"En kötü senaryoda bile..."

Şimşek, ekonomideki en kötü senaryoda bile Maastricht Kriteri'nin karşılanacağını söyledi.

7.12.2016 10:32:450
Paylaş Tweet Paylaş
"En kötü senaryoda bile..."
TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri sırasında açıklamalarda bulunan Şimşek, "Sürdürülebilirlik analizlerimize göre, bu tek seferlik tüm şokların hepsinin bir arada gerçekleştiği varsayılsa dahi -ki bu oldukça kötümser bir senaryo olur- yani büyüme 2 puan düşer, faizler 500 baz puan yükselir, lira yüzde 10 değer kaybederse, bu durumda bile Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun millî gelire oranı bu var olan orta vadeli program döneminin sonunda yüzde 38'in yine altında bir borç bölü millî gelirle karşı karşıya oluruz ki bu bile Maastricht Kriteri'nin oldukça altında olur. Bütün bu analizler kamu maliyemizin, kamu borç yapımızın ne derece sağlam olduğunu, şoklara karşı ne kadar dirençli olduğumuzu ortaya koyuyor." dedi.

Şimşek şunları söyledi:

"Geçmişte, biliyorsunuz, borç sürdürülebilirliği önemli bir kaygıydı, bu da kısmen vadeyle, kısmen maliyetle, kısmen borcun yapısıyla ilişkiliydi. Eskiden Hazine, iç piyasalardan ortalama dokuz aylık bir vadeyle borçlanırken Hükûmetimiz dönemlerinde, şimdi bu vade altmış sekiz, yetmiş aya kadar çıkmış durumda. Dış piyasalarda dolar cinsinden tahvil borçlanmamızın ortalama vadesi ise bugün on beş yıla çıkmıştır. Sabit getirili TL cinsi iç borçlanmanın ortalama maliyeti de eskiden yüzde 60'ların üzerindeyken şimdi yüzde 10'a kadar gerilemiştir.

Yine, borcun yapısına baktığımız zaman, hakikaten önemli iyileşmeler sağladık yani sadece borcu azaltmakla kalmadık, borcun yapısını da önemli ölçüde iyileştirdik. Tabii, borç stokunun maruz kaldığı riskleri yönetmek amacıyla 2003 yılından bu yana stratejik ölçütlerle borçlanma politikası uyguluyoruz. Borçlanmaları ağırlıklı
olarak Türk lirası cinsinden ve sabit faizli enstrümanlarla gerçekleştiriyoruz, vadeyi piyasa koşulları el verdiğince uzatmaya çalışıyoruz.

2002 yılında merkezî yönetim borç stokumuzun yüzde 58'i döviz cinsinden iken 2016 Ekim itibarıyla bu oran yüzde 35,9'a düşmüştür. Benzer şekilde borç stokumuzun eskiden yüzde 55'i değişken faizli senetlerden oluşurken bu oran bugün yüzde 30,9'a kadar gerilemiştir.

Stratejik ölçütlere dayalı borçlanma politikası sayesinde borç stokumuzun faiz, kur ve likidite risklerine karşı duyarlılığını da önemli ölçüde azalttık. 2003 yılından bu yana ağırlıklı olarak sabit faizli borçlanma yaparak borç stokunun faize karşı duyarlılığında önemli iyileşmeler sağladık. Borç stokumuzun yapısının önemli ölçüde
iyileştiği yine yaptığımız duyarlılık analizlerinden ortaya çıkıyor. Mesela, bugün, Türk lirası faiz oranları 500 baz puanlık, yani bir artış söz konusu olursa faizlerde, 2001 yılında borç stok yapısında bu borç stokumuzu aynı yıl içerisinde yüzde 1,7, daha doğrusu 1,7 puan millî gelire oran olarak artırırdı. 2015'te bu sadece 1 puan artırıyor. Benzer şekilde bugün büyüme 2 puan aşağı düşerse bizim borç stokumuzun millî gelire oranı sadece yüzde 0,6 artacak. Hâlbuki bu oran eskiden 1,6 puandı. Yine 2001 yılındaki stok yapısını sürdürüyor olsaydık ve Türk lirası yüzde 10 değer kaybetseydi, borç stoku 4,4 puan millî gelire oran olarak artıyor olacaktı. Hâlbuki 2015 yılındaki yapıyı dikkate alırsak ve eğer Türk lirası yüzde 10 değer kaybetse etkisi 1,2 puan civarındadır.

Dolayısıyla, sürdürülebilirlik analizlerimize göre, bu tek seferlik tüm şokların hepsinin bir arada gerçekleştiği varsayılsa dahi -ki bu oldukça kötümser bir senaryo olur- yani büyüme 2 puan düşer, faizler 500 baz puan yükselir, lira yüzde 10 değer kaybederse, bu durumda bile Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun millî gelire oranı bu var olan orta vadeli program döneminin sonunda yüzde 38'in yine altında bir borç bölü millî gelirle karşı karşıya oluruz ki bu bile Maastricht Kriteri'nin oldukça altında olur. Bütün bu analizler kamu maliyemizin, kamu borç yapımızın ne derece sağlam olduğunu, şoklara karşı ne kadar dirençli olduğumuzu ortaya koyuyor.

Bugün burada da, zaman zaman dışarıda da gündeme getirilen önemli hususlardan bir tanesi, kamu-özel iş birliği çerçevesinde Hazinenin yüklenimleri. Hazine Müsteşarlığı genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından kamu-özel iş birliği modeliyle gerçekleştirilen belirli altyapı projeleri için borç üstlenim taahhüdü sağlamaktadır. Bugüne kadar Avrasya Tüneli Projesi için 960 milyon dolar, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi için yaklaşık 5 milyar dolar, Kuzey Marmara Otoyolu Projesi üçüncü köprü kesimi için yaklaşık 2,7 milyar tutarında olmak üzere Hazine Müsteşarlığı tarafından toplamda 8,7 milyar dolarlık borç üstlenim anlaşması imzalanmıştır.

Hazine garantili borç stoku 2016 yılı 2'nci çeyreği itibarıyla 12 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Hazine garantili borçlardan üstlenim oranı 2016 yılı 2'nci çeyreği itibarıyla sadece yüzde 2,9'dur. Hâlbuki bu oran 2002 yılında yüzde 52 civarındaydı. Dolayısıyla, hem Hazinenin garanti ettiği dış borç stoku bu çerçevede sınırlıdır hem de bunların gerçekleşme, bu riskin gerçekleşme oranı da oldukça düşüktür."

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz