40'ından sonra değiştim

Kayı Holding CEO’su Prof. Dr. Alpaslan Korkmaz ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiden öne çıkan başlıklar şöyle...

2.10.2018 11:59:000
Paylaş Tweet Paylaş
40'ından sonra değiştim

ORTA ASYA İLGİM

Türk tarihine, özellikle Orta Asya Türk tarihine meraklıyım. Kayı olarak Sibirya’da otellerimiz var. Şehrin adı Krasnoyarsk. Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal Gölü’ne 350 km mesafede. Baykal Gölü şu anda dünyada ya birinci ya da ikinci en büyük tatlı su rezervi. Krasnoyarsk, 1 milyon nüfusa sahip. Eyalet 4 milyon kişiye tekabül ediyor. Toplam eyalet büyüklüğü alan olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin dört misli. Dünyanın en büyük alüminyum tesisi burada. Ayrıca uranyum, altın, gaz ve somon balığı anlamında zenginler. Yer altı zenginlikleri ve sanayisi olan bir şehir. Moskova’dan beş saatlik uçuşla ulaşabiliyorsunuz. Sibirya da çok enteresan bir tecrübe. Kışın -45 dereceye yazın 35-40 dereceye varan sıcaklık geçişleri var. Müthiş bir ısı farkı bu. Orada iki büyük Türk boyu yaşıyor. Bir tanesinin Türkçesi aşağı yukarı anlaşılır gibi, bir tanesi farklı. Kendilerini Kırgızların ataları olarak nitelendiriyorlar. Oraya gittiğimde çıkıp yarım gün köyleri kasabaları geziyorum, insanlarla sohbet ediyorum. Kültürlerini öğrenmeye çalışıyorum. Türk kültürleriyle bağları var. Onlar da bunu biliyor. Bu deneyimi Kazakistan’da da yaşayabilirsiniz. 

UZAK DOĞU SPORLARINI SEVİYORUM 

Haftada üç kez Tai boks yapıyorum. Karatede kara kuşağım var. Gençlik yıllarımda şampiyonluklarım var. Spor, hayatta disiplin sağlıyor. Uzak Doğu sporları ciddi bir hayat disiplini veriyor. Hem bedeninize hitap ediyor hem de saygı, sevgi, kanun ve kaidelere riayet etmeyi öğretiyor. En nihayetinde karate hocalarımız ‘Mücadeleye girmeniz için rakibe ihtiyaç var, rakipsiz mücadele olmuyor ama en büyük rakip içinizdeki rakip’ derlerdi. Karatede simgesel olarak bir şeyle mücadele ediyorsunuz ama aslında kendinizle mücadele ediyorsunuz. Karateyi her zaman böyle gördüm. Uzun yıllar karate yaptım. 5 yıldır enerjimi boşaltma ihtiyacı duyduğum için Tai boksa başladım. Bu sporda diz, dirsek, yumruk, ayak, tekme hepsi var. Antrenmanı olağanüstü kardiyo ve dayanıklılık antrenmanıdır ve müthiş stres atma imkanı veriyor. Hocam bulunduğum spor salonuna geliyor ve onunla haftada iki sefer boks yapıyorum. Haftada bir kez de fitness yapmaya çalışıyorum. Spor gençliğimden beri yaptığım, tempomuzdan, seyahatlerden dolayı ayakta kalmamı, fit olmamı sağlayan en önemli faaliyetim. Sporsuz yaşam düşünemiyorum. Tai boksta stres atma imkanım oluyor. Bir de dövüş anını idare eden bir kişi stresli anları da idare edebilir.

 BÜYÜK BULUŞMAMIZ 

40 yaşımızdan sonra çocukluk arkadaşlarımla bir grup oluşturduk. İki yılda bir en azından 4-5 gün birlikte oluyoruz. Geçmişteki güzel günleri hatırlayıp güzel bir buluşma yapmayı hedefledik. İlk büyük buluşmamız 4-5 yıl önce Güney Afrika’da bir safari planıyla gerçekleşti. Her şeyi bir arkadaşımız organize etti, biz de plana dahil olduk. Safari olağanüstü bir tecrübe çünkü doğanın içinde yaşıyorsunuz ve şunu öğreniyorsunuz: Siz aslında o doğada bir misafirsiniz, hiçbir şey sizin değil. Bu bana çok güzel bir öğreti gibi geldi. Orada acizliğimizi görüyoruz. Bir filin gücünü düşünün ve sonra etrafınızda 40 fil olduğunu hayal edin. O filin alfa erkeğinin yanınıza gelip 50 cm mesafede size sinyal verdiğini düşünün. “Alanıma girdin” dediğini hayal edin. O zaman kendinizi bir hiç olarak görüyorsunuz. O fil o anda müdahale etse hiçbir şansınız yok. 

BEŞ BÜYÜKLERİ GÖRDÜM 

Güney Afrika’da filleri, aslanları gördük. Beş büyükleri gördüm. Leopar ve çitalar dünyada en hızlı koşan hayvanlar. Ayrıca sırtlanları ve inlerini de gördük. Sırtlanlar müthiş bir koku salgılıyor. En enteresan bilgiyse şu: İstatistiki olarak insanoğlunu en fazla öldüren hayvan su aygırı. Nehirlerde balık tuttuk, bu arada timsahları gördük. Güney Afrika Kruger Parkı ve çevresi olağanüstü zengin. Ben her seferinde büyüleniyorum. Buna çocukluk ruhu da diyebilirsiniz. “Aa ben bunu zaten biliyorum, görmüştüm” diyemiyorum. Gerçekten büyüleniyorum. Safariye kaç sefer gittiğimin bir anlamı yok. Doğanın içinde her seferinde yeniden büyüleniyorum. 

KENYA SAFARİSİ

Bu yıl Kenya’da iş seyahatim sırasında safari gezisi de yaptım. Burada zürafaların zarafetini gördük. Gergedanları gördük. Dünyada azalan, beyaz ve siyah olmak üzere iki türü olan bir hayvan. Her iki türünü de gördük. Rehber şunu anlattı: Bir gergedan boynuzundan dolayı 500-800 dolar para kazandırıyor. Bu nedenle insanlar para için onları avlıyor. Bu hayvanlar yok olma pahasına avlanıyorlar ve artık parklarda silahla korunuyorlar. Siyah gergedan beyazına göre daha agresif. Çok yaklaşırsanız önce uzaklaşır, sıkışırsa üzerinize gelir. Beyaz gergedan hiçbir zaman insana saldırmaz, her zaman uzaklaşır. Ayrıca çok güzel kuşlar gördük. Kuyruğu kendisinden üç misli uzun kuş vardı. Karşı cinsi etkilemek için dans ederek uçuyordu. 

HEDEFTEKİ COĞRAFYALAR

Hayalimde bir coğrafya daha var, o da Arjantin. Arjantin’in güneyi çok farklı manzaralara sahip. Devasa yüzeyler, arka planda dağlar beni oraya çekiyor. Bir de Orta Asya’yı öz kültürümle bağ oluşturduğu için çok seviyorum. Türkistan’dan başlayıp Özbekistan’a, Buhara’ya kadar gitmek istiyorum. Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland ve elbette Hindistan. Bu bölgelere gittim. Kültürlerini keşfetmeyi çok seviyorum. Doğaları da müthiş… Kesinlikle bu coğrafyalar görülmeli. Son yıllarda buralara iş amaçlı gittim ama yılda dört beş gün kendime ayırıyorum ve dünyayı keşfetmeye gidiyorum. Dünyayı keşif planımı ikiye ayırıyorum. Birincisi şehirler keşfi. Buna çocuklarımla birlikte gidiyorum ya da doğa keşfim var. En son çocuklarımla Maldivler’i keşfettik. Maldivler’de dalışı hayatında bir kere mutlaka herkes yapmalı. Gerçekten olağanüstü bir tecrübe. Sadece şnorkelle bile her şeyi görüyorsunuz. Köpekbalıklarıyla yüzüyorsunuz, yunuslar, müren balıkları, rengarenk balıklar, her şeyi görüyorsunuz ve her şey doğanın içinde olağanüstü güzel.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz