Denge yarışı

Türkiye’de her yıl 650 bin yeni konuta ihtiyaç duyulurken 1 milyon adetlik stok fazlası var. Bu durumun nedeni ise arz ve talebin buluşmaması...

19 EYLÜL, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Denge yarışı

Yasemin Erdoğan

yerdogan@capital.com.tr

Yükselen döviz, düşen alım gücü, ekonomik ve siyasi krizler derken son 5 yılda yaşananlar, birçok sektörde arz ile talep arasındaki dengeyi adeta alt üst etti. Hazır giyimden çeliğe, mobilyadan süt ürünlerine kadar farklı sektörlerden uzmanlar, söz birliği etmişçesine sektörlerini ilgilendiren ortak tehdide dikkat çekiyorlar: Arz-talep dengesizliği. Arz ile talebin kesişmediği sektörler arasında mobilya, iplik, plastik, bakır ve çelik öne çıkıyor. Örneğin mobilya pazarı, 35 bini aşan üretici sayısıyla tam anlamıyla atıl kapasite sorunu yaşayan sektörlerden. İplikteki arz fazlası, sanayiciyi fabrika kapatma noktasına kadar getiriyor. Hatta kapanan tesisler nedeniyle son 2 yılda tekstil ve konfeksiyonda istihdam kaybı 63 bin kişiye ulaştı. Bakırda, iç pazardaki ihtiyacın tam iki katı arz var. Hazır giyimde ise 5 yıl önceki yüksek talepten pek eser yok. Markalar, düşen talebi, tüm yıla yayılan indirimlerle canlı tutma peşinde. Bazı sektörlerde ise kategori bazında dengesizlikler dikkat çekiyor. Örneğin, son 10 yılda 5 kat arz artışı yaşayan ofis pazarında, belli lokasyonlarda stok fazlası var. Konuttaki arz fazlası özellikle lüks segmentte kendini gösteriyor. Düşük fiyatlı konutlarda ise tam aksine “karşılanamayan” bir talep söz konusu. 

ARZ FAZLA, KAPASİTE ATIL 

Araştırmamıza katılan 22 sektörün 15’indeki dengesizlik, arz fazlasından kaynaklanıyor. 3’ünde ise talep fazlası var. Mobilya, çimento, süt, plastik, iplik, seramik, arz fazlası nedeniyle oluşan atıl kapasiteyle dikkat çekiyor. Toplam üretimi 10 milyar doları bulan mobilyada, dengesizliğin en önemli nedeni üretici sayısındaki fazlalık ve ölçek sıkıntısı. Atıl kapasite özellikle İnegöl, Ankara, İzmir Karabağ gibi üreticilerin yoğunlaştığı belli bölgelerde öne çıkıyor. Doğtaş Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, “Sektörde 35 bin üretici var. Toplam ciroyu binlerce firmaya dağıttığınız zaman resmin sağlıksızlığı ortada” diyor ve pazara dair şu bilgileri veriyor: “Büyük bir pazardan bahsetmemize rağmen ilk 500’de ancak 5 şirket var. 200 milyon lira üzerinde ciro yapan marka sayısı sadece 5. MOSDER üyesi 60 kadar şirketin toplam cirodan aldığı pay yüzde 25. En büyük 5 markanın aldığı pay ise yüzde 10 bile değil.” Bakırda da ciddi bir arz fazlası var. Yıllık toplam üretim, tüketimin iki katına çıkmış durumda. Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, “Bakır mamullerinin arzı 550 bin tonken talep 350 bin ton” sözleriyle dengesizliğe dikkat çekiyor. Çaycı, bu durumun 30 yıldır var olduğunu söylüyor. Seramik sektöründe, 2000 yılından bu yana pazarı etkisi altına alan bir arz fazlası söz konusu. Toplam arz, yurt içi ve yurt dışı talebinden yaklaşık 100 bin metrekare fazla. “Kullanılmayan kapasite mevcut” diyen Bien Seramik Satış Grup Başkanı Metin Savcı, “Arz fazlalığı, fiyat rekabetini ve taklit sorununu, dolayısıyla haksız rekabeti ortaya çıkarıyor” diyor. 

KATEGORİK DENGESİZLİK 

Bazı sektörlerdeki arz-talep dengesizliği, sektörün tamamında değil ama segment bazında kendini gösteriyor. Tekstilde tam böyle bir durum var. Pamuktaki sıkıntı, ekim alanlarının azalması nedeniyle doğan yetersiz arzdan kaynaklanıyor. Üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 50’de kalıyor ve sektör ithalata yöneliyor. Pamuk ipliği ve suni-sentetik ipliklerde ise aksi bir durum söz konusu. Üretim kapasitesi talebin çok üzerinde. Mevcut yerli üretim, anti-dampingli ithal ürünlerle rekabet edemediği için arz fazlası ve atıl kapasite sorunu baş gösteriyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği Başkanı İsmail Gülle, “İplik fabrikalarımız kurulu kapasitenin çok altında üretim yapıyor. Kapanan fabrikalar nedeniyle son 2 yılda tekstil ve konfeksiyonda istihdam kaybı 63 bin kişi oldu” diyor. Çelik sektörünün yassı ürün segmentinde de benzer bir sorun gözleniyor. Yassı çelikteki kapasitenin atıl kalmasında da dampingli ve devlet destekli çelik ürünleri ithalatına karşı önlem alınmaması etkili. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreter Veysel Yayan, pazardaki tabloyu şöyle özetliyor: “8,7 milyon ton yassı ürün ithalatı yapılırken, 8 milyon tondan fazla kurulu kapasite, düşük fiyatlı ithal ürünlerle rekabet edemediğinden atıl kalıyor.” Hazır giyimdeki sıkıntı ise “arz şişkinliği” olarak kendini gösteriyor. Sektörün önde gelen oyuncularından Kiğılı’nın CEO’su Hilal Suerdem, siyasi ve ekonomik krizlerin pazardaki arz-talebi olumsuz etkilediğini söylüyor. Suerdem, değişen dengeyi şöyle özetliyor: “Dengesizlik, 5 yıl önce Arap Baharı halk hareketiyle başladı. Daha önce sektörde talep çok fazlaydı, arz yoktu. Günümüzde ise son teknolojilerle üretim yapıyoruz ancak buna rağmen talep dengesi bozuldu. Yeni arz yöntemleri bulmak gerekiyor.” İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi de zaman zaman arz tarafında şişkinlik olduğunu vurguluyor. 

KONUTTA KESİŞİYOR MU?

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden konut, arzla talebin kesişmediği pazarların başında geliyor. Her yıl 600-650 bin civarında yeni konut talebinin olduğu sektördeki dengesizlik, hem lüks hem ucuz konutlarda kendini gösteriyor. Ancak farklı şekillerde… Metrekaresi 8-10 bin TL olan lüks konut projeleri talep düşüklüğüyle mücadele ederken, düşük fiyatlı konut pazarında tam aksine yüksek talebi doyuracak üretim yapılmıyor. Yani pazarda arz da var, talep de… Ancak bir türlü buluşamıyorlar. Şu anda satılmayan konut stoğunun 1 milyonu aştığını söyleyen Metal Yapı Genel Müdürü Akın Karali, “Bu stokların sebebi şu: Fiyatlar talebe hitap etmiyor. Stoktaki konutlarla alıcıları buluşturacak bir fiyat seviyesinin olması gerekiyor. Geçen yıla oranla yüzde 27 oranında arz artışı görüyoruz” diyor. Öte yandan konut piyasasındaki arz-talep dengesizliğinin tek nedeni fiyatlar değil. Arz ile talebin buluşmasında, doğru lokasyon da kritik önem taşıyor. Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gigin, “Emlak geliştirmede, projeyi nerede ve hangi gelir grubuna yaptığınıza bağlı olarak farklılaşan, değişken bir arz-talep dengesi var” diyor. Polat Holding CEO’su Baran Demir de konut pazarında arz ile talebin kesişmemeye başladığını doğruluyor. Baran Demir, “Talep daha çok orta gelir seviyesinde birikmişken, arz özellikle 3 büyük şehirde, üst segmente yönelik üretiyor. İdeali her kesime yönelik konut arzının yapılabilmesi” şeklinde konuşuyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz