Hedefimiz alanda liderlik

Burgan Leasing Genel Müdürü Cüneyt Akpınar ile leasing sektörünü konuştuk...

23 KASIM, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Hedefimiz alanda liderlik
Yaşanan dalgalanmalar, ilk olarak iş dünyasında yatırım kararlarını etkiliyor. Yatırımları finanse etmek üzere çalışan leasing sektörü de bu tablodan payını alıyor. 2015’te iç ve dış sorunlar nedeniyle sektör, finans alanları içinde dolar bazında en düşük büyümeye imza attı. Bu yıl için de paralel büyüme beklentisi mevcut. Sektörün önemli oyuncularından Burgan Leasing’in genel müdürü Cüneyt Akpınar, “TL bazında büyüme olabilir ama döviz bazında çok ciddi bir büyüme beklemiyorum. Aynı seviyeleri tutturmak bile başarı olur” diyor. Bu tabloya rağmen Akpınar, büyümede yeni alanlardan umutlu. Sektörün sağlık ve yenilenebilir enerjiye odaklanması gerektiğini düşünüyor. Dünyada sağlığın gayrisafi milli hasıladan aldığı payın, her ülkede arttığını anlatan yönetici, OECD ülkeleri içinde Türkiye’nin yüzde 6 ile en düşük paylardan birine sahip olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık sektörünün payının 2030’larda yüzde 15’lere, sonra da daha yukarılara çıkması gerektiğini söylüyor. Akpınar, “Türkiye’de de sağlık sektörünün son yıllardaki gelişimi ortada. Kamu-özel sektör ortaklığıyla gelecek yine projelerle sektör yeni bir zıplama daha yapacak” diyor. 
Aynı şekilde yenilenebilir enerjinin de benzer özelliklere sahip olduğunu aktaran yönetici, “Güneş, rüzgar gibi doğal kaynakların kullanılmaması büyük hata. Bu konuda ciddi düzenlemeler var. Enerji piyasası da çok hızlı çalışıyor. Biz de bu tip projeleri desteklemeye devam ediyoruz” diye konuşuyor. Burgan Leasing Genel Müdürü Cüneyt Akpınar ile leasing sektörünü konuştuk:
* Leasing, finans sektörü içinde yılı en düşük büyümeyle kapatan alan oldu. Sektör bu yılı nasıl geçiriyor?
 Türkiye’de ilk leasing işlemleri 30 yıl önce yapılmaya başlandı. O günden bugüne yaklaşık 80 milyar dolarlık finansman yapıldı. Özellikle sektörün ilk yıllarında çok önemli işler yapıldı, çünkü o zaman leasingden başka orta vadeli finansman sağlayan bir yatırım enstrümanı yoktu. Son yıllarda dünyada finansman enstrümanlarının değişmesiyle Türkiye’de de daha başka uzun vadeli kaynaklar ortaya çıktı ama leasing her zaman yerini korudu. Leasing, doğal artısı olan hukuki mülkiyetten kaynaklanan avantajı nedeniyle KOBİ’ler için çok etkin bir enstrüman olmaya her zaman devam edecek. Leasing sektörünün temel fonksiyonu, yatırımı finanse etmek. Geçen yıl iki seçim geçirdik ve politik iniş çıkışların olduğu dönemlerde yatırımlar doğal olarak azalıyor. Bu da leasing sektörüne yansıyor. Sektör buna rağmen 2015’te TL bazında yüzde 17 ve dolar bazında yüzde 1,7 büyüdü. 2016’da geçtiğimiz yıldan devraldığımız birçok sorun var. Turizm, tarım gibi birçok sektörü etkileyen negatiflikler devam ediyor. Ama yine de 2016 yılının ilk 3 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre işlem hacmi yüzde 1,5 arttı. İlk dönemdeki düşük büyüme rakamına rağmen 2016 hedefi olan yüzde 20 büyümenin gerçekleştirilebileceğini öngörüyoruz. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde, yapılan yeni iş alanları araştırma ve işbirliği çalışmalarıyla finansman tekniklerini çeşitlendirmenin önemini fark eden yeni yatırımcılar etkili olacak diye düşünüyoruz.
* Talepte bir artış hissediyor musunuz?
 Son 3 yıldır sektörde işlem hacmini, satgeri kirala işlemleri koruyor. Sat-geri kirala toplam işlem hacminin yüzde 25’ini oluşturuyor. Ama farklı açıdan bakarsak finanse ettiğimiz yeni yatırımlar, bu ölçüde yani yüzde 25-30 arası azaldı. Burada iki açıdan bakmak lazım: Başka finansman yöntemleriyle sağlanabilecek bir kaynağı leasing sektörü olarak biz kullandırdık. İkinci olarak da birçok şirketin bilançolarının sağlıklı hale getirilmesini sağladık. Talep de daha çok bu uzun vadeli kaynak yaratan satgeri kirala işlemlerine gelmeye devam ediyor. Sat-geri kiralanın büyümede etkisi diğer ürünlere göre daha fazla.
* Sat-geri kirala ürünün aldığı pay daha ne kadar artabilir? Bu yıl sonu payı ne kadar olur?
 Bence payı yüzde 30’u geçmez. Çünkü leasing şirketleri, her zaman portföyün kalitesini korumak ve risk yönetimini yapmak durumunda. Sat-geri kirala ürününde projeler daha uzun vadeli olduğu için leasing şirketinin bilançosunu hantallaştırabilir. Eğer ki bir kriz oluşursa o zaman bilanço daha riskli hale gelir. Şirketin elindeki gayrimenkuller değerinde satılmayabilir ya da o ortamda alıcı bulamayabilirsiniz. Bu riskleri bilerek bilançoda sat-geri kiralanın payını yönetmek gerekiyor. Bu yüzden yüzde 30’dan fazla pay almayacağını düşünüyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.