Hedef Türkiye'yle birlikte ilerlemek

Microsoft’un yeni genel müdürü Levent Özbilgin ile kariyer değişikliğini, yeni şirketindeki hedeflerini ve büyüme stratejisini konuştuk...

2.06.2021 23:12:000
Paylaş Tweet Paylaş
Hedef Türkiye'yle birlikte ilerlemek

Ayçe Tarcan Aksakal

atarcan@capital.com.tr

LEVENT ÖZBILGİN, pandemi döneminde Microsoft Türkiye’nin genel müdürlüğüne geldi. Microsoft’a geçişini “Kariyerimde hiper ölçekli bulut sağlayıcılarına geçiş planım zaten vardı” diye özetleyen Özbilgin, Türkiye’de üretim, finans ve perakende sektörlerinin radarında olduğunu söylüyor. 5G’nin getireceği fırsatlara telekom şirketleriyle iş birliği çerçevesinde odaklandıklarına dikkat çekiyor. Stratejilerinin Türkiye’yle birlikte büyümek olduğunu vurgulayan Özbilgin, “Bu dönemde Türkiye’de büyümek için risk iştahımız yüksek” diye konuşuyor.

Levent Özbilgin, geçen yıl pandeminin ortasında Ericsson’un Londra ofisinde çalışırken Microsoft Türkiye’ye transfer oldu. Kendi deyimiyle pandemi gibi olağanüstü bir dönemde 3 değişikliği aynı zamanda yapma cesaretini göstererek işini, sektörünü ve ülkesini değiştirdi. Geçen yıl ekimde Microsoft Türkiye’de işe başladığında ilk 6 ay hiç ofise gitmediğini, yeni ekibiyle fiziksel ortamda bir araya gelmediğini söyleyen Özbilgin, “Bir numaralı önceliğim CEO değil ‘Chief Empathy Officer’ olmak oldu” diye konuşuyor. Microsoft’un Türkiye’deki yatırımlarının artacağını belirten Özbilgin, büyüme stratejisini ise Türkiye’yle birlikte büyümek olarak özetliyor. Microsoft’un bu dönemde Türkiye’de büyümek için risk iştahının yüksek olduğuna değinen Özbilgin, veri merkezi kurma konusunda çalışmalarının da devam ettiğini belirtiyor. Microsoft’un yeni genel müdürü Levent Özbilgin ile kariyer değişikliğini, yeni şirketindeki hedeflerini ve büyüme stratejisini konuştuk: 

25 yıl yurt dışında çalıştıktan sonra neden pandeminin ortasında Türkiye’ye döndünüz?

 Kişisel olarak pandemide Türkiye’de aileme daha yakın olmak istedim. Diğer taraftan 2-3 yıldır telekomünikasyon piyasasından Amazon, Microsoft ve Google gibi hiper ölçekli bulut sağlayıcılarına geçiş planım vardı ve bu doğrultuda kariyerimi takip ediyordum. 2014’te Satya Nadella’nın gelmesiyle Microsoft’un geçirdiği büyük dönüşümü yakından izliyordum. Bu nedenle 3 büyük şirket arasında Microsoft daha fazla radarımdaydı. Tabii benim için bütün bunların son noktası da Türkiye’ye dönerken bir katma değer yaratma isteği oldu. O katma değeri Microsoft Türkiye’de yaratabileceğime inandım ve bu fırsat geldiğinde ailecek çok fazla düşünmedik. 

 Neden hiper bulut sağlayıcılarına yöneldiniz? 

 Bugün teknolojinin ilginç bir kesişim noktasındayız. 20 yıldır telekom sektöründe çalışıyorum. Ancak son yıllarda 5G teknolojisi sayesinde telekomcular ile bulut sağlayıcılar arasında çok ciddi bir sinerji oluştu. Ben de bu köprünün inşa edildiği yıllarda böyle bir kariyer dönüşümü planladım. Hedefimi gerçekleştirmekten mutluyum. 

Yeni görevinizde ilk ne yaptınız?

 Pandemi gibi zor bir dönemde 3 değişikliği aynı zamanda yapma cesaretini gösterdim. Ülke, iş ve iş yeri değiştirdim. Bu üç yıkıcı değişikliği pandemi ortasında yapınca çok değişik bir deneyim elde ediyorsunuz. Normal şartlarda birebir ve ekip olarak yapacağınız her şeyi uzaktan yapmak zorunda kalıyorsunuz. Burada mecburen dinleme kaslarınızı çok daha fazla geliştirmeniz gerekiyor. Bu nedenle yeni görevime başladığımda bir numaralı önceliğimi CEO değil, “Chief Empati Officer” olmak olarak belirledim. Mümkün olduğu kadar empati kurmaya çalıştım. Hepimiz zor bir süreçten geçiyoruz. Bu dönemde herkesin öncelikleri çok benzer. Benim de bir numaralı odağım ekipleri dinlemek oldu. 

 Ajandanızda ilk sıralarda başka hangi konular vardı? 

 Mümkün olduğu kadar belirlediğimiz hedef sektörlere ufak tohumlar ektik. Türkiye piyasasında nasıl daha fazla büyüyebileceğimizin planlarını yaptık. Sadece kendimiz değil, Türkiye ile beraber katma değer yaratarak büyüyebileceğimiz sektörleri tespit ettik. Bu konuda bir sürü test yaptık. İçinde olduğumuz 4’üncü çeyrekte de bunların sonuçlarını derleyip önümüzdeki 3 yıl için Türkiye’yle büyüme planı üzerinde çalışmaya başladık. 

 Hangi sektörler radarınızda?

Türkiye’nin küresel rekabette en güçlü olduğunu düşündüğümüz sektörlerden biri olan üretim ilk öncelik verdiğimiz alan. Dünyada üretim pazarında Türkiye olarak ayrıştığımızı düşünüyorum. Odaklandığımız 2’nci sektör finans. Türkiye finansal hizmetler sektöründe hem regüle hem regüle olmayan pazarlarda çok ciddi bir dinamizm sergiliyor. Üçüncü odağımız ise perakende sektörü oldu. Özellikle son dönemde perakendeciler e-ticaret konusunda çok ciddi ve çevik adımlar attı. Biz de bu noktada bu 3 sektörle hem platform hem çözüm sağlayıcı olarak birlikte çalışmak istiyoruz. Son olarak bütün bunların ortak noktası olan 5G ve dijital dönüşüm tarafında telekom şirketleriyle birlikte nasıl katkı sağlayabiliriz konusunda çalışıyoruz. Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’la 360 derece iş birliği yapmanın detaylarını görüşüyoruz. 

Türkiye ile büyüme planınızın detaylarından bahseder misiniz?

 Ocak-mart dönemini kapsayan ikinci çeyrek sonuçlarımızda Microsoft globalde yüzde 17’ye yakın bir büyüme raporladı. İsteğimiz yaratacağımız katma değerle mümkün olduğu kadar Türkiye’yi de bu büyüme eksenine çekmek. Bundan dolayı Türkiye’yle beraber büyümek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’deki büyümemizi yüzde 17’nin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. 

 Pandemi sonrasında Türkiye’de ürünlerinizin kullanımı ne kadar arttı? 

 Pandemi öncesinde Türkiye’de Teams kullanımı 100 binin altındaydı. Ocak 2021’de Teams’in aktif kullanıcı sayısı üniversitelerde 1,5 milyonu geçti. Azure özelinde ise geçtiğimiz mart ayı ile yılsonu arasında 2 katı aşkın fark var. Bugün pandemiyle hem Teams hem Azure’de yüzde 100’ü aşkın kullanım farkından bahsediyoruz. 

 Kullanıcı sayısının 2’ye katlanması iş yükünüzü ne kadar artırdı? 

 2014’ten beri şirketin kendi içinde geçirdiği dönüşümün pandemide büyük faydasını gördük. Özellikle bu dönemde şirketin kültürünü insan, inovasyon ve kültür odaklı olarak değiştirmesinin faaliyetlerimize çok büyük etkisi oldu. Çünkü bugün Microsoft’ta dinleme, empati odaklı yöneticilik şirketin DNA’larına yerleşmiş durumda. Bunların çalışanların yaşamlarına olumlu katkısı olduğunu düşünüyoruz. Şu anda iş ve özel yaşam dengesi konusunda çok daha ilerisini düşünüyoruz. Çünkü artık hibrit çalışma düzeni hayatımızın bir gerçeği ve bu böyle devam edecek. Ancak bu konudaki düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bizim de bu konu üzerindeki çalışmalarımız devam ediyor. 

 Bu bağlamda yeni çalışma düzeninin nasıl olacağını öngörüyorsunuz? 

 Artık insanların özel ve iş hayatı birbirine geçmiş durumda. İnsanları nasıl çalışmaya değil, nasıl çalışmamaya odaklamamız gerektiğini düşünüyoruz. Platformlarımızdan aldığımız birtakım istatistikler var. Örneğin Teams üzerinden gönderilen mesajların yüzde 50’sinden fazlasının akşam 6’dan sonra ve hafta sonları gönderildiğini gördük. Bu çok tehlikeli bir gidişat ve iş saatleri ile iş dışı saatlerin yönetilmesi gerekiyor. 

 Microsoft Yunanistan’a 1 milyar dolar yatırım kararı aldı. Bizde de böyle bir yatırım olabilir mi? 

 Yunanistan’da yapılan yatırım Türkiye’ye alternatif olarak yapılan bir yatırım değil. Global büyüme stratejilerimizin bir parçası. İsveç, Danimarka, İsrail ve Katar’da global ölçekli küresel veri merkezi yatırımlarımız devam ediyor. Türkiye’de de veri merkezi kurma konusundaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

Ne zaman hayata geçecek?

 Kamu ve özel sektörde bu işi beraber yapacağımız yatırım ortaklarıyla müzakerelerimiz devam ediyor. Eğer uygun giderse önümüzdeki bir yıl içinde karara varılabileceğini düşünüyoruz. 

 Ne kadarlık bir yatırım yapacaksınız? 

 Spesifik bir rakam söylemek zor. Tamamen yatırımın büyüklüğüne bağlı. Fakat rahatlıkla milyar doların üzerinde olduğunu söyleyebilirim. 

 Başka yatırım planınız var mı? 

 Yönetim ekibimle start up ekosisteminde Türkiye’nin dip dalgası şeklinde büyüdüğü birkaç temel alanı analiz ediyoruz. Bu konuda hem doğrudan hem iş ortaklarımız yoluyla yapacağımız yatırımlar artacak. Ayrıca start up’lar konusunda iki yıl önce yaptığımız gibi satın alma anlamında şirketlere ilgimiz devam ediyor. Son olarak da Türkiye’de bir Ar-Ge merkezimiz var. Bunu büyütmeyi planlıyoruz. Bu yıl içinde yapacağımız bir lansmanla Ar-Ge merkezimizi 2’ye katlamayı hedefliyoruz. 

 En çok hangi start up’larla ilgileniyorsunuz? 

 3 start up ekosistemine ilgimiz var. Birincisi oyun şirketleri. Hem mobil hem desktop oyun geliştiricileriyle çalışmalarımız mevcut. İkinci fintekler, üçüncü ise blokzincir alanında Ar-Ge çalışması yapan şirketler. Bunlarla görüşmelerimiz devam ediyor.

Yeni yatırımlarla istihdamınız ne kadar artacak? 

 Bulut yatırımlarının hem kendi istihdamımıza hem Türkiye’deki istihdama katkıda bulunacağını düşünüyoruz. Bulut teknolojilerle beraber Türkiye’de 2022 sonuna kadar kadar 112 binden fazla yeni iş yaratılabileceğini tahmin ediyoruz. Benzer teknolojilerle 2025’e kadar hangi yeni işlerin çıkacağını kestirmek mümkün bile değil. Bir araştırmaya göre 2025 yılına kadar yaratılacak yeni iş kollarının yarısını bile bilmiyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde bulut, yapay zeka ve veri alanlarında yapılacak yatırımlarla çok daha fazla iş gücü yaratılacağını düşünüyoruz. Bizim de Ar-Ge merkezi yatırımıyla istihdamımız artacak. 

 İşe alım yaparken hangi yetkinliklere bakıyorsunuz? 

 En önemli konu yazılım geliştirmeyle ilgili temel kavramlar konusunda bilgi ve görgü sahibi olmak. İkincisi ise büyüme odaklı zihniyet. Artık “Her şeyi ben bilirim değil. Her şeyi nasıl öğrenebilirim” diye düşünmek gerekiyor. Büyüme ve öğrenme açlığını tetiklemek gerekiyor. Üçüncüsü de işi tutkuyla yapmak. Bu 3 yetkinliğe bakarak işe alım yapıyoruz.


“6 AY EKİPLE BİR ARAYA GELEMEDİM”

OFİS KAPALI 
Ofisimiz pandeminin başından beri kapalı. 7 ayda ofise toplamda en fazla 10 gün gittim. Yeni görevime başladıktan sonra insanlarla tamamen sanal ortamda çalıştım. 6 ay fiziksel ortamda birbirimizi hiç görmeden çalıştık. Bir kere bile ekibimle birebir oturduğumuz bir ortam olmadı.

DENGE KALMADI 
Artık iş ve özel yaşam iç içe geçti. Sabah 9’da bilgisayarımı açarım akşam 6’da kapatırım anlayışı maalesef bitti. Burada gözetmeye çalıştığımız saat sınırları ve limitler koymak değil. İş ve özel hayata gösterilen ilgiyi mümkün olduğu kadar azami seviyede tutmak.

FIRSAT PENCERESİ 
Cuma öğleden sonra fırsat penceresi yakaladığım zaman iki oğlumla çalışma saatleri içinde dışarıya çıkıyorum. Çalışanlarımızdan da mümkün olduğu kadar bu tür fırsatları kullanmalarını bekliyoruz.



“KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYORUZ”

ODAK ALANI DEĞİŞTİ 
Kültürel dönüşümden geçiyoruz. Önceden sadece yazılım ve ürün odaklıyken 6 yıl önceki dönüşümden sonra daha insan ve kültür odaklı olduk. Önceden yaklaşımımız “Bizim ürünümüz, bizim ekosistemimiz en iyisi, en güzeli” idi. Şimdi platform ve inovasyonu mümkün kılacak bir çözüm setinden bahsediyoruz.

İNOVASYON KÜLTÜRÜ
Projeleri sektörlere göre özelleştiriyoruz. Bu nedenle sadece buluttan değil perakende, sağlık, üretim, Endüstri 4.0 bulutlarından bahsediyoruz. Mümkün olduğu kadar yeni inovasyon kültürünü paydaşlarımızla paylaşmaya çalışıyoruz. Onların teknolojiyle büyüyen inovatif bir kültüre dönmelerini destekliyoruz. Sadece ürünlerimizi alıp kullanmamalarını, bunların üzerine katma değer üreterek onlarla beraber büyümelerini istiyoruz.

GÜVENLİK SORUNU Microsoft aynı zamanda dünyadaki en büyük siber güvenlik firması. Bu alandaki yıllık gelirimiz 10 milyar dolardan fazla ve siber güvenliğe yılda 1 milyar dolardan fazla Ar-Ge yatırımı yapıyoruz. Güvenlik operasyon merkezimizde günde 8 trilyondan fazla sinyal işleniyor ve bunu gerçek zamanlı müşterilerle paylaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde güvenlik meselesi daha çok büyümeye devam edecek. Bu alana ne kadar yatırım yaparsanız ileride paydaşlarınızla yaratacağınız güven ilişkisi o kadar artacak.



“GLOBALDE ÖNCÜ OLDUK”

TOPLANTILAR KISALDI 
Pandemi sonrası iş ve özel yaşam dengesinde Türkiye organizasyonu olarak öncü olduk. Hafta içi 40 saatlik çalışma temposu içinde çalışanların yüklerini hafifleterek onlara 4 saati nasıl geri verebiliriz konulu bir çalışma yaptık. Bunun sonucunda içeride yaptığımız toplantıların sürelerini kısaltarak yarım saate indirdik. Çok ufak ama çok etkisini gördüğümüz bir proje oldu.

CUMALARI KİŞİSEL GELİŞİM
Yine çalışanlar için haftanın belli bir zamanını seçerek “Bu süreyi sadece kendin için kullanacaksın” diye bir genelge yayınladık. Cuma öğleden sonralarını tamamen çalışanların kişisel gelişimleri doğrultusunda kullanabilmeleri için ayırdık. Türkiye olarak bu konuda öncü olduk.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz