Hız içimizden hiç eksik olmayacak

Mustafa Çakal ile ralli başarılarını ve anılarını konuştuk...

27.01.2022 12:37:000
Paylaş Tweet Paylaş
Hız içimizden hiç eksik olmayacak

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Hız ve adrenalin, Ankutsan Kurucu Ortağı MUSTAFA ÇAKAL’ın hayatının vazgeçilmez parçası. Profesyonel olarak ralli sporcusu olan iş insanı, yurt içi ve dışında başarıdan başarıya koşuyor. En son FIA Avrupa Ralli Kupası Finali’nde Avrupa Şampiyonu olan Çakal, o anki duygusunu, “Ayaklarım yerden kesildi, adeta havada asılı kaldım” sözleriyle ifade ediyor. “Yarışlarda aslında işimdeki hızı hissediyorum. Bu hız içimizden hiç eksik olmayacak” diyor.

Motor sporlarına çocuk yaşta ilgi duymaya başlayan Ankutsan Kurucu Ortağı Mustafa Çakal, profesyonel olarak uğraştığı ralli sporunda önemli başarılar elde ediyor. Türkiye ve dünya çapında pek çok ödülün sahibi olan Çakal, son olarak kasım ayında otomobil sporlarının en prestijli yarışmalarından FIA Avrupa Ralli Kupası Finali’nde Avrupa Şampiyonu oldu. Hız ve adrenalin tutkusunun bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Çakal, şöyle konuşuyor: “Profesyonel bir sporcu olarak hız ve adrenalin tutkumu sadece güvenli pistlerde yaşıyorum.” Yarışlarda hayatındaki ve işindeki hızı hissettiğini anlatan iş insanı, ortağıyla küçük bir atölyede kurduğu Ankutsan’ı, bugün 5 kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan, sektöründe öncü bir şirket haline getirdiklerini söylüyor ve ekliyor: “Bu hız içimizden hiç eksik olmayacak.” Mustafa Çakal ile ralli başarılarını ve anılarını konuştuk: 

 Ralliye olan tutkunuz ne zaman başladı? Örneğin çocukluğunuzda arabalara ilginiz var mıydı? Yarışları izler miydiniz? 

 Bu iş, tabii çocukluktan gelen bir şey. Babalar her zaman çocuklarına örnektir. Babam çok iyi araba kullanırdı. Bana da çok küçük yaşta araba kullanmayı öğretti. Çok küçük yaşlarda motor sürmeye başladım. Erken yaşlarda profesyonel araç kullanmayı öğrendim. Ailemde bu sporla uğraşan kimse yok. Bu sporun bilinirliği de yoktu. Ben ortaokul-lise yıllarındayken Türkiye’ye geldi. Çeşitli markaların sponsorluğunda büyük yarışlar yapılmaya başlandı. Antalya ve Adana pist yarışları ilgimi çekince yarışları takip etmeye başladım. 1986’da Varyant Otelleri’nin önündeki Beach Park tarafında, Antalya pist yarışları düzenlenirdi. Hayranlığım da oralarda başladı. Antalya’da motor sporlarına ve pist yarışlarına çok ilgi var. Birçok otomobil motor sporu Antalya’da çok yaygın. Onların yapıldığı bölgede yetişip büyüdüğüm için seyirci olarak zamanında bunları yakından takip etme şansım oldu. 

 İlk arabanız neydi? Şimdi hangi aracı kullanıyorsunuz? 

 İlk kullandığım şahsi aracım, 1986 yılında Tofaş Şahin’di. Ralli tarafındaki ilk profesyonel arabam ise Palio Kit Car. Sırasıyla Palio, Ford Fiesta, Mitsubishi Ego9 ve en sonunda da Hyundai i20 R5 klasmanındaki arabalara sahip oldum. Bunların içerisinde en sevdiğim ve en anlamlısı tabii ki Avrupa Ralli Şampiyonu olmamı sağlayan Hyundai i20 R5. Ama en sevdiğim koleksiyon arabam, Mercedes c63 AMG; 2010 model, sıfır alıp hala garajımda tuttuğum arabamdır. Mevcutta da kullandığım araba ise Mercedes AMG GTS. 

 Ralliye ilk ne zaman başladınız? 

 Ralliyle uğraşmaya 2008 yılında başladım. İlk profesyonel drug yarışıma Antalya Mahalli Yarışı’nda katıldım. İlk ralli yarışımda ise 2009 yılında İstanbul Ralli Şampiyonası’na ve Ege Rallisi’ne katıldım. 

En son şampiyon olduğunuz yarışınız nasıl geçti? Neler hissediyorsunuz?

 Almanya’da düzenlenen FIA Avrupa Ralli Kupası’nda yarışarak Avrupa Şampiyonu oldum. Çok karışık duygular içindeydim. Çok zor bir yarıştı ve ilk defa yarıştığımız bir pistti. Aracımızın bu sezonki ikinci toprak yarışına çıkıyorduk. İşimizin yoğunluğundan dolayı çok fazla test yapamadık. Bildiğim bir tek şey varsa o da aracımın mekanik olarak çok iyi ve çok profesyonel bir şekilde hazırlandığıydı. Bana sadece ve sadece belirlediğimiz strateji ve yol notlarıyla onu kullanmak kalıyordu. Çamurun içinde, yoğun yağmur altında önümüzü göremediğimiz, zor bir yarıştı. Ve bitişe geldiğimizde inanamayacağımız bir şekilde kendimi boşlukta hissettim. Arabadan indiğimde ayaklarım yere basmıyordu. Bir anda sıfır noktasında gibiydim. Böyle havada asılı kaldım. Bir şey hissedemiyordum. Ta ki servise gelip bütün ekibin kornalar ve alkışlarla beni beklediğini görene kadar... Eşim ve takım direktörümüz Süheyl Bey, hepsi ağlıyordu. Bizim için büyük başarıydı. Şampiyonluk kupasını alabilmek için yıllardır çabalıyoruz, koşturuyoruz. Sarf ettiğimiz emeği hepimiz biliyoruz. Tabii ben bir anda orada uyandım. Yaptığımız işin ne kadar büyük olduğunu anladığımda kendime geldim. 

 Tüm yarışların ayrı yeri vardır ama en etkilendiğiniz, sizi en çok zorlayan hangisiydi? 

 Mental olarak zorlandığım, Bulgaristan’daki ralli yarışıydı. Türk bir arkadaşımız o yarışta kaza yaptı. Kazayı ve onu görünce beyin olarak çöküş yaşadım. Aslında bu sporun içinde kaza ihtimali hep var. Motor sporları tehlikelidir. Nasıl izlenmesi gerektiğine kadar bir sistematiği var. Bir örnek vereyim. Uğur Soylu arkadaşımızla birincilik, ikincilik için didişirken yaptığı kazayı ve onun halini görmemiz bizi mental olarak baya zorladı. 

İlginç bir anınız mı?

 2015 yılında Group N Klasman Türkiye Şampiyonu olduğumuz bir anım var. Son etaba geldik, artık şampiyonuz ve puanlamada rakibimle aramızı çok açtık. Ama sonuçta bitiş çizgisinden geçmezseniz hiçbir şeysiniz. Co-pilot lastiklerin havasını kontrol etti. Sıkıntı yok. Şöyle bir durum gerçekleşti: Etabın açılması gerekiyorken nötralizasyon dediğimiz, yani organizatör tarafından durdurulma geldi. Arabayı nötralizasyonda kapalı pozisyona almak zorundasın. Co-pilot arabanın yanında yürürken sağ arka tekere gözü takıldı. Ne oldu biliyor musunuz? Lastik bir anda kendi kendine yere indi. Son etap, arabaya dokunamazsın, yarışa çıkmak zorundasın. Daha start almadan lastiğimiz yere kadar indi. Hiç unutmuyorum. Durma ihtimalimiz yok, çünkü yokuş yukarıda bir yerde. Duyguların inip çıktığı bir andı. Son etaptaki 13,8 km’yi inik lastiğin üzerinde geçtik. 0,7 puanla rakibimizden önde gelerek aldığımız ilk kupadır. 

 Hız, adrenalin sizin için ne ifade ediyor? 

 Profesyonel bir sporcu olarak hız ve adrenalin tutkumu sadece güvenli pistlerde yaşıyorum. Profesyonel taraf haricinde asla hız yapmam. Trafik kurallarına dikkat ederim. Yarışlarda da aslında hayatımdaki ve işimdeki hızı hissediyorum. Ortağımla küçük bir atölyede kurduğumuz Ankutsan’ı, bugün 5 kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan sektöründe öncü bir şirket haline getirdik. Bu hız içimizden hiç eksik olmayacak. 

 Şu an hangi arabalar ilginizi çekiyor? 

 Klasik ve eski araçlara ilgim büyük. 90 yılların E30 BMW M3’ü buna örnek olabilir. Bende her şey siyah-beyaz olunca, bu sefer de dönüyorum süper sport’lara geçiyorum. Bunlar da içten yanmalı motorlu araçlar ve elektrik motoruyla üretilen araçlar. Yeni teknolojiyle üretilen araçlar çok ilgimi çekiyor. Hayatımız artık elektriğe gidiyor. Örneğin Rimac markasının yaptığı 2-3 bin beygirli elektronik araçlar ilgimi çekiyor. Tabii içten yanmalı benzinli motorlar her zaman ilgimi çekecek. En büyük hayalim de içten yanmalı motor ve elektrikli motor arabayı bir arada üretip süper sport bir araba yapmak. Tabii bu seri üretim olarak değil, hobi olarak bir atölye çalışması gibi düşünebilirsiniz. Yapılamayacak bir araç değil. Kendi iş hayatımızdan öğrendiğimiz gibi bunlar, prosedürleri atlayabilirsen çok basit işler. 

 Motor sporlarında nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Tavsiyeleriniz nedir? 

 Motor sporlarının çocukluğumdaki haline dönmesi gerekiyor. Sponsorların bu sporu desteklemesi şart. Biz iş yaşantımızdan dolayı bu pahalı sporu karşılayabiliyoruz. Çok büyük bütçelere sahip olmak gerekiyor. Sponsora, medyaya, ilgi ve alakaya, genç pilotlara ihtiyaç var. Gençler bu işleri daha ileriye götürebilir. Sosyal medyadan gençlerden “Pilot, co-pilot olmak istiyorum gibi çok soru geliyor. Aslında federasyon sürekli eğitim veriyor. Daha fazla bilgilendirilme yapılması gerekiyor. Bu spora başladıktan sonra 100 km’yi geçmenin ne kadar tehlikeli olduğunu öğreniyorsunuz. Biz yarışmadığımızda kendimizi çıplak hissediyoruz, niye? Bizim arabada korumalıklarımız var. O yüzden gençlerimizi güvenli araç kullanmayla ilgili bilinçlendirip pistlere çekmeliyiz.


RALLİ’NİN İŞ ÖĞRETİSİ

GÜVEN 
İş yaşamında verdiğimiz kararlar güvenle alakalı. Co-pilotun yanlış yapıyorsa yanlış rotaya gidiyorsun. Düşünsene araba 140’la virajı dönerken co-pilotun sağ yerine sol dediğini? İş dünyasında da şirketimizi kurduğumuz ortağım Sayın Rüstem Kesgi’yle bu yolda 20 yıldır güvenle emin adımlarla yürüyoruz.

ANALİZ Ayrıca analiz, strateji ve ekip çalışması iş hayatında olan temel ve önemli kavramlar. Ralli’de pist analizi çok önemli, aynı iş dünyasındaki pazar ve satış analizi gibi... Her iki dünyada da analiz yapılmadığı takdirde tüm hamleler yanlış yola çıkar ve sizi batırır.

STRATEJİ Strateji, siz de takdir edersiniz ki hayati öneme sahip. Basit bir örnek verecek olursam yarışlarda rakiplerimi elemek için yavaş gittiğim oluyor. Hangi etapta gaza basacağım yine derin bir stratejiyle belirleniyor. Bu stratejiler de iş hayatına yansıyor.

EKİP
Ekip ise en önemli etken. Ralli’de başarıyı ekip getirir. Pilot, co-pilot, takım direktörü ve takım koçu olarak büyük bir ekip var. Aynı Ankutsan’da olduğu gibi...



“BİSİKLET KOLEKSİYONU YAPIYORUM”

İLGİ ALANLARI 
Düzenli olmasa da snowboard, masa tenisi, tenis, basketbol gibi sporlarla uğraşıyorum. Düzenli olarak bisiklet ve fitness yapıyorum. Bunun dışında markalı, markasız fark etmeksizin sayılı üretilmiş bisikletlerden yılda bir defa almayı ve bunları ileride çocuklarıma bırakmayı hedefliyorum. Şu an koleksiyonumda 5 bisiklet var. Her yıl bir tane almayı hedeflerim arasına koydum.

İŞ YAŞAM DENGESİ Spor, dengeyi sağlama konusunda çok önemli. Bu durum aileme de sirayet etmiş durumda. Herkes sporun birkaç dalıyla uğraşıyor. Küçük yaşta çocuklarımızı spora alıştırdık. Sporun en başta disiplin felsefesini öğrettiğini biliyoruz. Aynı zamanda kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz