"Şirketler grubu yaratmak istiyorum"

Süreyya Ciliv ile gözlerden uzak geçen iki yılını, bu dönemde nelere odaklandığını, yeni şirketini ve planlarını konuştuk...

22 AĞUSTOS, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
"Şirketler grubu yaratmak istiyorum"

Yasemin Erdoğan

yerdogan@capital.com.tr

Turkcell’in eski CEO’su Süreyya Ciliv, iki yıl önce istifa ettiğinde herkes başka bir grubun başına geçmesini bekliyordu. Birbiri ardına ciddi teklifler de aldı. Türkiye’nin en büyük 10 holdinginden 6’sı, Ciliv’i yönetim kurullarında görmek istedi. Yurt içi ve yurt dışından ise çok sayıda CEO’luk teklifi geldi. Ama beklenenin aksine o hiçbirini kabul etmedi. Hatta Marmaris’in Selimiye Köyü’nde geçirdiği iki aylık inzivanın ardından, kendine yepyeni bir yol çizdi. “Turkcell’den ayrılırken de söylemiştim. Ben artık profesyonelliğe veda ettim” diyen Süreyya Ciliv, 1987’deki Novasoft yatırımından tam 30 yıl sonra kariyerindeki girişimcilik sayfasını tekrar açtığını belirtiyor. 2017’nin başında resmi olarak kurulan yeni şirketinin adı da SySTEM Capital. Eski CEO, yeni patron Ciliv, SySTEM Capital’da bilim, teknoloji ve inovasyon ekseninde, yeni dünyanın teknoloji oyuncularına yatırım yapacak. Şirketin, dört farklı alanda faaliyetleri olacak. “İlk etapta en saygı duyduğum, benim için ‘great companies’ olan şirketleri tespit edip hisselerine yatırım yapıyorum” diyen Ciliv, planını şöyle özetliyor: “İkinci konu, geleceğin şirketlerine yatırımcılık ve kurucu ortaklık yapmak. Sadece finansal yatırımcı olmaktan bahsetmiyorum, yönetim kurulunda aktif olarak yer alacağım. Üçüncü iş alanı, dönüşüm danışmanlığı olacak. Dördüncü iş alanımız ise ‘giving back’. Yani topluma geri vermek. Öğrendiğimi, tecrübelerimi, bilgimi iade etmek.” Süreyya Ciliv ile gözlerden uzak geçen iki yılını, bu dönemde nelere odaklandığını, yeni şirketini ve planlarını konuştuk: 

  • 2015 Ocak’ta istifa ettiğinizde, aklınızda nasıl bir mola vermek vardı? İş insanları genelde bir inziva, detoks dönemi yaşar. Sizde de böyle oldu mu?

Oldu tabii. Turkcell’den ayrıldıktan sonra, havalar ısınır ısınmaz güneye gittim. İki ay, Marmaris’in Selimiye Köyü’nde, butik bir otelde kaldım. Oradaki her günümün 1 saati yüzme, 1 saati su kayağı, 2 saati ise trekking ve bisikletle geçti. Tabii düşünmek için çok sakin bir ortamdı. Bol bol düşündüm, okudum, internetten de dünyaya bağlanarak dünya borsalarını takip ettim. Harika Kızılyaka yoğurdu, biber, balık ve salata yiyerek, çok güzel bir 2 ay geçirdim. O günden bugüne de 20 kilo verdim. 

  •  İstifanızın ardından kendinize dair ilk ne yaptınız? 

 Odaklandığım bir numaralı konu sağlığım oldu. Atalarımızın da söylediği gibi, “sağlam kafa sağmak vücutta bulunur.” Ben de hayatımda ilk sıraya sağlıklı ve aktif bir yaşamı koydum. Ayrıldıktan sonra çok sakin bir yere gitmeyi seçtim. Hayatımın bundan sonraki bölümünde nelere odaklanacağımı düşünmeye başladım. Açıkçası Turkcell’deyken ayrılınca ne yapacağım diye düşünmemiştim. Vaktimin yüzde 100’ünü Turkcell’e ayırıyordum. İki ay süren Marmaris döneminde, günümün 3 saatini spor alıyordu. Geriye kalan zamanda bundan sonraki hayatımda nasıl bir yol izleyeceğimi düşündüm. Önümde çok fazla seçenek de vardı. 

  •  Ne tür seçeneklerdi? 

 Türkiye’deki en büyük 10 holdingin 6’sı yönetim kurullarına girmemi teklif etti. Hem Türkiye’den hem yurt dışından CEO’luk teklifleri geldi. Bu süreçte hepsini gözden geçirdim. Tüm bu düşünmelerin ve öğrenmenin sonunda kendime yeni bir yön belirledim. Eski yaptıklarımdan daha farklı, daha değişik bir yol çizdim. 

  •  Teklifleri kabul etmeme nedeniniz neydi? 

 O günkü Turkcell, 9 ülkede faaliyet gösteren, New York borsasına kote, çok büyük bir şirketti. Ayrıca çok sevdiğim ve bütünleştiğim bir işti. O nedenle diğer teklifler onun yanında biraz sönük kaldı. Bir de insan bu işlerin biraz daha kısa dönemli olacağını önceden görebiliyor. O nedenle kabul etmedim. 

  •  Ne yönde bir karar verdiniz? 

 Açıkçası hemen bir karar oluşmadı. İki aylık dönemde kafamda çok net belirlenmedi. Okullar kapanıp yaz tatili başlayınca, çocuklarla vakit geçirmek için Amerika’ya döndüm. Bizim evimiz Seattle’da. Microsoft’ta çalışırken de orada yaşıyorduk. Açıkçası Seattle’ın ne kadar muhteşem bir şehir olduğunu tekrar keşfettim. Çok küçük bir şehir. Ama dünyanın en değerli 5 şirketinden 2’si, Amazon ve Microsoft, Seattle’da. Dünyanın en zengin iki insanı Seattle’da yaşıyor. Boeing, Starbucks, Expedia, T-Mobile orada. Kendi konusunda dünya devi olan birçok şirket bu küçük şehirden çıkmış. Muazzam bir şey. Bence bunun sebebi, kargaşa ve kaostan uzak, kaliteli bir düşünme ortamı yaratması. Microsoft döneminden tanıdığım eski arkadaşlarımla tekrar görüştüm. Sonunda kendime yeni bir yön belirledim. Bundan sonraki hayatımda çok global bir oyuncu olmaya karar verdim. Türkiye benim vatanım ama dünya ekonomisinin yüzde 99’u da dışarıda. Zaten global bir rekabet var. Kendime de güveniyorum. O nedenle eğer bir iş yapacaksam bunun global bir iş olmasına karar verdim. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz