"Aslında 5 Türkiye Var"

Ünlü romancı Mithat Cemal Kutay, Osmanlı´nın son dönemini anlatan eserine ``Üç İstanbul`` adını vermişti. Biz de Türkiye´nin yeni milenyum öncesindeki son refah düzeyini ortaya koyan analizimize ``...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Aslında 5 Türkiye Var

Ünlü romancı Mithat Cemal Kutay, Osmanlı´nın son dönemini anlatan eserine ``Üç İstanbul`` adını vermişti. Biz de Türkiye´nin yeni milenyum öncesindeki son refah düzeyini ortaya koyan analizimize ``Beş Türkiye`` başlığını verdik...  80 ili, Dünya Bankası ve UNDP´nin kıstastlarına göre değerlendirip, ülke gibi gruplayan bu araştırmadan, gerçekten de beş ülke ve beş gerçek çıkıyor.

Türkiye´nin refah düzeyini ortaya koyan en hayati göstergelerden biri, geçtiğimiz günlerde açıklandı. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından açıklanan, ``Kişi başına yıllık milli gelir`` rakamları, çok önemli bir gerçeği daha gözler önüne serdi. Aslında açıklanan istatistiklerde, 1998 yılında Türkiye´nin ortalama refah düzeyinen, yüzde 5.1 düzeyinde arttığını ortaya koyuyordu. Fakat, gözlerden kaçan, bu sonucu yaratan, gelir dağılımıydı.

Tablo, ünlü romancı Mithat Cemal Kutay´ın ``Üç İstanbul`` adlı eserini hatırlatır cinsten... Ünlü romancı, Osmanlı´nın son günlerini anlatan eserinde hem bir aşk hiyakesine yer verir, hem de İstanbul´un farklı yüzününü anlatır. Kişi başına milli gelir rakamlarının il il sıralaması da, yapılan analizde benzer bir değerlendirme yapmamıza neden oluyor... Burada ise karşımıza ``5 Türkiye`` çıkıyor...

Neden 5 Türkiye?

DİE´nin açıkladığı istatistiklere göre, 1998 yılında Türkiye´de kişi başına yıllık milli gelir 3176 dolara ulaştı. Bu, 1997 yılına göre yüzde 5.1´lik büyümeyi de ifade ediyor. Aslında, global kriz olmasaydı, Türkiye´nin milli geliri yüzde 8´lik büyümeyi yakalar ve 3 bin 270 düzeyine yaklaşabilirdi.

Bu sayfalarda gördüğünüz tablonun da açıkça ortaya koyduğu gibi, en zengin ilin geliri 7 bin 501 dolar iken, 80´inci sıradaki Ağrı´nın kişi başına milli geliri sadece 827 dolar. Dünya Bankası´nın ``sefalet`` sınırına ulaşmak için ise sadece birkaç yüz dolar kalmış.

Capital bu 80 ili, Dünya Bankası´nın ve Dünya Bankası Kalkınma Örgütü´nün (UNDP) değerlendirmelerine göre analiz edip, gelir düzeylerine göre gruplandırdı. Her grubu da, gelir düzeylerine göre bir ülke gibi değerlendirdi. Sonuçta 827 dolar-7501 dolar arasındaki yelpazeden tam ``5 Türkiye`` çıktı. Yani, zenginlikten sefalet sınırına, 5 farklı ülke.

Zenginlik-sefalet sınırı iç içe

Kocaeli, barındırdığı dev sanayi tesisleri nedeniyle yıllardır Türkiye´nin en zengin ili olarak öne çıkıyor. 1997´deki 7 bin 882 dolarlık gelirini, 1998´de 7 bin 501´e düşürdüyse de, bu özelliğini korudu. Bu il, yaşanan depreme rağmen, birinciliğini 1999 yılında da sürdürecek gibi görünüyor.

İkinci sırada yine sanayi tesisleri nedeniyle Yalova var. Ardından Muğla geliyor. Bu ili de, ev sahipliği ettiği onlarca turistik tesis üçüncü sıraya yerleştiriyor. Ardından İstanbul, Kırklareli, İzmir ve Edirne geliyor.

Ancak, bu tablo, bu illerde yoksulluk sınırına yakın gelir grubuna giren insanların da yaşamadığı anlamına gelmiyor. ``Zengin Türkiye`` olarak adlandırdığımız bu gruptaki bazı illerde, bizim ``Yoksul Türkiye`` diye adlandırdığımız gruba girenler de yaşıyor.

Yükselenler ve düşenler

Türkiye´yi 5 ülke gibi değerlendiren araştırmamızın sonuçları bu sayfadaki tabloda görülüyor. Araştırmamızın bir başka sonucu da, refah düzeyi yükselen ve düşen illeri ortaya koyuyor. Bunu ortaya koymak için iki ayrı değerlendirme yaptık. Birincisinde 1990-98 dönemini, diğerinde de 1997-98 dönemini ele aldık.

1990-98 döneminin sonuçları, daha kalıcı yükseliş ve düşüşleri ortaya koyuyor. Örneğin bu dönemde Karaman, Kastamonu, Aksaray, Tokat, Erzincan ve Mardin gibi illerin yükselişleri var. Bu yükselişlerde, ``Anadolu kaplanları`` öncülüğünde gerçekleşen yatırımların katkısı büyük.

Aynı dönemde kişi başına milli geliri azalan illerde ise başka gerekçeler var. Örneğin Bursa, Diyarbakır, İzmir, İçel, Kocaeli, Gaziantep ve İstanbul´da göç nedeniyle artan nüfusun etkisi hissediliyor. Nüfus, gelirden hızlı artınca, refah düzeyi de düşüyor.

Son dönemin bilançosu

1998 yılının performanısın ortaya koyan analiz ise daha çarpıcı sonuçlar içeriyor. Buna göre, yükselen iller listesinde, daha çok Anadolu´nun ağırlığı var. Örneğin 1998 yılında kişi başına milli gelirini en çok artıran il Niğde... Ardından Kars, Edirne, Tunceli, Gümüşhane geliyor.

Bu artışlarda birkaç önemli etken rol oynuyor. Birincisi, iç göç nedeniyle bazı illerin nüfusu sürekli düşüyor. Kars, Tunceli, Gümüşhane, Ardahan, Bingöl bu kapsamda değerlendirilebilir. Ayrıca, bu illerin de içinde bulunduğu bazı yerlerde ise ekonomide sınır ticareti gibi nedenlerle kısmi canlılık yaşanıyor.

Çankırı, Edirne, Bolu, Isparta ve Sakarya(deprem öncesi) gibi illerde ise sanayiden kaynaklanan refah artışı yaşanıyor.

Düşenler cephesinde ise daha önemli bir gelişme öne çıkıyor. Zaten bu illere bakıldığında, neredeyse tamamının ``sanayi`` kökenli olduğu dikkati çekiyor. Burada hemen global krizin sanayi üzerindeki etkilerinin refah düzeyine olumsuz etki yaptığı görülüyor. Kocaeli, Yalova, İstanbul, Bilecik, Gaziantep, Karabük, İzmir bu illerden öne çıkanlar.

Refah düzeyi endeksi

Türkiye´nin kişi başına milli gelir düzeyini karşılaştırmak için, burada yeni bir endekse yer verdik. En zengin ilin düzeyinden hareketle, diğer 79 ilen durumunu ortaya koyan analizin sonuçları ise çok dramatik...

1998 yılını sonuçlarına göre milli geliri 7 bin 501 olan Kocaeli´nin düzeyini 100 olarak aldık. Sonra diğer illeri buna endeksleyen bir hesap yaptık. Tabloyu rakamlara boğmaktan çıkarıp, gerçeği daha açıkça ortaya koyan bu analize göre, son sıradaki Ağrı´da endeks 10 düzeyine kadar iniyor. Endekse dayalı bu hesabla ortaya çıkan tablo dikkatle incelendiğinde, ``5 Türkiye`` gerçeği daha iyi anlaşılıyor.

1 ZENGİN TÜRKİYE  Listenin başında Kocaeli ve Yalova var. Ancak, zenginlik burada sanayi tesislerinden kaynaklanıyor. Gelirin tamamı ilde kalmıyor.

* İstanbul, esas zenginliğin merkezi. Burada Dünya Bankası´nın zengin grup kapsamına giren, yıllık kişi başına geliri 25 bin dolar üstünde birkaç yüz bin kişi yaşıyor.

* Bu iller, aynı zamanda Türkiye´nin sanayi merkezleri durumunda. Ancak, bu 17 ilde, 5´inci Türkiye´ye dahil gelir grubunda yaşayanlar da var.

2 TAKİPTEKİ TÜRKİYE: Buradaki illerin gözü yukarıda. Girişimci Türkiye´yi temsil ediyor. Sanayileşme son yıllarda arttı. Bazıları da ticaretten kazanıyor.

* Dünya Bankası´nın değerlendirmesine göre, ``orta gelir`` ile ``ortanın üstü gelir`` grubu ülkeler arasında kabul ediliyor. Yani ``iki arada bir derede``...

* Bu 12 il, tek bir ülke olsaydı, ortalama milli gelirleri 3 bin 270 dolara ulaşırdı.

3 ORTADİREK TÜRKİYE: Bu grupta tam 22 il yer alıyor. Biz bu gruba, kişi başına yıllık milli gelirleri 2 bin ila 3 bin dolar arasında olanları aldık. Tam da Türkiye´nin orta direğini oluşturuyorlar.

* 22 ilin ortak bir özelliği de, tam anlamıyla ``çıkış yolu`` aramaları ve Türkiye ortalamasının da altında milli gelire sahip olmaları. Konya, Karabük, Çorum, Isparta, Kayseri, Kütahya, Gaziantep gibi illerde sanayi zenginliği var. Bu iller, önümüzdeki yıllarda bir üst gelir grubuna çıkmayı hedefliyorlar.

4 ÇIKIŞI ARAYAN TÜRKİYE: Dünya Bankası, ülkeleri değerlendirirken, yıllık kişi başına milli gelirleri 1710 doların altında olanları, ``ortanın altı`` olarak nitelendiriliyor. Bu gruptaki 18 ülkenin ortalama geliri 1660 dolar. Doğal olarak ``düşük gelir`` grubuna giriyorlar.

* 22 ilden tam 11´i Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yer alıyor. Diğer illerde ise İç Anadolu´nun ağırlığı var.

* Bu illerden Malatya, Afyon, Kahramanmaraş, Aksaray ve Şanlıurfa, ``Anadolu kaplanları`` sınıfına giriyor. Diğerlerinde ise sanayi emekleme döneminde.
 
5 YOKSUL TÜRKİYE:11 ili, tek bir ülke olarak kabul etseydik, ortalama kişi başına milli gelirleri ülkenin gelir düzeyleri 1132 dolar olacıktı. Bu, ``yoksul ülke`` tanımına da giriyor.

* Bu sayfada gördüğünüz tabloda, Türkiye´deki gelir dağılımını ortaya koymak açısından bir değerlendirme var. En zengin il Kocaeli´nin geliri 100 kabul edildiğinde, buradaki illerin durumu açıkça ortaya çıkıyor. Sondaki iki ilde durum daha vahim, çünkü oranları  yüzde 10´a yakın.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz