"Koleksiyona Şimdi Nereden Başlamalı?"

İnci Aksoy, 20 yılı aşkın süredir sanatla iç içe yaşayan bir sanatsever. EKAV (Eğitim Kültür Araştırma Vakfı) bünyesinde pek çok sanatsal aktiviteye destek verdi. İnci Aksoy, İktisat Bankası’nın es...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Koleksiyona Şimdi Nereden  Başlamalı?

İnci Aksoy, 20 yılı aşkın süredir sanatla iç içe yaşayan bir sanatsever. EKAV (Eğitim Kültür Araştırma Vakfı) bünyesinde pek çok sanatsal aktiviteye destek verdi. İnci Aksoy, İktisat Bankası’nın eski sahibi eşi Erol Aksoy’un tablo merakı sayesinde yakın geçmişe kadar Türkiye’nin en değerli koleksiyonlarından birine sahipti. Bankanın zengin koleksiyonun oluşturulmasında onun da büyük çabası ve katkısı olmuştu.  “Sanat zevk işidir. Seviyorsanız keyfiniz için de eser alabilirsiniz, yatırım için de…” diyen İnci Aksoy’a göre doğru bir koleksiyon oluşturmanın sırrı, dünya sanat piyasasını okumak, araştırmak, trendleri sürekli takip etmek ve özgün sanatçıların peşine düşmek…     

İktisat Bankası, zengin resim koleksiyonunun ünü yurtdışındaki sanat çevrelerinde de duyulmuştu. Bankanın sahibi Erol Aksoy’un eşi İnci Aksoy ise bu koleksiyonun oluşmasında çaba gösteren isimlerden biriydi. Yılarca en saygın sanat danışmanlarıyla çalışabilmek için titizlendi, özgün eserleri alabilmek için sıkı bir müzayede takipçisi oldu.

Bunlarla ilgilenirken, aynı zamanda 1991 yılında kurduğu Eğitim Kültür Araştırma Vakfı (EKAV) ile yıllardır sanatla içiçe yaşıyor. Eşi Erol Aksoy’un tablo merakı sayesinde yakın geçmişe kadar Türkiye’nin en değerli sanat koleksiyonlarından birinin de sahibesiydi. Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu “Kaplumbağa Terbiyecisi”ni 1988’de satın aldıkları günü hala heyecanla anımsıyor.

Geçen yıl sanat merkezlerinden çıkartıldığında kötü günler geçiren İnci Aksoy, bugünlerde pek çok heyecanı birlikte tadıyor. Ağustos ayında açtığı internet üzerinden yurtiçi ve yurtdışı müze ve sergilerin videolarının seyredilebildiği Ekavart.tv sitesi, ilk ayında 100 bin kişiyle buluşarak önemli bir başarı yakaladı. İnci Aksoy, şu sıralar hem internet üzerinden gençleri buluşturacak yeni projeler geliştiriyor, hem 14 Ekim’de Ritz Carlton’daki yeni sanat galerisini açmaya hazırlanıyor.

Dünyadaki sanat trendlerini dikkatle inceleyen Aksoy’a göre, koleksiyoner olmak aynı zamanda okumak, araştırmak, müzeler gezerek gözünü geliştirmek demek. “Koleksiyoner olmak isteyenler, başlarken kendi gözlerine güvensin. Kalplerinin sesini dinlesinler” diyen Aksoy, zamanla yatırım amaçlıya dönen alımlarda ise uzmanlarına danışılarak, alınan sanatçının özgün olmasına ve ülkesine göre seçim yapılabileceğini belirtiyor.

 “Sanat geliştirir. Sanat iyileştirir. Sanat birleştirir” sloganını benimseyen İnci Aksoy ile sanat dolu yaşamını, koleksiyon yapmak isteyenlere önerilerini konuştuk: 

Sanatla İç İçe Yaşıyorum
Belli bir sanat dalıyla ilgilenmek çok isterdim.  Gençliğimde mandolin çalardım, şiir yazardım. Biliyorsunuz eşim tabloya çok meraklıdır, uzun yıllar tabloların içinde yaşadım.

Hayalim ilerde bir sanat merkezi açmak. EKAV’ı, 1991’de çağdaş müze kurma projesi ile başlatmıştık. Ancak, bürokratik engeller nedeniyle açamadık. Ardından bin metrekarelik EKAV Sanat Merkezi’ni hayata geçirdik. Sanat faaliyetlerimizi 10 yıla yakın süre orada sürdürdük. Vakfımıza ait bir resim ve heykel koleksiyonumuz var. Merkezimizde sergisi açılan sanatçıların bağış olarak verdiği eserlerin kartpostallarını yapıyoruz.

Şimdi Süzer Plaza Ritz Carlton’da EKAV’a yer verdi. 14 Ekim’de Muzaffer Akyol Sergisi ile bir açılış yapıyoruz. Her 2-3 haftada bir karma sergiler yapacağız.

Türkiye’de son yıllarda sanata bakışın geliştiğini düşünüyorum. Modern sanat müzeleri açılıyor, büyük firmalar sanatçıları ve müzeleri destekliyor. Yurtdışından pek çok sanatçı İstanbul’a getiriliyor. Tüm sanatseverlere bu güzel organizasyonları takip etmelerini öneriyorum.

Kendi Gözünüze Güvenin
Sanat zevk işi… Sanatı seviyorsanız, keyfiniz için de eser alabilirsiniz, yatırım için de… Koleksiyoner olmak isteyenler, başlarken ilk olarak kendi gözlerine güvensin. Kalplerinin sesini dinlesinler. Siz bir resmi seviyor ve beğeniyorsanız, koleksiyonunuza böyle başlamalısınız.

Başlangıçta çok pahalı bir esere sahip olmak gerekmiyor. Reprodüksiyon bile alabilirsiniz. Neyi beğeniyorsanız onu alın, sonuçta evde onunla siz yaşayacaksınız.

Ben bu konuda kendimi otorite olarak görmüyorum. Tabii keyfiniz için aldığınız resimler farklı, yatırım için koleksiyoner olmak farklı. Yatırım için aldığınızda sanat piyasasını bilmek lazım. Eserler ve piyasa hakkında okumak, sürekli bilgilenmek lazım. Koleksiyoner olmak isteyenler için artprice.com isimli bir internet sitesi var. Bu sitede hangi eser nerede, ne kadara satılmış okuyabilirler. Sanatla ilgili trendleri de takip edebilirler. Ayrıca sürekli müze ve sergileri gezerek gözlerini geliştirmeleri gerekiyor.

Kaplumbağa Terbiyecisi’nin Öyküsü
Biliyorsunuz, Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi adlı eseri bizim koleksiyonumuzdaydı. Güzel Sanatlar Akademisi’nin ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu olan Osman Hamdi Bey’in bu eserini 1988’de koleksiyonumuza katmıştık. Ardından Türkiye’nin en yüksek fiyatlı tablosu oldu.

O resim bir mahzenden çıkmıştı, bize ilk geldiğinde üzerinde kocaman delikler vardı. Biz dünyanın en önemli müzelerinden Louvre Müzesi’nin resimlerini restore eden kişiyi Türkiye’ye davet ettik ve bir ay burada konuk ettik. Kaplumbağa Terbiyecisi’nin son halini gördüğümde inanamıştım. Baştaki halinden tamamen bambaşka bir esere dönüşmüştü.

En son Osman Hamdi Bey’in müzayede evi Sotheby’s’de de bir tablosu satıldı, o da rekor bir fiyata gitti. Osman Hamdi gibi sanatçılar dünya piyasasında yüksek prim yapıyor. Ama bu gibi klasikleri artık bulmak çok zor. Çok önemli çağdaş ressamlarımız da var.

Çağdaş Resimle Başlanabilir
Klasik resim koleksiyonu yapmak, gerçekten farklı bir kulvar. Sanatçıların çoğu vefat ettiğinden satılan eserlerin rakamları çok yüksek. Bu yüzden de çağdaş sanatçıların eserlerini alarak başlamak daha iyi oluyor.

Biz koleksiyonlarda yurtdışında “art dealer” ile çalışıyoruz. Art dealer’imiz yurtdışından Türkiye’ye geldiğinde bize dört Türk sanatçının ismini vermişti. Bunların en önemli özelliği farklı olmalarıydı, kimseyi kopya etmeden özgün işler çıkarmalarıydı. Art dealer’ımız bu isimlerin farklı bir tekniği var, resimlerini alabilirsiniz demişti. Bunlardan birinin adını verebilirim: Devrim Erbil. Farklı olanı bulmak, almak gerekiyor.

Koleksiyoner olmak isteyenlerin sanat dergilerini, haberlerini de takip etmeleri iyi olur. Ben sanatla ilgili tüm dergileri okuyorum. Özellikle Art of America dergisini seviyorum. Türkiye’den de Artist dergisini takip ediyorum. Örneğin Financial Times, “Art of our time” diye bir dergi yayınlıyor, yatırım olarak sanat piyasasında nereden, ne bulunur tüm bilgileri veriyor.

Çin Ve Rusya Yükseliyor
Satın aldığınız resimlerde amacınız yatırım ise, gelişen ekonomilerin sanatçılarına bakmakta yarar var. Bugün dünyada en çok satanlar Çinli ressamlar. Tüm dünya müzeleri Çinli ressamları alıyor. Çin ekonomisi yükseldikçe, Çinli iş adamları kendi sanatçılarının resimlerini topluyor. Böylelikle Çin sanatı için bir piyasa oluşturdular ve bu piyasada talebi yükseltiyorlar.

Aynı durum Rus ressamları için de geçerli. Koleksiyon yaparken gelişmekte olan ülke ekonomisine de bakmak gerekiyor. Yurtdışı pazarlarına hitap eden sanatçıları takip etmek ve koleksiyona katmak iyi olabilir.

Tabii bu akla şunu getiriyor. Biz de kendi sanatçılarımızı alır, yurtdışında sergilerini götürüp piyasa oluşturursak Türk sanatının da değeri artabilir. Örneğin Sakıp Sabancı Müzesi, yurtdışından pek çok sergiyi İstanbul’a getiriyor. Bu çok güzel ama Türk sanatçıları da yurtdışına götürmeleri gerekiyor. Ülkeler sanatçıları ve sanatları ile var oluyor.

Yeni Akımlar Geliyor
Sanatta artık resim, heykel seramikten farklı yeni sanat trendleri geliyor. Video art sanatı Türkiye’de de daha yeni yeni başlıyor. Gençler artık dijital ortamda sanatsal çalışmalar yapıyor. Örneğin, Mahir Ateş’in dijital sanatı gençler tarafından oldukça seyrediliyor. Bu gibi yeni akımlara da açık olmak izlemek gerekiyor.

Başka bir trend de… Dünyada fotoğraf, resmin önüne geçmeye başlıyor. Fotoğraf sanatçıları kareleri için inanılmaz ücretler alıyor. Londra’da karma bir fotoğraf sergisine gitmiştim. Sergide Prenses Diana, Marilyn Monroe gibi efsane isimlerin moda fotoğraflarını çeken ünlü fotoğraf sanatçıları vardı. Onların eserleri de çok yüksek fiyatlara satılıyordu. Örneğin Türkiye’de de Murat Germen diye bir fotoğraf sanatçımız var. İnanılmaz… Bir tek karesi bile çok yüksek fiyatlara satılıyor. Bir deklansöre basıyor, inanılmaz ücretler alıyor. Tabii ki binlerce fotoğrafçı var ama farklı olmayı başaran öne çıkıyor. Fotoğrafın da koleksiyonu yapılabilir. Fotoğrafın kopyalanabilme olasılığına karşı da telif yasaları ile korunma sağlanıyor.

Ekavart.Tv’de İnternet  Sanatla Buluşuyor

Fikri Çocuklarımdan
Çocuklarım yurtdışında okuduklarından Türkiye’ye geldiklerinde çok zaman geçiriyoruz. Sürekli onları gözlemliyorum. Kızım da oğlum da fotoğraf ile ilgileniyor. Fotoğraflarını yurtdışındaki portallarda yayınlıyorlar. Fotoğrafları çıktıkça motive oluyor, site üzerinden benzer hobideki insanlarla iletişim kuruyorlar. Ben de internette çok vakit harcıyorum. İnternette EKAV olarak ne yapabiliriz diye araştırma yapıyordum. Yayın danışmanlığını yürüttüğüm Show TV’nin bilgi işlem müdürüyle sohbet ederken ‘Sergilerin çekimlerini yapsak internet ortamında yayınlayabilir miyiz’ diye sordum. Bunun üzerine ekavart.tv doğdu.

İnternette Müze Gezintisi
Ekavart.tv, ilk ayında yüz bin kişi tarafından ziyaret edildi. Sitede yurtiçi ve dışında gerçekleşen sanat olaylarını takip edebiliyorsunuz, sanatçılarla özel röportajlarımız oluyor. Bu platformda yoğun iş hayatından müze ve sergilere zaman bulamayan kişileri ve gençleri hedefliyoruz. Sanatçılar bize istedikleri çalışmalarını video olarak gönderebiliyor, biz de bir seçim yapıp yayınlıyoruz. Gençlere destek olup yaratıcılıklarını göstermelerini istiyoruz. Sitede ‘Genç Sunum’ isimli yeni bir bölüm açıyoruz, akademi ve okullarda yapılan sanatsal çalışmalara yer vereceğiz.

İkinci Proje Yolda
Ayrıca bu yıl aralık ayında yeni bir projeye başlayacağız. Gençlerin eserlerini sergileyecekleri ekavart.com’u açacağız. Bu platform tamamen farklı bir konseptte olacak. Gençler portal üzerinden kendi aralarında konuşabilecek. Sadece resim, heykel, seramik değil video art, grafik sanatları gibi her türlü alanda eserlerini paylaşabilecekler. Burada bir de dijital dergimiz olacak. İnternet ortamını çok sevdik. Geleceği internette görüyoruz ve bu alanda yapacaklarımızın sınırı yok. Pek çok farklı proje üreteceğiz.
 
 “Yurtdışına Sadece  Müze Gezmeye Gidiyorum”

Gözdem Paris Ve New York
 Yurtdışı gezilerinde sadece müze geziyorum. Özellikle Paris ve New York müzeleri bana çok keyif veriyor. Paris’te her köşeyi bir galeri, müze ile değerlendirmeyi biliyorlar. En son bir ay New York’ta kaldım. Her sabah 6.30’da kalktım. Hyde Park’ta koştum. Akşama kadar müze gezdim. O kadar güzel müzeler gördüm ki… Bu tatilden sonra EKAV ile daha neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. 

Çin’de Sanat Kasabası
Geçenlerde de Çin’e gittim. Gördüğüm müzelere ve galerilere inanamadım. Pekin’de galerilerin hepsini bir mekanda toplamışlar ve 798 adını verdikleri bir sanat kasabası kurmuşlar. Her yer heykel, tablo dolu. İnanılmaz bir kalabalık var, gençler ellerinde sprey boyalar duvarları boyuyor. İnsanlar galerilerin yanındaki kafelerde oturuyor ve sanatçılarla sohbet ediyor.

İstanbul’a Örnek Olmalı
Yoğun trafik yüzünden müzelere, sergilere gitmenin zor olduğu İstanbul’da da böyle bir sanat merkezi kurulsa diye düşündüm. Oysa New York’ta, Paris’te sanat aktiviteleri şehrin göbeğindedir, yürüyerek gezebilirsiniz. Onun için de gençler, her yaştan kişiler müzelerin kafelerinde buluşur, sergileri gezerler.  

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz