Denge sırları

CEOLife olarak önceliklerinin daima aileleri olduğunu söyleyen iş kadınları, iş ve özel hayat dengesini sağlarken uyguladıkları yöntemleri anlattı...

14 EYLÜL, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Denge sırları

Pek çok iş insanı için iş ve özel yaşam dengesini kurmak kolay değil. Ancak iş kadınları için durum biraz daha karışık. Çoğu, iş dünyasının yoğun temposunun yanı sıra evin düzeni ve çocukların bakımını da üstleniyor. Peki başarılı iş kadınları bu dengeyi nasıl kuruyor? CEOLife olarak Türk iş dünyasının önde gelen kadın yöneticilerine bu soruyu sorduk. Önceliklerinin daima aileleri olduğunu söyleyen iş kadınları, iş ve özel hayat dengesini sağlarken uyguladıkları yöntemleri anlattı.

ECD raporuna göre Türkiye, iş ve özel yaşam dengesi konusunda çok da başarılı bir ülke değil. Araştırmalar da bu dengeyi sağlayamamanın uzun vadede olumsuz sonuçları olduğunu gösteriyor. Yüksek performanslı ve potansiyeli yüksek yetenekler bile bu nedenle tükenebiliyor. Yine araştırmalar gösteriyor ki özellikle iş kadınlarında durum biraz daha vahim. İş hayatında başarılı olmak ve yükselmek için çalışan kadınlar, bir yandan da evin düzeni, eşleri ve çocuklarıyla ilgilenmek istiyor. Bu dengeyi sağlayamayanlar ise mutsuz oluyor. Türkiye’de kadınların yüzde 53’ü hem evde hem iş hayatında olmayı tercih ediyor. Bu oran dünya genelinde yüzde 41. İş ve özel hayat dengesini sağlayabilmek özellikle kadınlar için daha zor olduğundan pek çoğu çocuğu olduktan sonra işi bırakmayı tercih ediyor. Bugün çalışma yaş aralığında bulunan 29,6 milyon kadının ancak 8,3 milyonu çalışıyor. Yine de başarılı bir kariyere sahip olup sevdiklerine ve yaşamına zaman ayırmayı başaran iş kadınları da var. Üstelik sayıları da hiç de az değil. Bu isimler herkes için önemli rol modeli de oluşturuyor. Elbette ki onlar da iş-özel yaşam dengesini sağlarken zorluklar yaşıyor. Ancak kimi doğru zaman yönetimi, kimi özel hayatını iyi planlayarak bu dengeyi kurmayı başarıyor. 

ÖNCELİK HEP AİLE! 

Pek çok iş kadını gibi Opet Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk de çalışmayı çok sevse de genel yaşam çizgisinde önceliğini daima eşi ve çocuklarına veriyor. İş ve ev yaşamımın kesiştiği noktalarda yeni öncelik sırası belirleyen Öztürk, bazen ailesinden destek istediğini, bazen de anlayış beklediğini söylüyor. Bu noktada esas önemli olanın öncelik sırasını iyi yapmak olduğunun altını çiziyor ve işi ve çocuklu ev hayatını düzenlemek için nasıl bir denge formülü olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Tüm yaşamım boyunca almakla vermek dengesini iyi kurmaya, mümkün olduğunca pozitif olmaya ve kırıcı olmamaya özen gösterdim. Sevginin gücüne, mutluluğun kaderimiz değil seçeneğimiz olduğuna inandım. Her zaman bana duyulan güveni sarsmamaya dikkat ettim. Eşim, çocuklarım ve işim vazgeçilmezlerim. Hepsine birden yetişebilmek için çok çalıştım. Çocuklarım küçükken çok zorlandığım dönemler oldu elbette… Bir çalışanım olmadığı dönemlerde uykularımdan çaldığım zamanları onları mutlu etmeye ayırdım. Kreş, anaokulu, özel ders, okul programlarına göre özel yaşamımı ve iş yoğunluğumu dengelemek durumunda kaldım. Tüm bu süreçlerde eşimin anlayışı ve katkısı büyüktü. Şunu gördüm ki denge sağlamak için en ideal çözüm paylaşmak. Çünkü ailedeki herkesin bir birey olarak yeri, değeri ve sorumlulukları var. Bunları görmezden gelir, önce ben derseniz sorunlar çıkar. Önceliklerin çakıştığı durumlarda ise anlayış, hoşgörü bazen fedakarlık gerekir. Kısacası; ailenin ortak çıkarları belirler öncelik sıranızı…” Nurten Öztürk’ün bu dengeyi sağlamak için en fazla destek aldığı kişi ise eşi Fikret Öztürk olmuş. “Onun anlayışı desteği olmasaydı, şaka yollu da olsa ‘Çalışmayana ekmek yok’ diye takılmasaydı zorlanırdım” diyen Öztürk, başarının başaracağım diyenler ile başaracaksın diyenlerin ortak eseri olduğunu söylüyor.

HOBİLERİNE DE ZAMAN AYIRIYOR 

Tıpkı Nurten Öztürk gibi Amgen Türkiye Genel Müdürü Güldem Berkman için de ailesi her şeyden önce geliyor. Örneğin ne kadar önemli bir toplantıda olursa olsun oğlu aradığı zaman mutlaka izin isteyip onunla ilgileniyor. İş ve özel yaşam dengesini kurabilmek için de zamanı doğru yönetmenin önemine inanıyor. Berkman, edindiği deneyimlerde kadınların aynı anda birçok işi başarıyla yürütmeye yatkın olduğunu gözlemlediğini söylüyor. İşi, ailesi ve sosyal çevresiyle kurduğu dengede hobilerine de vakit ayırmaya özen gösterdiğinin altını çizen Berkman, şöyle konuşuyor: “Düzenli olarak spora gidiyorum. Ailemle birlikte çıktığımız tatillerde kayak ve sörf yapma fırsatı buluyorum. Resme karşı büyük ilgim var. Yağlı boya tablolar yapıyorum. Sonuçta çevremle birlikte yaşam ve iş entegrasyonunu iyi kurduğumuzu düşünüyorum.” Bu doğrultuda zamanını doğru planlamaya çalıştığını da söyleyen Berkman, denge için ideal çözümün doğru önceliklendirmeden geçtiğini anlatıyor. Bir önceki görevinde Basel ve İstanbul arasında mekik dokuyan Berkman, o dönemde dengeyi kurmak için ekstra çaba göstermek durumunda kalmış. O dönem haftanın 4 günü Basel’de çalışıp 3 günü İstanbul’da ailesiyle geçirdiğini söyleyen Berkman, bu şekilde bol seyahatli ve yoğun adaptasyon gerektiren bir dönemin kendisini yorduğundan bahsediyor ve “Ailemle birlikte bunun da üstesinde geldik. Eşim ve oğlum o dönem bana müthiş yardımcı oldu” diye konuşuyor. Herkesin özel ve iş hayatındaki dengeyi sağlamak adına destek aldığı kişiler var. Berkman bu anlamda kendisinin destekçileriyle ilgili şöyle konuşuyor: “Özel hayatımda dengeyi sağlamak için en büyük yardımcım eşim, oğlum, annem ve ablam. Onlar olmasaydı böyle olmazdı. İş hayatımda ise ekip arkadaşlarım ve sevgili asistanlarım. Toplam yaşam dengesini sağlamak sizinle başlıyor. Hayatınızı doğru kurgulamak, sizin için neyin önemli ve öncelikli olduğunu bilip, tüm hayatınızı buna göre organize etmek, mutlaka zamanı ve enerjinizi iyi yönetmek kilit konular.” 

KEYİFLİ ANLAR YARATIYOR

Danone Türkiye Entegrasyonu ve Danone Su Genel Müdürü Gamze Çuharadoğlu, iş ve yaşam dengesini planlayarak kuranlardan… “Omuzlarınızda hem koca bir şirketin hem de çocuklarınızın sorumluluğu varken bazen 24 saatin dahi size yetmediğinin farkına varıyorsunuz” diyen Çuhadaroğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Toplantıdan toplantıya geçerken bir anne olarak çocuklarınızın ihtiyaçlarına da aynı şekilde koşmanız gerektiğini zamanla tecrübe ediyorsunuz. Benim en büyük motivasyon kaynağım çocuklarım ve spordan aldığım enerji. Ben her pazar akşamı bir sonraki hafta için hem çocuklarımın hem de kendimin programını gözden geçiriyorum. Ayrıca her ayın son haftası bir sonraki ayın programına bakıp gerekirse yeniden düzenleme yapıyorum. Çocukların okul, özel ders, spor programları aylık ve yıllık olarak mutlaka ajandamda olur. Mümkün olduğu kadar evde ve çocuklarımla olmaya özen gösteriyorum; hafta arası akşam program yapmamaya çalışıyorum. Önemli programım varsa da mümkün olduğu kadar eve erken dönmeye gayret ediyorum.” İş ve ev önceliklerini ayrı tutmaya çalışan Çuhadaroğlu, ailesine ayırdığı zamanı nitelikli geçirmek adına yapılan programlara sadık kalmayı ise prensip kabul ediyor. Burada anahtar kelimenin önceliklere gösterilen özen ve çevrenizin anlayışı olduğunu belirten Çuhadaroğlu, denge sağlamak için ideal çözümü ise şöyle anlatıyor: “Ofisteyken tüm odağım sadece iş olur. Evde de çocukların keyfi yerindeyse, arkadaşları ile beraberlerse işimle ilgilenmeye devam ediyorum. Çocuklarımın her sorununda yanlarında olmam benim için çok önemli. Bir sorunları olduğunda ‘Annem kapı gibi yanımda’ diye hissetmelerini istiyorum. Çocuklarımın mümkün olduğunca yanında olup, onları sakin sakin dinleyip anlamaya ve destek olmaya çalışıyorum. Hatta bu konuda ciddi eğitimler aldım. Çocuklar da dinlenildiklerini, konuşabileceklerini hissettiklerinde çok daha mutlu oluyor. Bir de tabii böyle bir iş temposunda çok iyi organize olabilmek önemli. Harika bir asistanım, evdeki yardımcılarım, bana ve aileme destek veren bir şoförüm var. Onlarsız bu tempoyu dengeleyemezdim.”

KURTARICI GÜÇLER VAR 

Kendi işinin sahibi olan iş kadınları ise planlamalarında biraz daha rahat olabiliyor. NG Hotels Başkanı ve Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi Hediye Güral Gür de kendi işinde çalışan bir anne olmanın avantajını kullandığını söylüyor. Gür, şöyle konuşuyor: “İçinde bulunduğum şartlarda çok yoğun geçen dönemlerim olduğu gibi daha sakin zamanlarım da oluyor. Tabii ki önceden planlanmış seyahatler ya da toplantılar kadar son dakikada gelişen durumlar da söz konusu olabiliyor. Benim küçüklüğümde babamdan çok alışkın olduğum bu duruma, şimdi benim çocuklarımın da alıştığını görüyorum. Burada önemli olan o hassas dengeyi iyi bir şekilde kurabilmek.” Gür, bu konuda net bir förmülü olmadığının altını çiziyor. Ama dikkat ettiği konular da yok değil. Seyahatlerini mümkün olduğunca kısa tutmaya özen gösteriyor örneğin. Evlenmeden önce toplantı öncesi veya sonrası gittiği ülkelerde bir gün daha fazladan kalmaya, gezip dolaşmaya gayret ederken anne olduktan sonra tam tersini yapmaya başlamış. Eğer 3 günü geçen bir seyahati varsa dönüşte mutlaka çocukların evde olduğu saatte evde olacak şekilde program yapan Gür, sosyal ortamlarda katılması gereken davetleri de mutlaka çocuklarının programlarına göre ayarlamaya çalışıyor. Gür, “Önceliğimi ailem, işim ve sosyalleşme olarak sırayabilirim” diye konuşuyor. Özel hayat ve iş dengesini sağlamada en önemli desteği ise evdeki yardımcısından aldığını anlatan Gür sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yardımcım çocuklarımın doğumundan bu yana bizimle beraber ve evimizin bir parçası... Çocuklarıma da o kadar sevgi ve şefkatle bakıyor ki gözüm hiçbir zaman arkada kalmıyor. Tabii ki eşim de bu konuda bana oldukça destek veriyor. Özellikle ikimiz birden evden ayrılmamaya dikkat ederiz. Mutlaka eşimle beraber gitmemiz gereken seyahatlerde annem gelir. Bir de biz birbirine çok bağlı bir aileyiz, çocuklarımız da kuzenleri ile olmaktan çok keyif alır. Bu nedenle sık sık hafta sonları yatılı program yaparlar. Çocuklarımın yenge ve teyzeleri de böyle zamanlarda benim için kurtarıcı güçtür.”

SİSTEM KURMAK ÖNEMLİ 

Aslında tüm iş kadınlarının denge formülünde önemli bir ortak özellik var. O da işleyen bir sistem oluşturmak. Mynet CEO’su Bilgen Aldan da bu isimlerden biri. “Doğru işleyen bir sistem kurmazsanız tüm yükün altında ezilebilir, biraz dengeniz bozulduğunda bu durumdan gereğinden fazla etkilenebilirsiniz” diye konuşuyor. Bu sistemin çocuk doğduktan sonra kendi kendine gelişen bir şey olmadığının da altını çiziyor ve ekliyor: “Daha hamilelik sürecinde hatta çocuk sahibi olmadan belli kararlar almanız gerekiyor. Aile büyükleri mi bakacak, bakıcıya mı vereceksiniz, eviniz işinize ne kadar yakın gibi... Bunu yapmazsanız çocuk doğduktan sonra bir yandan çalışırım bir yandan o da büyür gider gibi bir düzen içinde mutsuz olursunuz. Ben kurduğum sistemin merkezine oğlumu koyarak zamanımı bu eksende şekillendiriyorum. Sabah onu servise bindirmeden evden çıkmıyorum, akşam ne işim olursa olsun o uyumadan evde olup onunla vakit geçiriyorum. Hafta sonlarımızı mutlaka birlikte geçiriyoruz, oynuyoruz, geziyoruz. Birlikte evde vakit geçirmeyi çok seviyoruz. Geçirdiğimiz saatlerin kaliteli geçmesine azami dikkat ediyorum.” Aldan’a göre iyi işleyen bir sistem kurup bu sistemi iyi bir ekiple işletmek başarıyı da beraberinde getiriyor. Bu ekibin kimi zaman anneanneler babaanneler, kimi zaman kreşler, kimi zaman da bakıcılar olabildiğini anlatan Aldan, kendisi bir internet şirketi yönettiği için teknolojiden maksimum faydalanarak da kendisine zaman yarattığını söylüyor. Örneğin hafta sonu uğraşmamak için alışverişleri internetten yapıyor ya da eğer eve geç kalacaksa çocuklarına internetten eğlenebilecekleri sürprizler gönderiyor. Aldan planlamayı da oldukça profesyonel bir bakış açısıyla yapıyor. Mikro ölçekte gün gün neye vakit ayıracağını belirleyen Aldan, olayların akışına göre planını revize edip aksiyon alıyor. Dolayısıyla kurduğu düzen hesapta olmayan değişikliklerden kolay kolay etkilenmiyor. Aynı zamanda her zaman B planı yaratmanın önemine de bu noktada vurgu yapan Aldan, “Örneğin bakıcınız hastalandığında ne yapacağınızın planı hazırsa o anda panik yapmıyorsunuz” diye konuşyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz