Gönülsüz veda neler öğretti?

İşte, kariyerindeki gönülsüz ayrılıkları cesurca paylaşan özgüveni yüksek iş insanları…

19 ŞUBAT, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Gönülsüz veda neler öğretti?
Şirketler tarihinde pek çok üst düzey yönetici gönülsüz ayrılıklar yaşadı. Ancak en unutulmazı ve dünyayı değiştireni Steve Jobs’un kendi kurduğu şirkette işten çıkarılması oldu. Bu olay bugün üniversitelerde ders konusu olarak işleniyor ve hala en ince detayına kadar tartışılıyor. Hatta Jobs’un Stanford Üniversitesi’nde yaptığı ünlü konuşmasında Apple’dan atılışını kendi başına gelmiş en iyi şey olarak tanımlaması, konuşmayı dinleyen veya okuyanların zihinlerinde farklı bir bakış açısının oluşmasına da neden oluyor. Steve Jobs, bu ayrılığı “Başarılı olmanın ağırlığından kurtulmuş başarısız olmanın hafifliğine kavuşmuş olmak, her şeye taptaze bir zihinle başlama ve yaklaşma özgürlüğüne kavuşmak” olarak özetlemişti. Gerçekten bazen gönülsüz ayrılıklar iş insanlarının önünde yepyeni kapılar açıyor ve hayatın en büyük şansı bile olabiliyor. Michael Bloomberg de çalıştığı Salomon Brothers, Citi Grup’a satıldıktan sonra yeni yapılanma içinde kendine yer bulamamıştı. Bunun üzerine tazminat çekini aldıktan sonra kendi yatırım şirketini kurdu. Bugün ise Amerika’nın en zengin 18’inci iş insanı konumunda. Capital, Türkiye’de üst düzey yöneticilerin yaşadıkları gönülsüz ayrılık öykülerini araştırdı. Pek çok ismin bilgi paylaşmada çekimser kaldığı bu konuda, özgüveni en yüksek iş insanları bu özel anılarını çekinmeden anlattı: “İŞİMİ KURMA ŞANSIM OLDU” Gönülsüz ve sürpriz ayrılıkların pek çoğunda ekonomik kriz, şirketin el değiştirmesi ya da radikal strateji değişiklikleri neden oluyor. BERRİN ÖNDER’in hikayesini yazan da 2008 yılındaki global ekonomik kriz oluyor. Berrin Önder, 2008 yılında Ak Yatırım genel müdürlüğü görevinden ayrılarak Clairmont-Metlife Gayrimenkul Geliştirme şirketinin Türkiye ortağı ve genel müdürü olarak işe başlamıştı. Ancak bu görevi uzun sürmedi. Bugün kendi işini yapan Önder, Mudanya Real Estate’in yönetim kurulu başkanı. Önder, kariyerinde büyük hevesle başladığı ancak sonu olumsuz olan bu ayrılığı şöyle anlatıyor: “Benim için ideal bir işti. Dünyanın en büyük bilançolarından birine sahip Metlife için Türkiye’de en sevdiğim işi, gayrimenkul geliştirme işini yapacaktım. Ekip kurdum, birçok projeyle anlaşmalarımızı yaptık. Her şey çok iyi gidiyordu ancak 2008 Lehman Brothers kriziyle birlikte Metlife bir gecede bütün uluslararası ofislerini kapadı. Benim için çok büyük hayal kırıklığı oldu. Çıkardığım dersler şöyle: Birincisi kısmet önemli. İkincisi iş anlaşmaları çok önemli. İşten ayrılırken tazminat maddesi çalıştı ve tazminatımı aldım. Bu üzüntümü biraz engelledi. Üçüncüsü bu sayede kendi işimi kurma şansım oldu. Aslında başlangıçta negatif gibi gözüken bir olay pozitif gelişmelere yol açtı.” 
“HER ZAMAN B PLANINIZ OLSUN” 
Bugün HSBC Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olan MEHMET SÖNMEZ, 2001 yılında Osmanlı Bankası’nda genel müdür yardımcısıydı. Türkiye ekonomisi krize girdi. Osmanlı Bankası’yla Garanti Bankası birleştirildi. Osmanlı Bankası kapatılınca tüm genel müdür yardımcıları işsiz kaldı. Sönmez de o isimlerden biriydi. “Bu deneyimden B planı olmadan çalışılmaması gerekliliğini anladım. Beni çok olgunlaştırdı” diyen Sönmez, istemeden yaşadığı diğer ayrılığı da şöyle anlatıyor: “Burganbank’tan ayrılığıma gelince… Yunanistan’ın en büyük ikinci bankası Eurobank, 2007 yılında Tekfenbank’ı alınca bankayı KOBİ bankacılığına çevirmek istedi. Ben de Yapı Kredi’de KOBİ ve bireysel bankacılıktan sorumlu genel müdür yardımcısıyken bu misyonu yerine getirmek amacıyla CEO olarak transfer edildim. 5 yıl boyunca görevimi yaptım. Hedeflenen büyüme, hedeflenen kârlılık rasyolarıyla birkaç yıl içinde düzenli olarak sonuca ulaştı. Yunanistan ekonomisi krize girince 2012 sonlarında bankamızın hisselerini Kuveytli Burganbank’a sattık. 2013 yılında bankanın vizyonu ve misyonu tamamen değişti. Benim de misyonum sona erdi. 2013 sonunda Kuveytli sermayedarla anlaşarak ayrıldım. Şu anda biri Türkiye’de diğeri Azerbeycan’da iki ayrı bankanın yönetim kurulundayım. Ayrıca uluslararası büyük bir İngiliz şirketine Türkiye ve Ortadoğu’da stratejik danışmanlık yapıyorum. Bu sürecin bana kazandırdıklarını özetlersem: İnanmadığın vizyon ve misyon ortamı oluşacağını hissedersen gemiyi yeni bir kaptana devret ve o ortamdan ayrıl. Yönetimde kendine bağlı ilk zincir halkası çok önemli. Kuvvetli bir zincir oluştur, zincirin halkalarının kalitesi ve motivasyonu yüksek olmalı. İş stresi çok yüksek. Bu nedenle bankacılık sektöründe CEO her zaman ‘dik’ durmak zorunda. Ancak bunu gerçekleştirirken egolardan sıyrılmak, iletişimde açıklık ve şeffaflık politikasını izlemek başarının temel anahtarını oluşturuyor.” 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.