The Magnum Ice Cream Company, Amsterdam, Londra ve New York borsalarında işlem gören dünyanın en büyük halka açık dondurma şirketi olarak ilk yılını tamamlarken, Türkiye operasyonu Magnum Dondurma Şirketi de köklü deneyimini üretim gücü ve geniş iş ekosistemiyle geleceğe taşımayı sürdürüyor. Yıllar içinde oluşan bilgi birikimini daha dinamik, girişimci ve hızlı hareket eden bir çalışma modeliyle buluşturan şirket, Türkiye’deki konumunu dondurma kategorisinin geleceğine katkı sunacak şekilde değerlendiriyor. Magnum Dondurma Şirketi Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik Direktörü Zeynep Sungu, bağımsız ilk yılın şirket kültürüne etkisini, Türkiye’de yaratılan değerin farklı boyutlarını ve önümüzdeki döneme ilişkin yaklaşımı anlatıyor.
Yeni dönem Magnum Dondurma Şirketi için nasıl bir dönüşüm yarattı?
Bağımsız bir şirket olarak tamamladığımız ilk yıl, bizim için yalnızca yeni bir şirket kimliğinin değil, yeni bir çalışma kültürünün ve iş yapış biçiminin şekillendiği önemli bir dönüşüm dönemi oldu. Türkiye’de uzun yıllara dayanan güçlü bir üretim, pazar ve tüketici deneyimimiz var. Bugün bu birikimi, dünyada üç borsada işlem gören halka açık bir şirketin ölçeği ve yetkinlikleriyle; yeni şirket yapımızın girişimci yaklaşımı, çevikliği ve hızıyla bir araya getiriyoruz. Tek odağımızın dondurma olması kategoriye daha derinlemesine bakmamızı, karar süreçlerini hızlandırmamızı ve uzmanlığımızı daha çevik biçimde kullanmamızı sağlıyor. Ekiplerin daha fazla sorumluluk üstlendiği, fikirlerin daha hızlı karara dönüştüğü ve farklı fonksiyonların daha yakın çalıştığı bir yapıya geçiyoruz. Büyük bir şirketin yıllar içinde geliştirdiği yetkinlikleri daha girişimci bir çalışma anlayışıyla birleştirmek, mevcut işlerimizi ileri taşırken yeni fırsatlara da daha hızlı yanıt vermemize imkân tanıyor. Türkiye’de dondurma çok seviliyor, bu açıdan güçlü bir pazar. Bu topraklarda edindiğimiz deneyim ve bilgi birikimini, üretim altyapımızdan insan kaynağımıza, tüketici deneyiminden yerel tedarikçi geliştirmeye kadar tüm yapımızı bu bakışla ele alıyoruz. Sadece şirketimizin değil, kategorinin uzun vadeli gelişimi ve her tür tüketici beklentisine cevap verecek çözümlerle birlikte değerlendirmek istiyoruz.
Türkiye’de yarattığınız değerin en güçlü taraflarını nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye’de yarattığımız değer üretim, yerel tedarik, inovasyon, istihdam ve ihracatı birlikte ele alan geniş bir ekosisteme dayanıyor. Çorlu ve Konya’daki iki fabrikamız, merkez ofisimiz ve 86 dağıtım deposunu kapsayan geniş ekosistemimizle Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteriyoruz. Bu ekosistem içinde 1000 kişiye doğrudan ve on binlerce kişiye dolaylı istihdam sağlıyoruz. Fabrikalarımızda kullandığımız hammaddelerin %97’sini yerel tedarikçilerden temin ediyoruz. Yerli ham madde kullanımı, yerel tedarikçilerle uzun vadeli ilişkiler ve onların gelişimine katkı sağlamak, üretim yetkinliklerine yönelik yatırımlar ülke ekonomisine sağladığımız katkıyı destekliyor.
Türkiye aynı zamanda inovasyonların test edildiği, yeni iş modellerinin uygulandığı ve ihracat fırsatlarının geliştiği stratejik merkezlerden biri. Fabrika ve akademi iş birliklerinden yapay zekâ destekli verimlilik projelerine kadar farklı alanlarda geleceğin ihtiyaçlarına hazırlanıyoruz. Markalarımıza duyulan güven bu yapının temel unsurlarından biri. Bu nedenle kalite standartlarımızı sürekli yükseltirken korurken yerel üretimden teknolojiye, istihdamdan ihracata kadar Türkiye’de yarattığımız etkinin kalıcı olmasına önem veriyoruz.
“Hayat Dondurmayla Güzel” yaklaşımı yeni şirket kültürünüze nasıl yansıyor?
“Hayat Dondurmayla Güzel” misyonumuzu şirket kültürümüzü ve iş yapış biçimimizi şekillendiren temel yaklaşımlardan biri olarak görüyoruz.
Bağımsızlığımızla birlikte yalnızca yeni bir şirket değil, yeni bir kültür de inşa ediyoruz. Y ve Z kuşağı ağırlıklı genç bir organizasyonuz; ama arkamızda dondurma kategorisinde uzun yıllara dayanan güçlü bir deneyim ve uzmanlık var. Yeni yapılanmamızda, hız ve sadelik, birlikte başarma ve bunu yaparken keyif alma var. Ve elbette bütün bunları birbirine bağlayan çok güçlü bir ortak noktamız var: dondurma konusundaki uzmanlığımız ve tutkumuz. İnsanların kendi uzmanlıklarıyla fark yaratmalarını, cesurca yeni fikirler ortaya koymalarını ve gerektiğinde mevcut yöntemleri sorgulamalarını önemsiyoruz.
Magnum Dondurma Şirketi yeni dönemde topluma etkisini nasıl tanımlıyor?
Faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda ürün kalitesi, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluğu birbirini tamamlayan alanlar olarak ele alıyoruz. Global ölçekte 2050 Net Sıfır hedefimiz doğrultusunda tedarik zinciri dayanıklılığı, sorumlu ham madde tedariki, ambalaj dönüşümü ve enerji verimliliği gibi başlıklarda ilerliyoruz. Türkiye’de ise bu yaklaşım hem operasyonlarımızda hem de toplumsal fayda çalışmalarımızda karşılık buluyor. Portföyümüzdeki markalar aracılığıyla farklı toplumsal ihtiyaçlara dokunan uzun soluklu projeler yürütüyoruz. Türkiye’de 36 yıllık varlığımızla; geçmişte kadın istihdamı, eğitim ve gençlerin iyi hissetme hali için birçok projeyi hayata geçirdik. Şirket bağımsızlığımızla birlikte en önemli önceliklerimizden biri; Magnum Dondurma Şirketi olarak toplumsal fayda için odaklı ve sürdürülebilir etki yaratmaya devam etmek.
Çevresel alanda Türkiye’deki tüm üretim tesislerimiz elektrik ihtiyacını %100 yeşil enerjiden sağlıyor. Su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor, düşük verimli ekipmanları daha yüksek enerji sınıfına sahip çözümlerle yeniliyoruz. Elektrikli dağıtım filomuz operasyonlarımızdaki karbon salımını yıllık yaklaşık 125-ton azaltıyor. Türkiye’de dondurma dağıtım ağımıza yüzde 100 elektrikli araçları dahil eden ilk markayız. Üretim tesislerimizde oluşan atıkların toprağa gitmemesi ve gerekli arıtma süreçlerinden geçirilerek güvenli şekilde işlenmesi de çevresel sorumluluk yaklaşımımızın bir parçası. Bizim için “Hayat Dondurmayla Güzel”, işimizi büyütürken topluma ve çevreye karşı sorumluluklarımızı da aynı bütünlük içinde ele almak anlamına geliyor.
Dondurma kategorisinin geleceğinde nasıl bir rol üstlenmeyi hedefliyorsunuz?
Türkiye’deki güçlü dondurma kültürünün kategori için önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz. Bu potansiyeli üretim yatırımlarımız, yerel tedarikçilerimizle kurduğumuz uzun vadeli iş birlikleri, iş ortaklarımızın gelişimine sağladığımız katkı ve farklı tüketim alanlarını destekleyen yaklaşımımızla değerlendiriyoruz. İnovasyonu yalnızca yeni lezzetler geliştirmek olarak değil; ürün formatından tat profiline, porsiyon alternatiflerinden tüketim deneyimine kadar tüm unsurları bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyoruz.. Magnum Sandwich ve Magnum Cone, Carte d’Or Petite Bar, Algida Spoonful ve Volcano gibi yenilikçi ürünlerimiz, farklı tüketici ihtiyaç ve tercihlerini karşılamaya yönelik bu yaklaşımımızın somut yansımalarından bazıları.
OANDO ve Bizim Usta gibi yeni markalarla portföyümüzü güçlendirirken, Balbadem, La Gelateria gibi farklı marka ve satış formatlarıyla da genişleyen tüketici ihtiyaçlarına cevap vermeye devam ediyoruz.
“Hayat Dondurmayla Daha Güzel” misyonumuzu çalışanlarımızdan iş ortaklarımıza, tüketicilerimizden içinde bulunduğumuz topluma kadar tüm alanlarda yaşatmayı, daha çevik ve girişimci bir kültürle dondurmanın hayatın her anına eşlik etmeyi önemsiyoruz.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’deki üretim ve inovasyon yetkinliklerimizi güçlendirmeye, ekosistemimizle birlikte yeni fırsatlar geliştirmeye ve dondurmaseverlere daha fazla seçenek sunmaya devam edeceğiz.
*Bu bir ilandır.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?