"Patlamaya Hazırlanın!"

Harry S. Dent, ABD’nin önde gelen finans danışmanlarından. Özellikle finans piyasalarının, ekonominin geleceği üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. Geçmişteki tahminleri nedeniyle, piyasada saygı görü...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Patlamaya Hazırlanın!

hedHarry S. Dent, ABD’nin önde gelen finans danışmanlarından. Özellikle finans piyasalarının, ekonominin geleceği üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. Geçmişteki tahminleri nedeniyle, piyasada saygı görüyor, sözü dinleniyor. Son kitabı “The Nex Great Bubble Boom”da, dünya ekonomisinin, daha doğrusu piyasaların patlamaya hazırlandığını ileri sürüyor. Ona göre, 2005-2009 yılları arasında borsalar yükselecek, ekonomiler hızla büyüyecek. 2010 ve sonrasını ise kötü haber bekliyor.

“Ekonomideki son sahte yükseliş 2005’ten 2009’a doğru oluşacak. Sonra da 2022 yılına kadar sürecek bir krizle karşı karşıya kalacağız. Bu kez düşüş daha büyük boyutlarda ve daha şiddetli olacak.” Bu tahmin Amerikalı fütürist ve aynı zamanda değişimleri anlamada insanlara yardımcı olmayı misyon edinen H. S. Dent Vakfı’nın Başkanı Harry S. Dent’in geleceğe ilişkin pek çok tahmininden sadece biri.

“Gelecek Büyük Sahte Yükseliş: 2005-2009 Yılındaki Tarihin En Büyük Yükselişinden Nasıl Kâr Elde Edersiniz?” (The Next Great Bubble Boom: How To Profit From the Greatest Boom In History 2005 – 2009) adlı kitabında, önümüzdeki 15 yıl içinde yaşanacak ekonomik gelişmeleri tahmin eden Dent, bu tahminlere nedenleriyle birlikte yer veriyor.

Toplumları gelecek hızlı yükselişlere karşı uyarırken, yükselişlerin hemen sonrasında yaşanacak düşüşlerden kimlerin ne şekilde etkileneceğini de anlatıyor. Harry S. Dent’e göre, 2005 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomi güçlü büyümenin açık işaretlerini vermeden yatırımcıların borsaya geri dönmesi gerekiyor. Borsa yatırımcıları için Dent’in önerdiği hisse senetleri ise Asya ülkelerinden… Çin’in ne zaman gerçek potansiyelini radikal uygulamalarla göstereceğini kendisi de merak eden fütürist, gelecekte Kuzey Amerika ve Avrupa krizlerle mücadele ederken Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkelerin ise dünyaya yön verecek gelişimlerini sürdüreceklerini belirtiyor.

Harry S. Dent ile kitabını, tahminlerini ve hatta Türkiye’nin AB sürecini konuştuk:

Önümüzdeki yirmi yılda finansal anlamda bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Ekonomide yaşanan değişimler bireyleri, şirketleri ve kültürleri nasıl etkileyecek?

Amerika ve Avrupa’daki hızlı yükseliş sürecek. Bu yükseliş özellikle 2009’dan 2010’a kadar Amerika’da yoğun olarak yaşanacak. Daha sonra 2022 ya da muhtemelen 2024 yılında yavaşlamaya başlayacak ve düşüş oldukça keskin olacak.

Asya, Amerika ve dünya geneline yayılacak bu düşüşten ilk etapta olumsuz etkilenmesine karşın, sonrasında büyümeye devam edecek. 2010’a kadar düşük enflasyon yaşanacak.

Siz 2009 sonu ya da 2010 yılı başlangıcında ekonomide yaşanan üçüncü ve son yükselişin Dow’u 35 binden 40 bine, Nasdaq’ı da 13 bine çıkartacağını söylüyorsunuz. Öncelikle bu yükselişi yaratacak nedenler neler olacak? Eğer Dow 35 binlerden 40 binlere çıkarsa, bu Avrupa Birliği’ni, Asya ülkelerini, Arjantin’i, Brezilya’yı ve Türkiye’yi nasıl etkiler?

Bu yükselişi yaratacak iki büyük faktör var. İlk faktör, büyük bebek patlaması çocuklarının kendi ailelerini oluşturmaya devam ediyor olması ve bu ailelerin harcamalarının harcama devinimini artırması.

İkinci faktör ise internetin gelecek ve son aşaması. Her teknoloji ev halkı kullanımının yüzde 10’undan yüzde 90’ına doğru yayıldıkça, önce bir “Büyüme Patlaması” (1995-2000) yaşar ve bu patlamayı da “Silkinme” (2000-2004) ve “Olgunlaşma Patlaması” (2005-2009 ya da 2010) takip eder.

2010 yılından itibaren bebek patlamasının yarattığı jenerasyon, harcama dalgasını yavaşlatacak ve böylelikle bugünkü teknoloji dalgası da yavaşlamaya başlayacak.

Aynı zamanda 2010 ve 2012 arasında gerçekleşecek bir kriz beklentiniz var. Sizde bu beklentiyi oluşturan nedenler neler?

Bebek patlamalarının ardından yaşanan harcamalardaki yükseliş bu tarihlerde yavaşlamaya başlayacak. İlk olarak Amerika, ardından da Avrupa’da bir yavaşlama gerçekleşecek. Aynı zamanda yeni teknolojilerin büyümesi de gerileme yaşayacak. Bu gerileme birçok ülkede kendini gösterecek.

Henüz hızlı büyüme patlaması yaşamadığımızı, fakat hızlı büyümenin içinde olduğumuzu söylüyorsunuz. Büyüme patlaması 2010 yılında yaşandığında ise bunun pek çok krizi beraberinde getireceğini belirtiyorsunuz… O zaman oluşacak ortamı tanımlar mısınız?

İçinde bulunduğumuz hızlı büyüme 1982 yılı sonlarında başladı. İlk sahte yükseliş de 1987’de gerçekleşti ve onun hemen ardından herhangi bir spekülatif pazarda meydana gelebilecek ani bir kriz patlak verdi.

1995’den 2000 yılı başlarına bu sahte yükseliş yine sürdü ve sonrasında da daha büyük bir ekonomik kriz yaşandı. Ekonomideki son sahte yükseliş ise 2005’ten 2009’a ya da 2010’a doğru oluşacak ve sonra da 2022 yılına kadar sürecek bir krizle karşı karşıya kalacağız.

Bu kez düşüş daha büyük boyutlarda ve daha şiddetli olacak. Çünkü, uzun dönemli harcama ve teknoloji trendleri, 12-14 yıl boyunca, -1930 ve 1970’lerde yaşadığımız gibi- 40 yılda bir oluşan bir düşüş dönemi yaşayacak.

2009 yılına kadar ikinci teknoloji patlamasının Amerikan ev halkının yüzde 90’ına hücreli, internet ve yayın bağlantısını getireceğini tahmin ediyorsunuz. Peki bu gelişimin ev ofisleri, dışarıdan kaynak kullanımı, üniversite eğitimi gibi konular üzerindeki etkisi neler olacak? Ayrıca Amerika dışında hangi gelişmiş ülkeler aynı dönemde bu seviyeye ulaşacaklar?

İnternet devrimi, beraberinde getirdiği kablosuz ve yayıncılık teknolojileri sayesinde müşteri ile iş dünyası arasında muhteşem bir etkileşim yaratacak. Fakat bu devrim aynı zamanda evden çalışma ve uydu ofisler ile internet odaklı pazarlama ve servislerin yayılmasına da olanak sağlayacak. Birçok Batı Avrupa ülkesi o zamana kadar yüzde 50’den yüzde 90’a varan oranlarda ev bağlantısı kurmuş olacak. Güney Kore, internet bağlantısı ve yayıncılık teknolojileri alanında dünyanın lider ülkesi olacak. Çin ve diğer Asya ülkeleri ise Güney Kore’nin çok gerisinde kalmayacaklar. Teknolojik değişim iş yapış şekilleri ile global rekabeti körükleyecek.

Teknolojide sahte yükselişi yaratan beş koşuldan söz ediyorsunuz, nedir bunlar?

Yeni teknolojilerin dolaşımı radikal oluyor ve bu dolaşım toplumun ve ekonomilerin kurumlarını değiştiriyor. Hiç kimse ilk zamanlar yeni teknolojiyi kârlı bir şekilde nasıl uygulaması gerektiğini bilmiyor. Teknolojik gelişimle birlikte altyapı tesislerine ihtiyaç duyuluyor, bu da devasa yatırımlar anlamına geliyor. Tüm bunların yanında ekonomi sağlıklı, faiz oranları da düşük olduğu zaman teknolojideki sahte yükseliş başlıyor. 

Önümüzdeki on yıl içinde sözünü ettiğiniz beş koşul devam edecek mi?

Evet. Demografik harcamalarımız, teknoloji, enflasyon bize geleceği gösteriyor. Buna göre bu koşullar 2009 ya da 2010’a kadar devam edecek.

Girişimcilikte gelecek on yılda Amerika’da bir patlama yaşanacak mı? Dünyanın diğer bölgelerinde girişimciliğin durumu ne olacak?

Özellikle teknoloji alanında olmak üzere Amerika merkezli başka bir girişimcilik patlaması yaşanacak. Fakat daha büyük şirketlerin tökezlediği ve pazarın değişmeye başladığı düşüş dönemleri, girişimciler için çok önemli. Bu dönemlerde pazarın kendileri için yarattığı her türlü avantajı en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Böylelikle girişimcilik avantajlı alanların en muhteşemi olmaya devam edecek. Avrupa büyük ölçüde bu alanda geride kalmaya devam ediyor. Aslında sorulması gereken soru, Çin ve Hindistan’ın kopyalamak ya da geliştirmenin dışında daha radikal buluşlar için kapasitelerini kullanmaya başlayıp başlamayacakları. Bu konuda küçük işaretler var. Çin kültürü ve hükümeti hâlâ aşırı derecede merkezci ve radikal buluşları teşvik edemeyecek kadar da toplum kurallarına bağlı. Çinli ve Hintliler, açık bir şekilde kendi kapasitelerini gösterebilecekleri yerlere göç ediyorlar. Bu ülkelerin hükümetleri, yeniliği teşvik edebilirler mi? Açıkça söylemek gerekirse bundan şüpheliyim. Bu nedenle de Batı’nın iş uygulamalarını ve teknolojisini kendilerine adapte etmeye, Batı Avrupa’ya yüzleri dönük olarak yaşam standartlarını yükseltmeye devam edecekler. Sadece bu bile 2020’ye doğru devasa bir büyümeye neden olacak ya da bu büyüme 2050 yılında Çin ve Hindistan’da yaşanacak.

Dış kaynak kullanımında gelecek trendleri neler olacak? Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler, deniz aşırı ülkeler için iş fırsatları sunmaya devam edecekler mi?

Gerileme, iş fırsatları sunma alanında da bir yavaşlamaya neden olacak. Böylelikle işsizliğin artacağı Amerika ve Avrupa’ya göçler azalacak. Halklar ve hükümetler bu duruma karşı tepkilerini ortaya koyacaklar. Gelişmiş ülkeler büyük gerilemelerde yerli sanayiye karşı daha korumacı yaklaşımlar sergileyecekler.

2010 sonrasında yaşanacak hızlı yükseliş aynı şekilde Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde de olacak mı?

Hong Kong ve Singapur dışında Asya’nın büyük bir bölümü hâlâ yükselen bir harcama dalgasına sahip. Çin ve Hindistan’da insanlar şehre göç etmeye devam edecekler ve bu da yeni altyapı gerektirirken pek çok sektörün gelişimine neden olacak. Bu ülkeler ilk olarak global yükseliş ve çöküşlere yavaş tepki verecekler, birçok Batılı ülke yıllarca krizlerle mücadele ederken bu ülkelerdeki gelişim sürecek.

Gelecek on yıl içinde hangi ülkeler Çin ile rekabet edebilecek?

Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda, ileri teknoloji, yüksek kaliteli ürünler ve servislerde Çin ile rekabet edebilir. Çin rekabet avantajı elde ettiği alanlarda yükselmeye devam edecek.

Japon ekonomisine dair tahminleriniz neler?

Japonya sessiz bir iyileşmeye dönemi yaşayacak, 2009’a doğru hâlâ Amerika’nın arkasından geliyor olacak. Amerika ve Avrupa gerileme yaşarken Japonya’da kısmen harcama trendleri büyümeye girecek, ancak bu büyüme Çin, Güney Kore ve Hindistan’dan daha yavaş olacak.

Bundan sonraki yükseliş dönemlerine ve sahte büyümelere karşı hazırlıklı olunması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyorsunuz. Nasıl bir hazırlık olabilir bu?

İş dünyası her zaman ekonominin önünde bir genişlemeye ve pazardan pay kazanmaya bakar. Daha sonra satışa geçer ve rahatlar. İşte iş dünyasının her zamanki bu tutumu da 2010’daki çöküşü yaratacak. 2005 yılının ikinci yarısında ekonomi güçlü büyümenin açık işaretlerini vermeye başlamadan önce yatırımcıların borsaya geri dönmesi gerekiyor. 2012-2014 civarında yaşanacak ekonomik çöküşten sonra yapılması gerekenler ise güçlü kazanımlar elde etmek, sonra da bunları yüksek kaliteli tahvillerle değiştirip ardından emlak alımı yapmak. Asyalı şirketlerin hisse senetleri, sağlık ve diğer güçlü sektörlerin hisse senetleri satın alınabilir.

Tahmin halkasında bizim nerede durduğumuzu nasıl biliyorsunuz?

Biz, esas, neden ve etki odaklı yeni tahmin araçları geliştirdik. Ortalama ev halkının yaşlarına göre harcamalarını, borçlarını, yatırımlarını kesin şekilde biliyoruz. Bütün bunlar da geleceği görmemizi sağlıyor. Teknolojilerin de insanlar gibi ömürleri var ve buluşlar, büyüme patlamaları, silkinmeler, olgunlaşma patlaması, durgunluk süresi ve düşüş gibi tahmin edilebilir aşamaları her zaman yaşıyorlar. Dolayısıyla hangi aşamada olduğunuzu biliyorsanız, gelecek aşamayı da biliyorsunuz.

2020’DE ÇİN EKONOMİSİ AMERİKA’YI GEÇECEK

Kitabınızda 2020 yılına kadar tahminlerde bulunuyorsunuz. Peki ya 2050 ya da 2075’de ekonomi ne durumda olacak?

Amerika 2023’den başlayarak 2040-2050’ye doğru yeni ve hızlı bir yükselişin içine girecek. Fakat bu 1982’den 2009’a kadar yaşanan yükseliş kadar güçlü olmayacak. Çin, Güneydoğu Asya ve Hindistan daha fazla yönlendirmeye sahip olacaklar ve 2020’dan itibaren Amerikan ekonomisini geçecekler. Dünya nüfusu 2065 yılında doruk noktasına çıkacak, bu da büyümeyi uzun süreli olarak yavaşlatacak. Fakat 2023’den 2050’ye kadar olan dönem ve büyük bir ihtimalle 2065 yılında globalizasyon karşıtı büyük bir tepki oluşacak. Bu tepki terörizm ve üçüncü dünya ülkelerinden gelecek. Bu büyük tepki ile birlikte gelişmiş ülkeler, 1930’larda yaptıkları gibi daha korumacı bir tavır sergileyecekler. Tüm bu olanlardan sonra dünyanın ekonomik büyümesi ve globalizasyon trendleri farklı bir durum içine girecek.

TÜRKİYE AB İÇİN SEÇİMİNİ YAPMALI

Türkiye’nin AB’ye üyeliği hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Politikacılar ve işadamları yeni koşullara kendilerini nasıl adapte etmeliler?

Türkiye konusunda uzman değilim. Fakat Türkiye de herhangi bir Ortadoğu ülkesiyle aynı seçim hakkına sahip. Bence yapılması gereken iki şey var. Ya eski değerlerinize sıkıca sarılın ve onları savunun, ya da dünya ve yeni ekonomi neyi gerektiriyorsa onu yapın. Bunun anlamı da Avrupa Birliği ve yeni ekonomi modellerine katılmak. O nedenle Türkiye AB için seçimini yapmalı. Fakat yeni modellere karşı durmak hem çalışanlar hem de yöneticiler açısından oldukça zor. İslam ise bugünün iş yaşamı için en kötü kültür.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE NE OLACAK?

Peki Türkiye, Arjantin, Brezilya ve Rusya gibi gelişmekte olan ekonomilere dair tahminleriniz neler?

Bu ülkeler bilgi çağında gerektiği gibi rekabet ederken kültürel ve hükümet politikaları bazında bir takım engellerle karşı karşıyalar. Yine de bu ülkeler iyi performanslar sergileyecekler ancak bunlar yükseliş dönemi için harika performanslar olmayacak. İniş döneminde ise gittikçe artan zorluklar yaşayacaklar. Bununla birlikte, Latin Amerika, Rusya ve Doğu Avrupa dışındaki gelişmiş ülkeler harcama bakımından daha olumlu demografik trendlere sahip olacaklar. Fakat onların ihracat pazarları, Avrupa ve Kuzey Amerika’da gittikçe yayılan ekonomik gerilemeden çok olumsuz etkilenecek.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz