Şehir içinden mi yoksa dışından mı ev alalım?

Birikimlerini emlak ile değerlendirmek isteyenler için şimdi kritik soru bu.

3.08.2016 13:15:110
Paylaş Tweet Paylaş
Şehir içinden mi yoksa dışından mı ev alalım?
Dip dibe inşa edilmiş beton yığınlarından oluşan kaotik şehir merkezlerinde mi yoksa ferah ve yaşanabilir alanlar sunan, lüks projelerin yer aldığı şehrin dış bölgelerinde mi ev almalı? sinpas


Ev satın almak, ekonomisi çok dalgalı bir seyir izleyen, coğrafi ve siyasi riskleri çok fazla olabilen Türkiye’de en makbul yatırım araçlarından biri. Hem kira getirisi ile yatırımcısına sıcak para sağlarken hem de mülkün değerlenmesiyle ikinci bir kazanç kapısı oluşturan emlak yatırımları için şimdi yatırımcının önünde yeni bir seçenek duruyor.

Şehrin dış bölgelerinde, yeşil ve mavinin yoğunluğunda, daha ferah ve lüks yaşam alanları oluşturan projeler, şehir içine göre daha büyük kazanç potansiyeli sunuyor. Bugüne dek alışılmış yatırımcı mantığı, şehir merkezindeki evlerin daha hızlı değerlendiği ezberine dayanıyordu. İşlerine çabuk gitmek isteyen çalışan kesimin şehir merkezindeki konutlara yoğun ilgisi nedeniyle kiraların ve ev fiyatlarının daha hızlı yükseldiğine inanan yatırımcılar, şehir merkezlerinden ev almaya özen gösterirken, son birkaç yıldır dünyada yaşanan gelişmeler artık bu önyargıyı yanlış çıkartıyor.

Teknolojinin hızlı ilerlemesiyle artık birkaç önemli faktör, şehir merkezlerinde yaşamanın avantajını ortadan kaldırmış durumda ve zaman ilerledikçe, şehir merkezleri artık avantajdan çok dezavantajlı konuma düşecek gibi görünüyor.

Bu faktörleri kısaca inceleyelim:
1-    İnternet ve uzaktan çalışma imkanları

Giderek daha çok sayıda beyaz yakalı profesyonel, ya da sanatçılar, grafik tasarımcıları, reklamcılar, uzaktan/evden çalışabilme imkanına kavuşuyor. Üstelik şirketler de bu çalışma formatını destekliyorlar zira evden çalışma imkanına sahip çalışanlar, şirketler için daha az kira gideri, daha az ulaştırma masrafı, daha az yemek gideri , daha az kırtasiye vb gibi avantajlar sağlıyor.

2-    Sürücüsüz otomobil gerçeği
Türkiye’de henüz gündeme gelmemiş olsa da, dünya bu geçekle adeta sarsılıyor. Tüm büyük otomobil üreticileri kendi sürücüsüz/otonom otomobil teknolojilerini hayata geçirmek için gün sayarken ABD’li elektrikli otomobil üreticisi Tesla, kendi otomobillerini çoktan bu teknolojiyle donatmış durumda. Hatta Tesla sürücüleri tam anlamıyla robot otomobil kullanma çılgınlığı yaşıyor. Tesla’nın kurucusu ünlü iş adamı Elon Musk, Temmuz ayında açıkladığı Master Planda, önümüzdeki birkaç yıl içinde Tesla markalı otonom otomobillerin kiralanmasını sağlayacak, Uber benzeri bir araç paylaşım uygulamasını hayata geçirmek üzere olduklarının da altını çizdi. Bu konu çok derin ancak kısaca özetlemek gerekirse, otonom otomobiller, hem otomobil satın alma alışkanlıklarını değiştirecek hem de şehir merkezinde oturma gerekliliğini ve avantajlarını ortadan kaldıracak. Artık şehrin dış bölgelerindeki yemyeşil, masmavi, cennet gibi yaşam alanlarında yaşan şehirliler, sabahları otonom otomobillerine binerek, şehir merkezindeki işyerine hiç yorulmadan, direksiyona hiç dokunmadan hatta arka koltukta uzanarak, film seyrederek veya işle ilgili raporlarını, projelerini okuyarak yolculuk yapacaklar. Yani bir anlamda artık herkesin özel şoförü olacak. Otonom otomobiller sahibini evinin önünden alıp, işyerinin kapısında indirecek, akşam da aynı şekilde alıp evine bırakacak. Üstelik bu otomobiller sadece lüks segmentten olmayacak. Otomobil üreticileri, 2020’li yıllar içinde, otonom olmayan araç satışlarını yasaklamaları için baskı yapıyorlar böylece A segmentinden küçücük bir otomobil bile artık akıllı otomobil olacak ve otonom şekilde hareket edebilecek zira, trafikteki insan sürücülerin trafik kazaları için en büyük tehlike olduğu vurgulanıyor ve otonom araçların daha sağlıklı hareket edebilmesi, kazaların önlenebilmesi için, üreticiler ve devletler, insanları bir an önce direksiyondan kaldırmak istiyorlar. Önümüzdeki on yıl içinde otoyollarımız otonom araçlarla dolduğunda, şehir merkezlerindeki beton çöplüğü herkes için kaçmak istedikleri bir kabus olarak tanımlanacak ve yeşilin, mavinin, doğanın, ferahlığın, temiz çevrenin ve huzurlu yaşamın ön plana çıktığı yaşam alanları altın değerinde olacak.



3-    Sağlıklı çocuk yetiştirebilme imkanı
Şehirlerimiz ne yazık ki artık çocukların sağlıklı büyüyebilmesi için gerekli imkanları sunamıyor. Çocuklar yeşille, maviyle, doğayla, toprakla tanışmadan, dışarıya çıkıp oyun oynayamadan, ev içinde kapalı, hapis gibi bir hayat yaşamak zorunda kalıyorlar. TV ve bilgisayar başında hızla kilo alan, kasları, kemikleri gelişmeyen, obez bir nesil ortaya çıkıyor. Elbette yan etki olarak sosyal becerileri, kişilik özellikleri ve zeka gelişimi de olumsuz etkileniyor, içine kapanık, öz güvensiz, ürkek yetişkinlere dönüşüyorlar.  Bu endişeleri taşıyan anne babalar, çocuklarının sağlıklı bir şekilde koşabileceği, doğanın, dünyanın gerçek tadını alarak, toprağa basarak büyüyebileceği imkanlar arıyor.

Tüm göstergeler, uzun vadeli emlak yatırımları için şehrin dış bölgelerindeki, ferah, temiz, yeşil ve mavi yaşam alanlarının yoğunlaştığı projelerin çok daha kazançlı olacağını gösteriyor. Dolayısıyla, kendinize evimi nereden almalıyım diye sorduğunuzda, bu hususları göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır.



Sinpaş Eymir Panorama: Seçim Senin Ankara
Ankara Eymir’de panoramik doğa ve göl manzaralı Eymir Panaroma projesi, şehrin beton çöplüğünden kaçan ailelere, yeşil ve maviyle iç içe, sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı sunuyor. Denizin olmadığı Ankara’da geniş su alanları ile kendi marinası, kendi deniz feneri, kendi, yelken, tenis, kayak ve farklı spor imkanları sunan, açık ve kapalı havuzları, sosyal tesisleri bulunan proje, bilinçli aileler için mutlu bir yaşamın kapısını açıyor.
Sinpaş’ın Panaroma Evleri hakkında daha fazla bilgi almak için hemen web sitesini ziyaret edebilirsiniz.





Bu bir ilandır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz