Bisküvici dede'den liderlik dersleri

Necdet Buzbaş, Sabri Ülker'i Capital için anlattı.

1.07.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Bisküvici dede'den liderlik dersleri

Hiçbir zaman ikinci sınıf makine satın almazdı, en ileri teknolojiye sahip makineleri alırdı. "Gelenek durağan bir kavram değildir. Değişen dünyaya ve çevreye gösterilen, sürekli gelişen bir tepkidir" sözü, onun ne denli değişim yanlısı olduğunu gösteriyor.

3- DİKEY ENTEGRASYON" STRATEJİSİ

Bazıları Ülker Grubu'nun birden bire hızla büyüdüğünü sanıyor. Oysa, bugüne gelinmesinin arkasında onun stratejisinin, konuya etraflıca yaklaşmasının payı büyüktür. Ülker'in "core business"ı olan bisküvi, şekerleme ve çikolatada başarı için un, şeker, yağ ve süt gibi hammaddeler olmazsa olmazdır. Örneğin, o yıllarda Türkiye'de "bisküvilik un" üreten şirket yoktu, hepsi "ekmeklik un" üretiyordu. Sabri Bey, bu nedenle "dikey entegrasyon" stratejisini benimsedi. Kapasitemiz büyümüştü ve piyasadan istediğimiz kalite ve miktarda bisküvilik un temin etmemiz zorlaşmıştı. Sabri Bey, kaliteden taviz vermezdi. Bu nedenle 1978'de un fabrikasını kurdu. Ardından 1980'lerin başında ortaklarıyla İzmir'de ambalaj için Polinas'ı kurdu. O zamana kadar selofon denilen selüloz hammaddesiyle, doğal malzemelerle üretilen ambalajlar kullanıyorduk. Ancak, bu pahalı bir malzemeydi ve dünya hızla başka ambalaj malzemelerine geçiyordu. Sabri Bey, Türkiye'de bu adımın atılmasında öncü oldu. 1985'li yıllarda Bomsaş koli fabrikasını da kurarak entegrasyonda önemli bir adım attı.

4- YENİ MARKA YARATMA BECERİSİ
1970'lerde başladığı "entegrasyona" yönelik yatırımları sonraki yıllarda da devam etti. 1980 ve sonrasında yağ fabrikası, süt ve sütlü ürünler işleyen Ak Gıda gibi yatırımlar takip etti. O yıllarda Türkiye'de yokluk vardı ve kendi yatırımımızı yapmasaydık, kaliteden ödün vermemiz gerekecekti. Bu nedenle Sabri Bey dikey entegrasyon stratejisini başarıyla uyguladı. Yağ, süt ve sütlü ürünler gibi alanlardaki markalarımızın nasıl doğduğunu da şöyle anlatayım: Sabri Bey, yağ fabrikası kurduğunda, tesisin kapasitesini, o döneme göre değil, gelecek 10 yılın tüketimine göre oluşturmuştu. İlk yıllarda boş kalan kapasiteyi kullanmak için "Bizim Yağ" diye bir marka yarattık ve piyasaya sürdük. Süt ve sütlü mamuller için de olay böyle gelişti. Süttozu için kurulan fabrikamızın fazla kapasitesini süt ürünleri yaparak değerlendirdik. Böylece "İçim Süt" ve diğer yeni markalarımız doğdu.

6- YÖNETİCİ SEÇİMİNİN İNCELİKLERİ

İyi bir takım oluşturmaya çok dikkat ederdi. Çalışanların "takım" halinde çalışmasına önem verir ve bunu sağlamak için de gayret ederdi. Ancak, ekibin içindeki "ayrık otlarını" hiçbir zaman ayırmazdı. O tip farklı yönetici ve çalışanların olmasına destek verirdi. Yani bizim ekipler, onun yaklaşımı nedeniyle renkliydi. Zıt ve farklı düşünenler muhakkak vardı. Sabri Bey onları yönetici olarak daima desteklerdi. Dili, dini, ırkı onun için hiç fark etmezdi. Ekiplerimizin içinde çalışan yabancı uzmanlar da olurdu. 1975'in aralık ayında bizimle birlikte çalışmaya başlayan İrlandalı bir bisküvi teknisyeni vardı. Bu İrlandalı ile un kullanımı konusunda bir defasında ters düşmüştü. Daha sonra Sabri Bey'in önerisini hayata geçirdi ve kendisinin yanıldığını gördü. Ekip birbiriyle yarışmazdı, herkes kendi kendisiyle yarışarak daha fazla performans ortaya koyardı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz