"30 Süper Kadın’da Büyük Mücadele!"

  Satın almalar, birleşmeler, global ataklar, hızlı büyüme dönemi ve artan rekabet… Capital’in gelenekselleşen “Türkiye’nin 30 Güçlü İş Kadını” araştırmasında yer alan kadın yöneticiler de ad...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
30 Süper Kadın’da Büyük Mücadele!

 

Satın almalar, birleşmeler, global ataklar, hızlı büyüme dönemi ve artan rekabet… Capital’in gelenekselleşen “Türkiye’nin 30 Güçlü İş Kadını” araştırmasında yer alan kadın yöneticiler de adeta bunun bir göstergesi. Listeye bu yıl katılan Didem Gordon ve Müşerref İlpars, erkeklerin dünyası olarak bilinen finans ve otomotivdeki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Tülin Karabük, telekomdaki yönetim tarzı, Damla Birol, fark yaratan CEO’luk anlayışı, Begümhan Doğan Faralyalı ise televizyonculuğu global ölçekte başarıyla temsil etmesiyle güçlü kadınlar arasına girmiş durumda. Aslında sektör ve şirket bağımsız listede yer alan her isim, güçlü ve farklı yönetim anlayışıyla göz dolduruyor.

Her şey 2002 yılı içinde Norveç Parlamentosu’nun onayladığı yasa ile başladı. İş dünyası ve Oslo Borsası’nın muhalefetine rağmen, parlamento halka açık şirketlerin yönetim kurullarında görev yapan üyelerin en az yüzde 40’ının kadın olmasını şart koşan yasada, şirketlere 2008’e kadar da süre tanıdı. Her ne kadar, kadın yöneticiler dahi “kotaların” kadının iş dünyasındaki yerini güçlendiremeyeceğini savunsa da, Norveç’te çıkan bu yasa sonrası 2 yıl içinde yönetim kurullarında görev yapan kadın üyelerin oranı yüzde 22’den yüzde 29’a yükseldi. Bu trendin devam etmesi halinde Norveç şirketleri yüzde 40’lık limite 2008 yılında ulaşacak gibi gözüküyor. Dünyada ülkelerin bu trendi izleyip izlemeyeceği ise merak konusu.

Türkiye’de şu anda siyasette kadın-erkek temsilinde kota uygulaması gündemde. İş dünyasında ise kadınlar yüzde 25 düzeyinde işgücüne katılım oranına sahip. Bu oran OECD ülkelerinde yüzde 61. Yine de Türkiye’de sayıca olmasa da güç ve etkinlik bakımından ön sıralarda yer alan kadın sayısı hiç de az değil.

Capital’in 2000 yılından beri gerçekleştirdiği “Türkiye’nin En Güçlü 30 İş Kadını” araştırması da iş dünyasına her yıl giren güçlü kadın sayısının arttığına işaret ediyor. Bu yılki güçlü kadınlar listesinde 5 yeni ismin yer alması da bunun bir göstergesi. Liste içinde konum değişimi ve yaptıkları ataklar nedeniyle üst sıralara taşınanlar, daha pasif bir yıl geçirdiği için geride kalanlar var. Yine de listenin genel görünümüne ve isimlere bakıldığında erkek egemen pek çok sektörde artık güçlü kadınların da söz sahibi olmaya başladıkları dikkat çekiyor.

Lider 3 Yıldır Değişmedi
Sakıp Sabancı’nın vefatının ardından 10,6 milyar dolarlık bir servetin yönetimine bir kadının oturması aslında sadece grubu değil, tüm Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir değişiklikti. “Türkiye’nin En Güçlü İş Kadınları” listesinde liderliği 3 yıldır kimseye kaptırmayan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’dan bahsediyoruz.

2004 yılının mayıs ayında Sabancı Holding’in başına geçti. 3 yıldır ise grubun her kararında söz sahibi. Tavukçuluk, otomotiv üretim ve telekom gibi işlerden çıkarak odağını daraltan Sabancı, bu hamleleriyle bazı kesimlerce eleştirildi. Oysa bu odaklanma stratejisiyle bankacılık, perakende, gıda ve enerji gibi Türkiye’nin en önemli sektörlerinde yaptığı ataklarla adından sıklıkla söz ettirmeyi başardı. Bankacılık sektöründe dünyanın en büyük bankalarından Citigroup’la yapılan anlaşmayla global odaklı vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin en büyük gıda üreticileri arasına ise yine bu alandaki farklı iş yapma biçimiyle girdi. Topluluğun dünyanın en büyük hammadde üreticileriyle yarışır konuma gelmesinde de onun aldığı stratejik kararlar etkili oldu.

Türkiye’nin en büyük aile şirketlerinden birinin başındaki isim olarak, aile içi dengeleri sarsmadan yoluna devam etmesi ise dikkat çekici. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da en güçlü kadınlar arasında gösterilen Güler Sabancı, son üç yıldır Fortune Dergisi’nin “İş Dünyası’nın En Güçlü Kadınları” listesinde de yer alıyor.

Tüsiad’ın İlk Kadın Başkanı
Bu yıl yaptığı atılımlarla listenin 2’nci sırasında yer alan isim ise Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD’ın kaptan koltuğuna oturmasıyla dikkatleri üzerinde topladı. “Patronlar Kulübü”nün ilk kadın başkanı unvanını elde etti. Farklı ve etkin yönetim tarzıyla dikkat çeken Yalçındağ, Türkiye’nin AB uyum sürecinde attığı adımlarla ve kadınların iş ve siyaset hayatına katılımıyla ilgili demeçleriyle de gündemde yer aldı.

Yalçındağ, aynı zamanda Avrupa Birliği için Kadın İnisiyatifi’nin kurucu başkanı olarak da Türkiye adına AB ülkelerinde lobi çalışmaları yürütüyor.

TÜSİAD’daki etkin görevinin dışında, Doğan Holding yönetim kurulu üyeliği ve Kanal D icra kurulu başkanlık görevlerini de yürüten Yalçındağ, Star televizyonunun alım operasyonunun da baş mimarıydı.

Kariyer hayatında pek çok farklı projeyi başarıyla sonlandıran Yalçındağ, CNN International ile Doğan Yayın Holding arasında haber kanalı kurulması yönündeki çalışmaları da başlatan isimdi. Proje, Yalçındağ’ın katkılarıyla Amerikalı Time Warner Grubu ile ortak olarak 2000 yılında CNN TÜRK adıyla yayın hayatına başladı.

Aktif görevlerinin dışında diğer sivil toplum örgütlerinde de görev alan Yalçındağ, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türk-Amerikan İş Adamları Derneği, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Kadın Girişimciler Derneği Kurucu Üyeliği görevlerini de başarıyla sürdürüyor.

Bankacılığın Yükselen Yıldızı
Bankacılık sektörünün 16 milyar dolarla piyasa değeri en yüksek kurumu olan Akbank’ın tepesinde oturan Suzan Sabancı Dinçer ise listeye bu yıl 3’üncü sıradan girdi. Türkiye’nin en büyük 2’nci grubu Sabancı Holding’in ana iş kolu olan bankacılık ve finans grubu ondan soruluyor. Akbank’ın yüzde 20’sinin Citigroup’a satış operasyonunun arkasındaki isim olarak da 2007’de finans dünyasında çok fazla konuşuldu.

Bu satış operasyonundan elde edilen yaklaşık 5 milyar dolarlık gelirle ise hemen yeni projelerin peşine düşen Dinçer, Akbank’ın organik büyümesi için yaptığı ataklarla dikkat çekiyor. Babası, finans dünyasının duayeni Erol Sabancı’nın görevlerini devralan Dinçer, Türkiye şartlarında oldukça zor bir alan olan, risk ile aktif-pasif yönetiminin sorumluluğunu başarıyla üstlenmesiyle de Akbank’a büyük katkı sağladı.

Dinçer, bütün bu görevlerinin yanı sıra, Lüksemburg'un İstanbul Fahri Konsolosu olarak da çalışmalarını yürütüyor. Bu göreviyle Avrupa Birliği Dönem Başkanı Lüksemburg ile Türkiye arasındaki ticari, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda ilişkileri artırmak için çalışıyor.

Listede Atağa Geçenler
Listemizde bu yıl 3 basamak birden yükselen Vuslat Doğan Sabancı, Rusya ve Doğu Avrupa’nın seri ilancılıkta lider şirketi TME’nin satın alınmasındaki etkili çalışmalarıyla gündeme oturdu. Hürriyet'in kurumsal yapısında ve markalaşma stratejisinde söz sahibi olan Sabancı, şirketin bölgesel bir güç olma yolundaki çalışmalarının da arkasındaki isim.

Listemizde 4 basamak birden yükselen Hanzade Doğan ise Doğan Holding’in yeni iş alanlarına girmesinde etkili bir başka isim. Doğan, yeni işlerde aldığı sorumluluklarla geçtiğimiz yıllarda ön plana çıktı. Doğan Online’ın kurulmasında etkin rol üstlendi. Ayrıca Milliyet ve Simge Gazetecilik’in birleşme çalışmalarını başarıyla yürüttü. Milliyet’in Türk basınındaki köklü geleneğinden sapmadan ilerlemesi ise yine Hanzade Doğan’ın başarılı çalışmalarıyla doğru orantılı. Doğan, Dünya Gazeteciler Birliği ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da üyesi olarak dikkat çekiyor.

Listemizde atağa geçen bir başka isim ise TÜSİAD’daki etkinliği artan Ümit Boyner. Geçtiğimiz yıl 24’üncü sırada yer alan Boyner, 8 basamak birden yukarıya çıkarak bu yıl 16’ncı sıraya oturdu. Uzun yıllar finans sektöründe çalışan Boyner, perakende sektöründe Boyner Mağazacılık’ın yeniden yapılandırılmasında da söz sahibi.

Profesyoneller Göz Dolduruyor
Bazı sektörlerin yapısı gereği erkek yöneticilerin yoğunluğu daha fazladır. Otomotiv de bu sektörlerden biri. Erkek egemen bir sektörde 20 yıldır başarılı çalışmalarıyla göz dolduran Borusan Otomotiv İcra Komitesi Başkanı Müşerref İlpars, otomotiv sektörünün önemli markaları BMW, Land Rover ve Mini otomobillerin Türkiye'deki tüm operasyonunu yönetiyor. Otomotiv sektöründe çalışan az sayıda kadın yönetici arasında en başarılılar arasında yer alması nedeniyle ise bu yıl Türkiye’nin en güçlü iş kadınları listesinde ilk defa yer almaya hak kazandı.

Listemize bu yıl ilk kez giren bir başka isim ise Tülin Karabük. Telekom sektöründe 14 yıldır başarılı çalışmalarıyla adından söz ettiren Karabük, Turkcell’in tüm yurtdışı projelerinin sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Satış ve pazarlama konusunda da oldukça iddialı olan Karabük, Turkcell’in stratejisinde ve planlarında söz sahibi isimlerden biri.

Listemizde yer alan bir başka güçlü kadın profesyonel ise Ümran Beba. Beba, bu yıl 2’nci kez en güçlü kadınlar arasında yer alıyor. Dünyanın en büyük şirketlerinden Pepsico International Doğu Akdeniz İş Birimi genel müdürü olan Beba şirketin Türkiye, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Irak’taki operasyonlarını başarıyla yönetiyor.

Listemizin müdavimlerinden ve akaryakıt devi Shell Genel Müdürü Canan Edipoğlu ise, Shell’in geçtiğimiz yıl istasyonlarının değiştirilmesi projesinin Türkiye ayağını başarıyla yürütmesiyle dikkat çekti. Edipoğlu Petrol Sanayi Derneği’nin (PETDER) başkanı olarak da sektörle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor.

Aile İşini Başarıyla Yürütüyorlar
Güçlü kadınlar listesinde Türkiye’nin ön önemli holdinglerinin aile temsilcileri de, yürüttükleri başarılı çalışmalarla yer alıyor. Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı da bu isimlerden biri. Yaşar Holding’in odak işleri arasında yer alan gıda grubunda gerçekleştirdiği projelerle dikkatleri üzerinde topladı. Grubun 2006 yılında gıdadaki etkinliğini artırmasında önemli bir rolü var. Aile işini başarıyla yürüten bir başka isim ise geçtiğimiz yıl adından oldukça fazla söz ettiren Ahmet Nazif Zorlu’nun kızı Şule Zorlu. Zorlu, grubun en değerli markaları arasında yer alan Linens’in yaratıcısı. Zorlu Holding’in cirosal anlamda en büyük alanlarından ev tekstilindeki başarısında büyük paya sahip. Türkiye’de ev tekstilinde mağazalaşma trendinin öncüsü olan Zorlu, grubun ev tekstilindeki konumunu da güçlendirmiş durumda. Doğuş Grubu’nda babası Ayhan Şahenk’in vefatının ardından önemli projelerle adını duyarın Filiz Şahenk ise listemizde geçtiğimiz yıl olduğu gibi 22’nci sırada yer alıyor. Filiz Hanım Doğuş Holding başkan vekili olarak kardeşi Ferit Şahenk’le ile birlikte grubu yönetiyor. Doğuş'un özellikle turizm sektöründeki yatırımlarında etkili.

Begümhan Doğan Faralyalı ise özellikle 2006 yılında gerçekleştirdiği önemli projelerle bu yıl listemize girmeye hak kazandı. Yurtdışında yayınına başlayan ilk Türk televizyonu Kanal D Romanya'nın Başkanı. Doğan Yayın Holding'in yurtdışı yatırımları ve iş geliştirme faaliyetleri ise ondan soruluyor.

Aysun Kibar da listemizde 2’nci kez yer alan güçlü kadınlardan biri. Kibar Holding’in kurucusu Asım Kibar’ın kızı olan Aysun Kibar, grup içinde daha önce finans ağılıklı çalışıyordu. Şu anda ise yönetim kurulu üyesi olarak grubun tüm stratejik kararlarında etkin bir isim.

Damla Birol/ Türk Tuborg Carlsberg Ceo
“Cesaretli Yönetici Olarak Anılıyorum”

Her İşi Kendi İşim Gibi Sahiplendim
Kariyerimin en uzun bölümünü Procter & Gamble ve Carlsberg gibi uluslararası şirketlerde geçirmeme rağmen, bir bölümünde de Türk şirketleri için çalıştım ve danışmanlık yaptım. Çalıştığım ya da hizmet verdiğim her kuruluşta işi her zaman kendi işimmiş gibi sahiplendim.

Her İşi Farklı Yapmak Gerek
 Bir gün bir bayiimiz bana çok güzel bir soru sordu, dedi ki, “Anlatacaklarınızda Pazartesi günü piyasaya çıktığımızda hayatımızı değiştirecek bir şey var mı?” Ben de sık sık bu soruyu kendime sorarım. Bir şeyleri sürekli aynı şekilde yapmak hem sıkıcı hem de faydasızdır. O yüzden her yaptığımız işte hem kendime hem de ekibime eskisinden farklı ne yapıyoruz diye soruyorum.
Farklı Departmanlarda Çalıştım Kariyerimin başında ilk önceliğim seveceğimi düşündüğüm bir işi çok iyi bir şirkette yapmaktı. Pazarlama alanı ve Procter & Gamble bana bu fırsatı verdi. Biraz zaman geçince pazarlama dışında alanlara, satışa ve genel yönetime de ilgi duyduğumu gördüm. Sadece çok uluslu şirketlerde değil Türk şirketlerinde de önemli tecrübe fırsatları olduğuna inandım. Kariyerimi de öyle yönlendirdim.

Uzun Mesai Şart
Özellikle kariyerin başlangıcında ya da yeni bir işe geçiş yapıldığında uzun mesai saatlerinin gerekliliğine inanıyorum. İşi derinlemesine anlamak ve ekibi iyi tanımak için uzun saatler gerekebiliyor. Ne yaparsanız yapın kendi başınıza başarılı olmanız imkansız. Birlikte bir şeyler başarmaya kenetlenebilmek için de hem kendi ekibinizin hem de çalıştığınız diğer departmanların sizi ve amaçlarınızı benimsemesi gerekiyor.

Suzan Sabancı/ Akbank Murahhas Aza
“Büyük Kurumlarda Çalışmak Başarımı Etkiledi”

Zor Dönemler Atlattım
 1987 yılından beri bankacılık ve finans sektörünün içindeyim. Sektörle ilgili çok önemli gelişmeleri, krizleri, önemli yapıların içinde bizzat bulunarak yaşadım. Bulunduğum pozisyonlar nedeniyle bu ortamları yönetmek durumunda olmam, sektörle ilgili çok iyi bir deneyime sahip olmamı sağladı.

20 Yılım İşe Odaklı Geçti
 Bana göre büyük bir kurumda uzun yıllar çalışmış olmak, kurumsal yapıya inanmak ve bu yapı içinde kademeleri çıkabilmek kariyerimde önemli noktalardı. İşe odaklanarak bu sektörde 20 yıl geçirdim.

Duayenlerle Çalışma Şansım Oldu
 Takım çalışması ve yeniliğe açık bir yönetim anlayışım var. Bu yönetim anlayışımı da büyük bir kurumun çatısı altında uygulama şansım oldu. Başta Erol Sabancı olmak üzere, Naim Talu, Oğuz Karahan, Andrew Buxton gibi çok değerli duayenlerle çalıştım.

Çıtayı Yüksekte Tutarım
 Ben kişiliğim gereği sonuç odaklı, önceliklerini her zaman iyi belirleyen ve bunu da çalışma arkadaşları ile paylaşan biriyim. İş hayatımda ise çıtayı her zaman yüksekte tutarım. Müşteri odaklılığın önemine, sürekli eğitime ve kişisel gelişime inanmam ise iş hayatındaki başarımda etkili oldu.

Didem Gordon/ Yapı Kredi Portföy Genel Müdür
Finansla Geçen 20 Yılın Öyküsü

Risk Almaktan Hiç Kaçınmadım
 Finans sektöründeki yaklaşık 20 yıllık kariyerimde, kendime sermaye piyasalarının birçok alanında çalışma fırsatları yaratmaya çalıştım. Yeni alanlara yönelirken risk almaktan kaçınmadım. Proje finansmanı, araştırma, kurumsal finansman, satış ve pazarlama, yatırımcı ilişkileri, portföy yönetimi alanlarında tecrübe kazandım.

Kendime Sınır Koymadım
 Bunları yaparken, yeni alanlarda bilgi ve beceri kazanmak ve tecrübemi ve bilgilerimi paylaşmak, iş tatminimi yüksek düzeyde tutmama ve ilerlememe yardımcı oldu. Kendime sınırlar koymadım. Türkiye’de yöneticilerin karşılaştığı birçok sorun var. Ben bunları özellikle kadın yöneticilere has sorunlar olarak ayrıştıramıyorum. Genel anlamda kadınlara özgü bazı hatalı algılamalar olabiliyor ama bence erkek yöneticilerde de bu tip özellikler bulunabiliyor. Bunlar istisnai durumlar.

Kadın Olmak Dezavantaj Değil
Kadın olduğum için bugüne kadar eşit olmayan bir oyun alanında çalıştığımı hiç düşünmedim. Ama üst düzey yöneticiler olarak daha azınlıkta olduğumuz gibi net bir durum da var ortada. Kadınların iş harici sorumlulukları arasında yer alan anne olmak ve getirdiği hayat tarzı, duygular ve sorumluluklar bazen kariyer planlarında değişikliklere yol açabilir ya da kısa vadeli fırsatların kaçmasına neden olabilir. Ama, çocuk sahibi olmayı 1 yıldan çok daha uzun bir süreyi içeren kariyer yaşamında bir dezavantaj olarak görmüyorum.
 
Feyhan Kalpaklıoğlu/ Yaşar Holding Yönetim Kur. Bşk.
“Aile Üyelerinin Çalışmadığı Yerlerde Çalıştım”

Yarı Aile Üyesi Yarı Profesyonel
Ben Yaşar Grubu’nda başlangıç pozisyonlarında işe başladım. Genellikle de aile şirketlerinde aile üyelerinin çalışmadığı departmanlarda çalıştım diyebilirim. Bu farklı departmanlarda şirketimiz danışmanlarının önermiş olduğu uygulamaları da hayata geçirme fırsatım oldu. Bir anlamda yarı aile üyesi yarı profesyonel gibi çalıştım diyebiliriz.

Profesyonellerden Çok Esinlendim
Ben holding’de ilk işe başladığımda yönetim kurulu başkanı olmak gibi bir hedef yoktu. Daha çok kurumun ihtiyaçları doğrultusunda kariyerim yönleniyordu. Ama yaptığım her işe dört elle sarıldım ve çok keyif aldım. Bu dönemde holding bünyesinde çok iyi ve tecrübeli profesyonellerle çalışma imkanım oldu. Hatta bir dönem Ali Nail Kubalı’nın yardımcısıydım. Onlardan çok esinlendim.

Zamanımın Yüzde 30’unu Eğitime Ayırıyorum
 Başkan olmadan önceki birkaç yıllık süreç daha planlıydı. Liderlik eğitimleri aldım. Ben yöneticilerin kendilerini sürekli eğitmesi gerektiğine inanıyorum. Bana göre başarılı bir yöneticinin uzun süre iyi performans göstermesi için, kendini yenilemesi gerek. Değişen teknolojiye, yönetim biçimlerine ve dünya görüşlerine yabancı kalmamalı. Bu nedenle ben zamanımın yüzde 30’unu sivil toplum örgütlerinde, bir takım konferanslarda konuşmalar yaparak geçiriyorum. Bunun dışında kendi çalışanlarımıza da eğitim anlamında mentorluk yapıyorum.

Borçlarımızı Sıfırladık
 Son 1,5 yılda imza attığımız en büyük başarıyı, grubun TMSF’ye olan borçlarını sıfırlamamız olarak görüyorum. Bu borucu sıfırlamak adına Eurobond projesini devreye sokma fikri benden çıktı. Fakat tüm kurum tarafından bu fikir benimsendi. Bu projeyle Yaşar Grubu, 150 milyon Euroluk Eurobond projesiyle dünya pazarlarına çıkmayı başardı. Topluluk tarihinde ilk olan bu proje, Türkiye'de de Euro bazlı olarak özel sektörün ilk tahvil ihalesi idi. Hedefimiz ilk önce borcumuzu sıfırlamaktı. Şimdi ise global piyasalara yönelmiş durumdayız. Dubai, Romanya gibi bölgelere yönelik ciddi projelerimiz var. Artık global vizyonumuzu gerçekleştirmemiz için bir neden yok.

Şeyma Öncel Bayıksel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz