""5 yıl içinde BÖLGESEL GÜÇ olacağız""

TUNCER AKGÜN,5 yıla kadar 600 milyon dolarlık yerli devi önemli bir bölgesel güce dönüştürmeyi hedefliyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
"5 yıl içinde BÖLGESEL GÜÇ olacağız"
Ben tenis oynarım. Ve teniste temel bir kural vardır: Oyun planınız olacak. Oyun planınız yoksa ne kadar iyi olursanız olun kaybedersiniz.” Eti’nin, Pepsi Ürdün’den transfer ettiği yeni CEO’su Tuncer Akgün, göreve geldiği şubat ayından bu yana işte bu oyun planı üzerinde çalışıyor. “Geldiğimde zaten Eti’nin ciddi bir oyun planı vardı. Benim yaptığım bu hedef ve planları daha organize ve planlı bir hale sokmak oldu. Şu anda planımızı oturtuyoruz. Daha sonra hedefe gideceğiz. Hedef, Türkiye pazarında zaten çok güçlü bir konumda olan Eti markasını orta vadede bölgesel bir güç yapmak” diye konuşuyor. Bunun zor olacağını ise hiç düşünmüyor. Ona göre elindeki malzeme fazlasıyla yeterli. “Eti markası, Balkanlar, Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri’nde zaten gayet tanınan bir marka” diyen Akgün, üzerine bir de marka yatırımı yapıldığında 3-5 yıl içinde şirketin önemli bir bölgesel güç olacağına inanıyor. Kariyerinin 14 yılını Frito Lay Türkiye’de geçiren ve son olarak Pepsi Ürdün’de genel müdürlük yapan Tuncer Akgün, göreve geldiğinden bu yana Eti’de neler yaptığını, daha da önemlisi önümüzdeki süreçte neler yapacağını ilk kez Capital’e anlattı:

Capital:
  Geçtiğimiz şubat ayında CEO’luk koltuğuna oturdunuz. Gelmeden önce kafanızda neler vardı, nasıl bir şirket buldunuz?
-  “Ne umdum, ne buldum” diye bakacak olursak yönetim kurulu üyeleriyle ilk tanışmamızda bana, “Eti’yi nasıl bilirsiniz” diye sormuşlardı. İlk aklıma gelen çok inovatif bir şirket olduğuydu. Tabii daha çok bir tüketici gözüyle bu değerlendirmeyi yapmıştım. İşin içine girdiğimde ise aslında bunun ötesinde güçleri olduğunu fark ettim. Kurucusunun mantalitesinden kaynaklanan bir durum bu. 50 yıllık bir şirket ve hep “Neyi daha farklı yaparız” diye sormuşlar. Bu, artık şirketin DNA’sına girmiş. Ona şahit oldum.
İlk izlenimim bu oldu.

Capital: 
Göreve geldiğinizden bu yana şirkette ne gibi değişikliklere gittiniz? İlk nelere el attınız?
Ben, “Gelirim ve kafamdakileri yaparım” diye düşünen bir insan değilim. Bence her şey biraz evrimseldir. Dolayısıyla “Eti nasıl bir şirket, nasıl güçleri var, geliştirilmesi gereken noktaları neler”, tüm bunları bir arada düşünmek gerekli. Şirketin gücüne, güçlü olduğu noktalara ve en önemlisi de insanlara göre bir oyun planı yapmak gerekir diye düşünüyorum. İkinci tarafı da ortak aklı kullanmak gerek. Geldiğimde birtakım potansiyel fırsatları konuştuk, tabii ki benim de kafamda bazı tasarılar vardı. Dolayısıyla geldikten sonra yaptığım ilk iş, şirketin güçlerini, güçlü yönlerini hesaba katarak ve ortak aklı da kullanarak bir “orta vadeli plan” oluşturmak oldu. Yani bir yol haritası çizdik. Dolayısıyla gayet yoğun bir toplantı trafiğinin ardından oyun planımızı netleştirdik. Ben tenis oynarım. Tenisle ilgili kitaplar da okurum. Bu kitaplarda şunu der: “Eğer bir oyun planınız yoksa ne kadar iyi olursanız olun kaybedersiniz…” Dolayısıyla geldiğimden bu yana bu oyun planı üzerinde çalışıyorum ve ödevimiz hala bitmedi. İlk el attığım konu bu oldu açıkçası.

Capital: 
Peki bu oyun planında neler var? “Eti’yi küresel marka yapacağız” şeklinde bir açıklamanız olmuştu. Bunu nasıl yapacaksınız?
Şirkette zaten ciddi bir birikim ve düşünce yapısı vardı. Benim yaptığım, onların biraz daha toparlanması, kağıt üzerine konması, belli bir yapı içinde detaylandırılması oldu. Küresel marka demek ne kadar doğru bilmiyorum ama orta vade önemli bir bölgesel güç olma hedefimiz var. Önümüzdeki 3-5 yılı orta vade olarak tanımlıyorum. Ayrıca şunu da ekleyeyim. Ben geldiğimde zaten Eti, bu yola girmişti. Hatta bu yıl ilk kez yurtdışında da marka yatırımına başlandı. Bunu ihracat olarak almayın. Bunu tamamen o ülkelere özel marka stratejileri geliştirmek anlamında söylüyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz