Otomotivde toparlanma başladı mı?

Renault Mais Genel Müdürü Berk Çağdaş, "Ekonomik stabilizasyon ve düşük tüketici faiziyle otomotiv pazarının, 850-900 bin’lik adetlere kısa zamanda ulaşması mümkün olabilir” diyor.

17.03.2020 10:46:000
Paylaş Tweet Paylaş
Otomotivde toparlanma başladı mı?

Aslı Sözbilir 

Otomotiv sektörü 30 milyar 594 milyon dolar ihracat ve 500 binin üzerinde istihdamla Türk ekonomisinin lokomotifi olarak tanımlansa da son dönemde artan faiz ve döviz kuru etkisiyle iç pazarda zorlanıyor. Yurt içinde 2018 yılında yüzde 35 daralan otomotiv pazarı, ODD verilerine göre 2019 Ocak-Kasım döneminde de bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28,9 azaldı. 

Sektörün 2019’u 479 bin 60 adet satışla tamamladığını anlatan Renault Mais Genel Müdürü BERK ÇAĞDAŞ, “Ekonomik stabilizasyon ve düşük tüketici faiziyle otomotiv pazarının, normal kapasitesi olan 850-900 bin’lik adetlere kısa zamanda ulaşması mümkün olabilir” diyor. Çağdaş ile otomotiv sektöründeki son tabloyu konuştuk.

1- Otomotiv sektörü 2018 ile karşılaştırıldığında 2019’u nasıl geçirdi?

Otomotiv sektörü 2019 yılını, hükümetimizin sağladığı farklı teşviklerin pozitif katkısıyla yılın başındaki karamsar öngörülerden çok daha iyi bir sonuç elde ederek 479 bin 60 adet satışla tamamladı. Hem ÖTV desteği hem hurda teşviki sayesinde desteklenen talep, yılın sonunda da yerli üretim araçlara kamu bankaları tarafından sağlanan finansman desteğiyle 2019’u yılın başındaki tahminlerimizden çok daha iyi bir noktada kapatabildik.

2- Daralma nedeniyle bir otomobil fabrikası geçen ekim ve kasım ayında çalışma sürelerini ve üretim sayısını azaltmıştı. Önümüzdeki günlerde sektörde bu tip tedbirlerin devam edeceğini düşünüyor musunuz?

Türkiye otomotiv üretiminde ihracatın yeri çok güçlü. Yıllar içinde iç pazarda yaşanan dalgalanmalara karşın ihracatla dengelenen bir dağılım vardı. 2019’da ise ezber biraz tersine döndü. Dünya genelinde ticaret savaşlarının etkisi, yeni emisyon normuna (WLTP) geçişle artan maliyetler ve Brexit kaygılarıyla talepte yaşanan durgunluk birçok üreticinin farklı tedbirler almasını gerektirdi. 2020 için beklentilerin daha pozitif olması nedeniyle üretimi durdurmak şeklinde tedbirler alınacağını öngörmüyorum.

3- Sektörde satışlar ve kârlılık ne zaman ve nasıl tekrar artar?

Özellikle 2018’in 2’nci yarısında tecrübe ettiğimiz üzere ekonomik gidişatın en temel göstergelerinden biri olan döviz kurundaki dalgalanma, belirsizliği besleyen her karar ve gelişme, talebin durmasına neden oluyor. Herhangi bir tüketici, alım gücü olsa bile bu dalgalı dönemlerde satın alma yerine beklemeyi tercih ediyor. Ekonomik stabilizasyon ve düşük tüketici faiziyle otomotiv pazarının, normal kapasitesi olan 850-900 binlik adetlere kısa zamanda ulaşması mümkün olabilir.

4- 2020 yılının otomotiv sektörü için nasıl geçmesini bekliyorsunuz?

Türkiye ekonomisinin en güçlü özelliği, her kırılma döneminin devamında hızlıca dengeleme sürecine girebilmesidir. Otomotiv sektörü de makroekonomik dalgalanmaya, kriz ve tedirginliklere çabuk tepki verse de daralmaların devamında sağlanan ekonomik istikrarla birlikte hızlıca kayıpların telafisine imkân veren bir dinamiğe sahip. Kredi büyümesini teşvik eden düzenlemeler, düşük faiz ortamı ve artan iç talep sayesinde, 2020’ye dair çok daha iyimser bir iç pazar beklentisi içindeyiz.

5- Rakamlar itibarıyla otomotiv sektörü için krizden çıkış sinyallerinin başladığı söyleniyor. Buna katılıyor musunuz?

2019 yılında hükümetimizin sektöre verdiği destekler sayesinde olumsuz öngörülerle başlayan yılı 479 bin 60 satışla kapattık. Ertelenen talebin satışa dönmesi ve düşük faiz gibi etkenlerle 2020 ve sonrası için iç pazarın yükseliş trendine geçmesini bekliyoruz. Türkiye’deki yaşlı araç parkı ve demografik unsurlar, otomotiv sektöründe, ekonomik stabilizasyonla birlikte, ciddi artışa geçecek yüksek büyüme potansiyeline işaret ediyor.

6- 30 Haziran’da sona eren sıfır ÖTV uygulaması sektörü hangi ölçüde rahatlattı? Bundan sonrası için kamudan destek beklentiniz var mı?

ÖTV indiriminin Mart 2019’dan Haziran 2019’a kadar uzatılması sektör oyuncularına olduğu gibi tüketiciye de verilen önemli bir destek oldu. Ardından 1 Ekim’de üç kamu bankasının Türkiye’de üretilen modellerin taşıt kredisi faizini yüzde 0,49-0,69’a çekmesi, otomotiv sektörüne can suyu oldu. Hurda teşvikinin daimi hale getirilerek araç parkının gençleştirilmesinin hem sektöre hem de sürdürülebilir vergi geliri sayesinde devlete katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

7- İhracatın Türk otomotiv sektörü için kritik anlamı bugün tam olarak nedir?

Otomotiv sektörü 2019 yılında üst üste 14’üncü kez ihracat şampiyonluğunu elde etti. Otomotiv endüstrisinin 2019 yılında ihracatı 30,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sektör, geçen yıl hem bugüne kadarki en yüksek ikinci ihracat rakamına hem de aylık bazda 2,55 milyar dolar dış satım ortalamasına ulaştı. Bugün Türk otomotiv sektöründe üretilen araçların yaklaşık yüzde 85’i ihraç ediliyor. Geçtiğimiz dönemlerde, iç talepte yaşanan dalgalanmalar ve buna paralel gerçekleşen döviz kuru sonucunda ihracat, otomotiv sektörü adına kayıpların telafisine imkân vermişti. Son dönemde Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olan AB ülkelerinde yaşanan durgunluk, gerek AB gerekse İngiltere açısından sonuçları hala netleşmemiş olan Brexit süreci, yeni pazar arayışlarını öncelikli kılıyor.

8 Otomotiv sektörü büyüme trendine ne zaman girer?

Bu yıldan itibaren başlayacak toparlanma sonrası sektörün, 2021 yılından itibaren büyüme trendine gireceğini öngörüyoruz. Otomobil, kuşkusuz teknolojik evrime ayak uydurarak günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek.

9- Otomotivde tüketici trendleri orta vadede nasıl gelişecek?

Geleceğin mobilitesinin şekillenmesindeki en önemli etken dijitalleşme. Y ve Z kuşağı, otomobil sahiplenmekten çok A noktasından B noktasına gitmek üzere çözüm arayışında. Ayrıca çevreye saygılı otomobiller, geleceğin mobilitesinde öne çıkan özelliklerin başında yer alıyor. Bu noktada değişen tüketici trendine paralel olarak otonom, elektrikli ve paylaşımlı araçlar gündeme geliyor.

10- Yerli otomotiv girişimi pazarı nasıl etkiler?

Ülke olarak yerinde bir hamle yapıyoruz. Bu hamleyle şüphesiz otomotiv üretimi daha da güçlenecek ve yeni ihracat başarıları elde edilecek. Otomotiv endüstrisi çok büyük bir değişimin eşiğinde, yerli otomobil de bu değişimin en doğru noktasında. Tanıtılan araçların doğuştan elektrikli olması, geleceğin trendini bugünden yakaladığını ortaya koyuyor. Yerli otomobil, Türkiye’de elektrikli otomobil için gerekli olan kamusal alanlardaki şarj altyapısının gelişmesine ve yaygınlaşmasına büyük katkı sağlayacaktır.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz