Nike'ı 50 dolarla nasıl yarattım?

Start up’lardan CEO’lara, KOBİ’lerden büyük şirket liderlerine derslerle dolu bu serüveni Phil Knight şöyle anlattı...

26.01.2017 16:44:170
Paylaş Tweet Paylaş
Nike'ı 50 dolarla nasıl yarattım?
SONY’DEN DE BÜYÜK
Krizleri arkamızda bıraktığımıza göre artık nasıl bir şirket yaratmak istediğimi düşünebilirdim. O günün Apple’ı Sony idi. Sony, kârlı, yenilikçi ve verimliydi. Soran olursa Sony gibi olmak istediğimi söylüyordum. Ama içimden hala daha büyük olmayı umuyordum. Nissho ile iyi bir ilişkimiz vardı, bize milyonlarca dolar borç veriyorlardı. Ama daha fazla büyümek için daha çok paraya ihtiyacımız vardı. Yöneticilerimle konuştuğumda ortaya tekrar tekrar gelen fikir ise halka açılmaktı. Ben ise bu fikre tamamen karşıydım. Bu sırada ABD Doları da özellikle Japon yeni karşısında değer kaybetmeye devam ediyordu. Yeni tedarikçiler bulmuş olsak da üretimimizin çoğu Japonya’da gerçekleşiyordu. Arzda belimizi bükebilecek bir sıkıntı an meselesiydi. O sırada Bowerman’ın dizayn ettiği Waffle Trainer modeline talep o kadar fazlaydı ki insanların bir gün bu ayakkabıları spor dışında işe, alışverişe, gezmeye bile giyebileceklerini hayal ediyordum. Bu nedenle kot pantolonlarla daha iyi uyacağını düşündüğüm mavi rengini sipariş ettim. Satışlar inanılmazdı. Nike ise bir markadan çok daha fazlası olmaya başladı. Blue Ribbon’ın artık görevini tamamladığını düşündük ve şirketin adını Nike olarak tescil ettirdik. 1976’da Tayvan’da üretime başladık.

NIKE ADIDAS’IN CANINA OKUYOR
1976 Olimpik seçmelerinde Nike’ın şansı döndü. Eşim Penny’le beraber seçmelerin yapılacağı Eugene şehrine gittik. Neredeyse her atletin ayağında Nike vardı. Orta mesafe seçmeler yapıldı ve ilk üçteki tüm koşucuların ayağında Nike vardı. Bu böyle devam etti, neredeyse kazanan tüm atletlerin ayağında Nike vardı. Seçmeler devam ederken birinin şöyle seslendiğini duydum, “Vay be, Nike harbiden Adidas’ın canını okuyor”. 1976 mali yılının sonunda satışlarımız gene iki katına çıkmış, 14 milyon dolar olmuştu. Yine de nakit sıkıntımız devam ediyordu. Tekrar halka açılmayı değerlendirdik. Gelen kaynakla fabrikalar açabilir, türlü insan kaynakları elde edebilirdik. Ancak halka açılmamaya karar verdik çünkü bu bizi kurumsallaştıracak ve kültürümüzü yok edecekti. Bu konuyu yılda iki kez yaptığımız şirket dışı yönetici toplantısında tekrar değerlendirmeye karar verdik. Bu toplantılarımız hiç milyon dolarlık şirketlerin yaptıklarına benzemiyordu. Herkesin birbirine bağırıp çağırdığı, normalde yüz yüze görüşemeyen yöneticilerin birbirleriyle rahatça iletişime geçtiği toplantılardı. Her günü de yakındaki barda zilzurna sarhoş olarak bitiriyorduk.

SALDIRI ZAMANI GELDİ!
Bütün bu bilinmezlik içinde ihtiyacımız olan morali 1978’in sonlarına doğru Tailwind adlı modelimizde bulduk. New England’da dizayn edilmiş ve Japonya’da üretilmiş olan Tailwind içinde hava içeren ilk modelimizdi. Parlak kırmızı renklerde üretilmişti ve göz alıcıydı. Bu esnada başkentte lobi yapması için tuttuğumuz avukatın Washington macerası çok iyi gitmiyordu. Neredeyse her gün Washington’a gitmeye başladım. Politikacılarla, lobicilerle, bürokratlarla, yardımcı olabileceğini düşündüğüm herkesle görüşüyordum. 1979 yazında bir Oregon senatörü olan Mark O. Hatfield bize yardım konusunda açık çek verince rahatladım. 1980’deki ilk yönetici toplantımızda saldırıya geçmemiz gerektiğine karar verdik. Önce Line diye ucuz bir ayakkabıyı ABD’de ürettik. Artık gümrük memurları bu ayakkabıyı da rakiplerimiz için emsal olarak kullanmak zorundaydı. Ayrıca Oregon’lu küçük bir şirketin ABD hükümetiyle kavgasını anlatan bir reklam çektik. Ondan sonra da rakiplerimizin aleyhine 25 milyon dolarlık bir anti tröst davası açtık. Rakiplerimiz de devlet de bizimle anlaşmaya can atıyordu. Sonunda 25 milyon dolarlık ceza için 9 milyon dolarda anlaştık. Halka açılma fikri yeniden ortaya geldi. Yönetimi kaybetmek istemiyordum. 2 tur hisse çıkarmak ve bunların sadece birine yönetimde söz hakkı vermek mümkündü. Böylece halka açılmaya karar verdik.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.