Merak ve disiplin en önemli özelliğiydi

Arsel, vakfın 50’nci yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bu özel dönemde iş hayatına girişinden babasıyla ilişkilere kadar pek çok konuyu Capital dergisine anlattı...

8 ŞUBAT, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
Merak ve disiplin en önemli özelliğiydi

Semahat Arsel Koç Holding’in kurucusu merhum Vehbi Koç’un en büyük çocuğu… İş hayatında 55 yılı geride bıraktı. Divan Oteli’nde başlayan iş hayatında, turizm grubu başta olmak üzere Koç Topluluğu’nun başarılarına katkılarda bulundu. Ancak, en önemli liderliği sosyal işlerde ve Vehbi Koç Vakfı’nın yönetiminde üstlendi. Arsel, vakfın 50’nci yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bu özel dönemde iş hayatına girişinden babasıyla ilişkilere kadar pek çok konuyu Capital dergisine anlattı.

Koç Holding’in kurucusu merhum Vehbi Koç, yakın zamanda yayınlanan “Vehbi Koç Anlatıyor” adlı kitabında, bütün çocuklarını, torunlarını kendi gözünden anlatır. Kızı Semahat Arsel’e sıra geldiğinde şu satırlara yer verir: “Semahat, merhume annesinin tam modelidir. Hısım, akraba, eş, dostla olan münasebetlerimizde aileyi temsil eder. Annesinin vefatından sonra bana büyük destek oldu, seyahatlerimde ve hastalıklarımda hep yanımda bulundu. Son 10 yıldır grubumuzun turistik işleriyle meşguldür, aile namına bunları yönlendirir ve yönetir.” Vehbi Koç’un ilk çocuğu olan Semahat Arsel, gerçekten de babasının yazdığı gibi hep onun yanında oldu, seyahatlerine eşlik etti, sosyal işlerde liderlik rolünü üstlendi. Şimdi holdingde yönetim kurulu üyeliğinin yanı sıra Vehbi Koç Vakfı’nın yönetim kurulu başkanlığını da yürütüyor. Semahat Arsel için içinde bulunduğumuz günlerin iki önemli anlamı var: Birincisi, iş hayatında 55 yılını geride bıraktı. İkincisi ise Vehbi Koç’un öncülük yaparak kurduğu Vehbi Koç Vakfı, 50’nci yaşını ocak ayı içinde kutlayacak. Türkiye’nin bir dönemine damga vuran değişimlere tanıklık eden, kurumsal sosyal sorumlulukta yeni nesil anlayışı yerleştiren ve hepsinden önemlisi Vehbi Koç’un liderlik anlayışı gözlemleyen önemli isimlerden olan Semahat Arsel, Capital’in sorularını yanıtladı. 1960’larda başlayan hayat hikayesinin ve gözlemlerinin sizlerin de ilginizi çekeceğini düşünüyoruz: 

İŞ HAYATINA NASIL GİRDİ?

“İlkokulu Ankara TED Koleji’nde, ortaokul ve liseyi İstanbul Amerikan Kız Koleji’nde bitirdim. Üniversite imtihanlarına hazırlanırken hastalandım. Çok uzun süren ve sayısız ameliyatlar gerektiren rahatsızlığım nedeniyle ne üniversiteye gidebildim ne iş hayatına başlayabildim. Ancak biraz toparlanınca annem ve babam iş hayatına atılmam için teşvik etti. Divan Oteli’nde dekorasyon, mutfak ve pastane yönetiminde çalışmaya başladım. Vehbi Bey, ‘aile birliğinin’ devam edebilmesini çok önemserdi. O nedenle o konularda çok sıkı tembihlerde bulunurdu. Ben büyük evlat olarak devamlı bu nasihatlerle büyümüştüm. Hedefimiz kurulmuş olan müesseselerin devam ettirilmesi ve ailenin bir arada tutulması üzerineydi. Elbette, Koç Topluluğu’nda görev almak üzere yetiştirildik ve onu da yapmaya çalışıyoruz. Zamanla genç kuşak bizlerin görevlerini devraldı. Allah’a şükür bütün gayretleriyle başarılı olmaya çalışıyorlar. 

VEHBİ BEY’DEN NELER ÖĞRENDİK?

Vehbi Bey’in en bilinen özellikleri ‘disiplin, kurumsallaşma, zamanı iyi kullanma’dır. Biz de bu özelliklerle büyüdük. Koç Holding’in yıllardır örnek bir Topluluk olarak kalmasında emekleri geçmiş değerli yöneticilerimizin yanında, bu özelliklerin de etkisi vardır. Herkes aynı felsefeyle yaşadığı için şimdiye kadar kurallara saygıyla davranıldı. Annemiz Sadberk Hanım’ın da bütün aile üzerinde çok köklü ve yapıcı etkisi olduğunu unutmamak lazım. Topluluğumuzun bu ilke ve kurallarla en iyi şekilde yoluna devam ettirilmesini, ülkemizin ekonomik ve toplumsal gelişimi yolunda üzerine düşeni yapmaya devam etmesini, uluslararası ilişkilerimizin ve şirketlerimizin başarılarının sürmesini diliyorum. 

MERAKLIYDI, DİNLEMESİNİ BİLİRDİ 

Babamın pek çok seyahatine eşlik ettim. Çok iyi anlaşırdık. Gideceğimiz yerler hakkında önceden bilgiler alırdı. Seyahatlerde gayet hesaplı yaşamaya gayret ederdi. Kaliteli otellerde kalmayı severdi, lâkin acelemiz olmadığı takdirde gidilecek yere tramvayla, otobüsle giderdik. Bu suretle halkı ve yaşamı daha yakından gözlemler, sosyal konularda sorular sorar, onları kaydederdi. İsrafı sevmezdi, fevkalade dikkatli yaşardı. Yurt dışına gittiğimizde müzelerden çok iş yerlerini, üniversiteleri, okulları incelemeyi severdi. Çok duyarlı bir insandı. Disiplinli ve araştırmacıydı. Merak ettiği alanlarda en iyi kaynakları bulmaya, dinlemeye bayılırdı. Yenilikleri izleyip öğrenmeye çok meraklıydı. Gerek yazları Erdek’e gittiğimizde, gerekse de Türkiye’nin başka yerlerini gezerken oranın mülki amirini, öğretmenlerini mutlaka yemeğe çağırır, bilgiler toplardı. Hem davet edilenler çok memnun olurdu hem de Vehbi Bey onları dikkatle dinler, ülkemizle ilgili bilgiler alırdı. Vehbi Koç işlerini büyütüp geliştirdikten sonra şirketlerinin devamlılığının nasıl sağlanabileceğini düşünürken Avrupa ve Amerika seyahatlerinde tanıştığı kurumsallaşmış şirketlerden etkilenir. Aile bireyleri olarak bizlerin de çalışmaları izleyebileceğimiz profesyonel bir yönetim yapısı kurardı. Dolayısıyla bizler yönetim kurullarında görev alarak günlük işlerimizi takip etmekteyiz. Tabii ki herkes bilgi alışverişinde bulunuyor, kendi görüşünü söylüyor, lâkin ana sorumluluk profesyonel yöneticilerimizdedir. 

VEHBİ KOÇ’A BENZİYOR MUSUNUZ?

Karakter olarak bazı özelliklerim benziyor, keşke hepsi benzeseydi. Yaş aldıkça dış görünüşümü de Vehbi Bey’e benzetiyorlar. Keşke zekam benzeseydi diye hayıflanırım. Bence karakter olarak en çok Suna (Kıraç) benziyor. Vehbi Bey’in müthiş disiplini Suna’da da vardır. Hiç bıkmazdı, usanmazdı. Suna da öyledir. Onun ısrarından ben bıkardım. Netice alana kadar yılmadan aynı şeyi araştırırdı. Kendince lüzumsuz bulduğu konularda para harcamamasını beğenirdim. Gösterişten, israftan hiç hoşlanmazdı. Ama uzaktan tanıdığımız bir doktor kanser olduğunda Amerika’ya tedaviye yollamıştı. O tip yardımlara düşünmeden koşardı. Tutumluluk konusunda beni beğenirdi. Çünkü ben Sevgi ve Suna’dan daha tutumluydum. Ne yurt içinde ne de yurt dışında mağaza gezip alışveriş yapmaya vakit ayırmazdı. Sadece zincir marketler, gökdelenler ve ilginç yerleri görmeyi isterdi. Üstünü başını bile bizler alırdık. En çok da Suna’nın yaptığı alışverişi beğenirdi. Bir tek ayakkabılarını kendi seçer, rahat pabuca acımadan para harcardı. 

KURUMSAL HAYIRIN KURUCUSU

Vehbi Koç, çok çalışkandı ve iradesi çok kuvvetliydi. İnandığı konularda bıkmadan, yılmadan sonuç alana kadar çalışır, adeta mücadele ederdi. Vehbi Koç Vakfı’nın kuruluşu da, Koç Üniversitesi’nin kuruluşu da pek çok zorluk aşılarak hayata geçmiştir. Benim hatırladığım kadarıyla Vehbi Koç para kazanıp, isim yapmaya başlayınca sağdan soldan yardım talepleri gelir. Yardıma koşar lakin neticelerini görememekten rahatsız olur. Hakikaten yerinde kullanılıyor mu, devamlılığı var mı diye sorgulamaya başlardı. Çünkü bütün arzusu devamlılığı olan, fayda ve değişim yaratacak yardımlar yapabilmekti. 1946 yılında Amerika’ya gittiğinde, büyük vakıfları ve o büyük vakıfların yaptıkları okulları, hastaneleri görmüş. Bu eserlerin nasıl yapıldığını araştırınca da vakıflar vasıtasıyla olduğunu öğrenerek, kafasındaki suallerin cevabını bularak vakıfçılığı planlamaya başladı. O günden itibaren de Türkiye’de özel bir vakfın nasıl kurulacağının çalışmasıyla uğraştı. Bilindiği gibi o yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nde özel vakıf diye bir şey yokmuş. Vehbi Koç, ‘Özel Vakıflar Yasası’nı çıkartabilmek için yaklaşık 20 yıla yakın uğraştı. Yararlı olacağını düşündüğü şeyden vazgeçmez, ısrarla ve inatla çalışmasını devam ettirirdi. Gerçek bir vatansever olarak Vakıflar Yasası’nın ülkemize çok fayda sağlayacağına yürekten inandı. Sonunda da başardı. 1967 yılında çıkan yeni yasayla birlikte birçok vakfın kuruluşuna öncülük etmiş oldu. 17 Ocak 1969’da vakfın resmi senedini Beyoğlu 1. Noteri Kemal Türkoğlu, Hulki Alisbah, Aydın Bolak, aile efradı ve iş arkadaşlarının huzurunda imzaladı. Koç Holding hisselerinin yüzde 8’ini Vehbi Koç Vakfı’na bağışladı. Koç Holding gibi bir yapının hisse senetlerinin paradan da gayrimenkulden de daha kıymetli olduğunu düşünüyordu. Aslında bir bakıma, Özel Vakıflar Yasası’nın çıkmasıyla Türkiye’nin sivil toplum tarihinin belki de kaderi değişti.”


“3 ALANA BÜYÜK KATKI SAĞLIYORUZ”

EĞİTİM 
15 bin mezunumuz ve 7 binin üzerinde de öğrenim gören gencimiz var. Bilime katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu ülkemiz için umut verici bir tablodur. 1999’dan itibaren Türkiye çapında 17 adet ilk ve ortaokul yaptırdık. Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettikten sonra öğretmen ve öğrencilerin ihtiyaçlarına destek verip kontrol altında tutuyoruz. Bugünlerde Beykoz’da 18’inci okulumuzu yaptırıyoruz. 21’inci yüzyılın ihtiyaçlarına yönelik bir “model ortaokul” inşa etmeyi hedefliyoruz.
SAĞLIK 2010 yılında kurulan Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ile bir yandan genç doktorların yetişmesine destek oluyor, diğer yandan geniş kitlelere kaliteli sağlık hizmeti sunuyoruz. Hemşirelik Fakültemiz ile de uluslararası standartlarda hemşirelik eğitimini gerçekleştiriyoruz.
KÜLTÜR-SANAT Türk-İslam ve Osmanlı eserleri, çağdaş sanat koleksiyonları ve araştırma merkezlerimizle sergileme alanlarımızla toplumsal kalkınmayı destekliyoruz. Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonunda 20 bin, Çağdaş Sanat koleksiyonunda 1.350’ye yakın eser var. Sadberk Hanım Müzesi’ne en nihayet arzu edilen kalite ve çapta bir yer bulunabildi. Haliç’teki müze inşaatı biter bitmez yeni yerine taşınabilecek. Vehbi Koç Vakfı olarak çağdaş sanata da 2006’dan bu yana destek veriyoruz. Beyoğlu’nda bir galeri olarak başlayan Arter, en kısa zamanda Dolapdere’de uluslararası standartlarda bir çağdaş sanat kurumu olarak halkımıza hizmet veriyor olacak.



HEMŞİRELİK EĞİTİMİNE ÖNCÜLÜK

NE ÖĞRENDİM?
Çok uzun yıllar tedaviler gördüğüm bir hastalık süreci yaşadım. 9 defa ameliyat geçirdim, 3’ü çok ağırdı. Yattığım hastanelerde yoğun bakımlardaki hemşirelerin fevkalade becerikli ve işlerine bağlı olduğunu görerek imrendim. Belki de hayatımı kurtaran o hemşirelerdi diye düşünüyorum. Doktor ameliyatı yapıyor, hemşireler becerikli olduğu takdirde hastanın sağlığına kavuşması kolaylaşıyor. Türkiye’ye döndüğümde maalesef aynı bakımı bulamadım, göremedim ve çok üzüldüm. O konuyla ilgili detaylı bilgi araştırdım. Neticede hemşirelik eğitiminin çok zayıf olduğunu öğrendim.
KOMİTE KURULDU 1970 yılında Vehbi Koç Vakfı içinde bir komite kurduk. Vehbi Bey bu konunun uzun vadeli ve zor olduğunu anlatarak, kararlı olup olmadığımı sordu. Ben de tüm zorluklara hazır olduğumu beyan ettim, zira insan hayatının ne kadar önemli olduğunu kendim yaşayarak öğrenmiştim. Çalışmalar başladı. İlk işimiz “hemşire öğretmenlerden” oluşan bir komiteyi toplamak oldu. Komiteden öğrendiklerimizden hayretler içinde kaldık. Çünkü o yıllarda hemşirelik eğitimi yok denecek kadar zayıftı. Ne olması gereken ders kitapları vardı ne de eğitimciler hemşireydi. Notlar kâğıtlarla dağıtılıyordu. Hemşirelik okulları hastanelerden uzaktı.
FİNANSAL KAYNAK Velhasıl eğitimin fevkalade kötü durumda olması, hepimizi çok üzdü. Liderleri topladık, katkıda bulunmak istediğimizi bildirerek programlar yaptık. İlk başta kitap ve eğitim malzemesi eksikliklerini tamamlamak üzere ABD’den bazı ana kitapları getirtip tercüme ettirdik. Ayrıca “hemşire öğretmenlere” destek verdik. 1974 yılında vakıf bünyesinde Hemşirelik Fonu’nu kurarak bu çalışmaların destekleneceği kaynağı da oluşturduk. Diğer taraftan, hayal ettiğim hemşireleri yetiştirebilmek amacıyla 1999 yılında Hemşirelik Yüksek Okulumuzu açtık. Şu anda Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi olarak eğitime devam ediliyor.



VEHBİ KOÇ VAKFI NE İFADE EDİYOR?

HUZURLUYUZ 
Bence Vehbi Koç Vakfı, gerek Koç Topluluğu gerekse de ülkemiz için büyük bir değer. Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak özel vakıfçılığın ülkemizde gelişmesine öncülük etti. Eğitim, kültür ve sağlık alanlarında memleketimizin gelişimine ve toplumun kalkınmasına yönelik pek çok çalışma yürütüyoruz. Bütçe dahilinde bunlara devam ediliyor. Vehbi Koç’un vasiyetini bugüne kadar yerine getirebildiğimiz için Koç Ailesi olarak mutlu ve huzurluyuz.
YÖNETİM Vehbi Koç Vakfı herhangi bir şirketimiz gibi profesyonelce yönetiliyor. Vehbi Koç, vakfı kurarken yönetim kurulu dağılımını da çok iyi düşünerek oluşturdu. Vakıfta bir yönetim kurulumuz, bir de icra komitemiz var. Bir yandan hedeflerimize ulaşmak, diğer yandan da Vehbi Koç’un vasiyetini en iyi şekilde yerine getirebilmek adına yönetim kurulumuzda alanlarında uzman isimlerin dengeli bir biçimde yer almasını çok önemsiyoruz. Koç Ailesi, Koç Topluluğu üst düzey yöneticileri ve de hukuk, sosyal bilimler ve finans alanlarında uzmanlıklarıyla yönetim kurulumuzda yer alan üyelerimiz çalışmaları yürütüyor.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.