“İlk Hedefimiz Dört Alanda Kesin Liderlik”

Yapı Kredi 2009’u, bankacılık sektörünün geneli gibi kârlı kapattı. Yeni dönem hedefinde ise büyüme var. Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, büyümenin lokomotifinin perakende bankacılık olacağın...

1.01.2010 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Yapı Kredi 2009’u, bankacılık sektörünün geneli gibi kârlı kapattı. Yeni dönem hedefinde ise büyüme var. Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, büyümenin lokomotifinin perakende bankacılık olacağını söylüyor. Önümüzdeki yıl sektörün üzerinde kredi büyümesi öngördüklerine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Hiçbir banka herhangi bir alanda olmayacağım diyemez. Ancak bu sizin, bir alanda daha güçlü olacağım demenizi de engellemez. Bizim ileriye dönük rekabetçi gücümüz, küçük işletmeler, kredi kartları, tüketici kredileri ve proje finansmanı alanlarında olacak.”

 

hedBankacılık sektörü 2009’da, Merkez Bankası’nın faiz indirimleri sayesinde yüzde 25’lere varan özsermaye getirisi sağladı. Sektörün sürdürülebilir kâr kaynağı olan kredilerde ise büyüme yüzde 2’lerde kaldı. Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, bu tablonun 2010’da marj baskısına sebep olacağını söylüyor. Fiyatların düşeceğine, gelirlerin faizden ücret ve komisyonlara kayacağına dikkat çekiyor.

Portföylerin yeniden Hazine bonosundan krediye döneceğine işaret eden yönetici, “2010’da sektörün toplam kredilerinde yüzde 13-15 arasında büyüme öngörülüyor” diyor.

Yapı Kredi’nin hedefinde ise sektörün üzerinde büyümek var. Açıkalın, kredilerde ortalama yüzde 18-20 aralığında büyüme hedeflediklerini söylüyor. “Bu oran kimi segmentlerde daha az kimilerinde daha yüksek olabilir. Dolayısıyla piyasaya göre daha etkin, esnek ve müşteriye dönük bankacılık yapacağız” diye konuşuyor.

Yapı Kredi’de hedeflenen büyümenin lokomotifi ise perakende bankacılık olacak. Faik Açıkalın, küçük işletmeler, kredi kartları, bireysel ve tüketici kredileri ve proje finansmanı alanlarında tartışmasız liderlik hedeflediklerini söylüyor ve ekliyor:

“2010’da 60 yeni şube açma planımız var. Bu şubelerin tamamı perakende bankacılık şubeleri olacak. Bireysel ve küçük işletmelere hizmet verecek.”

Faik Açıkalın’a göre başarılı bir banka olabilmek için iyi bir sermayedar yapısına, geniş şube ağına, iyi personele, iyi bir müşteri kitlesine ve iyi bir yönetim vizyonuna ihtiyaç var. Yapı Kredi’nin bunların hepsine sahip olduğunu söyleyen yönetici, “Biz gelecek yıl ve sonrası için koyduğumuz, sektörün üzerinde büyüme hedefini işte bu formüle dayandırdık” diyor.

Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın ile Yapı Kredi’nin performansını, yeni döneme yönelik plan ve hedefleri konuştuk:

Yapı Kredi 2009’u nasıl geçirdi? Aktif, mevduat, krediler gibi bilanço kalemlerinde rakamlar yıl sonunda nasıl olacak?
İyi bir başlangıç yaptığımız 2009 yılının üçüncü çeyreğinde de yüksek performansımızı sürdürdük. Yapı Kredi olarak müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde özellikle bireysel ve KOBİ müşterilerimiz için kriz döneminin etkilerini en aza indirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla çıkardığımız yeni ürün ve hizmetlere olan ilgi, gelirlerimizin yüzde 27 oranında artmasında önemli rol oynadı. Gelirlerdeki güçlü performans ve başarılı gider yönetimi sayesinde Yapı Kredi’nin gider/gelir rasyosu, geçen yılın aynı dönemine göre 11 puan daha iyileşerek yüzde 39’a düştü. Aynı dönemde bankanın ortalama özsermaye kârlılığı, yüzde 25 olarak gerçekleşti. Sermaye yeterlilik rasyomuz da yüzde 17,7’ye ulaştı.

Ayrıca piyasalardaki likidite ve kredi teminindeki sıkışıklığa rağmen reel sektöre kullandırmak üzere yılın en düşük maliyetiyle 985 milyon dolarlık sendikasyon kredisine imza attık. Yine aynı dönemde Avrupa Yatırım Bankası ile 200 milyon Euro tutarında bir kredi anlaşması imzaladık. 12 yıl vadeli temin ettiğimiz bu krediyi de KOBİ’lerimizin yatırımlarının finansmanı için kullanmak üzere çalışmalar yapıyoruz.

Aralık başı verilerine göre kredilerde bir hızlanma başladığını hem sektörde hem Yapı Kredi’de görebiliyoruz. Özellikle konut ve ihtiyaç kredilerinin büyümesi dikkat çekiyor. Eylül sonundan 4 Aralık’a kadar sektöre paralel şekilde konut kredilerinde yaklaşık yüzde 5’lik büyüme kaydetti. Aynı dönemde ihtiyaç kredilerimizde de yüzde 3’lük bir artış oldu. Yıl sonuna kadar bu gidişatın devam etmesini bekliyoruz. Yine bu dönemde, mevduat tarafında da rekabetin arttığını söylemek mümkün. Yapı Kredi olarak biz fiyat rekabetine katılmıyoruz ve kârlılığa olan odağımızı sürdürüyoruz. 

2010 yılına yönelik plan ve hedefleriniz ne yönde? Özellikle hangi alanlarda büyüme öngörüyorsunuz?
Önümüzdeki yıl hem Türkiye’nin hem sektörün büyümesinden daha fazla kredi büyümesi gerçekleştirmek hedefindeyiz. Örneğin 2010’da bankacılık sektörünün kredi büyümesi yüzde 13-15 arasında öngörülüyor. Biz Yapı Kredi olarak kredilerimizi ortalama yüzde 18-20 arasında büyütmek hedefindeyiz.

Bu oran kimi segmentlerde daha az kimilerinde daha yüksek olabilir. Dolayısıyla piyasaya göre daha etkin, esnek ve müşteriye dönük bankacılık yapacağız. Küçük işletmeler, kredi kartları, bireysel ve tüketici kredileri ve proje finansmanı alanları, öngördüğümüz büyümenin lokomotifi olacak. Özellikle proje finansmanı alanında Yapı Kredi’yi önümüzdeki dönem çok daha etkin göreceksiniz. Proje finansmanı alanında örneğin gayrimenkul geliştirme tarafı biraz yavaş ilerliyor. Ancak bir takım enerji projeleri ve yurtdışı müteahhitlik projelerinde gelişme sürüyor.

Biz Yapı kredi olarak bu tür projelere krizde de destek vermeye devam ettik. Yapı Kredi’nin proje finansmanı toplam tutarı, 4,3-4,4 milyar dolar düzeyinde. Bunun yaklaşık 2,5 milyar doları, önemli bir kısmı hidroelektrik olmak üzere enerji projeleri tarafında.

2010’da odaklanacağız yeni ürün ve hizmetler olacak mı? Hedeflenen büyüme nasıl yakalanacak?
Öncelikle her aktivitenin odağına müşteriyi koyacağız. Bu sayede çok daha sağlıklı, sürdürülebilir ve hızlı sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz. Bu çerçevede kriz dönemi bizim için mutfağımızı temizleme dönemi oldu. Tüm kredi süreçlerimizi baştan sona gözden geçirdik. Kredi süreçlerindeki kademeleri mümkün olduğunca azaltmaya çalıştık. Birtakım yetkileri, yeniden şubelere ve bölgelere verdik. Bu sayede kredi sürecinde hem müşteriye yaklaştık hem hızlandık. Kredilerin takibi tarafında da sistemlerimizi gözden geçirdik. Burada adeta koruyucu hekimlik yapmaya çalıştık.

Kriz döneminde özellikle küçük işletme ve kart müşterilerimize bir takım testler uyguladık. Bu testler sonucunda henüz probleme girmemiş ama nakit akışına göre probleme girmesi muhtemel olan müşterilere önlem paketleri önerdik. Bu şekilde banka ile müşteri arasındaki ilişkiyi “kazan-kazan”a dönüştürdüğümüz çok ciddi bir portföy oluşturduk. Bankanın bu proaktif yaklaşımı, gelecekteki banka-müşteri ilişkisine çok ciddi bir temel oluşturacak.
Diğer yandan satış tarafında, şubelerimize yeni müşteri bilgi sistemi ekranlarımızı yerleştirdik. Satıcı arkadaşlarımız artık müşterimiz önüne geldiği anda bankamızla ilgili her türlü ilişkisini ve bunun seviyesini ekranında görebiliyor. Bu sayede önümüzdeki yılın başından itibaren çapraz satış olanaklarımızı da artırabileceğiz.

Şubeleşmede son tablo nasıl? Banka kaç şubeye ulaştı? 2010 hedefi ne yönde?
2007’nin ortasından 2008 sonuna kadar 240 şube açtık. Bu, Türkiye’de orta boy bir banka açmak demek. 2008’in sonunda başlayan kriz, şubeleşme tarafında da bize bazı fırsatlar sağladı. Şu anda yeni açılan şubelerimizin çok önemli bir bölümünün performansından memnunuz. Fakat bunlardan bazıları, diğerlerinden daha başarılı oldu.

Hızlı şubeleşme döneminde hem şube açma kapasitemizi test ettik hem bu daha başarılı olan şubelerden dersler çıkardık. Bu yılın son çeyreğinde 10 şube daha açacağız. Aralık ayında toplam 6 yeni şube açmış olacağız. Önümüzdeki yıl içinse 60 yeni şube açma planımız var. Bu şubelerin tamamı perakende bankacılık şubeleri olacak. Bireysel ve küçük işletmelere hizmet verecek.

Sonuçta gelecek yıl ve sonrasında da şubeleşmemiz devam edecek. Verimlilik eşit olduğu takdirde daha fazla şube ağı olan bankanın, müşteri kazanımındaki avantajının daha fazla olduğuna inanıyoruz. Banka büyüdükçe istihdam da artacak.

Kredi kartları, Yapı Kredi’nin güçlü olduğu alanlardan... Burada yeni dönem vizyonu nasıl?
Hali hazırda 7,5 milyon civarında kartımız var. Bunun yaklaşık 1,5 milyonu sanal kart. Pazar payımız yüzde 20-21 arasında değişiyor. Pazarda kart adedinde ve kart harcamasında genellikle lider konumdayız. Müşteri sadakati tarafında ciddi avantajlarımız var. Üye işyerindeki POS sayısı ve hacminde de liderlik bizde.

Yeni dönemde kart işinin kârlılığını ciddi ciddi masaya yatırmak gerekiyor. Çünkü bugün kredi kartları, gerek yüzde 11,5 düzeyine ulaşan problemli alacaklar gerek reklam harcaması ve sadakat programları nedeniyle masraf bazı oldukça yüksek bir iş konumunda. Bundan sonra bankaların kart programlarının sağlığını ölçerken işin hacminin yanı sıra hakikaten kârlı olup olmadığına da bakmak gerekecek. Ne kadar harcama yaparak ne kadar değer yarattığınız artık çok önemli hale geldi. Biz bu hesapları hiçbir zaman göz ardı etmedik. Bu nedenle işin sürdürülebilirliği konusunda Yapı Kredi olarak avantajlı olduğumuzu düşünüyoruz.

Yapı Kredi’nin yurtdışında büyüme planı var mı? Yeni fırsatlar görüyor musunuz?
Bahreyn’de bir şubemiz var. Hollanda, Moskova ve Azerbaycan’da birer bankamız var. Bunlar arasında Azerbaycan bizim için enteresan bir pazar. Azerbaycan’ın potansiyeli, demografisi ve doğal kaynakları nedeniyle ileriye doğru çok büyük imkanlar içeriyor. Biz Azerbaycan’da ilk yabancı sermayeli bankayız. Şu anda 5 şubemiz var. Yılsonuna kadar 7 şubeye ulaşacağız. Önümüzdeki yıl 3 tane daha şube açmayı hedefliyoruz. Burada bankacılık açısından ciddi imkanlar görüyoruz ve Türk sermayeli bir Azeri bankası olarak son derece etkin bir rolümüz olmasını istiyoruz. Ayrıca orada sermaye piyasalarının gelişimi için Kıymetli Kağıtlar Komisyonu yani oranın SPK’sı ile birtakım ortak çalışmalarımız var.

Bunların dışında önceliğimiz iç pazarda. Biliyorsunuz bankacılık pazarlarının gelişmişlik düzeyi birkaç kriter ile ölçülüyor. Bunlardan bir tanesi her 1 milyon nüfusa düşen şube sayısıdır. Türkiye’de bu rakam, Avrupa’dakinin dörtte biri kadar. Yani sadece şube sayısında 4 misli büyümemiz gerekiyor. Bir diğer kriter, kredili mevduat toplamının GSMH’ya oranı. Türkiye’de bu oran yüzde 71 civarında. Avrupa’da ise rakam yüzde 270 düzeyinde. Bu sadece Yapı Kredi için değil tüm diğer bankalar için Türkiye’de büyümek için çok büyük fırsatlar bulunuyor.

“2010’da 8 Milyar TL Kredi Dağıtacağız”

Ertelenmiş Talebe Dikkat
Sistemin mevduatı 2009’da yüzde 8 düzeyinde büyüme gösterdi. Burada belki ertelenmiş bir talepten söz edilebilir. Dolayısıyla Türkiye’nin 3,75 düzeyinde büyüme göstermesinin beklendiği 2010’da, bankacılık sisteminin büyümesi mevduatta yüzde 9-10 arasında, kredilerde ise yüzde 12-15 düzeyinde olabilir. Bu büyümenin önemli bir kısmı kurumsal ve ticari firmalardan gelmeyecek. Bu tip firmaların, ortalama Türkiye ekonomisi kadar büyümesi öngörülüyor.

Lokomotif Perakende Olacak
Diğer yandan eğer ileriye dönük beklentiler olumluya dönerse önümüzdeki yıl özellikle bireysel yani perakende bankacılık tarafında büyüme bekliyoruz. Bu kapsamda tüketici kredileri, kredi kartları ve KOBİ kredilerinde ciddi bir büyüme olacağını söyleyebiliriz. Sonuçta kredilerdeki büyümenin ağırlıklı bölümü perakende taraftan gelecek. Yapı Kredi’nin 2009 sonu toplam kredileri yaklaşık 40 milyar TL mertebesinde olacak. Yüzde 18-20 büyüme hedefi ile 2010’da 8 milyar TL düzeyinde ek hacim yaratacağımız söylenebilir.

Uzun Vadeli Hedefte Ne Var?

İtalyan Ortak Memnun
UniCredit, Avrupa’da yaşanan bankacılık türbülansından başarıyla çıkan bankalardan biri. Devlet yardımı almadan, sermaye artırımını ortaklarından destekledi. Türkiye, UniCredit’in Orta ve Avrupa departmanında yer alıyor. Bu bölgede Polonyo ile birlikte en başarılı örneklerden biri kabul ediliyor. Her ortamda kendilerinin de dile getirdikleri gibi Türkiye’deki yatırımlarından son derece memnunlar. Buradaki yönetimin hedeflerini sonuna kadar destekliyorlar. Zaten sermaye yeterlilik oranımız da bu desteğin bir göstergesi.

Başarı Formülü
Bir bankanın iyi, doğru bir banka olabilmesi için iyi bir sermayedar yapısı olması lazım. Yapı Kredi, Koç ve UniCredit ortaklığı ile sahip olunabilecek en iyi sermaye yapılarından birine sahip. Diğer yandan iyi bir şube ağı gerekiyor. Yapı Kredi Türkiye’nin 4’üncü büyük şube ağına sahip. İyi personele sahip olmak da önemli. Bizim personelimizin üniversite mezuniyet ortalaması yüzde 84 düzeyinde, yaş ortalaması ise 29. Ayrıca iyi bir müşteri kitlesi olması gerekiyor. Şu anda Yapı Kredi’nin 6 milyon civarında müşterisi bulunuyor. Biz gelecek yıl ve sonrası için sektörün üzerinde büyüme hedefini işte bu formüle dayanarak koyduk.

Gelecek Planı
Başarılı bir banka olmak için ayrıca iyi bir yönetim vizyonu da gerekiyor. Şu anda özel sektörün 4’üncü büyük bankası konumundayız. KOBİ kredileri, kredi kartları, tüketici finansmanı gibi seçtiğimiz alanlarda tartışmasız pazar liderliği hedefliyoruz. Yapı kredi gibi bir banka, herhangi bir alanda olmayacağım diyemez. Ancak bu sizin herhangi bir alanda daha güçlü olacağım demenizi de engellemez. Dolayısıyla bizim ileriye dönük rekabetçi gücümüz, seçtiğimiz bu alanlarda olacak. Orta ve uzun vadede hedefimiz bu yönde.

“Fiyatlar Düşecek Gelirler, Faizden Komisyona Kayacak”

Son Çeyreğe Dikkat
OECD’nin rakamlarına göre önümüzdeki yıl Türkiye, yüzde 3,75 düzeyinde büyüyecek. Yine OECD’nin tahminlerine göre gelecek yıl Türkiye’den fazla büyüyen bir tek Güney Kore olacak. 2011’de ise Türkiye’nin büyümesinin OECD ülkeleri arasında birinci olacağı öngörülüyor. Bu rakamlar ileriye dönük çok olumlu beklentilere işaret ediyor. Diğer taraftan biz bankacılık sektörü olarak bütün senaryolarımızı son çeyrekte büyümenin başlayacağını öngörerek yaptık. Ancak bugüne kadarki rakamlar, konut kredileri hariç kredi talebinin yeterli olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin de beklendiği kadar çabuk büyüme dönemine girmediğini görüyoruz. Krizin etkilerinin atılmasının, tekrar sağlıklı büyümeye geçilmesinin ve krizde yaratılan hasarların telafisinin beklendiğinden daha uzun bir döneme yayılacağını söylemek mümkün.

Rekabetin Yönü
2009’da bankacılığın sürdürülebilir kâr kaynağı olan kredilerde ciddi bir büyüme olmadı. Sektörün kredi büyümesi yüzde 2’nin biraz üzerinde kaldı. 2009’da yüzde 25’lere varan özsermaye getirisinin önemli bir kısmı, Merkez Bankası’nın faiz düşüşüyle gelen yapısal bilanço gelirlerinden oldu. 2010’da bu olmayacak. Diğer yandan sektörde yüzde 30-35 düzeyinde olan Hazine bonosunun eski getirileri kalmayacak. Bundan tatmin olmayanlar hazine bonosu portföylerini krediye döndürmeye çalışacak. Buradan bir arz oluşacak. Ancak kredi talebi yeterli olmazsa fiyatlar çok aşağı inecek. Dolayısıyla önümüzdeki dönem marjlar üzerinde baskı göreceğiz. Bu, hacim artışıyla yani daha çok kredi vererek telafi edilmeye çalışılacak. İkincisi de faiz gelirlerinden masraf ve komisyonlara doğru bir kayış olacak.

Konsolidasyon Olur mu?
2009 yılı bankaların kârlarını sermaye yeterliliklerini büyük oranlarda arttırdığı bir yıl olduğundan konsolidasyon gündemde pek fazla yer tutmadı. 2010 yılında ise küçük ölçekteki bankaların kârlı, sürdürülebilir bir büyümeyi gerçekleştirme performanslarına göre konsolidasyon süreci yeniden gündeme gelebilir. İlerleyen dönemlerde ise kamu bankalarının özelleştirilmesi tekrar gündeme geldiğinde bu da yeni bir konsolidasyon süreci olarak değerlendirilebilir.

Hande D.Süzer
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz