Frenlenemeyen Alışkanlıklar

İş dünyasının temsilcilerine vazgeçemedikleri, kendileri için riskli ya da zararlı alışkanlıklarını sorduk. Rahatsız olmalarına rağmen bırakamadıkları bu alışkanlıkların neler olduğunu öğrendik.

6 EYLÜL, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Frenlenemeyen Alışkanlıklar


Özlem Bay

obay@doganburda.com

Herkesin hayatından çıkaramadığı bazı alışkanlıkları var. Kimi erken uyuyamıyor, kimisi ise çok fazla çay tüketiyor. Tatlıya olan düşkünlüğünü frenleyemeyenler de var, fincan fincan kahve içenler de… İş dünyasının temsilcilerine vazgeçemedikleri, kendileri için riskli ya da zararlı alışkanlıklarını sorduk. Rahatsız olmalarına rağmen bırakamadıkları bu alışkanlıkların neler olduğunu öğrendik.

İnsan alışkanlıklar varlığıdır. Hayatlarında belli alışkanlıklar edinirler ve bunlardan vazgeçmeleri oldukça zordur. Bu alışkanlıklar yararlı alışkanlıklar olabileceği gibi kötü alışkanlıklar da olabilir. Araştırmalar alışkanlıkların beyinde 20 günde oluştuğunu gösteriyor. Yani 20 gün boyunca aynı şeyi yapan insan 21’inci günde alışkanlık kazanmış oluyor. Alışkanlığı bir halata benzeten Amerikalı eğitimci Horace Mann, “Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız” diyor. Bu sözden de anlaşıldığı üzere, zaman içinde alışkanlıkları kırmak oldukça zorlaşıyor. İş dünyasından pek çok ismin de rahatsız olsalar da vazgeçemedikleri alışkanlıkları var. Sizler için onlara bırakamadıkları alışkanlıklarını sorduk. 


ADRENALİN İYİ GELİYOR

Motosiklet çoğu kişi için özgürlüğü ifade eder. Hız değil keyif aracı olarak görülür. Trafiğin yoğun olduğu kentler için en uygun icat olarak değerlendirilir. Motorun çıkardığı güçlü ses, motosiklet tutkunlarına mutluluk verir. Kullanımı eğlenceli ama bir o kadar da riskli olan motosiklete tutku ile bağlı olan birçok iş insanı da var. Verifone Güney Doğu Avrupa, Türkiye ve Türki Cumhuriyetler Genel Müdürü Onur Altınbaş bunlardan biri. Uzun yıllardır motor kullandığını belirten Altınbaş, “Motor kullanırken yaratıcılığımın perçinlendiğini hissediyorum. Adrenalinin verdiği sınırları zorlama duygusu bana çok iyi geliyor. Kendimle kalmayı ve özgür hissetmeyi çok seviyorum. Eşim bu alışkanlığım konusunda zaman zaman endişelenebiliyor ama ben bu tutkumdan vazgeçemiyorum ve çok keyif alıyorum” diye konuşuyor. 


ÇOK FAZLA ÇAY TÜKETİYOR 

Ülkemizde hemen hemen herkesin vazgeçilmez içecekleri arasında ilk sırada yer alan ve neredeyse bir kültür haline gelen bir içecektir çay. Öyle ki Türkiye, dünyada en çok çay tüketen ülkeler arasında yer alır. Türk insanı, hem yaz hem de kış aylarında sıklıkla çay tükettir. Sabah kahvaltılarımız, akşam televizyon keyfimizin tamamlayıcısıdır. Gelen misafire ikram edilir, ofislerde çalışma hayatının en vazgeçilmezidir. Aytemiz Genel Müdürü Ahmet Eke için de çay vazgeçilmez bir alışkanlık. Gün içinde çok fazla çay tükettiğini dile getiren Eke, “Kafeinin bağımlılık yaptığı biliniyorsa sanırım teinin de öyle bir etkisi söz konusu. Her şeyin fazla tüketilmesinin zararlı olduğunu düşünüyorum. Ancak gün içinde ofiste çalışırken çok sık çay içiyorum. Bir günde kaç bardak içtiğimi hiç saymadım” diyor.

KARAMELLİ DONDURMA ALIŞKANLIĞI 

Hepimiz yemek yemeyi severiz. Yemek yemek için yaşadığını iddia edenler bile vardır. Kimisi bunu doğal bir ihtiyaç olarak görür, kimi ise keyif alınan bir aktivite… Herkesin hoşlandığı yemekler listesinin ilk sırasındakiler ise farklı. Teradata Türkiye Genel Müdürü Gamze Aydın’ın vazgeçemediği yiyecekler listesinin başında karamelli dondurma ve kıymalı börek geliyor. Aydın, bu alışkanlığına yönelik, “Bu iki yiyecek beni o kadar mutlu ediyor ki frenlemeyi düşünmüyorum. Gittiğim her ülkede farklı karamelli dondurmaları muhakkak tadıyorum. Ama bizdeki kıymalı böreğin üstüne tanımam. Bu alışkanlığımı biraz frenledim ancak elbette 2-3 ayda bir kendime izin veriyorum. Çünkü bir porsiyon yaklaşık 900 kalori” diyor. 


GÜNDE 6 FİNCAN KAHVE

Pek çok kişi için bağımlılık yaratan, ezelden beri ‘40 yıl hatırı olan’ kahve üzerine birçok söz var. “Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına sen kalayım...” demiş mesela Cemal Süreya… Küçük İskender’e ise “Kahvenden bir yudum bile almamışsın; Korktun mu beni kırk yıl sevmekten” dizelerini yazdırtmış. Hafta içi veya hafta sonu, çok erken veya çok geç, evde veya dışarıda hiç fark etmez. Eğer siz de bir kahve bağımlısıysanız, hangi durumda olursanız olun, anı güzelleştirmenin en iyi yoludur kahve içmek. ALB Forex Genel Müdürü Tuncay Karahan, o muhteşem kokunun keyfini hiçbir şeye değişmeyenlerden. Uyanır uyanmaz kahvenin mis kokusu ile güne başladığını dile getiren Karahan, “Gün içinde yoğunluğuma bağlı olarak 5-6 fincan demleme kahve içiyorum. Üniversite yıllarımda başlayan bu alışkanlığım azalmadan devam ediyor. Dünyanın pek çok farklı yerinden gelen kahve çekirdeklerini harmanlayarak farklı aromatik tatlar yaratırım. Eşim de tam bir kahve tiryakisi olduğundan yurtdışı gezilerimizde muhakkak o ülkenin bölgesel kahvelerinden alırız. Kahve, vazgeçemediğim alışkanlığım” diye konuşuyor. 

“ÇİKOLATA KONUSUNDA DİSİPLİNİM YOK”

Abur cuburların sağlığımız için zararlı olduğunu bildiğimiz halde tüketmeye devam ediyoruz. Kötü konsantrasyondan yüksek kolesterole, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi rahatsızlığa yol açan atıştırmalıklardan vazgeçemiyoruz. İnsanlar abur cubur tüketiyor, çünkü tatları nefis! Kurtsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Kurt da pek çok kişi gibi abur cubur tutkunu. Sevmediği bu alışkanlığından vazgeçemediğinden yakınan Kurt, “Zaman zaman kendimi kaybederek abur cubur yiyorum. Tatlıyı da aşırı oranda tüketebiliyorum. Özellikle çikolataya hayır diyemiyorum. Mevcut kilomu koruma takıntım olduğundan sonrasında günlerce acı çekerek kendimi tutmam, az yemem ve çok spor yapmam gerekiyor. Tatlı yeme konusunda disiplinli olamıyorum. Bu nedenle yıllardır özellikle sadece hafta sonları tatlı yiyerek kendimi ödüllendirmeye çalışıyorum. Bu durumdan rahatsız olsam da çikolata yemek beni o kadar mutlu ediyor ki sonrasında acı çekmeye değiyor.” 


TATLI TUTKUSU

Bilim adamlarının yaptığı bazı araştırmalar, bir gen varyantının bazı yiyeceklerin kadınlara daha lezzetli gelmesine neden olduğunu gösterdi. Araştırmalar, mutluluk artırıcı dopamin hormonunun üretimini düzenleyen gendeki varyasyonun, özellikle kadınların tatlı yiyeceklere yönelmesine yol açtığını ortaya koydu. Çevremizde bu araştırma sonucunu destekleyen tatlı düşkünü birçok kadın var. NG Hotels Başkanı Hediye Güral Gür de onlardan biri. Küçük yaşlardan beri tatlıya düşkün olduğunu söyleyen Gür, bu zaafını şöyle anlatıyor: “Özellikle çikolatalı ve sütlü tatlılar vazgeçilmezimdi. Bir ara yeme alışkanlığım sorulduğunda ‘Yemek olmasa da olur ama tatlısız asla’ diyecek kadar seviyordum tatlıyı. Ancak tabii bu sevgi beraberinde bazı olumsuzlukları da getiriyor. Zaman içinde insülin direnci ve buna bağlı kilo problemleri yaşadım. Bir yıl önce bu gidişata bir son vermek gerektiğini düşünerek kendimi kampa aldım. Sıkı bir diyet ve spor programı dahilinde tatlı alışkanlığımı da bıraktım. Şimdi çok ender olarak ve sadece tadına bakacak miktarda tatlı yiyorum.” 


AZ UYUMAKTAN ŞİKAYETÇİ

Uyku ihtiyacımız da boyunuz gibi genetik olarak önceden belirlenmiş durumda. Bazılarına birkaç saatlik uyku yeterken bazıları daha iyi hissetmek için 11-12 saate ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar, yeterli uyunması halinde birçok hastalıktan, erken bunamadan bile kaçınılabileceğini belirtiyor. Az uyumanın ise sağlık üzerinde, yaşam kalitesi ve süresi üzerinde olumsuz etkileri büyük. Uykunun neden bu kadar önemli olduğu hala sırrını koruyor. Buna yönelik olarak, beyin gün içinde hiç dinlenemediğinden dolayı genel bakım işlerini yürütmesi için uykuya ihtiyacı olduğu kanısı hakim. Biz uyurken beyin hücrelerdeki hasarı onarıyor, gün içinde biriken toksinleri atıyor, takviye edilmesi gereken enerjiyi tedarik ediyor ve bellek oluşumunu gerçekleştiriyor. Ancak yoğun tempoda çalışan çoğu iş insanı gibi Invest AZ Genel Müdürü Hakan Avdan da az uyumaktan şikayetçi. Avdan, “Az uyuyorum, bu benim kötü bir alışkanlığım diyebilirim. Daha fazla uyusam daha iyi olur ama bir türlü bunu beceremiyorum. Akşam eve geç saatte geliyorum ve biraz vakit geçirdikten sonra ancak saat 1 gibi uyuyabiliyorum. Erken yatma alışkanlığım yok maalesef. En fazla 5 -6 saat uyuyorum” diye anlatıyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz