En müthiş maç

CEO’lara unutamadıkları futbol karşılaşmalarını sorduk. Birçok futbolsever iş insanından belleklerine kazınan maçların hikayesini dinledik…

24 KASIM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
En müthiş maç

Özlem Bay 

obay@ekonomist.com.tr

Milyonları peşinden sürükleyen futbol için, günümüzün en çok sevilen spor dalı demek yanlış olmaz. Her geçen gün yenilenen oyun kurallarının yanı sıra gelişen teknolojinin futbola da yansıması ve yapılan yeni yatırımlar, modern futbolu seyri hoş bir hale getirmiş durumda. Bu işin perde arkası da oldukça hareketli. Ünlü futbol yazarı Simon Kuper’ın “Futbol asla sadece futbol değildir” ismini verdiği kitabında da bahsettiği gibi büyük kitlelerin ilgi odağı olan bu sporun arkasında büyük bir ekonomi de yatıyor. Sponsorluklardan sporcuların dudak uçuklatan transfer rakamlarına kadar futbol, kadın erkek, genç yaşlı 7’den 77’ye herkes tarafından yakından takip ediliyor. Doğası gereği hız, beceri, kuvvet ve mücadele gerektiren bir takım sporu olan futbola gönül verenlerin sayısı da oldukça fazla. İş dünyasında da futbol tutkunu pek çok isim var. Sizler için onlara unutamadıkları futbol maçlarını sorduk... İşte yanıtlar...

İSTANBUL’DAKİ RÖVANŞI BEŞİKTAŞ ALDI 

ALİ TÜRKER ODE YALITIM GENEL MÜDÜRÜ

Hem taraftarı hem de kongre üyesi olduğum Beşiktaş’ın, 26 Şubat 2015 tarihinde Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Liverpool’u 1-0 yenip, penaltılarla İngiliz takımını elediği maç unutamadığım maçlar arasında ilk sırada yer alıyor. İstanbul’daki maçtan bir hafta önce de Liverpool’daki ilk maçı izlemek üzere 12 kişilik bir arkadaş grubuyla İngiltere’ye gitmiştik. Maçtan önce efsanevi İngiliz müzik grubu The Beatles’ın ilk performansını sergilediği Cavern adlı barı ziyaret etme şansı bulmuştuk. İnanılmaz bir atmosfere sahip olan Anfield Stadı’nda son dakikalarda yediğimiz golle İstanbul’a 1-0’lık bir skorla döndük. Liverpoollu taraftarların “You’ll never walk alone” klasiğini unutamam. İstanbul’daki rövanş maçı da İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yaklaşık 65 bin kişi önünde oynandı. Maçın 72’nci dakikası Tolgay Arslan’ın attığı golle 1-0 bitti ve maç uzatmalara kaldı. Uzatma dakikalarında da gol olmayınca maç penaltılara kaldı. Maçın sonucunda Liverpool’u penaltılarla eleyerek bir üst tura çıktık. Dünya futbolunda önemli bir yeri olan ve müzesi birçok kupayla dolu Liverpool gibi güçlü bir takımı elediğimizde yaşadığım sevinci ve heyecanı hayatım boyunca unutmayacağım.

GÜNEY AFRİKA’DA MAÇ KEYFİ

HAKAN KAYGANACI MARSH CEO’su

Uzun yıllar yaşadığım Güney Afrika’da izlediğim bir maçı unutamam. Güney Afrika’da en popüler spor futbol değil. Rugby, kriket, tenis, golf daha popüler... Futbol ise daha yeni popülerleşmeye başlıyordu. Bir dijital platform da ilk defa Şampiyonlar Ligi maçı yayınlayacağını anons etti ve o maç Manchester United-Fenerbahçe maçıydı. Biz Güney Afrika’daki Türk arkadaşlarımla bizim evde toplandık ve Fenerbahçe 40 yıl sonra ilk defa Manchester United sahasında rakibini 1-0 mağlup etti.”

“OĞLUMLA GİTTİĞİM İLK MAÇ”
CÜNEYT USLU / ATOS TÜRKİYE CEO’SU

por ve özellikle de futbol, özel hayatımda ayrıcalıklı bir yere sahip. Spor denildiğinde tutkumun Fenerbahçe olduğunu söyleyebilirim. Benim için unutulmaz maç ise 4 Ekim 2015 tarihinde Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe – Akhisar Belediye Spor karşılaşması oldu. Bu maç, her ne kadar sonucu Fenerbahçeliler için sevindirici olmasa da oğlum ile gittiğim ilk maç, birlikte paylaştığımız en güzel anılardan biri olarak hafızamda yer etti. Oğlum ilk kez bu maçta Şükrü Saraçoğlu stadını görme ve futbolun o efsane atmosferini yaşama şansı elde etti. İlk yarı atılan 2 golde yaşanan sevinçle birlikte ‘Ben de artık Fenerbahçe taraftarıyım’ demesi ise benim için paha biçilmez bir andı. Maçın 2-2 sona ermesine rağmen, karşılaşma çıkışında morallerimiz ve keyfimiz yerindeydi.”

MİLLİ MAÇ HEYECANI

BERK ÇAĞDAŞ RENAULT MAIS GENEL MÜDÜRÜ

İyi bir futbol izleyicisi ve iyi bir Fenerbahçeliyim. Unutamadığım pek çok maç var. Ama bir maç var ki, o maç sırasında arkadaşlarımla önce üzüntü, sonra müthiş bir heyecan ve sonunda muazzam bir sevinç duygusu yaşamıştım. Sonrasında da hüngür hüngür ağlamıştık. Türk Milli Takımı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda çeyrek finale gidiş biletini almaya çalışıyordu. Rakibi Çek Cumhuriyeti’ydi. Kalesinde dünyanın o zaman en iyi üç kalecisinden birisi olarak gösterilen Chec vardı. Maçın 74’üncü dakikasına kadar 2-0 yenik durumdaydık. Biz arkadaşlarımla adeta çökmüş ve ‘Buraya kadarmış’ der duruma gelmiştik. Ancak Fatih Hoca yönetimindeki takım hakikaten çok hırslıydı ve çok koşuyorlardı. Maçı bırakmıyorlardı. Tuncay Şanlı çok gol pozisyonuna giriyordu ama bir türlü olmuyordu. Derken çabalar sonuç verdi ve 75’inci dakikada Arda’nın golü geldi. Üzüntü umuda döndü. Takım şahlanmıştı adeta ve derken 85’inci dakikada bir mucize oldu ve Çek kaleci çok rahat bir topu elinden kaçırdı ve Nihat affetmedi. Hepimiz adeta sevinçten çıldırmış haldeydik. Çünkü skor 2-2 olmuştu. Derken çok geçmeden 88’inci dakikada Nihat mükemmel bir şutla 3’üncü golü ağlara gönderdi. Çekler şaşkın ve yıkılmıştı. Biz ise ağlıyorduk. Sonunda maç bitti ve Türk Milli Takımı Viyana biletini altı. Bu maçı yıllar geçse de unutamayacağım.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz