Yapay zekâda küresel rekabet yalnızca model geliştirme ve çip üretimi üzerinden ilerlemiyor. Teknolojinin KOBİ’lerin günlük iş süreçlerine ne kadar hızlı ve kolay taşınabildiği de yeni rekabet alanlarından biri haline geliyor.
Yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve eğitilmesinin çok yüksek maliyetler gerektirdiğini belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, her işletmenin bu altyapıyı kendi bünyesinde kurmasının mümkün olmadığını ifade etti. SaaS (Software as a Service) modelinin ise yüksek donanım ve altyapı yatırımlarını işletmeler açısından daha ulaşılabilir bir hizmet modeline dönüştürdüğünü söyledi.
Onay, “SaaS modeli olmasaydı yapay zekâ kullanımı çok daha farklı bir noktada olurdu. Çok yüksek bütçeli yazılımlar ve donanımlar söz konusu olacaktı. KOBİ’lerin bu hizmetlere ulaşması çok daha zor hale gelecekti. Bugün ise işletmeler yapay zekâ hizmetlerini bir kiralama modeli gibi kullanabiliyor” dedi.
“Veri Petrolse, Yapay Zekâ Altyapısı Rafineri”
Yapay zekâ çağında verinin stratejik değerinin giderek arttığına işaret eden Onay, Türkiye açısından konunun yalnızca teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda veri güvenliği meselesi olduğunu vurgulayarak, “Veriye günümüzün petrolü diyorsak, veriyi işleyecek yapay zekâ altyapıları da rafineridir. Yerli yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi Türkiye’nin verisinin güvenliği açısından da stratejik önem taşıyor.”
Ancak yerli yapay zekâ ekosisteminin tüm ihtiyaçları karşılayacak seviyeye gelmesini beklemenin işletmeler açısından zaman kaybına dönüşebileceğini ifade eden Onay, KOBİ’lerin bugün mevcut teknolojilerden yararlanması gerektiğini söyledi.
“KOBİ’lerin Bekleyecek Zamanı Yok”
Türkiye’nin yerli yapay zekâ teknolojilerinde ilerlemesi gerektiğini belirten Onay, bunun uzun soluklu ve yüksek yatırımlar gerektiren bir süreç olduğunu ifade ederek, “Yerli yapay zekâ teknolojilerinde yeni adımlar atılıyor; bu alternatiflerin küresel rakiplerle aynı seviyeye ulaşması ise zaman ve yatırımla mümkün olacak. Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Türkiye’deki işletmelerin ayakta kalabilmesi ve global rekabette geri kalmaması için bugün mevcut en iyi teknolojileri kullanıp kendi sistemlerine entegre etmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.
Onay’a göre burada kritik nokta, yapay zekâyı tek başına bir teknoloji olarak sunmak değil, işletmenin halihazırda kullandığı sistemlerle bir araya getirmek. KOBİ’nin ihtiyacı milyarlarca dolarlık bir yapay zekâ altyapısı kurmak değil; doğru veriyi kullanabilen yapay zekâ teknolojisini üretimden finansa, satıştan müşteri ilişkilerine kadar kendi iş süreçlerine entegre edebilmek.
e-Fatura ile Başlayan Dijitalleşme Tüm İş Süreçlerine Yayılmalı
KOBİ’lerin dijital dönüşümünde e-Fatura gibi zorunlu uygulamaların önemli bir başlangıç noktası oluşturduğunu belirten Onay, ancak dönüşümün yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Onay, “Bir işletmenin e-Fatura kullanması dijitalleşmenin sonu değil, başlangıcı. Müşteri ilişkilerini, üretim bandını, siparişlerini, sevkiyatını, finansını ve tahsilatını da dijitalleştirmesi gerekiyor” diyerek, bu süreçte şirket kültürünün ve değişim yönetiminin de belirleyici olduğunu vurguladı.
1 Temmuz 2026 itibarıyla e-Fatura geçiş kapsamının genişlemesiyle daha fazla KOBİ’nin dijital dönüşüm sürecine dahil olduğunu belirten Onay, bulut tabanlı sistemlerin bu geçişi kolaylaştırdığını ifade etti. İşletmelerin donanım yatırımı yapmadan; e-Fatura, e-irsaliye, sipariş, üretim, sevkiyat, banka, tahsilat ve finansal raporlama gibi süreçleri aynı dijital yapı üzerinden yönetebilmesinin, dönüşümün KOBİ’ler açısından daha erişilebilir hale gelmesini sağladığını söyledi.
Onay, gelecekte dijitalleşmenin işletmeler için sonradan yapılan bir dönüşüm projesinden ziyade, şirketin kurulduğu andan itibaren iş yapış biçiminin bir parçası haline gelmesini beklediklerini belirtti.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?