Eleştiriyle beslenenler

İş dünyasında eleştiriden hoşlanan kişi sayısı oldukça az. Yine de çoğu, hiç eleştirilmemenin de işlerin yolunda gitmediğine dair önemli bir işaret olduğunu düşünüyor...

2 AĞUSTOS, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Eleştiriyle beslenenler

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Profesyonel yönetim anlayışı her dönem değişiyor. Yeni dönemin bu anlamda en büyük gerçeği ise “eleştiri” kaldıran liderlerin profesyonel hayatta ön plana çıktığı yönünde. Şirket yöneticilerinin çoğu da bunun bilincinde. Bu nedenle sert eleştirileri şirketlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik görüyor, olabildiğince bu eleştirilerden faydalanmaya çalışıyorlar. Her birinin sert eleştiri aldığı kişi ise farklılık gösteriyor.

Örneğin İnci Deri Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Kızıltaş, kendisini en sert şekilde eşi Ela Kızıltaş’ın eleştirdiğini söylüyor. Karısının kendisinin çok sert baktığını ve bu nedenle kimsenin onu eleştiremediğini düşündüğünü belirtiyor. Kızıltaş’a göre bu gerçekten oldukça acımasız bir eleştiri. “İcra kurulu toplantılarımızda dinlerim, konuşmam. Başkaları konuşur en sonunda kararımı söylerim ama hemen eleştirirler, itiraz ederler. Bazen aklıma yatmasa da onların dediği olur. Yani icra kurulundaki herkes beni gayet güzel eleştiriyor” diye konuşuyor. Kızıltaş, özellikle gençlerden gelen eleştirilere fazlasıyla dikkat kesildiğini de ekliyor. Hayatında unutamadığı ve başlarda dikkate almadığı eleştiri öyküsünü ise şöyle paylaşıyor: “Kuzenim Ali Berk Tuncer, 23 yaşında şirkete girdi ve 3 yıl bizimle çalıştı. Amerika’da okumuştu. Geldi ve bana dedi ki ‘Sadece fiziksel mağazadan mal satmakla olmaz, internetten ayakkabı satmak gerekli.’ ‘Hadi ya! Türk insanı denemeden ayakkabı almaz’ dedim. Yine de bu eleştiriyi dinledim ve ona şans verdim. İlk defa İnci’nin internet sitesini kurdu, online satışa başladı. Orada önemli bir başarı elde ettik. Sonra Trendyol ve benzer şirketler kuruldu. Kendisinin hayali de Trendyol gibi bir site kurmaktı ama Trendyol çok ciddi büyüyünce kimsenin nefesi yetmedi. Orada gördüm ki insanlar yaşlanıyor, insanlar yaşlanınca fikirler de yaşlanıyor. Böyle olunca bazı şeyleri öngöremez hale geliyoruz. Bugün cironun yüzde 15’inin sanal kanallardan geleceğini öngörebiliyorsak bu Ali Berk sayesindedir.” 

GELİŞTİREN ELEŞTİRİLER 

Bazı eleştiriler muhatabını gerçekten değiştiriyor ve geliştiriyor. Bunu yaşayanlardan biri de Polat Holding CEO’su Baran Demir. Demir, iş yaşamında standartlara fazlı bağlı kalması ve aşırı risk almaması nedeniyle eleştiri aldığını dile getiriyor. Demir şöyle devam ediyor: “Örneğin 2000 krizinin olduğu yıllarda öğlen yemeği için asansöre bindiğimde personelime gülümseyip hatırını sordum. Kendisi de ‘Yöneticilerimizin güler yüzünü görmek ne kadar güzel’ dedi. O anda iş gerginliği nedeniyle personelimizle asık suratla temas kurduğumu fark ettim. Empati yaptım ve gerekli dersi aldım.” Sinpaş GYO Genel Müdürü Seba Gacemer, en çok eşinden ve patronu Avni Çelik’ten eleştiri aldığını söylüyor. Gacemer, unutamadığı ve kendisine katkı sağlayan eleştiriyi ise şöyle anlatıyor: “Başkanımız Avni Çelik, hazırlıksız olduğum bir konuda bazı rakamsal sorular sormuştu. Hepsini yanıtlayamadım. Bunun üzerine ‘İyi bir yönetici rakamlara hakim olmalı’ demişti. Ben de o günden beri her projemizde ‘Kaç dönüm alandayız, kaç konut geliştirdik, hangi ev tipinin salonu kaç metrekare’ gibi soruların önemli detaylarını çok iyi bilirim. Rakamsal motivasyonumu güçlendiren ve 3 boyutlu düşünebilme yetimi geliştiren bu deneyim, sayılar ve duygular arasındaki ilişkinin ruhuna da hakim olmamı sağlıyor.” Reeder Genel Müdürü Uygar Saral ise son dönemde çok işine yarayan bir eleştiriyi şöyle anlatıyor: “Son toplantımız sonrasında yönetim danışmanımız ‘Sözlerini çok uzatıyorsun, insanlar dağılıyor, bu da ortağının seni kesmesine sebep oluyor ve yönetim iradesi zayıf imajı yaratıyor’ dedi. O günden beri maksimum üç cümleyle kapatabileceğim konuşmalar yapmaya çalışıyorum. Bu eleştiri zamanımı çok daha iyi kullanmamı sağladı.” 

MÜŞTERİDEN GELEN UYARI

Ariş Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, eleştiriye en açık patronlardan biri. On beş yıl önce bir müşterisinin eleştirisiyle hayatı olumlu anlamda değişmiş. Güzeliş, bu anısını şöyle paylaşıyor: “15 yıl kadar önce, işimizin çok yoğun bir gününde, yoğunluğun verdiği gerginlikle mağazada çalışanlara iş delege ediyordum. O sırada mağazada bir şirkette üst düzey yönetici olan bir müşterimiz de servis almaktaydı. Benim konuşmama şahit olmuştu. Daha sonra eşine aldığı tek taşın ölçüsü için beklerken biraz sohbet ettik. Sohbet sırasında az önceki gerginliğimi fark ettiğini, stresli olmanın sağlığa zararı olduğunu belirtti. Ben de defalarca anlattığım bir şeyin anlaşılmadığını belirterek durumu açıklamaya çalıştım. Kendisi ise belki onların anlamamasından çok anlatmamda bir eksiklik olabileceğini, belki duygu durumumun veya yorgunluğumun yansımalarının etkileri nedeniyle yanlış ifade edebileceğimi söyledi. İşte o konuşmanın ardından kendimi tekrar sorguladım. Gerçekten de iş yoğunluğunun psikolojime yansıdığını, beni stresli ve sabırsız hale getirdiğini fark ettim. Bu olay ve müşterimizin yapıcı eleştirisiyle birlikte verdiği tavsiye çok işime yaradı.” Güzeliş, bugünse aldığı her eleştiriyi armağan kabul ediyor. Her eleştiriden bir kazanç sağlamaya çalışıyor. En çok aşırı hoşgörülü olması ve taviz verdiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Güzeliş, “İhmal, eksik, insani hata söz konusu olduğunda kestirip atmaktansa sorgulamayı, düzeltmeyi ve mümkünse onu kazanmayı tercih ederim. Bu özelliğimden dolayı sıklıkla eleştirilirim” diyor. 

“ÖNCELİKLE DİKKATE ALIYORUZ”

VİKO CEO’su Nusret Kayhan Apaydın, iş dünyasında aslında hiç kimsenin eleştirilmekten hoşlanmadığını düşünüyor. “Bu nedenle eleştirileri kabullenebilmek ve onlardan yararlanma yolunu seçmekten bahsetmek daha gerçekçi bir yönelim” diyor. Özel hayatında en çok eleştiriyi üniversite öğrencisi oğlu Burak’tan aldığını belirten Apaydın, şöyle açıklıyor: “Oğlum, Y kuşağı temsilcisi. İtiraf etmeliyim ki zaman zaman eleştirilerini tartışsak da çoğu zaman haklı olduğunu görüyor ve bazen açıktan bazen de çaktırmadan onun eleştirilerinden yararlanıyorum.” Apaydın, faydalandığı bir eleştiriyi ise şöyle hatırlıyor: “İlk yöneticilik yıllarımda mükemmelliyetçi yapım nedeniyle karar verme süreçlerinde zorlanıyordum. Üzerimde büyük emeği olan GE Aircraft Engines yöneticilerinden Amerikalı şefim Arthur Wrightson bunu fark ederek beni eleştirdi. ‘Vereceğin kararın yüzde 100 doğru olmasını bekleme, yüzde 51 eminsen yürü!’ dedi. Bu eleştiri ve tavsiye daha sonraki yıllarda bana ışık tuttu. Art’ı her zaman saygıyla anmama yol açtı.” Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı da özel yaşamında ailesinin iş yaşamında yönetici arkadaşlarının tatlı sert eleştirilerine hedef olan bir yönetici. En çok eleştirildiği konunun çok çalışkan olması olduğuna dikkat çekiyor. Çaycı, şöyle açıklıyor: “İş hayatında yöneticilerim bana ayak uydurmakta zorlanıyor. Özel hayatımda ise eve geç gitmek ve davetlere zaman zaman katılamayışım nedeniyle eleştiri alıyorum. Bu nedenle bir yakınımın nikahını kaçırmıştım. Eleştirildiğim yönlerimi düzeltmeye çalıştım. Mesela eve zamanında gitme alışkanlığı kazandım. Aşırı mükemmeliyetçi biri olduğumdan eleştirilere çok açık biri olduğum söylenemez. Eleştirilerden ders çıkarır, yalnız bunu kendime saklarım. Aynı konuda bir dahaki sefere dikkatli olurum.” 

“AYNA ETKİSİ YARATIYOR” 

Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan-Coqui, özel yaşamında kendisini en çok ve en acımasızca eşinin eleştirdiğini söylüyor. İş hayatındaysa Allianz Türkiye’de açık kapı politikalarının olduğunu ve fikri olanın da, eleştirisi olanın da açıkça konuşabildiğini belirtiyor. Şirkette kapılar ve duvarların sadece birer sembol olduğuna değinen Coqui, “Biz yeni nesil sigortacılığın öncülüğüne soyunurken, eski nesil alışkanlıkları da geride bırakmaya hep beraber karar verdik” diye açıklıyor. Coqui’nin en fazla eleştirilen özelliklerine gelince… Eşi çok fazla çalıştığından şikayet ediyor. Ama bu konuda Coqui de eşine hak veriyor. Coqui, şöyle açıklıyor: “İkimiz de profesyonel hayatımızı yoğun bir tempoda yürütüyoruz. Bu tür eleştiriler çok doğal. İşte ise bazı ekip arkadaşlarım beni işin detayına ve derinine girmek istediğime dair eleştirirler. Bu arada bazen açık kapı politikamın da eleştirildiği olur.” Coqui, aldığı eleştirilerin kendisine olan katkıları hakkında ise şöyle düşünüyor: “İnsan eleştirildiğinde kendine bir ayna tutuyor. Eleştirinin türü ne olursa olsun, durup insanın kendisine bakması açısından çok kıymetli.” 

“ELEŞTİRENE GÜVENMEK LAZIM

 Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, özel hayatında kendisini en çok aile fertlerinin eleştirdiğini söylüyor. Eşi ve özellikle büyük kızı tarafından sert şekilde eleştirildiğini itiraf eden Saran, “Ben de onlara kulak vermeye gayret ederim” diyor. Saran, iş hayatındaysa güvendiği ve kendisine yakın kişilerden oluşan dar bir grubunun olduğunu söylüyor ve “Onlara da bir şey beğendirmek zordur. Net bir şekilde ‘Bu böyle olmamış, yanlış yapmışsın’ derler. Önemli konularda, kritik kararlarda onlardan geri dönüş almayı severim. Buna özen gösteririm” diye anlatıyor. Bir patron ve lider olarak karar olma konusunda esnek olduğunu söyleyen Saran, “Dediğim dedik olmayı tercih etmem. Sabah aldığım ve tebliğ ettiğim bir kararla ilgili, bir eleştiri gelirse ve aklıma yatarsa, hiç çekinmeden kararımı değiştirim, bundan da hiç gocunmam” diye devam ediyor. Kendisini en çok eleştiren kişi olan büyük kızının nelerini eleştirdiğini şöyle anlatıyor: “Sosyal medya hayatımıza yeni girdi. Sosyal medyada paylaştığım bir fotoğrafla, verdiğim bir mesajla ilgili özellikle büyük kızımdan çok acımasız eleştiriler alıyorum. Onlar bu işi bizden daha iyi bildikleri için farklı gözle bakabiliyorlar. Her yaptığım paylaşımdan sonra ‘Bakalım bu kez ne gelecek’ diye düşünüyorum.” 

GENEL MÜDÜRLERİ ELEŞTİRİYOR 

Doğanlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, eleştiriye açık olduğunu ve eleştirmeyi bir şirket kültürü haline getirdiklerini söylüyor. “Savaş odası toplantılarımızda ast üst rütbeleri kaldırıp işin gelişimi için herkes birbirini eleştirebilir. Beni en çok genel müdürümüz ile asistanım eleştirir” diye konuşan Doğan, en çok eleştirildiği konununsa hızlı karar vermesi olduğunu söylüyor. ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, hem yapıcı eleştiriyi hem özeleştiriyi çok önemsediğini belirtiyor. Eleştirenden her zaman çözüm önerisi de beklediğini söyleyen Turan, “Sadece eleştirmek kolaycılıktır ama çözüm önerileriyle yapılan eleştiri ortak akıl yaratmak için en kullanışlı yoldur. Pisagor’un da dediği gibi ‘Ya susmak ya da suskunluktan daha kıymetli bir şey söylemek gerekir’” diyor. Turan, kendisini en sık eleştiren kişinin 20 yıldan fazla süredir birlikte çalıştığı genel müdürü Ali Türker olduğunu söylüyor.


"AŞIRI TİTİZ OLUŞUMDAN VE AŞIRI DETAYCILIĞIMDAN VAZGEÇMEM"
AHMET ZORLU / ZORLU HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

YAKIN ÇALIŞTIKLARIM ELEŞTİRİYOR
En çok eleştiriyi yakınımdaki çalışma arkadaşlarımdan alıyorum. Tutarlı ve ayakları yere sağlam basan eleştirilere her zaman açığım. Çünkü ortak aklın gücüne inanıyorum. ‘Her şeyi ben biliyorum’ dediğinizde bir yere varamazsınız. Hayatım boyunca etrafımdaki insanları dinlemeye büyük özen gösterdim.
ELEŞTİRİ FIRSATTIR Aldığım birçok eleştiri bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Eleştiri kültürünün şirket içinde gelişmesinin, aldığımız kararların herkes tarafından anlaşılması için bir fırsat yarattığını söyleyebilirim. Bana yapılan bir eleştiriyi nasıl değerlendirdiğimi gören iş arkadaşlarım, benim o konuda aldığım kararın gerekçesini daha iyi anlayabiliyor. Çünkü yaptığı eleştiriyle o işin daha fazla içine girmiş oluyor.
ELİMDE DEĞİL En çok eleştirildiğim nokta aşırı titiz ve detaycı olmam. Fakat elimde değil. Bu benim en karakteristik özelliğim ve aksi yönde davrandığımda daha fazla yıpranacağımı biliyorum. O yüzden bundan vazgeçemem. Bir iş yapılacaksa her zaman en iyisi, en kalitesi yapılmalı ve zamanında yapılmalı. Daha iş hayatımın ilk günlerinde bile sipariş aldığımız malın başında dururdum. Küçük bir kırışıklık ya da gözle görülmesi kolay olmayan bir leke olduğunda bile o malı, asla o halde göndermezdim. Malı, müşteriye zamanında teslim etmede de her zaman ısrarcı oldum.



"MÜZAKEREDE ELEXTİRİ SERBEST"
NAFİ GÜRAL / NG GRUP KURUCU BAŞKANI

ELEŞTİRİ ARMAĞANDIR
Bizim şirketlerimizde zihinlere yerleşmiş deyimler var. Örneğin ‘Sadece patronun veya tepe yöneticisinin hoşuna gidecek söylemlerin sahipleri kendilerine, gerektiğinde eleştirenler ise kurumlarına hizmet ederler.’ Eleştiriler armağandır.
HEP ÖVENE DİKKAT Sizi hep övüyorlarsa, dikkat edin. Övgüler sizi durağanlaştırır, eleştirilerse enerjinizi artırır. Rakibinizle karşılaştığınızda onu övmekten çekinmeyin. Rakibiniz övgünüzle rehavete kapılır, kendini geliştirme hedefleri törpülenir.
MÜZAKERE YERLEŞTİ Bizim kurumsal yapımızda patron dahil tek karar verici olmadığı, müzakere alışkanlığı yerleştiği için, kim ne söyleyecekse toplantıda söyler. Karar alındıktan sonra hepimiz o karara sahip çıkarız. Bu nedenle bizde sadece müzakere esnasında eleştiri olur.



"ELEŞTİRİLMEK FEVKALADE RAHATSIZ EDİCİ"
CEM BOYNER / BOYNER GRUP CEO VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI

BİZDE ELEŞTİRİ BOLDUR
Eleştirilmek fevkalade rahatsız edici ve antipatik ama eleştirilmemek ise felaketin reçetesidir. O nedenle grup kültürünün bir parçası olarak bizde eleştiri boldur. Maşallah herkes nasibini alır, her canlı bizde eleştiriyi tadar. Bu konuda oldukça cömertiz.
BENİ HERKES ELEŞTİRİR Sağlıklı olanın kişiyi ve kişiliği değil, yapılanları ve tercihleri eleştirmek olduğunu biliriz. Beni de herkes eleştirir, kimi sözleriyle, kimi bir bakışıyla, kimi de sessizliğiyle, hatta bazen eleştiri konusunu hiç açmamasıyla. Hepsini anlar, duyar, dersimi çıkarırım.
İFADE ETMEK ÖNEMLİ Önemli olan şu veya bu şekilde rahatsızlık veren her ne ise bir kere, ama sadece bir kere, sesli ya da sessiz ifade etmektir. Her eleştirinin mutlaka somut bir sonucu olmayabilir. Bazen eleştirilen konuda yapılabilecek fazla şey de yoktur. Eleştiri bir sonraki karara, tercihe ve işe destek olur.
İNOVASYONUN TEMELİ Grubumuzdan çıkan pek çok yenilik, içimizden bir fikrin ya da uygulamanın eleştirilmesi hatta yerden yere vurulması, sonrasında yeni bir fikre ve deneyime çevrilip tekrar aynı eleştiri sürecine tabi tutulmasıyla ortaya çıkmıştır. Bence inovasyon ve gelişmenin temelinde de kişilerin değil tercihlerin ve yapılanların serbestçe ve sürekli eleştirilmesi var.



"HATAMI SÖYLEMEYEN YÖNETİCİM OLMASIN"
FİKRET ÖZTÜRK / ÖZTÜRK GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI

EN ÇOK EŞİM ELEŞTİRİR 
Beni en çok eşim Nurten Hanım eleştirir. Hızlı karar veririm, kendi kafama göre hareket ederim. Nurten Hanım da hızlı karar vermemi istemez. Çocuklarla beraber düşünüp taşınıp beraber karar vermemizi ister. Ben de kafama göre uygun bir şey bulduğumda ‘olur’ derim. ‘Olur’ dediğim sözden de caymam.
NURTEN HANIM’IN İSTEĞİ Yüzde 100’ünün ailenin olduğu şirketlerde benim hissem yüzde 50’dir. Bunun nedeni Nurten Hanım’ın isteğidir. ‘Senin hissen yüzde 50’yi geçmesin. Çünkü yüzde 50’yi geçerse tek başına imza atarsın, bizi zor duruma düşürebilirsin. Sözünden de caymazsın. O açıdan hissen yüzde 50 olursa özellikle bir şeyi satarken ya da borçlanırken en azından birimizin daha imzasına gerek olur’ dedi. Ben de ‘Tamam’ dedim. Nurten Hanım çocuklarla kendini böyle korumaya aldı.
SIKIŞTIRIRLARSA ÇAMURA YATARIM Çocuklarım da beni belli bir yere kadar eleştirirler. Fazla sıkıştırdıkları zaman çamura yatarım. Bir süre sonra tekrar gelip ikna etmeye çalışırlar. Ailede 5 kişiyiz. 5 kişiden 3’ü olmaz diyorsa o iş olmaz. Eleştirilere kulak veririm. Önce kızdığım durumlar olsa da sonra düşünür ve eleştirilere hak veririm.
24 SAAT AÇIK TELEFON Yerine göre çok yumuşağım yerine göre de çok sertim. İşimi takip ederim. Yaptığım iş ne olursa olsun en ince noktasıyla dahi ilgilenirim. Üst düzey yöneticilerime telefonum 24 saat açıktır. Her şeyi danışırlar. İşin teferruatıyla ilgilenmem ama tepeden bakan bir göz olarak personelimle problemim pek olmaz. Övünmek gibi olmasın vicdanlıyımdır. Hatalı olduğumu düşünürlerse söyleyebilirler. Söyleyemezse zaten neden yöneticim olsun?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.