Kâr yoksa o işten çıkarız

Mustafa Boydak ile hem şu anda Anadolu’daki yatırım iklimini hem grubun büyüme hedeflerini konuştuk...

29.03.2016 13:05:260
Paylaş Tweet Paylaş
Kâr yoksa o işten çıkarız
Hem İstanbul’un hem Anadolu’nun nabzını iyi tutan az sayıda iş insanı var. Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak da bu az sayıda iş liderinden biri. Aynı zamanda Mustafa Boydak, 11 yıldır KAYSO’nun (Kayseri Sanayi Odası) başında ve halen başkan olarak görevi yapıyor.  Ona göre Anadolu’daki sanayicinin gündemi de İstanbul’dakinden çok farklı değil. Dalgalı piyasa koşulları, asgari ücret artışı, uzayan vadeler ve finansal riskler, gündemin ilk maddeleri arasında. Ancak kesinlikle karamsar değil. “Türkiye olarak hala Avrupa’nın üç katı büyüyoruz. Avrupa yüzde 1,5 büyürken Türkiye yüzde 4 büyüyor.
Bu durum, önemli potansiyeli ortaya koyuyor” diyen Boydak, Anadolu’daki potansiyelin altını ise özellikle çiziyor ve ekliyor: “Benim hayalim, Türkiye en az bir 5 yıl daha yıllık yüzde 6’lık büyümeyle ilerlemesi. Böylece Avrupa ile aramızdaki mesafeyi biraz daha kapatabiliriz.” Türkiye’de istihdamın büyük yükünü KOBİ’lerin çektiğini hatırlatan Mustafa Boydak, ekonomide sıçrama yapmanın formülünün de KOBİ’lerden geçtiğine inanıyor. “Türkiye eğer büyüyecekse KOBİ’lerle büyüyecek. Başka yolu yok” diyen Boydak, ülke olarak temel hedefin bu olması gerektiğini vurguluyor. Deneyimli işadamının KOBİ’lere dönük uyarıları da var. Anadolu’daki şirketleri ve özellikle KOBİ’leri finansal risklere karşı uyaran Boydak, “Sanayicinin, işadamının işi bankacılık değildir. Özellikle KOBİ’lerin ticari hayatının daha sağlam olabilmesi için finansal enstrümanların daha yaygın kullanılması lazım. Aksi halde kötü sonuçlar, mağduriyetler oluyor” diyor. Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak ile hem şu anda Anadolu’daki yatırım iklimini hem grubun büyüme hedeflerini konuştuk:
* Son dönemde Anadolu’daki iş ve yatırım iklimi nasıl? Anadolulu sanayicinin gündeminde hangi başlıklar öne çıkıyor?
 Gündemde, hükümetimizin son seçimlerden sonra açıkladığı kısa ve orta vadeli programlar var. Bu programları yakından izliyoruz. Özellikle dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeleri... Tabii ki bu gelişmeler, Türkiye’yi olduğu gibi bizleri de etkiledi. Özellikle geçen yıl hem seçimler hem konjonktür anlamında sıkıntılı bir yıldı. Ama şunu görmek lazım: Hala Türkiye olarak Avrupa’nın üç katı büyüyoruz. Avrupa yüzde 1,5 büyürken Türkiye yüzde 4 büyüyor. Bu durum, önemli potansiyeli ortaya koyuyor. Kayseri ve bölgeye baktığımızda ise ihracatta biraz düşüş var. Bu düşüş miktarsal olarak çok fazla değil. Ama emtia fiyatlarındaki düşüş nedeniyle değersel olarak ihracat yüzde 13-14 aşağı çekildi.
* Peki bu dönemde Anadolu’daki şirketler için en önemli fırsatlar ve zorluklar neler?
 Fırsat olarak bakarsak öncelikle yatırıma ve üretime çok ciddi destek olan bir hükümet var. Bu önemli bir fırsat. Hükümetin bu konudaki icraatlarını takdir ediyoruz. Başbakanımızın ilk 100 gün içinde yapacağını söylediği işlerin büyük kısmının yapıldığını gördük. Örneğin, AR-GE, tasarım reform paketleri meclisten geçti. Bunlar iş dünyası için çok önemli gelişmeler. Türkiye sanayisi olarak artık katma değerimizi yükseltme zamanı geldi. İşçiliğin çok ucuz olduğu ülkelerle yarışacak noktada değiliz. Bu doğru bir strateji değil. Hükümet de bunu gördü ve önemli destekler açıkladı. Hepsi olumlu gelişmeler.
* Zorluklara gelirsek... Bölge sanayicisinin bu dönemde en çok zorlandığı konular neler?
 Asgari ücretin artışı iş dünyasının omzundaki yükü doğal olarak biraz daha artırdı. Ama tabii iş dünyası olarak bunları bir şekilde tolere etmemiz lazım. Verimlilik artışlarıyla bunu tolere edebileceğimizi düşünüyorum. Değişken ve dalgalı piyasa koşulları özellikle KOBİ’ler için önemli bir risk. Büyük gruplar bir şekilde bu risk yönetimlerini yürütüyor. Ama KOBİ’lerin eğitime, bilgilenmeye, finansal enstrümanları öğrenmeye ihtiyacı var. Kayseri Sanayi Odası, erken uyarı sistemlerini çok iyi kullanan bir mesleki örgüttür. Biz risk konusunu son 3-4 yıldır ciddi biçimde önemsiyor ve üyelerimizle paylaşıyoruz. İhtiyaç kadar hammadde almalarını, satışa göre alım yapmalarını söylüyoruz. Hem stok maliyeti hem finansman maliyeti hem de fiyatlandırma riskini göz önüne almalarını tembihliyoruz. Bu en doğru stratejidir. Çünkü, işadamının görevi üretimden kazanmaktır. Spekülasyondan kazanmak brokerın işidir, bizim işimiz değil.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz