Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

2023'e doğru finansa bakış...

1.06.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Bankacılık sektörünü ne bekliyor?
Kredilerin GSMH’ye oranı yüzde 52,5 seviyesinde. Kredilerin mevduata oranı hala yüzde 100’e ulaşamadı. Yani topladığımız mevduat kadar kredi veremiyoruz. Sermaye yeterlilik rasyosunda 1’inci sıradayız, yüzde 17’lik bir oranımız var. Penetrasyon açısından şube sayılarımızın durumu da çok önemli bir gösterge. Bizde 7 bin 500 kişiye bir şube düşerken Çin’de bile 7 bin kişinin altında bu rakam. Bizde 3 bin kişiye bir ATM düşerken karşılaştırma yapılan ülkelerde görülen ATM sayısının çok daha fazla olduğu görülüyor. Hesap sayımız nüfusun yüzde 70’ine ulaşmış olsa bile internet bankacılığı kullanımı henüz yüzde 10’lar seviyesinde. BES’te sözleşme yapma oranı nüfusun yüzde 4’ü, hisse senedi yatırımcılarımız yüzde 1,5’i ve yatırım fonu yatırımcı oranı da yüzde 5’i civarında. Daha kat etmemiz gereken çok yolumuz var.

AKBANK GENEL MÜDÜRÜ HAKAN BİNBAŞGİL
"TL’YE DÖNÜŞ YAPILMASI LAZIM”
DOLARİZASYONDAN ÇIKMALI

Türkiye’de yüzde 30 oranında döviz tevdiat hesabı var, bunun ekarte edilmesi ve Türk lirasına dönüş yapılması lazım. Dolarizasyondan çıkmamız gerekiyor. Uzun vadeli kredilere ihtiyaç var, bu bağlamda döviz cinsi krediye değil Türk lirası krediye yönelim olmalı.

KOBİ’YE YÖNELMEK GEREK

Yüzde 15’lik kredi büyümesinde KOBİ ve ticari kredilerin daha fazla rolü olacaktır. KOBİ’ler çok önemli ama hala kredilerdeki payı yüzde 25 seviyelerinde. Bankacılık sektörü KOBİ’ye daha fazla yönelmeli. Kaynak konusunda da bankaların kaynakları çeşitlendirdiği görülüyor. Banka bono ve tahvillerinin giderek artacağını düşünüyorum.

YENİ ÜRÜNLER CAN VERECEK

Gelecek için ise hiçbir kurum müşterilerinden kopmamalı, kurumlar demografik yapıyı anlamalı ve ona göre ürünler yaratmalı. Genç bir nüfus var ve koşullar inovasyoncu olmayı gerektiriyor. Biz Türk bankacılığı olarak dünyada saygın bir yere sahibiz ve çok ileri bir durumdayız. Mobilite ve yeni ürünler de sektöre can verecektir.


Fayda bankacılığına geçiş

Hakan Ateş’e göre Türk bankacılık sektöründe 2002 yılından sonra önemli gelişmeler de görüldü. Daha önce bankaların aktiflerinde yüzde 40 oranında olan hazine bonosu-devlet tahvili, yüzde 23’e düştü, yüzde 23 oranında pay alan krediler de yüzde 56’ya çıktı. Hakan Ateş, ekonominin sadece yarısını fonlayan bu kredilerin 2002 yılında yüzde 86’sının kurumsal ve ticari kredilerden oluştuğuna dikkat çekiyor. 2011 yılında bu oranın
yüzde 43’e düştüğünü belirtiyor ve ekliyor: “KOBİ kredilendirmesi yüzde 24, kredi kartları yüzde 9, konut ve ihtiyaç kredileri ise yüzde 14’lük değerler gösterdiler. Bu değerlerin hepsi bize Türk bankacılığının spekülatif bankacılıktan fayda bankacılığına geçişte olduğunu gösteriyor. Bu konuda fayda bankacılığını nasıl fonladığımıza baktığımızda karşımıza tabii ki de mevduat çıkıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz