İtalya tam bir keşif ülkesi

Huzur Devletşah’la sanat tutkusunu ve İtalya’nın sanat adreslerini konuştuk...

19.10.2020 21:59:000
Paylaş Tweet Paylaş
İtalya tam bir keşif ülkesi

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Bir kültürü tanımanın en doğru ve zevkli yanlarından birinin müzeleri gezmek olduğunu düşünen Lilly İlaç İtalya, Orta Doğu Avrupa, Rusya- Bağımsız Devletler Topluluğu, İsrail Bölge Başkanı ve Genel Müdürü HUZUR DEVLETŞAH, tarihsel dönemler içinde kaybolmanın ruhu iyileştirici bir etkisi olduğunu söylüyor. 2018 yılında taşındığı İtalya ise onun bu tutkusunu inanılmaz şekilde besliyor. Bir turist heyecanıyla ülkeyi karış karış gezen yönetici, “İtalya tam bir keşif ülkesi” diyor.

İş seyahatleri sırasında yeni kültürleri tanımanın en güzel yolunun müzelerden geçtiğini keşfeden Lilly İlaç İtalya, Orta Doğu Avrupa, Rusya-Bağımsız Devletler Topluluğu, İsrail Bölge Başkanı ve Genel Müdürü Huzur Devletşah, sanat tutkunu yöneticilerden. 2018 yılında taşındığı İtalya ise onun bu tutkusunu her gün yeniden yaşamasına vesile oluyor. Şehirde uzun yürüyüşler yapmak, sonrasında kafelerden birinde oturup tarihi binaları seyrederek kahvesini yudumlamak, Devletşah’ın en sevdiği aktivitelerden. Huzur Devletşah’la sanat tutkusunu ve İtalya’nın sanat adreslerini konuştuk: 

 İtalya’ya ne zaman taşındınız? Alışmak sizin için zor oldu mu?

İtalya’ya 2018 yılında taşındım. Floransa o kadar büyülü bir şehir ki alışma süreci kendiliğinden gelişti. Caddeleri, tarihi binaları, lezzetli yemekleri, insanların sıcaklığı sizi bir anda sarıp sarmalıyor. Kendinizi sanki yıllardır bu şehirde yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Pandemi sürecindeki şehrin küskünlüğü insana bir dostunuzu incitmişsiniz gibi hüzün veriyor. Sanırım bu şehre en çok mutluluk ve coşku yakışıyor. 

 İtalya’da keyifli bir hafta sonu geçirmek için birkaç öneri paylaşabilir misiniz? 

 Floransa için konuşursak sabah erken saatlerde, henüz turistler şehre karışmamışken Arno Nehri kıyısında yürümek çok keyifli. Şehrin önemli meydanlarından olan Piazza Della Signoria’da bulunan ve belediye binasını tam karşıdan gören Caffe Rivoire benim kahve içmek için en sevdiğim mekanlardan. All’Antico Vinaio’nun sandviçlerini denedikten sonra Sant’Ambrogio Pazarı’na doğru yönelebilirsiniz. Bu pazarda her türlü yiyeceğin yanında ev aksesuarları ve takılar da bulmak mümkün. Bu bölgedeki Cibreo restoran yerel lezzetleriyle ünlü. Sokak lezzetleri ve sakatat sevenler için bu restoranın önünde yer alan kiosktan alacakları Lampredotto’yu tavsiye ederim. Ponte Vecchio Köprüsü’nde gün batımı çok güzel olur. Akşam yemeği icin sade İtalyan yemeklerinin yer aldığı ve çok sevdiğim Casalinga’yı tavsiye ederim. Hafta sonları içinse arabayla Toskana’nın Orta Çağ şehirlerini gezmek çok zevkli. Certaldo, San Gimignano, Siena, Montalcino, Lerici, İtalya’nın ve Rönesans’ın tüm dokusunu yansıtan benim en sevdiğim bölgeler. Denize girmek isteyenlere ise Floransa’dan arabayla 2,5 saat mesafedeki Punta Ala bölgesindeki plajları tavsiye ederim. 

Sanat ve sanat tarihinin sizin için çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu alana ilginiz nasıl başladı?

 İş seyahatleri, özellikle COVID-19 pandemisi öncesinde çalışma hayatımın önemli ve vazgeçilmez bir parçasıydı. Bu seyahatler esnasında yeni bir kültürü tanımanın en doğru, zevkli ve öğretici yanlarından birinin müzeleri gezmek olduğunu keşfettim. Eğer geniş bir coğrafyayı yöneten bir iş insanıysanız müzelerin sağladığı tarihi bakış açısını hissetmenin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca müzeleri dolaşmanın, o tarihsel dönemler içinde kaybolmanın ruhu iyileştirici bir etkisinin olduğunu söyleyebilirim. 

 En sevdiğiniz sanatçılar ve eserlerinden örnekler verebilir misiniz? 

 Vatikan’da bulunan Sistine Şapeli’nin freskleri beni her zaman büyülemiştir. Bunun nedeni, sanırım bu eserlerin aslında bir heykeltıraş olan Michelangelo’nun, kendisine verilen görevi kabul ederek ve bir iskele üzerinde dört yıl boyunca ve her gün saatlerce sırtüstü çalışması sonucu ortaya çıkmış olması. Bu eserler bana disiplin ve yaratıcılığın zirvesi olarak gelir. Yine bir İtalyan ressam Caravaggio’nun büyük fikirleri anlatan resimlerini, bu eserlerdeki canlı renk ve ışık kullanımlarını, hüzünlü ve melankolik ama aynı zamanda büyülü atmosferini her zaman etkileyici bulurum. Picasso’nun, resimde alışılagelmiş kalıpları yıkması bence çok önemli. Nesneleri gözümüzle gördüğümüz şekilde tanımlamaktan vazgeçmiş olmasını, onları göründükleri gibi kopya etmekten çok yeni baştan kurgulamasını, ortaya herkesin kabul ettiği yeni bir doğrular bütünü çıkarmasını önemsiyorum. Klasik kemençe virtüözü Derya Türkan’ın eserlerini çok beğeniyor ve yakından takip ediyorum. Kullandığı sazın ses tonunun benimle konuştuğunu, gücünü geçmişten ve gelenekten aldığını ama aynı zamanda hem bugünü hem geleceği kapsadığını, adeta bir insan gibi tüm duyguları dinleyene aktarabildiğini düşünüyorum. 

 Seyahatlerinizde mutlaka müze turları yaptığınızı söylediniz. Dünyada sizi en çok etkileyen müzeler hangileri? 

 Bahsedebileceğim çok sayıda müze var, ancak hemen aklıma gelenler Amerika Washington DC’deki National Museum of African American History and Culture. İnsana dokunan bir mekan. Bu müzede yıllarca ayrımcılığa uğrayan zencilerin verdiği inanılmaz mücadeleyi, ayrıca sanatları, müzikleri, spordaki başarılarıyla Amerikan toplumuna sağladıkları katkıları görmek mümkün. Bu müzede gördüklerim bana iş hayatım için de ilham verdi. Şirket içinde LGBTİ+ bireylerin haklarını geliştiren bir program yürürlüğe koyduk ve ben bu programın yönetici sponsorluğunu yapmaya başladım. Boston’daki Museum of Fine Arts zengin koleksiyonuyla çok güzel ve önemli bir müze. Türk ebru sanatçısı Feridun Özgören’in eserleri de bu sergide yer alıyor. Venedik Bienali’nin uluslararası ve renkli yapısını severim. Birbirleriyle çatışan ülkelerin yan yana yer alması bana modern sanat yoluyla dünyada herkesin birbirine güzel şeyler anlatabileceğinin, bir arada barış içinde yaşanabileceğinin en güzel ifadesi gibi gelir. Londra’daki Tate Modern ise modern sanatın adeta zirvesi gibi. Her ziyaretinde insana yeni şeyler keşfettiriyor, mimarisiyle de beni şaşırtıyor.



“YÖNETİCİLİK VE SANAT BİRBİRİNE BENZİYOR"

YARATICILIK 
Yöneticiliği ve sanatçılığı birbirine çok benzetiyorum. “Sanat yoktur, sanatçı vardır” diye sevdiğim bir söz var. Burada vurgulanmak istenen sanatçının sanata getirdiği yenilik ve bakış açısı. Bu felsefeyi iş hayatıma yansıttığımda ortaya çıkan sonuç, bir yöneticinin veya çalışanın kendi karakter özelliklerini kaybetmemesi, bu özellikleriyle ve otantikliğini koruyarak başarıya ulaşması. Bu da tıpkı bir sanatçı gibi olaylara ve sorunlara yeni ve yaratıcı bakış açıları getirmeyi zorunlu kılıyor.
DİSİPLİN Sanatta önemli olan doğanın olduğu gibi taklidi değil, çizgi ve renklerin seçimi yoluyla duyguların ifadesi. Aynı şekilde bir yönetici için de önemli olan, alışılagelmiş kalıpların aynı şekilde tekrarından çok yeni ve yaratıcı iş modellerinin, insani duyguların da işin içine katılarak ortaya çıkarması ve geliştirimesi. Bu hem yaratıcı olmayı hem de disiplini gerektirir.



MUTLAKA GİDİLMESİ GEREKEN MÜZELER

UFFIZI GALERİSİ 
Floransa’da Uffizi Galerisi, dünyanın en eski müzelerinden biri. Medici Ailesi’nin ofis binaları olarak kullanılmış. Rönesans dönemi İtalya’sının önemli eserlerini burada bulmak mümkün. Aynı zamanda Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sında sözü edilen ve romana adını veren Andrea Del Sarto’nun Madonna Delle Arpie tablosunu da burada görebilirsiniz.
SANTA GROCE BAZİLİKASI İtalyan mimarisinin en güzel gotik örneklerinden. Santa Groce Bazilikası’nda, Michelangelo, Galileo, Machiavelli gibi İtalyan tarihi şahsiyetlerinin mezarları da yer alıyor. Yine Floransa’da, ülkeye ilk geldiğimde hemen yanındaki otelde kaldığım Santa Maria Novella Kilisesi ve özellikle içindeki Masaccio’nun Kutsal Üçlü isimli freski. Bu, perspektif sanatın ilk kez kullanıldığı, kendisinden sonra gelenleri etkilediği ve değiştirdiği devrimci bir eser. BORGHESE GALERİSİ Vatikan’ın müzeleri özellikle Sistine Şapeli’ndeki çalışmalar muhteşem sanat eserleri. Roma’da bulunan Capitoline müzelerinde sadece Roma İmparatorluğu’na değil, Orta Çağ ve Rönesans dönemine ait zengin bir koleksiyon var. Yine Roma’da Borghese Galerisi muhteşem ve İtalya’da kesinlikle en sevdiğim müze! Roma’yı ziyaret edenlere kaçırmamalarını tavsiye ediyorum.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz