“Büyüme Planımızda Türkiye’nin Rolü Artıyor”

Sergio Marchionne, İtalyan otomobil devi Fiat’ın CEO’su… Dünya onu, “Fiat’ı kurtaran adam” olarak tanıyor. Zarardan 1.9 milyar Euro kara ulaşmak da bunu ortaya koyuyor. Marchionne, 2010 yılına kada...

1.06.2007 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Sergio Marchionne, İtalyan otomobil devi Fiat’ın CEO’su… Dünya onu, “Fiat’ı kurtaran adam” olarak tanıyor. Zarardan 1.9 milyar Euro kara ulaşmak da bunu ortaya koyuyor. Marchionne, 2010 yılına kadar  karı 3 katına çıkaracaklarını, bunda Tofaş’ın katkısının büyük olduğunu olduğunu söylüyor. Marchionne, “2007-2010 arasındaki karlılıkta Türkiye’nin rolü de artacak. Fiat olarak elde ettiğimiz uluslararası başarının merkezinde Tofaş’ınn büyük rolü var” diye konuşuyor.

Sergio Marchionne, İtalyan otomotiv devi Fiat’ın grup CEO’luğuna geldiğinde yıl 2004 idi.
Fiat finansal anlamda ve yönetimde sancılı bir dönem yaşıyordu. Sürekli zarar eden şirkette 2 yıl içinde tam dört kez CEO değiştirmişti. Marchionne, 2 yıldaki beşinci CEO olarak atanmıştı.

Ancak, Sergio Marchionne ile birlikte Fiat ciddi bir toparlanma sürecine girdi. Yeni CEO olarak Marchionne ilk Fiat’daki eski hiyerarşik düzeni sonlandırdı. Onun yerine kişilerin gönüllü olarak iş yapmak isteyecekleri bir şirket kültürünü oluşturdu. Tüm bunların da üstesinde yetenekli gençlere yetki verdi. Üst yönetimin yanında markaların stratejileri değişti.

6 yıl üst üste zarar eden şirket ilk kez 2006 yılında 1,9 milyar Euro kâr elde etti. Fiat Grubu’nun cirosu 51.8 milyar Euro’ya, net kârı ise 1.9 milyar Euro’ya ulaştı.

Toparlanma ve canlanma dönemini geride bırakan Fiat artık büyümeye odaklanmış durumda. 2010 yılı planlarını şimdiden yapan Fiat Grubu, bu tarihte cirosunu 67 milyar Euro’ya, ticari kârını da 5 milyar Euro’ya çıkarmayı hedefliyor. Bu sonuçlara ulaşmada Tofaş’ın üreteceği Fiat Linea ile Minicargo, yeni Fiat Bravo ve yeni Fiat 500’ün büyük katkısı olması bekleniyor.

Fiat Grup CEO’su Sergio Merchionne de hem toparlanma süreçlerinde hem de gelecek planlarında Türkiye’nin önemine dikkat çekiyor. Merchionne, “Fiat’ın küresel imalat yapısını geliştirirken Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Rusya’ya baktık. Bu dört ülke stratejik çok önemliydi. Karlılık artarken 2007-2010 arasında Türkiye’nin rolü artacak. Bu yıl Linea Türkiye’de lanse edildi. Bu Türkiye’ye atfettiğimiz önemi gösteriyor. Türkiye’deki üretimimiz kalitesini kanıtladı. Buradaki üretimimizin dünya operasyonlarımızla tutarlı ve paralel bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz” diyor.

Fiat Linea’nın dünya lansmanı için Türkiye’ye gelen Marchionne Türkiye’de bulunduğu dönemde sadece Capital’e konuştu. Fiat’da gerçekleştirdiği değişim ve gelecek dönem planlarına dair sorularımızı yanıtladı.

*Siz geldikten sonra Fiat ayağa kalktı. 2006’da ilk kez kâr açıkladı. Siz neyi düzelttiniz de şirket kâra geçti?
Üst düzey yönetimde kabaca 100 kişilik bir görev değişimi oldu. Yeni göreve gelenlerden bazıları gençler, bazıları da çok da genç olmayanlardan oluşuyordu. Organizasyonda geçtiğimiz 3 yıl içinde sıra dışı şeyler yaptık. Şirket kültürünü yeniledik. Dolayısıyla, ekibimi oluşturan harika insanlarla gurur duyuyorum.

Bugün yaşadığımız sonuç bir grup insanın liderlik şansını elde etmesiyle yaratıldı. Yaşanan değişim Fiat’ın daha hızlı hareket etmesini ve yapmak istediklerini gerçekleştirmesini sağladı.

* Peki sizden önce şirkette yanlış olan neydi?
Şirkette hiyerarşi ve merkezi kontrol vardı. Hareket etmek için gerekli özgürlükler yoktu. Hiçbir şey uygulama odaklı değildi. Ancak, bugün bulunduğumuz dünyada rekabet yoğun. Bizim çocuklar son 3 yılda gerçekten çok iyi şeyler yaptılar.

* Şimdi kârlı bir şirketsiniz… Kârlılık ve büyüme stratejiniz nedir?
2010 yılına kadar 5 milyar Euro’luk bir kâr elde etmeyi istiyoruz. Biz şirkete geldiğimizde yılda 1 milyar Euro’nun üzerinde kayıp yaşanıyordu. Şimdi ise 5 milyar Euro’yu hedefliyoruz. Stratejimiz çok basit: Daha fazla satmak ve daha çok para kazanmak.

Otomotiv sektöründe çok geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Traktörden kamyona ve binek otomobile kadar çeşitli segmentlerde üretimimiz var. Hedefimiz ise rakiplerimize karşı her segmentte en iyi performansı ortaya koymak.

İstediğimiz noktaya ulaşmamız için yolumuz uzun. Ancak, bulunduğumuz noktadan da memnunuz. Bu yılın ilk çeyreğinde elde ettiğimiz sonuçlar da hedeflerimize ulaşmak konusunda bizi yüreklendiriyor. Görünüşe göre yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz.

* Büyüme planlarınız içinde Türkiye’nin rolü nedir?
20 yıldır buraya geliyorum. Buradaki ortamı her zaman sevdim. Son 4 yılda ekonomik anlamda kaydettiğiniz gelişme gerçekten inanılmaz. Bu ülkeye yatırım yapmaya devam ediyoruz. Partnerimiz de bizimle birlikte Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerine ihracat yapabiliyor.

Burada muhteşem bir teknik yetenek var. Biz de bu yeteneğin güçlenmesine yardımda bulunuyoruz. Dünyada sadece birkaç üretim merkezi Tofaş’ınkine benzer özelliklere sahip. Tofaş’takilerin yaptıkları işten gurur duyuyorum. Bizim Fiat olarak elde ettiğimiz uluslararası başarının merkezinde onların yaptıkları işler var.

* Peki Türkiye otomotivde daha büyük pay almak için neler yapmalı?
Bugün araştırma ve geliştirmede ne yapıyorsa onu yapmaya devam etmeli. Ama rekabet edebilmek için teknik uzmanlığını da geliştirmeli. Kaynak anlamında Türkiye inanılmaz etkin ve rekabetçi. Doğru yolda ilerliyor. Yatırım için burada iyi bir ortam var. Üreticiler Türkiye’ye geldiklerinde bulundukları bölgede tüm üretim kaynaklarını bulacaklarından emin olabilirler. Bu da bir endüstriyi oluşturmanın en doğru yolu.

* Gelecekte Fiat nereye odaklanacak? Fiat için en kârlı model ve segmentler hangileri olacak?
Fiat 2010 yılı sonuna kadar 23 yeni araç piyasaya sunacak. Geçen yıl 2 milyon olan araba satışlarımızın bu yıl 2.8 milyon Euro’ya, Fiat otomobillerinin payı da yüzde 9’dan yüzde 11’e çıkmasını umuyoruz. Bu rakamlar Fiat tarafından üretilen Lancia ve diğer markaları içermiyor. Ve biz Fiat Grup olarak 2010 yılına kadar net kârımızı üç katına çıkarmayı istiyoruz.

Avrupa’da en büyük üç üreticiden biri olmamız gerekiyor. 2007 Ocak ayında Bravo’nun lansmanını gerçekleştirdik. Bravo, sportif ve aynı zamanda bir boğanın kaslı kafası gibi hatlara sahip. Bu yıl 4 Temmuz’da da Fiat 500’ün yeniden lansmanını planlıyoruz. Bu lansman ilk orijinal modelin lansmanından 50 yıl sonra yapılacağı için önem taşıyor.

* Fiat’ın coğrafi satış dağılımı nedir? Bu dağılım 2010’da nasıl olacak?
2010 yılına kadar grup gelirlerimizin 70 milyar Euro olacağını öngörüyoruz. Ayrıca ticari kârlılığımızın da 5 milyar Euro olmasını planlıyoruz.

* Gelecekte rekabetin en fazla yoğunlaşacağı nokta neresi olacak?
Şu an pazarda rekabet zaten çok yoğun. Fakat Asyalılar gelip Amerikan pazarının bir bölümünü işgal ettiklerinde pazarda rekabet daha da yoğunlaşacak.

* Çin ve Hindistan gibi Uzakdoğu ülkelerinin otomotiv sektörünün lokomotifi olacağı söyleniyor. Sizce bu ülkeler arasında Türkiye’nin şansı nedir?
Belki bu ülkeler arasında en fazla gelecek vaat eden Fiat’ın kamyonlarda işbirliği yaptığı otomotiv üreticisi Tata. Tata düşük maliyetli üretim üssü olmasının yanında dünyanın en hızlı büyüyen pazarına giriş sağlayan bir şirket. Çin’de Shanghai Otomotiv’le yaptığımız anlaşma da Fiat’ın uzun süreli nerede olacağını gösteren bir işaret.

*Toyota’nın General Motors’tan liderliği almasını sağlayanın özellikle yakıt tasarruflu otomobilleri olduğu yönünde yorumlar var. Önümüzdeki dönemde hangi özellikler rekabette belirleyici olacak?
Rekabetteki boşluğu doldurmak için Toyota bazı araçlar yarattı. Şimdi bizim Toyota’ya bakmamız ve onun hareketlerinden ders almamız gerekiyor.
Fiat olarak gelecek 4 yıl içinde rekabette ciddi şekilde varlığımızı göstereceğiz. Dolayısıyla, aramızdaki açığı en kısa zamanda ve en hızlı şekilde kapatmalıyız. Eğer iş yapış şekilleri değişmezse Avrupalı şirketlerin Japon şirketlerin yakaladığı marjlara ulaşmasını engelleyecek bir şey göremiyorum.

* Fiat ve GM arasındaki ilişkinin sona ermesi Fiat’a nasıl yansıdı? İşbirliği içinde olunan dönem Fiat için nasıl geçti?
Bugün gülümsüyorsam bunun nedeni bu ilişkinin bitmesi. Bu ilişkiye dair size verebileceğim tek yanıt bu.

 Türkiye Doğru Yolda İlerliyor

*Türkiye özellikle ticari araçta Avrupa’nın üretim üssü olma iddiasında. Sizce üs olabilir mi? Şansı ne? Bu geleceği olan bir segment mi?
Henüz bilmiyorum. Linea’dan sonra bizim ikinci büyük projemiz Minicargo oldu. Minicargo’nun 2008 yılı başında pazarı büyüteceğini düşünüyoruz. Fiat Otomobil ve Peugeot Citroen, hafif ticari araçlar pazarındaki genişlemeye proaktif bir yanıt vermeyi amaçlıyorlar.

Bunun yanında Fiat markasının yanında biz bu araçları Peugeot ve Citroen için de üreteceğiz. Bu da Türkiye için bir ilk olacak.

Burada Tofaş’ta Minicargo’yu geliştiriyoruz. Sadece bu iş için özel bir şirket de kurduk, 150 mühendis Türkiye’de bu araç üzerinde çalışıyor olacak. Çünkü, Türkiye Avrupa’nın en iyi mühendislik okullarına sahip. Avrupa’da kalifiye ve yetenekli mühendisler bulmak zorken Türkiye’de bunları bulmak çok kolay.

Tofaş kendi teknolojisini yaratma becerisine sahip. Hatta şimdi uzman insan kaynağını ihraç ediyor. Bu yönüyle de Tofaş her geçen gün Fiat dünyasında daha önemli hale geliyor. Tofaş, Fiat Doblo ile kaliteli üretimdeki üstünlüğünü kanıtladı. Fiat Doblo şirketin stratejileri içinde çok daha önemli bir yer edinecek.

Türkiye, Brezilya, Hindistan ve son olarak Rusya Fiat’ın global üretim stratejileri içinde öncelikli yere sahip. Bugün Türkiye’deki üretim merkezi Fiat’ın kalite ve diğer açılardan sektördeki üstünlüğünü sağlayan bir yer konumunda.

Koç’la İlişkimizin Kişisel Yönü İş Yönünden Daha Önemli

* Fiat gelecek yıllarda Türkiye’de nereye odaklanacak?
Türkiye’de Tofaş’la gelişmeye devam edeceğiz. Bir başka Doblo anlaşması gündemde. Bakalım bu konuda önümüzdeki günlerde neler olacak. Doblo üretimini burada tutmak için bir çözüm bulunacağına eminim. Türkiye’de lokal üreticilerle işbirliği yaparak kamyon işini daha güçlü şekilde geliştireceğiz. Dolayısıyla gündemimizde Türkiye’de kamyon işini geliştirmek var.

Fiat’ın şimdi ve 2010 hikayesi tamamen büyümek üzerine. Bu işte disiplinli ve kararlı bir şekilde büyümeyi planlıyoruz. 2010 yılına kadar bu işlerden 70 milyar euro gelir sağlamaya çalışacağız. Bu da neredeyse 2004 yılındaki rakamdan yüzde 40 daha fazla. Dolayısıyla, bu büyüyen bir iş. Büyümeyi yönetmek için doğru kaynaklara ulaşmamız gerekiyor. Türkiye’ye dair en iyi olan şeylerden bir tanesi de bu. Türkiye’de harika bir ortağımız var, finansal anlamda yatırım yaparken içimiz her zaman rahat.

*Fiat uzun zamandır Koç Grubu ile ortak. Ancak, son yıllarda ortaklığın biteceği konusunda sık sık söylentiler çıkıyor. Hatta İtalyan borsasına bu konuda açıklama yapmak zorunda kaldınız. Sizce ortaklığın biteceğine dair neden bu kadar spekülasyon yapılıyor?
Bu söylentiler kesinlikle doğru değil. Söylentiler Fiat tarafından gelmiyor. Tüm bunların Koç’tan kaynaklandığını da sanmıyorum. Belli ki söylentileri çıkaranlar Koç’un bizimle birlikte olmasını istemiyor. 40 yıldır Koç’la iş yapıyoruz. İlişkimizin değişmesini gerektirecek hiçbir gelişme yaşanmadı. Bizimkisi hem kurumsal hem de kişisel bir ilişki. Mustafa Koç ile muhteşem bir ilişkimiz var. Ben CEO olmadan önce de böyleydi… Bence bu ilişkinin kişisel yönü iş yönünden daha önemli.

Eski Yönetim Rakibe Odaklanırken Biz Birinciliğe Odaklanıyoruz

* Geçtiğimiz iki yılda lüks otomobil segmentinde nasıl bir performans gösterdiniz? Özellikle Alfa Romeo, Ferrari ve Maserati’nin performansından ve pazar paylarından bahseder misiniz?
Eski yönetimdeyken Alfa Romeo markası kalitesi, pazarlama ve müşteri ilişkileri yönünden pazardaki en yakın rakibine odaklanmıştı. 2 bin Alfa Romeo müşterisinin bir önceki yıl şirketi aradığını ve hiçbir yanıt alamadığını öğrendim. Ve tüm bu müşterilerin aranıp özür dilenmesini sağladım. Benim tek meselem nasıl bir numara olunacağı. Bu mantıkla gittiğimizde 2006 yılında Alfa Romeo’nun dünya genelindeki satışları yüzde 17’ye ulaştı. Maserati finansal anlamda gelişme gösteriyor. Marka 2004 yılında 230 milyon dolarlık kaybını bir yıl içinde 116 milyon dolara, 2006 yılında da 45 milyon dolara kadar indirgedi. Şu an Maserati’nin dünya satışlarında keskin bir yükseliş hedefliyoruz. 2011 yılına kadar satışları 12 bine çıkararak ikiye katlayacağız. Geçtiğimiz yılki satışlar 5 bin 500 civarındaydı.  Ferrari’nin satışları da 2005 yılıyla kıyaslandığında yüzde 12,3’lük bir artış gösterdi. 2006 yılında da Ferrari satışları 5 bin 650’ye çıktı.

* Alfa Romeo’yu Türkiye’de üretmeyi düşünüyor musunuz?
Hayır. Alfa Romeo en zorlayıcı markamız olmaya devam ediyor. Eğer Alfa Romeo üretimimizi artırsaydık, o zaman Türkiye üretimde bizim için uygun bir yer olacaktı. Ancak şu aşamada üretim miktarımızı düşünürsek Alfa Romeo için şimdilik yeterli kapasitemiz var.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz