"Yatırım odaklı büyümeye ağırlık verilmeli"

Fin-As Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Serim, "Ekonomide hız kesmeden yatırımlara devam etmeliyiz" dedi.

24.05.2017 12:20:020
Paylaş Tweet Paylaş
"Yatırım odaklı büyümeye ağırlık verilmeli"
Capital.com’a yaptığı açıklama da “Ülkemizin, katma değerli ürünlerin imalatına yönelik yeni bir strateji çizmesinin zamanının geldiğini düşünüyorum” diyen Ali Serim, inovasyon ve teknolojiye öncelik verilmesinin önemini şu şekilde açıkladı: “Yazılım ve elektronik teknolojilerinde önemli atılımlar yapabileceğimiz altyapımız mevcut. Fakat yetişmiş eleman konusunda sıkıntılar olduğu malum. Bu çerçevede Milli Eğitim Politikalarımızın, yeni bir bakış açısıyla tasarlanmasana vesile olabilecek çalışmanın acilen yapılması için, sektörün önde gelen isimleri beklenti içinde.”

Teknolojinin doğru şekillenebilmesi için data-center’lar üzerine gidilmesi gerektiğini ve bu alanda çok ciddi bir iş kolu olduğunu belirten Ali Serim, sözlerine şöyle devam etti; “Dünyada her türlü bilginin güvenli bir şekilde depolandığı data-center projelerini hayata geçiren yerli firmalarımız var. Bu firmaların rekabet gücünü destekleyici, girecekleri ihalelerde uluslararası rekabeti göğüsleyebilecekleri imkanları sunacağımız özel devlet destekleri geliştirilmelidir. Yakın zamana kadar bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım çeşitli milletlerden yüzlerce mühendis çalıştıran AE Arma Elektropanç veya Zorlu Holding gibi önemli şirketlerimizin bu konuda ciddi çalışmalar içinde olduğunu biliyorum. Eminim ki ülkemizin başla büyük grupları da bu konu özelinde çalışmalar yürütmekteler.”

“Türkiye’yi bölgenin en büyük data center yatırımcısı yapabiliriz”

Strateji ve finans uzmanı Ali Serim, data center konusunda Türk müteahhitlerinin data center inşa etmelerinde liderlik gösterebilmelerinin desteklenmesinin yanında ülkemizi data center üssüne çevirmek hatta kamu-özel-ortaklığı modelleriyle Türkiye'yi bölgenin en ciddi data center yatırımcı ülkesi yapmanın mümkün olacağını belirtti. Serim sözlerine şöyle devam etti: “Yine teknoloji penceresinden bakıldığında finansman çeşitlendirmesene vereceği katkı sebebiyle Türkiye İnovasyon Fonu’nun projelendirilmesini elzem görüyorum. Bu tür fonların başarılı örnekleri Silikon Vadisi’nin hakimiyetinin sebebi oldular. En yakın zamanda gerekli mevzuatın oluşturulması ve bu tür fonların yöneteceği kaynakların girişimciyle buluşmasına ihtiyaç var. Öte yandan savunma sanayiinde sergilenen atılımların göğsümü kararttığını, ülkemle gurur duymama bir sebep daha eklediğinin de altını çizmek isterim.”

“İnşaat sektörü hala Türkiye ekonomisinin lokomotifi”

Değerlendirmelerinde inşaat sektörüne de değinen Ali Serim, “İnşaat sektörünün lokomotif sektör olmasından şikayetçi olanlar çok. Tabi ki gönül isterdi ki teknoloji konusunda Kore’nin başardığı gibi bir hikâye yazabilseydik. Ama kabul edin ki ekonomimizin bir tarihi gelişimi bir de ülkemizin özel ihtiyaçları var. Deprem ile yaşamak zorunda olan Türkiye milyonlarca haneyi güvenli hale dönüştürmek durumunda. İnşaat Sektörü ’nün de sorunlarına önümüzdeki dönemde daha uluslararası bir gözlükle bakmamız gerekli. Müteahhitlerin ucuz finansmana ulaşması sosyal sebeplerle masaya yatırılmalıdır. Yatırım teşviklerinin bazı muhteviyatlarından belirlenecek kriterlerle müteahhitler yararlandırılmalıdır. Bankalar uluslararası iş yapan nitelikli taahhüt firmalarına Çin devletinin Çinli Taahhüt firmalarına verdiği gayri nakdi desteği sağlasa milyarlarca dolarlık gelir ülkemize akacak. Bu noktadaki çekimserlik nedendir anlamakta güçlük çekiyorum” şeklinde konuştu.

“Finansman ülkeye gelmeye devam ediyor”

“Bir ülkeye finansman akışı olması üzerinden birçok yorum yapmak mümkündür. Özellikle proje finansmanı.” Sözleriyle Türkiye’nin yabancı yatırımcı açısından şanslı olduğunun altını çizen Ali Serim, “Kamu-Özel Ortaklığı modeliyle yapılan her biri milyarlık proje finansmanı gerektiren projelere uluslararası bankaların gösterdiği ilgi, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Uluslararası Katılım Bankalarının desteği piyasalara moral olmalıdır. Bu noktada Avrupa Birliği’nin bir kurumu olan EBRD’nin özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında özel sektör tahvillerine yatırım yaparak gösterdiği desteği de anmak isterim. Bu banka milyarlarca Avro büyüklüğünde ucuz maliyetli finansmanı Türk girişimcisiyle buluşturmaya devam ediyor. Benim gibi Avrupa Birliği’nin geleceğine inanan ve Türkiye’yi tam üye görmeyi hayal edenler için konunun anlamı var. Bugün itibarıyla başta Avrupa kaynaklı olmak üzere, Körfez'den ve Asya'dan finansman gelmeye devam ediyor. Sadece bu durum bile iyimser tutum sergilemek için yeterli” şeklinde sözlerine devam etti.

FİN-AS Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Serim serbest ticaret anlaşmalarının önemine de değindi. Serim “Günümüzde serbest ticaret anlaşmaları eskiye nazaran daha da önem kazandı. Ak Parti bu konuda çok başarılı bir geçmişe sahip. Ancak bu anlaşmalar hazırlanırken yerli üretimi tedirgin etmemek gerekli. Örnek vermek gerekirse Türkiye-Ukrayna arasında imzalanacak serbest ticaret anlaşması her iki ülke açısından da elzem. Zaten çok gecikmiş bir çalışma. Keşke 15 yıl önce imzalanmış olsaydı zira karşılıkla önemli menfaatler var. Lakin imzalanacak olan bu anlaşma bugünlerde pek de keyifli olmayan Türk Demir Çelik üreticilerini tedirgin ediyor. Bu tedirginliğin hızla giderilmesi önemli zira sektör sadece Türkiye’de değil dünyada zorda. Yerli üreticinin rekabet gücü daha fazla devlet desteğiyle desteklenmeli. Diliyorum gelecek 2 yıl içinde serbest ticaret anlaşmalarındaki rekor bir sayıyı yakalarız. İhracat gümüz, politik ve askeri gücümüz kadar önemli ve artırılması tartışılmaz bir husus.”



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz