"Yabancıdan Teklif Yağıyor, Ancak Biz Almak İstiyoruz"

Kiler, Türkiye’nin bölgesel perakendecilerinden biri olarak kuruldu. 1994’te yılında 1 mağaza ile yola çıktı. Kriz sırasında yatırım yaptı, önüne çıkan fırsatları değerlendirdi. Kiler Group Başkanı...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yabancıdan Teklif Yağıyor,  Ancak Biz Almak İstiyoruz

Kiler, Türkiye’nin bölgesel perakendecilerinden biri olarak kuruldu. 1994’te yılında 1 mağaza ile yola çıktı. Kriz sırasında yatırım yaptı, önüne çıkan fırsatları değerlendirdi. Kiler Group Başkanı Nahit Kiler, “Herkes parasını faizde değerlendirirken, biz mağaza aldık” sözleriyle bu konuya dikkat çekiyor. En son atağını da Ankaralı Canerler’i alarak yaptı ve mağaza sayısını 110’a çıkardı. Yerli ve yabancı şirketlerden teklifler aldıklarını belirten Nahit Kiler, “Şimdi de teklifler var, ama yine reddediyoruz. Aynı şeyi söylüyoruz. Satan varsa biz alıyoruz” diyor.

Kiler Hipermarketleri geçtiğimiz aylarda Ankaralı Canerler’i satın alarak dikkatleri üzerlerine çekti. Bu satın alma hamlesiyle Kiler market sayısını 110’a çıkarırken, bir yıl içinde de yüzde 120’lik bir büyüme gerçekleştirmiş oldu.

Kiler 1994 yılında tek bir market olarak İstanbul Bakırköy’de bir bodrum katında kuruldu. Kiler’in kurucuları ise Bitlisli üç kardeş Nahit, Vahit ve Ümit Kiler. Bakkalcılık geçmişi olan bu üç kardeşin, tüccar mantığıyla hareket etmesi perakende zincirinin başarısında büyük bir rol oynuyor. Kiler Kardeşler, çekirdekten yetişmenin tüm avantajlarını kullanarak, istikrarlı bir şekilde büyüme kaydediyorlar. İşe her noktada hakim olmayı ana prensip olarak benimsiyorlar. Perakendenin en büyük krizi yaşadığı 1997 yılında pek çok zincir sektörden çekilirken onlar satın almayla ilk büyüme ivmesini yakalıyorlar. Kiler üç marketle girdikleri 1997 yılını 7 marketle kapatıyor. Herkesin iflas ettiği bir dönemde onları güçlü kılan uygulamalarını Kiler Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kiler şöyle açıklıyor:

“Biz malı peşin iskonto ile rakiplerimize kıyasla çok daha iyi şartlarda alıyor, orada yakaladığımız kazancı da müşteriye yansıtarak para kazanıyorduk. Kalkınmamızı sağlayan en büyük neden budur.”

Bu yöntem Kiler’in rakiplerine oranla daha uygun alımlar yapmasını sağlamakla da kalmıyor, sadık bir müşteri kitlesi yaratmalarına da neden oluyor.

Bugüne kadar hazmederek geldiklerini belirten Nahit Kiler, bundan sonra ise istikrarlı ve hızlı bir şekilde büyümeye devam edeceklerini söylüyor. Önümüzdeki beş yıl içinde de perakende de ilk iki içinde yer alacaklarını vurguluyor.

Bakkallıktan gelip, 110 marketlik bir perakende zinciri yaratan Kiler ailesi, bugün aynı zamanda holdingleşme yolunda da ilerliyor. Kiler Group adını taşıyan şirket, inşaat, gayrimenkul, akaryakıt ve daha pek çok sektörde faaliyet gösteriyor. Bu sektörlerde de büyük hedefler peşinde koşuyor.

Kiler Group Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kiler’le perakende ve diğer işlerdeki hedeflerini konuştuk.

*Sıfırdan başlayıp yükselmenin başarılı bir örneği olarak gösteriliyorsunuz… İlk marketi 1990’lı yılların başında İstanbul Bakırköy’de açtığınızı biliyoruz. Bir süre az sayıda marketle gittiniz. Ardından hızla büyümeye başladınız. İlk büyümeyi nasıl yakaladınız?
Biz sektöre bakkal olarak adım attık. Ardından 3 süpermarket açtık. 1994 yılında da bu 3 süpermarketi kapatıp hipermarket açma kararı aldık. O zaman bakkal ve marketlerin gideceğini, sadece büyük olanların sektörde kalacağını görmüştük.

İlk hipermarketimizi 1994 yılında Bakırköy’de, bin metrekarelik bir bodrumda açtık. İstanbul’da, belki de Türkiye’de bodrumda hipermarket açan ilk biziz. Bazılarına göre yaptığımız riske girmekti. Bu girişimimizi gören dostlarımız batacağımızı düşünüyorlardı. Bizi sevmeyenler de bulunduğumuz yeri gördüklerinde “bunlar zaten burada biterler” diyorlardı. Ama biz kendimize inanmıştık. Çünkü, o dönemde Bakırköy’de bizim büyüklüğümüzde bu işi yapan yoktu. İstanbul’da bile sayı çok değildi. Bir Metro bir de Kozyatağı’nda tek mağaza ile Carrefour vardı.

Bakırköy bölgesinde böyle bir markete ihtiyaç olduğunu düşünüyorduk. Haklı çıktık. O mağazayla çok başarılı olduk. 10 gün üst üste kapılar kapalı hizmet verdik, bazı vatandaşlar merdivende sıra bekliyordu. Görüntü 1970’lerin sonundaki yağ kuyruklarını andırıyordu. Hatta yoğun ilgiden kapılarımız bile kırılmıştı.

*O günlerde konsepti nasıl belirlemiştiniz, hedef kitleniz kimdi?
Biz ucuz fiyata, profesyonel hizmet vermek hedefiyle yola çıktık. Fiyatlarımız bugünkü indirim marketlerinden daha ucuzdu. Hipermarketlerin düzeyinde hizmet veriyorduk. Hedef kitlemiz de B grubuydu.

*Ardından nasıl bir büyüme gerçekleştirdiniz?
Bakırköy’deki marketi açtıktan tam 1 yıl sonra Avcılar’da ikinci mağazamızı açtık. 1996 yılında Şirinevler, 1997’nin Mart ayında Üsküdar mağazamız geldi. Ancak, 1997’de tek bir mağaza ile yetinmedik. O dönem 14 marketli bir zincir olan TEM Marketleri vardı. Sıkıntıya girmişlerdi. Market devrettiler. Onlardan 3 market aldık. Eyüp, Haznedar ve Esenler’de TEM Marketleri’nden aldığımız marketlerle birlikte toplam mağaza sayımız 1997 yılında 7’ye ulaştı.

*1997 ilk ivmeyi yakaladığınız yıl oldu. Peki o günkü ekonomik koşullar nasıldı? Herkes zarar ederken, siz nasıl oldu da büyüdünüz?
Ekonomik krizle birlikte perakendeden çıkış başlamıştı. TEM Marketleri ve pek çok market o zaman battı. O dönemde faizler çok yüksekti. Biz de parayı alıp bankada faizde değerlendirmiyorduk. Bazı arkadaşlarımız işi bilmediğimizi, parayı değerlendiremediğimizi düşünüyordu. Biz malı peşin iskonto ile rakiplerimize kıyasla çok daha iyi şartlarda alıyor, orada yakaladığımız kazancı da müşteriye yansıtarak para kazanıyorduk. Böylelikle hem karlılığımız artıyordu hem de tüketicinin bizi tercih etmesini sağlıyorduk. Kalkınmamızı sağlayan en büyük neden budur.

*Daha sonra nasıl bir büyüme seyri izlediniz?
1997’den sonra da durmadık. Bir kere 3 kardeş bilfiil işin başındaydık. 1998 yılında 4-5 market açtık. 2002’ye kadar bu şekilde devam etti. 2002’de biraz daha profesyonelleştik. İlk büyük marketimizi 2002’de Ateştuğla’da 7 bin metrekarelik müstakil bir alanda, otoparklı, 400 araç kapasiteli olarak açtık. Ondan sonra 4 bin 500 metrekare büyüklüğündeki Başakşehir mağazamız devreye girdi. Biz 2002’ye kadar hep uygun bulduğumuz bina altında mağaza açtık.

*Uygunluk kriterleriniz neler?
Önemli olan mağazanın konumu, metrekaresinin uygunluğu, orada oturan yoğunluğun mağazayı kaldırıp kaldıramayacağı, mağaza konumunun ana cadde üzerinde olması. Rakiplerimizin orada olup olmaması bizim için önemli değil. Mağazanın büyüklüğüne göre potansiyele cevap verecek kitle en önemli kriterimiz.

Etiler’de olmamız gerekiyor, Bağcılar’da olmamalıyız şeklinde hiç düşünmedik. İlk yola çıkarken “İstanbul’un her ilçesinde mutlaka bir Kiler olacak” dedik. Bugün bazı ilçelerde üç mağazamız var. Ama hala olmadığımız ilçeler de var. Bu da uygun yer bulamamamızdan kaynaklanıyor. Çünkü, olmazsa olmazlarımız var. Örneğin bu saatten sonra bin metrekarenin altında bir yerde market açmayacağız. Kadıköy’de yokuz. Çünkü, çok istememize rağmen orada bin metrekarelik bir mağaza bulamıyoruz. Ümraniye’de 3 bin metrekarelik bir alan bulduk ve bir ay içinde oradaki marketimiz devreye girecek.

*2005 yılında da yüzde 120’lik bir büyüme gerçekleştirdiniz. Bu hedeflenmiş bir büyüme miydi?
Hayır. Biz bu yıl için yüzde 50’lik bir büyümeyle mağaza sayımızı 75’e çıkarma kararı almıştık. Ama 2005’i 110 mağaza ile bitirdik. Ankaralı zincir Canerler’in yüzde 51’ini sürpriz bir şekilde aldık. Ama Canerler’i satın almasaydık, yine 75 mağazaya ulaşacaktık. Canerler’in olmasıyla birlikte bazı mağazaları frenledik. Onları da 2006 yılında tamamlayacağız.

*Perakende de bundan sonraki hedefleriniz neler?
2006 yılında 150 mağazaya ulaşmayı planlıyoruz. Belki önceki yıllara göre duraklama dönemi gibi gözükebilir. Ama bizim için önemli olan sektörde istikrarlı büyümek. Yine sürpriz bir satın alma yapabiliriz. Satın alma olmazsa da tek tek mağazayla 150 mağaza sayısına ulaşacağız.

Sektöre baktığımız zaman çok fazla zincir kalmadı. Şu an İstanbul’dan teklifler var. Gözümüz İzmir’de. İzmir ve Bursa’da 2006’da yapılanmamız lazım. Ankara’daki gibi bir operasyonu orada da yapmamız gerekiyor. Şu an İzmir’de görüştüğümüz bir grup var. Bursa’dan da 10-12 zincirli iki gruptan teklifler var. Onlarla görüşüyoruz. Anlaşabilirsek, 2006’da 200 mağazaya ulaşabiliriz.

Önce Marmara’da ardından İç Anadolu’ya yayılmayı planlıyoruz. Karadeniz’de önceliğimiz Trabzon’da bir mağaza açmak, bunu da yakın zamanda yapabiliriz.

Bizim satmamız söz konusu değil. Pazarda bugün dördüncüyüz. Beş yıl içinde de ilk iki içinde yer almayı hedefliyoruz.

*Lokasyonları seçerken ulusallara oranla avantajlarınız neler?
Mağaza başı verimliliği açısından bizim mağazalarımız, tüm rakiplerimiz içinde bir numara. O gruplardan çok zarar eden şubeler var, ama bizim hiçbir mağazamızın öyle bir sıkıntısı yok. Bütün mağazalarımız karlılık olarak çok iyi.

Biz bir mağaza açacağımız zaman bunun kararını kendimiz veriyoruz. Üç kişiden oluşan bir gayrimenkul uzman grubumuz var. Onlar önce yerin tespitini yapıyorlar. Oradaki potansiyel, nüfus yoğunluğu, mağaza yoğunluğu ve gelir düzeyi nedir bunları araştırıyorlar. Rakamsal olarak bu verileri önümüze koyuyorlar. Ardından o bölgedeki bölge müdürünün ve genel müdür yardımcımızın görüşlerini alıyoruz. Ama biz en son aşamada mutlaka açacağımız mağazayı görüyor, en ince detayına kadar tekrar düşünüyor ve mağaza açıp açmamaya karar veriyoruz. Bu nedenle tüm mağazalarımız verimlilik açısından rakiplerimize göre çok daha iyi durumda.

*2006’da sektörün durumu ne olacak? Küçükler yeni rekabet ortamında ayakta kalabilecekler mi?
Rekabet bugün olduğu şekilde devam edecek. Sektörde büyük satın almalar bitti. Perakendede kendini geliştirmek isteyen, altyapısına para harcayan bir süre daha sektörde olacak. Diğerleri ise devre dışı kalacak.

Zaten çok da küçük kalmadı. Biz 20 yıldır perakendeciyiz, 110 mağazamız var. Bugün işe sıfırdan başlıyor olsaydık, sadece bir ve iki mağazayla sektöre girmeye cesaret edemezdik. Bir kere ilk başta pazarlık gücünüz çok az. Dolayısıyla, bu ortamda rekabet etme şansı çok zayıf.

Bizim 10 mağazayken yapmış olduğumuz satın almayla, 110 mağazayla yaptığımız satın alma arasında çok fark var. Küçüklerin bir araya gelip birleşmeleri şart. Ama buna da Türk insanının yapısı müsait değil. Bu ortamda tek çözüm ya birleşmek ya da küçülmek.

*Yer aldığınız sektörlerdeki işlerinizin boyutu nedir?
Perakende de bu yıl ki ciromuz 500 milyon dolar. Şu an elimizdeki inşaatlara baktığımızda proje bazında 250-300 milyon dolarlık inşaat işi var. Turizm bizim için henüz yeni bir alan. Kütahya Şeker ciro bazında perakendenin yüzde 12’sini oluşturuyor.

Şu an inşaatta ciddi bir ivme var. Önümüzdeki 3 yıl boyunca sürpriz bir gelişme olmazsa bunun değişeceğini zannetmiyoruz. Bir kriz olduğu zaman en fazla etkilenen inşaat oluyor, ama bir kriz olacağını da düşünmüyoruz. O nedenle altı ayrı yerde inşaat yatırımlarımız var. Faizlerin düşük olması, mortgage yasasının çıkmasıyla birlikte konut sektöründe daha büyük patlamalar yaşanacak diye öngörüyoruz.

* Geçtiğimiz birkaç yılda perakendede çok sayıda satın alma ve birleşme yaşandı. O dönemde size teklif geldi mi?
Geldi. O dönem iki grup satın alma yapıyordu biliyorsunuz. Bizim de 10-12 mağazamız vardı. Her iki gruptan da dolaylı yollardan teklifler geldi. Bize şöyle denildi: “Bakın şunlar çok iyi paralar veriyorlar. Size de şu kadar para verirler kabul ediyor musunuz? Bu paraları ileriki yıllarda bulamazsınız.” Biz de yanıt olarak, “Biz mağaza satmıyoruz, almaya talibiz” dedik.

Tabii o dönemde bu teklifleri geri çevirdiğimiz için yadırgandık. Tabiri caizse burnumuz havada olarak nitelendirildik. Hatta, “Sizin iki yıl sonraki durumunuzu göreceğiz” anlamına gelen konuşmalar yaptılar. Ama biz kararlıydık, “Bu işi kendimiz yapacağız” diyorduk. Şimdi de teklifler var, yine reddediyoruz. Aynı şeyi söylüyoruz. Satan varsa biz alıyoruz.

Yabancılardan teklif geliyor mu?
Geliyor. Avrupa’dan üç gruptan teklif geldi. Ortadoğu’dan, Arap ülkelerinden ortak olmak isteyen gruplar var. Ama isim söylemeye gerek yok. Hepsine teşekkür ediyoruz, “Şu anda düşünmüyoruz” diyoruz. “İlerde belki” diyoruz. Biraz daha büyüyelim, güçlenelim ondan sonra olursa olur.

Yurtdışında mağaza açma planlarınız var mı?
Hayır. Önce yurtiçinde yaygınlaşalım. Ondan sonra oralara da gideriz.

Nahit Kiler, “ 1994 yılında 1 mağaza ile yola çıktık, 2005’de mağaza sayımızı 75’e çıkarma kararı almıştık. Ama 2005’i 110 mağaza ile bitirdik” diye konuşuyor.

Perakendede yarım milyar dolarlık grup

Nahit Kiler, “Perakende de bu yıl ki ciromuz 500 milyon dolar. Şu an elimizdeki inşaatlara baktığımızda proje bazında 250-300 milyon dolarlık inşaat işi var” diyor.

SADECE PERAKENDEDE DEĞİL, DİĞER SEKTÖRLERDE DE BÜYÜYOR

*Farklı sektörlerde de faaliyet gösteriyorsunuz, bunlar hangi sektörler? Bu sektörlerdeki büyüklüğünüz nedir?

İNŞAAT CEPHESİ İnşaatta varız. İnşaatı bu yıl daha da güçlendiriyoruz. Şu an Bahçeşehir Esenkent’te yapmış olduğumuz 80 daire ve bir alışveriş merkezi projemiz devam ediyor. Beş ay içinde konutları ve alışveriş merkezini teslim edeceğiz.

Beylikdüzü’nde bir ay sonra inşaatına başlayacağımız bin 300 konutluk bir projemiz ile Kartal’da 550 dairelik bir projemiz var.

LOJİSTİK YATIRIMI Haramidere’de devam eden 100 bin metrekarelik bir lojistik depo inşaatımız var. Bunun 30 bin metrekaresini mağazalara depolama alanı olarak, geri kalan 70 bin metrekareyi profesyonel anlamda gümrüklü antrepo olarak kullanacağız. Altı ay içinde bu proje tamamlanacak.

ALIŞVERİŞ MERKEZİ VE RESIDENCE Onun yanında 7 katlı bir idare merkez bina inşaatımız var. Bu da beş ay içinde biter. Levent’te Dubai Towers’ın hemen yanında Mustafa Tatlıcı’nın arazisine alışveriş merkezi ve rezidans inşaatımız var. Burası Türkiye’deki en yüksek harfiyatı yapılmış yer. Türkiye’de ondan daha derine inilmiş bir bina yok. 43 metre harfiyat alınmış durumda. Orada çok prestijli bir rezidans konut inşaatımız var. Bu projenin maliyeti toplam 100 milyon dolar.

HAVACILIK VE HİZMET Hizmet sektöründe büyümeyi planlıyoruz. Tureks Turizm adlı bir personel taşıma şirketimiz var. THY’nin bütün personel taşımasını biz yapıyoruz. İstanbul Defterdarlığı’nın personelini biz taşıyoruz. 7-8 ilçe belediyesinin personel taşıması da yine bizde. Tureks 3 yıl önce kurulmasına rağmen personel taşımasında ilk üç arasında yer alıyor. İstanbul’da bizden daha fazla personel taşıyan bir firma daha yok.

AKARYAKIT Aynı zamanda akaryakıt sektöründeyiz. Esenler’de bir akaryakıt istasyonumuz var. Bir ay içinde Avcılar’da da bir akaryakıt istasyonu açıyoruz.

ŞEKER ÜRETİMİ Kütahya Şeker Fabrikası’na Torunlar’la birlikte yüzde 50-50 ortağız. Enerji işiyle ilgileniyoruz. Mutlaka bir enerji santrali kuracağız. Şu an onunla ilgili çalışmalarımız var. İzmir Seferhisar’da 55 dönümlük bir arsa üzerinde 800 yataklı bir otel inşa ediyoruz. Tesis hem yaz hem de sağlık turizmine hitap edecek.

“MÜŞTERİ SADAKATİ EN YÜKSEK PERAKENDEYİZ”

* Rekabet stratejiniz nedir. Örneğin BİM “indirim market” konseptinde iddialı. Makro ise üst sosyo-ekonomik gelir gruplarına hitap ediyor. Migros kaliteli ürün-iyi fiyat diyor… Siz ne diyorsunuz? Kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Tüketiciye vaadiniz nedir?
Bizim fiyatlarımız indirim marketler seviyesinde, hizmetimiz ise A gelir grubuna hitap eden market zincirlerinin kalitesinde. İlk yola çıktığımızda hedef kitlemiz B iken bugün A ve B gelir grubu bizden alışveriş yapıyor. Biz mağaza açarken hiçbir şeyden kaçınmıyoruz. Tüketiciye her türlü konforu sağlıyoruz. Elemanlarımızı eğitiyoruz. Müşterinin aradığı da zaten bu. Bunun dışında çok büyük bir farklılık aramıyor.

Bundan üç yıl önce bir araştırma yaptırmıştık. Bu araştırmada müşteri sadakatinde birinciydik. İki yıl önce de AC Nielsen bir araştırma yaptı. Bu araştırmaya göre de Kiler’den alışveriş yapanlar yüzde 58 oranında Kiler’den başka bir yerde alışveriş yapmıyorlardı. Bu araştırmada bizim en yakın takipçimiz ise yüzde 35’lerdeydi. Bu Kiler müşterisinin Kiler ile özdeşleştiğini gösteriyor.

 “BAKKALLIKTAN GELDİK KENDİMİZİ ÇALIŞANA TESLİM ETMEDİK”

HAZMEDEREK BÜYÜDÜK Biz bulunduğumuz noktaya hazmederek geldik. Sektörü de çok iyi bildiğimiz için hiçbir sıkıntı yaşamadık. Önce bakkallığı öğrendik. Bakkallıktan sonra süpermarkete geçtik. Kasayı bir kasiyer, kasaplığı da bir kasap kadar iyi biliyoruz. Şarküteriden çok iyi anlıyoruz. Oradaki ürünleri sunmayı, damak tadına uygunluğunu, en iyi satın almanın nereden yapılacağını biliyoruz. Kendi işimize hakim olduğumuz için bu noktalarda kendimizi altta çalışanlarımıza teslim etmedik.

ÖNCE ALTYAPIYI GÜÇLENDİRDİK Büyümede de istikrarlı gittik. Tek mağaza ile başladık. Bir yıl sonra ikinci mağazayı açtık. Önce altyapımızı, satın almamamızı geliştirdik.

1997’de mağaza sayısını birden bire artırdığımızda sadece satın almada küçük bir bocalama oldu. Onu da atlattık. Ama sektörün dışında olsaydık, birden bire sektöre 10-15 mağazayla, hazmetmeden girseydik mutlaka sıkıntı yaşardık. Her ne kadar işi biliyor da olsak yine de sorun yaşardık.

KURUMSALLAŞMA SIKINTILI OLDU Fakat bizim işi bilmemiz, sektörün içinden gelmemiz, altyapıyı çok iyi bilmemiz en büyük avantajımız oldu. Mesela bugün herhangi bir mağazamızdaki tüm giderlerin ne olduğunu, asansörün markasını hatta dolapların nasıl olduğunu bilirim. Sorunların neler olabileceğini de tahmin ederim. Bu nedenle büyümede sıkıntı yaşamadık. Bizim için sancılı geçen nokta kurumsallaşmanın ilk aşaması oldu. Şirkette çalışanlar karşımıza engel olarak çıktı. Onları üzmeden, danışmanlık hizmeti alarak bu sıkıntıların büyük kısmını atlattık. Sonuçta kurumsallaşmak isteyen bir aile şirketiyiz. Şu aşamada yarı kurumsalız. Tam kurumsal bir şirket olmaya çalışıyoruz. Bu da iki yıl içinde tamamlanacak.

“AVANTAJIMIZ ATAKLIĞIMIZ,RAKİPLERİMİZ HANTAL”

FİYATTA REKABET YOĞUN Fiyatta yoğun bir rekabet var. Ama avantaj bizim gibi aile şirketlerinin elinde. Çünkü biz anında karar verebiliyor, daha hızlı davranabiliyoruz. Örneğin Esenkent mağazamızdan “bir rakibimiz bu ürünü bu fiyata veriyor” denildiği zaman, biz “bekleyelim, yönetim kuruluna soralım” demiyoruz.

BAŞARIMIZ HIZIMIZDAN GELİYOR O bilgi en fazla 10 dakika içinde bize ulaşıyor, biz de hemen maliyetlerimize bakıyor, “siz de onun fiyatına inin” ya da “bu şekilde devam edin” diyerek karar verebiliyoruz. Bizim şu anki rakiplerimizde o ataklık yok. Onlar biraz daha hantal bir yapıya sahip. Bizim de avantajımız o zaten. Başarılı olmamızın sebebi de o.

RAKİBİMİZ KİM BİLMİYORUZ Rekabetimiz iki boyutlu. Fiyatta, indirim marketlerle rekabet ediyoruz, hizmette ise diğer bildiğimiz gruplarla rekabet ediyoruz. Bu gruplar da sayıca iki ya da üç tane, daha fazla değil. Biz hipermarket tarzında hizmet veriyoruz ama fiyatımız indirimli. Piyasada bizim gibi çalışan başka bir perakende yok. O nedenle rakibimiz kim onu da bilmiyoruz.

KAR MARJIMIZ DÜŞÜK Gıdada belli ürünlerde yoğun bir rekabet yaşanıyor. Ama biz de o anlayış yok. Biz kendi markamızla 300’ün üzerinde ürün satışı yapıyoruz. Toplam satışlarımız içinde kendi markamızla yaptığımız satışlar bugün yüzde 13’lerde. Bunu bizim için ideal rakam olan yüzde 25’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bizim bütün ürünlerde kar marjımız belli. Biz margarini yüzde 5 kar marjıyla satıyorsak konfeksiyondaki ürünümüzde en fazla yüzde 10 kar marjıyla satıyoruz. Diğer rakiplerimiz gibi yüzde 30 kar marjıyla satmıyoruz. Sürümden kazanıyoruz.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz