COVID-19 ihtiyaç duyulan bir kriz mi?

19.08.2020 14:41:000
Paylaş Tweet Paylaş
COVID-19 ihtiyaç duyulan bir kriz mi?


Geçtiğimiz birkaç ay pek kolay olmadı. Fakat şu anki pandemi, sadece dünyanın şimdiye kadar beklediği değil, aynı zamanda ihtiyaç duyduğu kriz de olabilir.

Dünya bozuldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri uygulamada olan küresel düzen paramparça oldu ve kimse sırada neyin olduğunu bilmiyor. Küresel iş birliği yakın zamandaki en düşük seviyesinde bulunuyor. Sürekli genişleyen eşitsizlik oranlarının kanıtladığı üzere, kapitalizm çok fazla insanın işine yaramıyor. Politik kaldıraçlar özel çıkarlar tarafından gittikçe daha fazla ele geçirilirken, hükümetler değişen sosyal kaymalar ve taleplere cevap veremezken ve sosyal güvenlik ağları yeteri kadar insanı uygun bir güvenlik hissi sağlamaya yetecek kadar uzun süreyle yakalama konusunda başarısız olurken temsili demokrasi de çalışmıyor.

Koronavirüs, bozuk politik dünyamızın her bir unsuruna dokunan eşsiz türden bir kriz. Elbette son yıllarda dünyayı endişelendiren başka krizler de oldu: 11 Eylül saldırıları, 2008 Ekonomik Krizi, 2009’daki h1n1 domuz gribi bunlardan bazıları.

Fakat geriye dönüp baktığımızda, bu krizler dünyanın ihtiyaç duyduğundan çok daha küçük ya da kendine özgü oldular. 11 Eylül saldırılarından sonraki bütün o küresel dayanışma konusunda, Orta Doğu’da iki tane başarısız savaş ilan etmek, terörün şeklini değiştirmedi veya sosyal anlaşmayla ilgili hiçbir gerçek sorunu çözmedi. 2008 Ekonomik Krizi, bankacılık sektörünü ve ilgili alanları ciddi bir strese soktu fakat dünyanın eşitsizliği yeniden düşünmesine yol açamayacak kadar küçük kaldı; “Wall Street İşgali” hareketi ilgi odağı olmasına rağmen sadece birkaç ay sonra azalarak bitti. 2009’daki domuz gribi de sahip olduğu asıl tehlikeye kıyasla o kadar abartıldı ki dünyanın koronavirüsü gerektiği kadar ciddiye almasını zorlaştırdı. Sadece Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) koronavirüsü pandemi ilan etmesinin ne kadar sürdüğüne bakmanız yeterli.

KORONAVİROS FARKLI 

Fakat koronavirüsün farklı olma potansiyeli var. Bizi, toplumumuzu ve kurumlarımızı inceleme ve onlara nasıl reform yapabileceğimiz konusunda ciddi şekilde düşünmeye zorlayacak kadar büyük cinsten bir kriz fakat insanlığın varlığına tehdit olacak kadar büyük de değil. Fakat yine de günümüzdeki tüm kritik politik sorunlara dokunuyor; eşitsizlik, sosyal güvenlik ağları, sağlık hizmetleri, küresel iş birliği… Dünyanın son yılları mücadele ederek geçirdiği fakat pek bir ilerleme kaydedemediği her şey. Koronavirüs tüm dünyadaki toplumlar için büyük oranda eşit bir tehdidi temsil ediyor ve zihinleri küresel savaşlar haricinde nadiren gördüğümüz şekillerde tek bir soruna odaklıyor.

Eğer doğru bir şekilde başa çıkılırsa koronavirüs tehdidinin evrenselliği, tüm dünyanın etrafında toplanabileceği bilime dayalı bir iş birliğine yol açabilir: Bir aşı keşfetme konusunda iş birlikçi ve sürdürülebilir bir yaklaşım ve bu aşıyı herkese dağıtmak insanlığın şimdiye kadarki en büyük başarısı olabilir. ABD’de ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve politik çalkantılar sonunda radikal bir finansal reform kampanyası düzenlemek için gerekli olan itici gücü sağlayabilir ve daha fazla insanı politik süreçte yer almaya iterek hükümetlerin toplumun ihtiyaçlarına daha duyarlı hale gelmesine yol açabilir. GSYİH ve hayat kalitesi konusunda 21. yüzyılda yaşamanın aslında nasıl bir şey olduğunu (serbest meslekler de dahil olmak üzere) gösteren ve hatta Evrensel Temel Gelir gibi politika şemalarına da bozulmakta olan sosyal sözleşmemizi sonunda düzeltebilmesi için ciddi bir neden olabilecek daha iyi ölçü birimleri geliştirilebilir.

Tabi ki şimdiye kadar krizin ilk günlerinde gördüğümüz şey bu olmadı. En azından ABD’de daha çok partizan politikalarla ilgili oldu ve potansiyel olarak ABD ve Çin arasında bir soğuk savaşa neden olabilecek gittikçe derinleşen düşmanlıklar hakkında da bir şey söylemedi.

Fakat yönümüzü değiştirmek için çok geç değil. Koronavirüs küresel krizlerle ilgili o en etkili noktada duruyor; derin ve uzun sürecek bir reform gerektirecek kadar büyük fakat bu reformların hayatta kalma konusundan çok sonra gelmesine sebep olacak kadar da büyük değil. Kısacası, koronavirüs altın bir kriz olabilir… Tabii politik karşılıklarımız sorunları daha da şiddetlendirmez ve biz de bu krizin boşa gitmesine izin vermezsek.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz