Gönülsüz veda neler öğretti?

İşte, kariyerindeki gönülsüz ayrılıkları cesurca paylaşan özgüveni yüksek iş insanları…

19 ŞUBAT, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Gönülsüz veda neler öğretti?
“AYRILIP DÖNMEM AİLE İŞİNE YARADI”
Sadece profesyoneller değil aile şirketlerinde yönetici olan aile fertleri de iş yaşamında yol ayrımına gelip, kariyer yollarını değiştirmek durumunda kalabiliyorlar. Örneğin Beğendik İcra Kurulu Başkanı HACI D. BEĞENDİK’in kariyerinde de gönülsüz ayrılık öyküleri var. Hacı D. Beğendik 2001 yılında eğitimini tamamlayıp ABD’den Türkiye’ye döndükten sonra aile şirketinde iş hayatına başlamış. İlk iş gününde 2001 krizinin patlak verdiğini söyleyen Beğendik, kariyerindeki gönülsüz ayrılıkları ve hayatına etkisini şöyle anlatıyor: “2007’de en son Beğendik Marketler Zinciri’nde satış direktörüyken hem aileden bağımsız hareket etme isteğim hem aile şirketlerinde yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı kendi işimi kurma hevesiyle tazminatımı alarak ayrıldım. Kayseri Mutfağı’nı kurdum. 25 bin TL ile başlayan bu girişim bugün 19 şubeli ve 8 milyon TL’lik bir şirkete dönüştü. 2007 yılında yılın en başarılı girişimcisi seçildim. Başarım aile büyüklerimin dikkatini çekti. 2009 yılında Beğendik’e genel müdür olarak geri dönmemi teklif ettiler. Bu noktada kendi işimi devam ettirmekle aile şirketine dönmek konusunda ikilemde kaldım. Bana ihtiyaç olduğunu düşündüm. İstemeden de olsa Kayseri Mutfağı’ndaki aktif yöneticilik görevimi sonlandırdım, Beğendik’e genel müdür oldum. Beğendik, 2009 yılında 14 mağaza, 150 milyon TL ile İç Anadolu Bölgesi’nde faaliyetlerini sürdüren bir şirketti. Hemen bir iş planı oluşturdum. Önümüze çıkan yol haritasını titizlikle takip ettim. Bugün 57 mağaza, 1,3 milyar TL ciro ve yaptığımız satın almalarla perakende sektöründe liderliğe bir adım daha yaklaşmış bulunuyoruz. Hedefimiz yeni satın almayla daha da büyüyerek 5 yıl içinde sektör lideri olmak. Geçmişe baktığımda istemeden de olsa yaşamış olduğum bu işten ayrılmanın aile şirketimize büyük fayda sağladığını görüyorum. Bu anlamda hiç pişmanlık yaşamadım.” 
“YILIN CEO’SU ADAYI OLDUM” 
ABDULLAH ORKUN KAYA, 2014 Eylül ayında 2 yıldır yürüttüğü TTNet CEO’luğundan ayrıldı. 36 yaşında üstlendiği CEO’luk görevini başarıyla sürdürürken ortaya çıkan zamansız ayrılık hikayesini ve ardından yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Mobil tarafın öne çıktığı Türk Telekom Grubu’nun entegrasyon sürecinde TTNet CEO’luğundan ayrıldım. İlk günlerde lansmanına hazırlandığımız birkaç proje için üzüldüm. Ayrılmamdan 2 hafta sonra World Communication Awards kapsamında telekomünikasyon alanında dünyada yılın CEO’luğu için 10 finalist arasında gösterildim. Tabii buruk bir sevinç oldu. Ekibimle vedalaşırken zorlandım, epey duygulandım. Grupla ayrılırken yaptığım anlaşma gereğince bir yıl sektörde sorumluluk almamam gerekiyordu. Bu bir yıl dolu dolu geçti. Silikon Vadisi ve Estonya girişimcilik ekosistemlerini yerinde inceledim. Estonya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde birer şirket kurdum. MIT’den sınıf arkadaşlarımla temasımı canlandırdım. ABD, Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye’de teknoloji şirketlerinde yönetim kurulu üyelikleri üstlendim, birkaçına yatırım yaptım. Şimdilerde bu yatırımlarımı bir risk sermayesi fonu altında toparlamaya ve yeni yatırımcılarla bu fonu büyütmeye çalışıyorum. Bugünlerde telekomünikasyon sektöründe değerlendirmekte olduğum bir fırsat var ve yakın zamanda bu konuda karar vereceğim. Ama girişimciliğin tadını almışken bu alandan kolay kolay kopabileceğimi de zannetmiyorum. İki yıllık CEO’luğumun ardından TTNet’ten ayrılmam benim için çok farklı kapılar açtı. Geriye dönüp baktığımda TTNET’te yaptıklarımla da sonrasındaki çalışmalarımla da gurur duyuyorum. Entegrasyon sürecinde Türk Telekom Grubu da yoluna emin adımlarla devam ediyor. Arkadaşlarımın başarılı çalışmalarıyla gururlanmaya devam ediyorum.”
 “KARİYERİM OLUMLU ETKİLENDİ” 
Şu sıralar Standard Ünlü’de yönetim kurulu üyesi olan ATTİLA KÖKSAL, kariyer hayatı boyunca sadece bir kere isteği dışında işinden ayrılmak zorunda kalmış. Bu ayrılığın ilginç bir şekilde kariyerini çok olumlu etkilediğini belirten Köksal, hikayesini şöyle paylaşıyor: “1999 yılındaki krizde İnterbank’ın TMSF’ye devredilmesi sonucu o dönemde yönetmekte olduğum İnter Yatırım ve İnter Portföy fona devredildi. Devir sonrası bu şirketleri bir süre daha yönettim. Ancak ekibimin dağılması nedeniyle ben de görevi bıraktım. O dönemde İnter Yatırım borsa işlem hacminde Global Menkul Değerler’in ardından ikinci sırada, İnter Portföy de toplam yönetilen varlık miktarı ölçüsünde İş Portföy’ün ardından ikinci sırada yer alıyordu. Bugün Türk finans sektörünün önemli isimleri arasında yer alan Cem Köksal, Taner San, Alp Keeler, Didem Gordon, Ertunç Tümen, Burçin Mavituna, Tunç Yalav, Elif Emirli, Hakan Turunç, Tuncay Kuli ve adlarını burada saymakla bitiremeyeceğim sayısız isim bu iki şirketi kısa zamanda zirveye taşımıştı. Ama bu şirketler yönetim ekibi dağılınca kötü duruma düştü. Bu tecrübe sonrası çok kısa sürede çok önemli değişikliklerin olabileceğini gördüm. Bir yönetici olarak şirketin hem müşterileri hem çalışanlarıyla adil, tutarlı ve asla karşılıklı güveni sarsmayacak ilişkiler kurmanın önemini bir kez daha öğrendim. Bu iki başarılı şirketin bu duruma düşmesi beni çok üzdü ama bu olay kariyerimi ilginç bir şekilde çok olumlu etkiledi. 2002 yılında hala yönetiminde olduğum o zamanki adıyla Dundas Ünlü’ye ortak oldum. Bugün Türkiye’nin en önemli yatırım kuruluşları arasında yer alan bu şirkete bir miktar katkım olduysa ne mutlu bana.”
“TERFİ GELMEYİNCE AYRILDIM” 
Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı HAYRETTİN ÇAYCI, İTÜ Metalurji Mühendisliği eğitimi sırasında elektrolitik bakır imalatı yapan büyük bir kuruluşun bursiyeriydi. Mezun oldu, askerlik görevini yaptı ve bu şirkette işe başladı. İşte Çaycı, kariyerinin ilk ve tek gönülsüz ayrılık hikayesini şöyle anlatıyor: “Bu şirkette hızlı bir gelişme gösteriyordum. Ancak şirket yönetiminin bu başarımı ve gelişmemi değerlendirmediğini görüyordum. Bir yöneticim benim bir üst kadroya yani müdürlüğe geçmemin kolay olamayacağını çünkü çok genç olduğumu ifade etti. O an anladım ki terfi için başarı, yüksek performans ve güçlü ilişkiler gibi objektif veriler yerine yaş ön planda tutuluyordu. O esnada şimdi görev yaptığım Sarkuysan A.Ş. kuruldu. Kurucular hakkımda olumlu referans alınca şahsıma işletme müdürlüğü teklif ettiler. Burs aldığım ve severek çalıştığım şirketten gönülsüz olarak ayrılmaya karar verdim. Daha sonra yeni şirketimde 35 yaşımda teknik genel müdür yardımcısı, 40 yaşımda da genel müdür oldum. Yaşadığım bu deneyim yöneticilik hayatımda bana çalışanlara karşı hep adil olunması gerektiğini, asıl olanın performans ve başarı ölçüleri olduğunu öğretti. Bu çerçevede gençlere hep fırsatlar vermeyi ve onların başarılarını derhal ödüllendirmeyi önemli gördüm.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.