullanılmak üzere tasarlanmış. Yani önümüzde duran temel mesele farklı ölçekteki topluluklara daha ucuz ve daha uygun tuvaletler sunmak. NEWgenerator takımının lideri olan ve Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde doçent olarak çalışan Daniel Yeh, “Bir veya iki birim yapmak müthiş olur. Ancak bu teknolojinin dünyada gerçekten bir fark yaratmasını istiyorsak, o zaman bunun tek yolu bu birimleri seri üretmekten geçer” diyor.


9. Kol bileğinizdeki ECG

Neden Önemli: Bileğinize takabileceğiniz bir ECG cihazı sizi kalp kapakçığı tıkanması gibi potansiyel ölümcül kalp rahatsızlıklarından koruyabilir. 

Piyasaya Çıkışı: Mevcut 

Oyuncular: Apple, AliveCor, Withings 

Regülatörlerin verdikleri onaylar ve teknolojik ilerlemeler sayesinde insanların giyilebilir cihazlarla kendi kalplerinin durumunu yakından ve sürekli izlemesi kolaylaşıyor. Formda olup olmadığınızı söyleyen cihazlar pek ciddiye alınmıyor. Nabzınızı ölçen yoğun idmanlar veya koşu bantları da hiç işe yaramaz. Oysa aklı başında doktorların bir inmeye veya kalp krizine neden olabilecek anormallikleri teşhis etmek için kullandıkları bir yöntem olan elektrokardiyogram (ECG) için düzenli olarak muayene yaptırmanız şarttır ama insanlar genellikle bu işi ihmal ederek zamanında yaptırmazlar. Yazılım ve donanımdaki yeni düzenlemeler ve inovasyonlar sayesinde mümkün olan ECG destekli akıllı kol saatleri bir kliniğe gidip doktora görünmekle eşdeğer fayda sağlayan giyilebilir bir cihaz konforu sunuyor. Silikon Vadisi startup’larından AliveCor’un kan pıhtılaşmasının ve inmenin başlıca nedeni olan kalp kapakçığı tıkanmalarını önceden algılayabilen Apple Watch uyumlu ürünü 2017 yılında FDA’dan onay almıştı. Geçen yıl ise Apple kendi kol saatinin ECG özellikli ve FDA onaylı bir versiyonunu piyasaya sürdü. Bu arada sağlık bakımı cihazları üreticisi şirketlerinden Withings de ECG donanımlı kol saatlerini yakın bir zamana kadar piyasaya süreceğini açıkladı. Mevcut giyilebilir aletlerde sadece tek bir sensör olmasına rağmen gerçek bir ECG’de 12 tane var. Ayrıca hiçbir giyilebilir cihaz bir kalp krizini olduğu anda fark edemiyor. Ancak bu durum çok yakında değişebilir. AliveCor geçen güz aylarında American Heart Association’a belirli tarzda kalp krizlerini algılayabilen iki sensörlü bir sistemin ön sonuçlarının sunumunu yaptı. 

 10. Yapay zeka asistanlar

Neden Önemli: Yapay zeka asistanlar artık sadece basit komutlara itaat etmekle kalmayıp restoran rezervasyonu yapmak veya adrese paket gönderme koordinasyonu gibi karmaşık işleri de becerebiliyor. 

Piyasaya Çıkışı: 1-2 yıl 

Oyuncular: Google, Alibaba, Amazon  Kelimeler arasındaki semantik bağlantıları yakalayan yeni teknikler sayesinde makineler artık doğal konuşmaları çok daha iyi anlayabiliyor. Yapay zeka asistanlara zaten çoktan alıştık, mesela Alexa’ya oturma odamızda istediğimiz müziği çaldırtırız ya da Siri’ye cep telefonumuzun alarmını kurmasını söyleriz. Ancak bu yapay zeka uygulamaları gerçekte kendi zekalarından henüz tam anlamıyla faydalanmıyor. Onlardan yaşamlarımızı kolaylaştırmaları bekleniyor, ancak bunu becermeleri pek mümkün değil. Sadece çok dar bir aralıktaki komutları anlıyorlar. Ancak son günlerde yaşanan birtakım teknolojik ilerlemeler dijital asistanların repertuvarını genişletmek üzere. 2018 Haziran’ında OpenAI’deki araştırmacılar, tüm verileri elle sınıflandırma ve etiketlemeye harcanan paradan ve zamandan tasarruf etmek amacıyla bir AI’yi etiketsiz metinler üzerinde eğiten bir teknik geliştirdi. Birkaç ay sonrasında Google’daki bir ekip, milyonlarca cümle üzerinde çalışarak söylenen cümlede eksik kalan kelimeleri tahmin etmeyi öğrenen BERT adında bir sistemin tanıtımını yaptı. Bu sistem çoktan seçmeli bir testte boşlukları doldurmada insanlar kadar başarılı oldu. Daha mükemmel ses sentezinin de eşlik ettiği bu gibi ilerlemeler sayesinde biz yapay zekaya sadece komut verme aşamasından onunla sohbet etme dönemine geçiyoruz. Onlar artık toplantı notları alma, bilgi arayıp bulma veya online alışveriş yapma gibi günlük angaryalarımızı da üstümüzden alabilecek. Hatta bazıları şimdiden var. Google Assistant’ın tüyler ürpertici kadar insana benzeyen yeni sürümü olan Google Duplex, sizi gereksiz epostalar gönderenler ve tele pazarlamacılardan korumak için sizin yerinize telefonunuza cevap veriyor. Ayrıca restoran rezervasyonlarınız veya kuaför randevularınız için sizin yerinize arama da yapabiliyor. Çin’deki tüketiciler, telefonla paket gönderimini ayarlayan ve sohbet ederek malların fiyatları üzerinde pazarlık yapan Alibaba’nın AliMe’sine her geçen gün daha fazla alışıyorlar. Ancak her ne kadar yapay zeka programları sizin ne istediğinizi anlamakta ustalaşsa da onlar halen her cümleyi tam anlamıyla kavrayamıyor. Çünkü makinelere günlük konuşma dilini kavratmak çok zor. İşte bu engeli aştıktan sonra belki onların lojistik koordinatörlüğü veya çocuk bakıcılığı ya da okul öğretmenliği yaptığı ve hatta bize yarenlik ettiği yeni bir devrime şahit olacağız.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.