"Projeksiyon"

KIRTASİYE   2001 DÜZEYİ YAKALANABİLİR   Geçtiğimiz yılı kırtasiye sektöründeki pazar daralması yüzde 50 oranına yaklaştı. Kırtasiye Derneği'nin verilerine göre, 2000 yılında 1.4 milyo...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon

KIRTASİYE

 

2001 DÜZEYİ YAKALANABİLİR

 

Geçtiğimiz yılı kırtasiye sektöründeki pazar daralması yüzde 50 oranına yaklaştı. Kırtasiye Derneği'nin verilerine göre, 2000 yılında 1.4 milyon dolarlık üretim yapan sektör, geçtiğimiz yıl 680 bin dolarda kaldı. Aynı dönemde ithalat ise 4 milyon dolardan 2 milyon dolara düştü.

 

Esselte Leitz Büro Malzemeleri Genel Müdürü Mehmet İpekçi sektörün son bir yılını şöyle değerlendiriyor:

 

"2001 yılında özellikle devalüasyonun maliyetlere yansıması nedeniyle düşüşler yaşandı ve piyasa önemli bir daralma geçirdi. 2001 yılında düşük fiyatlı ürünlere talep, kaliteden fedakarlık etmek pahasına artış gösterdi. 2002 yıl sonu itibariyle reel büyümenin 2001'e kıyasla yüzde 10 civarında olmasını bekliyoruz."

 

Kırtasiye Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Salih Sayınay ise 2001 yılında firmaların hedeflerini yüzde 27 ila yüzde 40 arasında eksik kapatmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

 

Türkiye'de 8 milyar dolarlık bir pazarın varlığına dikkat çeken Serve Kırtasiye Reklam Müdürü Yavuz Mor'un sektör değerlendirmesi ise şöyle: "2001 yılında dövizdeki dalgalanmalar tüketim gücünün düşmesine neden oldu. Geçen yılın son aylarında askeri ihalelerin de etkisiyle sektörde bir kıpırdanma oldu. Ancak, yine de kayıpla kapandı. Bu yılın ise 2000 yılına oranla iyi geçmesini bekliyoruz."

 

Kırtasiye Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Salih Sayınay’ın 2002 yılına yönelik tahminleri ise şöyle:"2002 yılı ile birlikte, özellikle dövizin reel değerine yakın bir noktaya gerilemesiyle başlayan olumlu hava ve hükümetin almış olduğu bir dizi ekonomik tedbirler, sektörümüzde de iyimser bir hava estirmeye başladı. Bu sebeple imalatçı e ithalatçı firmalar, önlerini biraz daha iyi görebiliyor. Sektörde, 2001 yılında kaybolan ticari kazançlara, 2002 yılında bir ivme kazandırılacağı umudu var”.

 

CAM SEKTÖRÜ

 

İHRACAT YÜZDE 50 ARTTI

 

Geçmişi 1935 yılına kadar uzanan Türk cam sanayi, günümüzde modern tesislerde sermaye yoğun üretim yapılan sektörlerden birini konumunda... Ağırlıklı olarak da inşaat, beyaz eşya ve mobilya gibi çok sayıda sektöre ana girdi veriyor. Son yıllarda ise ihracatta büyük bir başarı yakaladı. Bunu, son 20 yılda reel olarak sağlanan 6 kat ihracat artışından da görmek mümkün. Türk cam sanayiine bu gücü, dünya üretiminde 4’üncü, Avrupa Birliği’nde ise 2’inci sırada yer alması veriyor. Türkiye Şişe Cam Şirketler Topluluğu ise 25 kadar büyük uluslararası şirketin bulunduğu dünya cam sanayiinde, üretim miktarı açısından 10’uncu sırada yer alıyor. 

 

Sektörde kurulu toplam kapasite içinde düzcam birinci, cam kaplar ikinci ve cam ev eşyası ise üçüncü sırada bulunuyor. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) rakamlarına göre, 2000 yılında 1.5 milyon ton üretim rakamına ulaşılan sektörde, 2001 yılında üretimin 1.4 milyon ton düzeyinde gerçekleştiği tahmin ediliyor.

 

Üretim rakamları pek fazla oynamayan sektörde, geçtiğimiz yıl iç satışlarda düşüş yaşanırken, ihracat rakamlarında artış kaydedildi. Türkiye Şişe Cam yetkililerinin açıklamalarına göre, geçtiğimiz yıl, krizden en az etkilenen sektörlerden biri olan cam sektöründe, devalüasyonun da etkisiyle ihracatta yüzde 50 artış oldu. Yüzde 98 oranında yerli hammaddenin kullanıldığı cam sektörü 1989 yılında 50 ülkeye ihracat yaparken, 2000 yılında 110 ülkeye ihracat gerçekleştirdi. 1995-2000 yılları arasında ihracat hacmindeki artış ortalaması yüzde 47 oldu.

 

Sektörün fiziki olarak ihracata dönük çalıştığını belirten Türkiye Şişe Cam yetkilileri, 2002 yılında sektöre yönelik hedeflerin arttırıldığını ve yine ihracata yönelik olarak büyüme beklediklerini ifade ediyorlar.

 

SÜT ÜRÜNLERİ

 

ÜRETİM VE TÜKETİMDE DÜŞÜŞ VAR

 

Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü verilerine göre, 2001 yılında Türkiye'nin süt arzı yüzde 10 daralmayla, 10 milyon ton civarında gerçekleşti. 2000 yılında 9 milyon 794 bin ton olan süt üretim miktarı, yak1aşık 992 bin ton düşerek 2001 yılında 8.2 milyona geriledi.

 

Sektörde ihracat artarken, ithalatta ise düşüş yaşandı. 2000 yılında 158 bin ton olan süt ithalatı 73 bin ton azalarak 2001 yılında 85 bin ton düzeyinde gerçekleşti. İhracat ise geçtiğimiz yıl,  bir önceki yıla göre 6 bin ton artarak 48 bin tona çıktı. 

 

Sütaş Genel Müdürü Muharrem Yılmaz geçtiğimiz yılı şöyle değerlendiriyor: "2001 yılında yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler, süt sektörünü de olumsuz etkiledi. Üretim, satış ve kapasite daralması yaşanan sektörde, para piyasalarındaki darlık ve tüketicilerin alım gücünün düşmesi sonucu, sektörde stoklar ve vadeler arttı. Çiğ süt fiyatlarının, sübvansiyonlu AB ihraç ürünlerinin baskısı sonucu yeterli düzeyde oluşamaması, sektörü gelecekte hammadde temini açısından sıkıntıya sokacaktır."

 

Sütaş Genel Müdürü Muharrem Yılmaz, Türkiye’de süt sektörünün istenilen seviyeye gelmesi için üretim, tüketim ve dış ticaret politikalarının birbirleri ile uyumlu bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini söylüyor. Yılmaz, “Şu anda kişi başına süt tüketimi sadece 6 litre düzeyinde. Oysa bu rakam Avrupa Topluluğu ülkelerinde 170 litreye kadar çıkıyor” diyor.

 

Sütteki KDV oranının yüzde 8'den yüzde 1'e indirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sütaş Genel Müdürü Muharrem Yılmaz 2002'den beklentilerini şöyle özetliyor: "2002 yılında da, geçmiş yıllara paralel olarak sektörde büyüme beklenmemekte, üretimin çeşitlendirilmesinin artacağı, pazarlarda kayıt dışılığın ve haksız rekabetin süreceği anlaşılmaktadır."

 

LPG

 

TÜKETİM YÜZDE 15 DÜŞTÜ

 

Türkiye'de LPG ürünleri, günümüzde enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 6'sını karşılıyor. Türkiye'de toplam LPG'nin yüzde 25'i endüstriyel, yüzde 75'i ise hanelerde kullanılıyor. Sektörde 105 dolum tesisi ve 48 adet dağıtım şirketi faaliyet gösteriyor. Son 10 yılda yaklaşık yüzde 7 büyüyen LPG sektörü, geçtiğimiz yılı yüzde 15'lik bir daralma ile kapattı.

 

Ekonomik krize bağlı olarak sektörü etkileyen olumsuz şartları İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper şöyle sıralıyor: "LPG sektörü, hammadde olarak tamamen yabancı para birimlerine endeksli bir görünüm sergiler. Devalüasyon nedeniyle, sık ve yüksek fiyat artışlarına başvurmak zorunda kalmıştır. Öte yandan finansman sıkıntısı nedeni ile artırılan vergiler de bu fiyat artışlarını mecbur kılmıştır."

 

LPG fiyatları içinde yılbaşında yüzde 16’lık bir pay işgal eden KDV ve Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) oranı yeni düzenlemelerle 2001 yılı sonunda yüzde 45'e yükseltildi.

 

"Fiyatlardaki artışların sonucu olarak tüketiciler hem tüketimlerini kısmışlar, hem de odun, kaçak kömür ve tezek gibi ilkel alternatif yakıtlara yönelmişlerdir" diyen Şiper, endüstriyel kullanıcıların hala ATV alınmayan doğal gaza ve hatta yakıt olarak tanımı dahi bulunmayan ve çevreye olumsuz etkisi kestirilemeyen naftaya yöneldiklerini söylüyor.

 

Türkiye'de tüketilen LPG'nin yüzde 85'i yurt dışından ithal ediliyor. 1990 yılında 880 bin ton olan LPG ithalatı, 2000 yılında 3.8 milyona ulaştı. Yurt içinde üretilen LPG'nin yüzde 92'si ise Tüpraş tarafından sağlanıyor.

 

İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper, sektöre yönelik 2002 beklentilerini şöyle özetliyor: "2002 yılında da yüksek vergilerin devamı, doğal gaz ve alternatif yakıtlara vergi yükünün paylaştırılmaması çerçevesinde LPG pazarı, 2001 yılı kadar olmasa da, daralmaya devam edeceği görüntüsü vermektedir"

 

SİGORTA

 

PRİM ÜRETİMİNDE REEL DÜŞÜŞ

 

Türkiye’de her yıl belli bir reel büyüme düzeyini yakalamayı başaran sigorta sektörü, 2001 yılını, dolar bazında yüzde 35 daralma ile geçirdi. 2000 yılında 2.6 milyar dolar olan sigorta primi gelirleri, 2001'de 1.7 milyar dolar düzeyine geriledi. Türk Lirası bazında ise yüzde 40 büyüyen sektör, net olmayan rakamlarla 2 katrilyon 500 trilyon TL prim gelirine ulaştı.

 

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Bora Gürer, geçtiğimiz yıl ile ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:"2001 yılında döviz kurlarında meydana gelen aşırı yükselme, hasar fazlası reasürans primlerinin dövize bağlı olarak ödenmesi nedeniyle, Türk Lirası çıkışlarını önemli ölçüde arttırmış, bu durum şirketlerin mali gelirlerini olumsuz yönde etkilemiştir."

 

Ekonomik krizin yarattığı belirsizlik ortamının sigortaya olan talebi olumsuz yönde etkilediğini belirten Gürer, 2001 yılında hayat dışı branşlarda toplam poliçe sayısının, bir önceki yıla göre yüzde 6.8, hayat branşında ise yüzde 15,9 azaldığını ifade ediyor.

 

2002 yılında sigorta sektörünün işleyişini düzenleyen ve denetleyen 'Sigortacılık Düzenleme ve Denetim Kanunu' taslağının yasallaşmasıyla birlikte bir altyapı oluşturulacağına dikkat çeken Gürer, bu sayede sektörün daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını belirtiyor.

 

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Bora Gürer'in 2002 yılından beklentileri şöyle: "Türkiye ekonomisi 2002 yılına bir takım ulusal ve uluslararası önemli sorunların yarattığı belirsizliklerle girmiştir. Bunların yanı sıra, Afganistan'da patlak veren savaşın komşu ülkelere yayılma olasılığı, AB ve Kıbrıs sorunlarına çözüm getirilmesindeki belirsizlik Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini kestiremiyoruz. Sigorta sektörü 2002 yılında da ekonomide meydana gelecek gelişmelere paralel bir gelişim izleyecektir."

 

KAĞIT SEKTÖRÜ

 

KAPASİTE KULLANIMI ARTACAK

 

Kağıt kullanımı, ülkelerin gelişmişlik düzeyi hakkında önemli bir veri olarak ele alınıyor. Dünya kağıt-karton tüketiminde 23'üncü sırada olan Türkiye, üretimde 28'inci sırada yer alıyor. Kişi başına düşen yıllık tüketim, Avrupa'da 200 kilogramı bulurken, bu rakam Türkiye'de 33 kilogram düzeyinde bulunuyor.

 

Türkiye’de 31'i özel, 7'si kamuya ait olmak üzere 38 kuruluş faaliyet gösteriyor. Sermaye ve enerji yoğun çalışan sektörde, 2001 yılının ilk 9 aylık dönemde 861 bin ton kağıt karton üretimi gerçekleştirildi. 2001 yılı 6 aylık dış ticaret verilerine göre ise ihracatta yüzde 100 büyümeye karşılık, ithalatta yüzde 30'luk gerileme yaşandı. Seka yetkilileri, rakamların kesin olarak açıklanmadığını, ancak 2001 yılında üretim rakamlarında az da olsa bir gerilemenin yaşandığını tahmin ettiklerini söylüyorlar. Geçtiğimiz yıl üretim performansı önemli ölçüde düşen sektörde, bu gerileme büyük ölçüde kamu sektöründeki tasarruf önlemlerine de bağlanıyor.

 

 Kağıt sektörünün 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarındaki krizle tekrar sarsıldığını söyleyen Seka yetkililerinin değerlendirmeleri şöyle:

 

"Daralan ekonomi tüketimi kısmıştır. Fabrikalar düşük kapasite ile çalışmak zorunda kalmışlardır. Dalgalı kur uygulaması sonucunda, TL döviz karşısında değer kaybetmiş ve yatırım yapan kuruluşlar kur farkı nedeniyle finansal sıkıntıya girmişlerdir. TL'nin değer kaybetmesiyle birlikte, ihracat olanağı doğmuşsa da, hammadde bakımından dışa bağımlı sektörde girdi fiyatları da çok yükselmiş ve fiyat belirlemede sıkıntı yaşanmıştır." 

 

2002 yılında sektörde daha istikrarlı bir pazar ve büyüme beklediklerini söyleyen Seka yetkililerinin beklentileri şöyle: "Sektörün ihracat olanağı bulabildiği Avrupa ve Ortadoğu pazarında beklenmeyen olumsuz şartlar olmazsa, 2001 yılı ihracatı seviyesinde bir dış satım gerçekleşebilir. 2002 yılında daha yüksek seviyelerde bir kapasite kullanımı beklenmektedir. Kısa vadede sektörde önemli bir yatırım planlanmamaktadır."

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz