Torun aşkı bambaşka

Onları daha çok iş insanı, lider ya da yönetici unvanlarıyla tanıyoruz. Oysa özel yaşamlarında Hayrettin, Süleyman, Sami, Nafi, Davut, Ahmet Dede, Canan, Meltem Nine olarak biliniyorlar...

24 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Torun aşkı bambaşka

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı’yı iş yaşamındaki aktifliğiyle tanıyoruz. Ancak Çaycı, 10 yıldır bir dede. Çaycı’nın 4 torunu var. Yaş sırasına göre Defne Cesur 10, Burak Can ve Damla ikiz ve 9, Berk Cesur ise 8 yaşında. Torun sahibi olduktan sonra gençleştiğini söyleyen Çaycı, “Aileye derinlik kazandıran, aile büyüklerine de sevginin ne olduğunu öğreten tarifi mümkün olmayan bir haz. Torunlarım hayatıma renk getirdi. Torunlu hayat fazla efor sarf etmeden kazanılan keyifli bir yaşam dilimi” diyor. Torun sahibi olmanın keyfini sonuna kadar yaşayan Çaycı, “Ana, baba olmanın çok daha büyük külfet ve sorumlulukları var. Halbuki torunlar ailenin kazandığı ekstra katma değer gibi. Hafta sonları onlarla beraber olmaktan büyük keyif alıyorum Yazın Bodrum’da daha çok vakit geçirme fırsatı buluyorum. Torunlarımla kışın satranç, tavla ve televizyon oyunları ile vakit geçiriyoruz. Yazın ise denizde bol bol yüzüyoruz. Torunlarımın gelecekte iyi tahsil yapmış, ülkesine ve insanlığa faydalı insanlar olmalarını çok arzu ediyorum” diye anlatıyor. İş dünyası, özel yaşamlarında aslında torunlarının sırtına binip atçılık oynadığı Hayrettin, Süleyman, Sami, Nafi, Kemal, Nusret, Davut, Ahmet Dede’ler, Canan, Meltem Nine’lerle dolu. “Çocuk cevizse torun ballı lokumlu ceviz” diyeninden, “Çocuk ağaç torun dünyanın en tatlı meyvesi” diyene, torununa şiir yazanlara iş dünyasının torun aşkı çok büyük… 

TARİFİ İMKANSIZ SEVGİ

Doğanlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan’ın Yade adlı henüz 4,5 aylık bir kız torunu var. Oğlu Ogün’ün kızı olan Yade doğunca Davut Doğan çok mutlu olduklarını söylüyor. Duygularını şöyle ifade ediyor: “Torun sevgisi bir başka oluyor. Tarifi imkansız. Her hareketini izliyorum. Gülücükleri neşe katıyor.” Doğan, torununu haftada en az 1 gün görmeye çalıştığını söylüyor. Göremediği günler ise mutlaka o güne ait Yade’nin resmini istiyor. Doğan, torunu daha 4,5 aylık olduğu için onu ancak arabasıyla gezdirdiklerini ve beraber çimlerde yuvarlandıklarını söylüyor. Torununun geleceğine dair hayallerini ise şöyle ifade ediyor: “Ülkesini seven, alçakgönüllü, saygılı, hayırlı bir evlat olmasını isterim. Dördüncü kuşağımızın ilk temsilcisi olduğundan ailemizi 4’üncü kuşaktan 5’inci kuşağa taşımasını arzu ederim.” Kurtsan Holding sahiplerinden Meltem Kurtsan ise bir babaanne. Oğlu Karatay’dan bir erkek torun sahibi olan Kurtsan, torunu Poyraz’la yaşadığı hayatından çok memnun. Torun sahibi olunca sonsuz mutluluk duyduğunu ve şükrettiğini söyleyen Kurtsan, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Gözlerim doldu, hatta taştı. New York’ta yaşadıkları için sık sık New York’ a gitmeye başladım. Torun sahibi olmanın sorumluluğu çok daha az, keyfi çok daha fazla. Maalesef uzakta yaşadıkları için hasret çekiyorum. Onun yanındayken bana kitap okutmayı çok seviyor. Ona resimli kitaplar okuyorum. Poyraz’ın gelecekte sağlıklı, iyi eğitimli biri olmasını isterim. İstediği alanda uzmanlaşsın ve mutlu olsun.” 

“TORUNLARIM BALLI LOKUMLU CEVİZ”

AE Arma Elektropanç Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Kızılhan, 2 kız torunu sahibi bir dede. Kızılhan’ın kızı Burcu’dan ve oğlu Burak’tan birer torunu var. Torunlarından Aleyna 6 yaşında, İda ise aralık ayında 2 yaşına girecek. Kızılhan, bu yıl ilkokula başlayan torunu Aleyna’nın ilk gözağrısı olduğunu söylüyor ve iletişimlerini şöyle anlatıyor: “Evlerimiz yakın olduğu için çok sık görüşüyoruz. İda ise aralık ayında 2 yaşına girecek. Henüz yeni yeni konuşmaya başladığı için onunla bol bol oyun oynuyoruz ve çizgi film seyrediyoruz. Torun sahibi olmak gerçekten çok farklı bir duygu… Rutin aile buluşmalarımızda İda ve Aleyna ile ben tam bir çocuk oluyorum. İş dışındaki tüm programım Aleyna ve İda’ya endeksli. Eşim ve ben torunlarımıza göre plan, program yapıyoruz. Mesela hafta sonunun gelmesini iple çekiyorum. Torunlarımla geçirdiğim saatler benim ve eşim için çok özel ve güzel zamanlar. Onlarla beraberken onların masumluğu ve mutluluğu ile tüm stresimi unutuyorum.” Hayatını torunlarına adadığını söyleyen Kızılhan, onlarla geçirdiği vakti çok önemsiyor ve şöyle devam ediyor: “Her cuma, okul sonrası kızım ve torunum bize geliyor ve hafta sonunu beraber geçiriyoruz. Aleyna ile sinemaya, yüzmeye gidiyoruz, ağaçtan meyve topluyoruz, puzzle ve lego yapıyoruz, oturup sohbet ediyoruz, beraber kahve içmeye gidiyoruz. Ondan birçok yeni şey öğreniyorum.” Rahmetli annesinin 11 torun sahibi olduğunu belirten Kızılhan, bir anısını şöyle paylaşıyor: “Annem bana ‘Oğlum, evlat ceviz, torun ceviz içi’ derdi. O zamanlar ne demek istiyor diye düşünürdüm. Torunlarım hayatıma girdikten sonra çocuklarımın çocuklarının sevgisinin ne kadar farklı olduğunu anladım. Torunlarım doğduktan sonra benim için çocuklarım ceviz, torunlarım ballı lokumlu ceviz içleri oldu diyebilirim.”

“CANDAN, AŞKTAN ÖTE BİR ŞEY”

Panasonic Eco Solutions Türkiye Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın’ın dünya tatlısı bir torunu var. Şu anda 3,5 yaşında olan Nil, Apaydın’ın kızı Büşra ve damadı Zafer’in aileye armağanı olmuş. Apaydın, “Nil’i canla ve aşkla bekledik. Ancak dünyaya gelince anladık ki o candan ve aşktan çok öte bir şeymiş. Düşünsenize o sizin canınızın canı ve siz bunun farkına ancak onu kucağınıza alınca varıyorsunuz. Çok farklı bir duygu ve heyecan… Ben de zaten Nil’in doğumunda duygularımı dizelerle dile getirmeye çalışmıştım” diyor. Apaydın, torunu olunca aile içindeki önceliklerin de değiştiğini söylüyor. Nil, ilk torunları olduğu için her şeyin tam merkezine oturmuş. Apaydın, “Özel hayatımızdaki tüm planlarımızı onun varlığını dikkate alarak yapmaya başladık. Kızım neredeyse aynı yılın içine evliliği, üniversiteden mezuniyeti ve ilk bebeğini sığdırmayı becerdiği için eşim Filiz Hanım Nil’in bakımında ve yetişmesinde kızımıza çok büyük destek oldu. Büşra, şu anda endüstri mühendisliğinde yüksek lisans eğitimine devam ettiği için Nil için yine en büyük desteği eşimden alıyor” diyor. Apaydın ailesi, çocukları Büşra ve Burak’ı da büyük bir heyecan ve sevgiyle büyütmüş. Gerçekten onlarla yaşadıkları her anın keyfini çıkarmaya çalışmış. Ama yine de torunundan aldığı keyfin bambaşka olduğunu söylüyor. “Torun, keyif ötesi bir başka aleme götürüyormuş insanı… Tarifi zor bir aleme… Hep derlerdi çocuk ağaç yetiştirmeye benzer, torun ise meyvedir diye gerçekten dünyanın en tatlı meyvesi torunmuş” diyor. Apaydın, torunuyla bu aralar en çok oyuncaklarıyla birlikte oynamayı ve lego yapmaya zaman ayırdıklarını söylüyor. Bir de müsait olduğu hafta sonları yüzme kursuna birlikte gidiyorlarmış. 

“İÇİMDEN ONA AKAN BİR GÖNÜL PINARI VAR”

Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ’ın ise henüz 1,5 yaşında Berra adlı bir torunu var. Berra, Özdağ’ın büyük oğlu Samed’in kızı. Özdağ, “Torunum olmadan önce torun sahibi dostlarımın yaşadıklarını merakla dinler, sonra içimden güler ve abartıldığını düşünürdüm. Ama torunum olduktan sonra gördüm ki anlatılanlar abartı değilmiş, hatta eksiği varmış. Çünkü anlatılacak gibi değil, içsel bir duygu” diyor. Özdağ, torun sahibi olmayı şöyle tanımlıyor: “Torun, sizin kökünüzden bir küçük parça ama sizden bağımsız hareket ediyor. Kontrol edemiyorsunuz ancak içinizden ona akan bir gönül pınarı var. Yakınınızda veya yanınızda olmasa bile onunla devamlı ruhen irtibat halindesiniz ve ondan kopamıyorsunuz.” Eşinin torunuyla ilgili kendisinden daha aşırı duygular yaşadığını söyleyen Özdağ, “Artık bana olan sevgisi bölündü demek az kalır, fazlasını torunuma verdi. Eşim de ben de Berra’yı çok seviyoruz. Onun sayesinde oğluma daha toleranslı davranıyor, böyle durumlarda ‘Berra torpilini kullanıyorsun’ diye takılıyorum” diyor. Özdağ, torununun hayatlarını nasıl değiştirdiğini ise şöyle anlatıyor: “Torunum İstanbul’da olduğu zaman onunla daha çok zaman geçirmek ve ondaki gelişimleri gözlemlemek için işten eve erken gitmek için özel çaba gösteriyorum. Hatta çeşitli bahaneler icat ediyorum. Torunumun hareketlerindeki, yürümesindeki ve kelimeleri telaffuz edişindeki gelişimleri hayretle, sanki üç erkek evlat yetiştirmemiş gibi izliyorum. Oğlum Karaman’daki süt tesislerimizle daha çok ilgilendiği için Karaman’da olduklarında biz de bahane bulup memlekete gidiyor, orada seviyoruz. Ama uzakta olduğumuz zaman oğlum ve gelinim günde en az üç fotoğrafı ve videosunu gönderiyor. Zaman zaman da görüntülü görüşme yapıyoruz. Neredeyse her gün görüşüyoruz desem doğru olur.”

“ÇOCUKLARIMA AYIRAMADIĞIM ZAMANI TELAFİ EDİYORUM”

 Anavarza Bal Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sezen, 3 torun sahibi. İki torunu da dünyaya gelmek üzere. Torunlarından Ela 11, Canalp 1,5, Naz ise 6 yaşında. Ela ve Canalp kızı Başak’ın, Naz ise oğlu Can’ın çocuğu. Dede olmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyleyen Sezen, “Sayıları artıp torunlar kalabalıklaştıkça insan kendini daha mutlu hissediyor. Bir arada olma kavramı zaten önemliydi ama torunlardan sonra daha özel hale geldi” diyor. Torunlarda çocuklarına ayıramadığı zamanı telafi ettiğini söyleyen Sezen, “Torunlar en öncelikli hayat gayemden birisi oldu. Anne, baba olmaktan farkı daha tecrübe sahibi, daha bilinçli ve daha olgun bir davranış şekliniz oluşuyor. Anne-baba iken dünya telaşlarınız daha fazla oluyor ve hayat belki de çok daha hızlı hareket ediyor ancak torunlar olduğunda öyle değil. Mümkün olduğunca her birine fazla vakit ayırmaya çalışıyorum. Hemen hemen her hafta sonu torunlarla birlikteyiz. Bazen hepsi bir arada oluyor bazen biri ya da ikisi oluyor” diyor. Sezen, bahçe işlerini torunlarıyla birlikte yapıyor. Çiçekleri ekmek, bakımlarını yapmak, sulamak gibi işlere torunlarını da ortak ederek yapmaya çalışıyor. Bazen birlikte alışverişe gidiyorlar. Sezen, torunlarını okullarındaki etkinliklerde de hiç yalnız bırakmıyor. Onların geleceği için hayal ettiklerini ise şöyle dile getiriyor: “Her şeyden önce iyi bir insan olmalarını istiyorum. Onun dışında aile bağlarına önem vermelerini ve bir arada olma geleneğini çocuklarımdan sonra onların da devam ettirebilmesini arzuluyorum.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz