"Geleceğin Şirketleri Mükemmel Olmalı"

Rosabeth Moss Kanter / Yönetim Gurusu    Rosabeth MossKanter, dünyanın önde gelen yönetim gurularından… Harvard Business School’da dersler veriyor. Capital’e, son 50 yılda yaşanan değişi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Geleceğin Şirketleri Mükemmel Olmalı
Rosabeth Moss Kanter / Yönetim Gurusu  
 
Rosabeth MossKanter, dünyanın önde gelen yönetim gurularından… Harvard Business School’da dersler veriyor. Capital’e, son 50 yılda yaşanan değişimi ve geleceğin iş dünyasını analiz etti. Yeni dönemin zorluklarına, teknlojinin getireceklerine dikkat çekiyor. Ancak, esas önemli uyarısını şirketler için yapıyor. Kanter, “Şirketler, değişimin hızı nedeniyle artık her yönde mükemmel olmak durumunda kalacaklar. Ya büyük ve iyi kurumsallaşmış olacaklar ya da ağırlıklı olarak girişimci ve yenilikçi olmaya devam edecekler. Diğerleri ise geride kaldıklarını fark edecekler” diyor.  
 
Yönetim dünyası son 50 yılda önemli değişimlerden geçti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılanan ekonomiler ile birlikte yeni yönetim konseptleri de geliştirildi. Bunlarla birlikte yönetim alanında uzman isimler öne çıkmaya başladı. Teknoloji çağında yönetimin gurusu kabul edilen Rosabeth Moss Kanter de bu isimlerin en önemlileri arasında yer alıyor.  
 
Aynı zamanda Harvard Business School’da yönetim dersleri veren Kanter, Capital’in özel sayısına yaptığı değerlendirmede, yönetim biliminin son 50 yılda geçirdiği evrime ve gelecekte yöneldiği noktalara değindi.  
 
“İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeni endüstrilerin, özellikle de ileri teknoloji gerektiren endüstrilerin büyümesi, beraberinde yeni bir yönetim tarzını da getirdi. Bu endüstriler bilgi teknolojileri ve iletişim temeline dayanıyor, ayrıca daha fazla hız, kalite ve tutarlılık gerektiriyorlardı. İleri teknolojiden çıkan yeni bir yönetim tarzı doğurdular” diyen Kanter gelecekte bugünkü en iyi şirketler benzeri daha fazla şirket olacağını düşündüğünü belirtiyor.  
 
Her geçen gün yeni teknolojilerle karşılaşmamıza rağmen değişimin asla bitmeyeceğinin altını çizen Rosabeth Moss Kanter’e göre, büyük değişimler birkaç 10 yılda bir gerçekleşiyor. Kanter, “Dolayısıyla, kurumların yönetiminde gerçekleşen devrimin tohumları da aslında çok önceleri atılmıştı” yorumunu yapıyor.  
 
Rosabeth Moss Kanter ile geleceğin şirketleri, dijital dünyanın getirecekleri ve iş dünyasında yaşanacak değişimi konuştuk:  
 
Son 50 yılda yönetim ve iş dünyası alanlarında hangi temel yaklaşımlar öne çıktı? Şirketler nasıl yönetiliyordu ve neler oldu bu alanda?  
 
Son 50 yılda modern yönetimin tanımlamaları yapıldı. Ancak, bu tanımlarda büyük değişimler de yaşandı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yönetim anlayışını değiştiren bir takım gelişmeler oldu. İlk olarak yönetim çok daha profesyonel bir hal aldı ve finansal işlevlerinden ayrıştırıldı. Kurumlar giderek büyüdükçe, insanların ve kurumun yönetimine daha çok dikkat gösterilmeye başlandı.  
 
İnsanların liderliği ve takımların geliştirilmesi konusuna yönelen birkaç yeni hareket ortaya çıktı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeni endüstrilerin, özellikle de ileri teknoloji gerektiren endüstrilerin büyümesi, beraberinde yeni bir yönetim tarzını da getirdi. Bu endüstriler bilgi teknolojileri ve iletişim temeline dayanıyor, ayrıca daha fazla hız, kalite ve tutarlılık gerektiriyorlardı.  
 
İleri teknolojiden çıkan yeni bir yönetim tarzı doğurdular. Küresel rekabet başladı ve yeniden yapılanan Japonya gibi ülkeler endüstrilerini yoktan var ettiler. Bu ülkeler kalite hareketini benimsediler. Bu hareket ABD’de başlamıştı. Ancak, Japonya tarafından benimsenerek dünyanın her yerine hızla yayıldı. Bu da 20’nci yüzyılın sonlarındaki yönetim anlayışının bir başka görünümüydü.  
 
Tüm bu trendler, rekabet arttıkça, yönetimi daha profesyonel, daha gerçeğe dayanan, insanla daha ilişkili ve insanları motive etmeye yönelik bir hale soktu. Rekabete olan ilginin artması sonucunda yüksek performans öne çıktı. Bunun yanında yetkilendirme, yani insanlara kurumun başarısına katkıda bulunabilmeleri için verilen araçlar önem kazandı.  
 
Şu anda dijital çağda yaşıyoruz. Dijital çağ ve bu dönemde oluşan kültür şirket yönetimini nasıl etkiledi?  
 
Bence dijital çağ, şu ana kadar bahsettiğim tüm trendleri çok daha önemli bir hale getirdi. Öncelikle şeffaflık trendi doğdu. Daha fazla bilgiye daha kolay ulaşılabilmesi şirketleri daha şeffaf olmaya zorladı. Birkaç şirketin etik ve yasal olmayan şekilde davranmasıyla, bilgi saklamasıyla ABD’de bazı skandallar ve krizler yaşandı. Dikkat çekici olan şey, bunların açıklanmış olması ve bundan sonra raporlamaya ve bilgi vermeye çok daha fazla önem verileceği.  
 
Dijital teknolojileri kullanan bazı şirketler, hesaplarını mümkün olan en kısa zamanda kapatıyorlar. Örneğin Cisco Systems, bu işi neredeyse her 24 saatte bir yapıyor. Bilgi akışının hızı ve şeffaflık ilk değişim.  
 
İkinci değişiklik internet ve dijital iletişim yıllarının kurumları demokratikleştirmek için bir zorunluluk yaratmasıdır. Bunun anlamı, daha fazla insana daha fazla bilgi sağlamak ve farklı işlevlere sahip, farklı konumlarda bulunan insanlar arasında diyalog gelişmesine yardımcı olmaktır. Bir CEO’nun şirketteki herkesle hızlı ve düzenli olarak doğrudan iletişim kurması mümkündür. Bu da yönetimsel hiyerarşide üst yönetime bir zamanlar atanmış olan, başka hiç kimsenin bilmediği bilgileri kontrol etme ve gizleme gücünün geri alınması anlamına geliyor.  
 
Üçüncüsü, müşteriler sadece yüksek kalite değil, hızlı geri dönüş de bekledikleri için şirketler üzerinde birimlerin daha işbirlikçi çalışmaları yönünde büyük bir baskı bulunuyor. Pek çok farklı endüstri, tek bir değerler grubuna, çalışma biçimine ve birimler ve işlevler arasında işbirliğine sahip bir kurum olmak istiyor. Şirket içi birimler arasında rekabet yaşanması ve bu birimlerin birlikte uyum içinde çalışmaları isteniyor.  
 
Her geçen gün yeni teknolojilerle karşılaşıyoruz. Bu gelişmeler iş dünyasını etkilemeye devam edecek mi? Bu alanda ne gibi gelişmeler yaşanacak?  
 
Kesin olan bir şey var ki, o da değişimin burada durduğunu söyleyemeyeceğimiz. İhtiyacımız olan her şeyin bulunduğu, artık her şeyin bilindiği ve tüm icatların bittiği doğru değil. Ancak, bence büyük değişimler sadece birkaç on yılda bir gerçekleşiyor. Kurumların yönetiminde gerçekleşen bu devrim aslında çok daha önce başladı. Bu değişimin tohumları çok önceleri atıldı.  
 
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemden, yeni teknoloji şirketlerinden ve o zamanlarda bilgisayarın yükselişinden bu nedenle bahsettim. Ben modern bilgi çağının 1980’de başladığını düşünüyorum. Yani bizler bugünkü yönetim tarzına doğru hareket ediyorduk zaten. İnternet sadece bu trendi hızlandırdı ve müşterileri bir network’te toplamayı oldukça kolaylaştırdı.  
 
En önemli şey bence network. Bugün bu network’ü oluşturmak için pek çok farklı teknolojiler geliştiriyoruz. Gelecekte daha fazla kablosuz uygulamalar olacak ve insanlar masaları başında kalmak zorunda olmayacaklar.  
 
Üzerinde konuştuğumuz bu değişimler iş dünyasını ve geleceği nasıl şekillendirecek?  
 
Aslında geleceği tahmin etmek gerçekten de çok zor. Ancak, gelecekte şirketler, değişimin hızı nedeniyle artık her yönde mükemmel olmak durumunda kalacaklar. Şirketler ya büyük ve iyi kurumsallaşmış olacaklar ya da ağırlıklı olarak girişimci ve yenilikçi olmaya devam edecekler. Arada bir yerlerde kalan, yani uluslararası varlığa sahip olacak kadar büyük ve yerel müşterilerine hizmet edecek kadar mükemmel olmayan şirketler ise geride kaldıklarını fark edecekler.  
 
World Class adlı kitabımda, ben bu soruna değinmiştim. Çünkü, küresel rekabetin nasıl yerel pazarlar dahil her pazara girdiğinden bahsediyordum. Yerel müşterilere hizmet eden yerel bir şirket olduğunuzu düşünseniz bile o yerel müşterilerin artık dünyanın en iyileri arasından seçme şansına sahip olduklarını ve her şeye kolayca sahip olabildiklerini unutmamanız gerekiyor.  
 
Müşteriler ürün hakkında internetten bilgi alabilir, sipariş verebilir, o ürünü bulmak için seyahat edebilirler. Dolayısıyla, yanı başınızda büyüyen rekabeti görmek şimdi o kadar da kolay değil. Standartlar değişti ve küçük, yerel şirketler de dahil herkesin kendisinin dünya standartlarını karşıladığını düşünmesi gerekiyor. Bu çok önemli bir değişiklik.  
 
Bu değişimin ardından şirketler için bir sonraki adım ne olacak?  
 
Şu anda dünyada anlaşmazlıklar olmasına ve modern işletme ve küresel kuruluşların dünyanın her yerinde istenmiyor olmasına rağmen, bence uzun dönemli trend hepimizin neyi elde edebileceğimizi bilmemiz ve seçme hakkına sahip olmamız yönünde ilerleyecek. Kültürel tercihler bir role sahip olmaya devam edecekler. Ancak, bu kültürel tercihler dünyanın her yerine hızla yayılıyor. Dubai’de Bölgesel Strateji Forumu’nda konuşmacı olarak yer aldım ve Ortadoğu’daki iş liderlerinin kendi kuruluşlarını dünya pazarlarında rekabet edebilir hale getirecek şeyleri ne kadar çok bilmek istediklerini görmek beni çok şaşırttı.  
 
Geleceğin şirketleri, bugünün şirketlerinden daha farklı olacak demek doğru olur mu?  
 
Ben gelecekte bugünkü en iyi şirketler benzeri daha fazla şirket olacağını düşünüyorum. Çünkü, şu anda bile büyük bir değişimin gerçekleştiğini görüyorum. Bundan yaklaşık 25 yıl önce “Men and Women of the Corporation” kitabımı yazdığımda, son derece bürokratik ve hiyerarşik yapılanmaya sahip büyük bir kimya şirketini inceliyordum. Bugün de hala benzer şirketler görüyorum ama sayıları oldukça azaldı.  
 
Tüm yeni çalışma sistemlerini, işçilere üretim hattını durdurma gücünü veren ve takıma dayalı çalışan fabrikaları, bilgisayar erişimine sahip, bilgilere online ulaşabilen insan sayısını düşündüğümde tüm bu önemli değişimlerin her şirkete yansımasının zaman alacağını görüyorum.  
 
Geçtiğimiz 20 yıl içinde yönetim üzerine pek çok yeni düşünce ortaya çıktı. Tom Peters’ın doğum günü partisinde, onun kitabı “The Search of Excellence” ile benim kitabım “ The Change Masters”ın bir devrim yaratmaya başladığı üzerine konuştuk. Ancak, bu devrim zaman alıyor. Ben şu anda o devrimin sürdüğünü düşünüyorum. Şirketler güçlenmeye devam edecek. Kararlar üst yönetim tarafından alınacak, hedefler onlar tarafından belirlenecek. Bu bilgiler müşteriyle karşı karşıya kalınan noktalarda ya da üretimde uygulanmak üzere çalışanlara yansıtılacak. Ben bu trendi görmeye devam edeceğimiz kanısındayım.  
 
İNTERNET ŞİRKETLERİNİ GELECEKTE NE BEKLİYOR?  
 
Dotcom şirketlerini gelecekte neler bekliyor olacak, nelerle karşı karşıya kalacaklar?
 
 
Dotcom’lar arasında ayakta kalmayı başaran ve bugün büyümüş olan son derece iyi şirketler var. E-Bay ve Amazon, bu tip şirketlere örnek olarak verilebilir. Bence internet artık iş yapmak için bir kanal ya da araç haline geldi. Fiziksel anlamda mağazalara sahip olan perakendeciler ya da üreticiler de elektronik ticareti benimsediler. Bu şirketler de interneti yaptıkları işe uyumlu hale getiriyor ve interneti kurum içinde de kanal olarak kullanıyorlar.  
 
Dotcom şirketlerinin patlama döneminde yapılan son derece anlamsız bir hata vardı. Bu şirketlerin gelirleri ya da müşterileri yoktu, ciddi birer işletme değildiler. Örneğin, internetin gazetelerin yerini alacağı düşüncesi gerçek değil. Ancak, gazeteler interneti erişimlerini arttırmak ve okurlarını tatmin etmek için son derece akıllıca kullanıyorlar. Giderek daha fazla insan belirli fiziksel mağazaları ve kanalları kullanmamaya başlayacak. İnternet bir yer doldurucu değil, destek oyuncudur. Yeni teknolojiler her zaman eskileri yok etmez, eski ile yeni yan yana varolmaya devam ederler.  
 
İnsanların ne kadar zamana sahip olduklarının da sınırları vardır. Şu anda insanların izlediği yüzlerce televizyon kanalı var. Bu durum seçenekleri arttırıyor. Ancak, insanlar 200 kanal izliyor olmayacaklar. Bunun anlamı izleyicilerin daha fazla ayrışacağıdır. İnternet çağının bir anlamı da daha fazla ayrışmış izleyicidir.  
 
“EN ÖNEMLİ YATIRIM EĞİTİME YAPILANDIR”  
 
Dijital kültür gelişmekte olan ülkelerin iş dünyasını ne yönde etkileyecek?
 
 
Gelişmekte olan ülkelerin bazıları zaten bu anlamda son derece iyi işler başarıyorlar. Çünkü, dijital kültürü özümsediler. Hindistan, şu anda teknolojinin önemli merkezlerinden biri. Malezya, dijital teknolojilere büyük yatırımlar yaptı. Öncelikle dijital teknolojiler yatırım için çok önemli alanlar.  
 
Eğer teknolojiye aşina, yetişmiş bir işgücüne sahip olabilirseniz bu insanlar işe girecek, kurumları geliştirecek ve daha sonra kendi işlerini kuracaklardır. Bu nedenle ben gelişmekte olan ülkelerin çocuklara verilen eğitime yatırım yapmalarının çok önemli olduğuna inanıyorum. Çocuklar teknolojiyi çok seviyorlar. Bu çocukların internete bağlanmaları çok önemli.  
 
Ben Türkiye’de Garanti Bankası’nı oldukça iyi tanıyorum. Bu banka internet bankacılığının geliştirilmesinde komşu ülkeler arasında bile bir öncüydü. Bu şirketlerin başarılı olması ülkenin de iyi bir altyapıya sahip olması anlamına gelir. Dijital çağda en önemli başarı faktörü teknoloji ve insan becerilerinin bir araya getirilebilmesidir. İnsan becerileri kesinlikle çok kritiktir. İnsanlara güç verilmesi, takım halinde çalışmaları, karar vermeleri, sorumluluk almaları hakkında söylediğim her şey yüksek beceri gerektiren şeylerdir. Bu nedenle bir şirketin ve hatta bir ülkenin yapabileceği en önemli yatırım eğitime ve bu eğitimi sağlayacak teknolojik altyapıya yapılan yatırımdır.  
 
“GÜNÜMÜZ ŞİRKETLERİ TAKIM ODAKLI OLMAK ZORUNDA”  
 
Günümüzün klasik yapıdaki şirketleri internetten nasıl etkilenecekler? Bu şirketlerde büyük değişimler gerçekleşecek mi?
 
 
Bu şirketler de internetten etkilendiler zaten ve bence çok iyi işler başarıyorlar. En başarılı perakendecilerden bazıları, örneğin dünyanın en büyük perakendecisi olan Wal-Mart’ın çok sayıda mağazası var. Ancak, geçtiğimiz Noel döneminde ABD ulusal televizyon kanallarında web sitesinin reklamlarını yayınladı. Klasik şirketlerin bazıları internetle başlayan değişimi yakalamada son derece yavaş davranmışlardı. Ancak, bu şirketler şu anda web’in önde gelenleri arasında yer alıyorlar. Fiziksel varlığa ve dağıtım sistemine sahip olan, bunun yanında diğer kanalları kullanan şirketler başarılı oluyorlar. İnternetin avantajını kullanan şirketler aslında kurumsallaşmış şirketler şu anda.  
 
Bu şirketlerin kurumsal yapılarında büyük değişimler gerçekleşmesini bekliyor musunuz?  
 
Değişim zaten halihazırda başlamış görünüyor. Evet, bu şirketlerin ilk başta bahsettiğim her şeyi yapmaları gerekiyor. Takım odaklı ve uyumlu olmak zorundalar. Birimler arasında çatışma ya da rekabet olmamalı. Daha esnek, yaratıcı ve proje odaklı olmaları, ayrıca teknolojiyle dost daha fazla insana sahip olmaları gerekiyor.  
 
“LİDERLERİN ÇALIŞANI CESARETLENDİRMESİ GEREKİYOR”  
 
Gelecekte ayakta kalacak olan şirketlerin liderlerini nasıl tanımlarsınız? Bu liderlerin sahip olmaları gereken özellikler neler?
 
 
Bugün yöneticilerin aynı zamanda lider olmaları gerektiğini söylemek çok moda. Ben de bu fikre katılıyorum. Yöneticiler daha farklı bir biçimde çalışabilmeliler. Kurallar ile yönetmek yerine hedefler ve içerikler belirleyebilmeleri gerekiyor. Bundan sonra, insanlara kendi kararlarını verebilmeleri için gereken beceri ve araçları sunmalı, onları cesaretlendirmeli ve sonuçları ölçmeliler. Liderlerin yapması gereken şey budur. Liderler yön belirler, insanların kendilerini izlemeleri için onları etkiler ve o insanlara kendi içlerinde daha fazla yetenek bulmalarında yardımcı olurlar. Çünkü, liderler doğru şeyleri yapabilmek için çok sayıda farklı insana güvenmek durumundadırlar. Hedef belirleyen, değer koyan ve çevrelerindekileri etkileyebilen insanlar lider olabilirler.  
 
Şu anda çalıştığım bir şirketin çok iyi ürünleri var, piyasada çaba gösteriyor ve onlar için en önemli şey çalışanlarının müşteriye ürünü en doğru biçimde anlatabilmeleri. Bu tamamen gösterilen çaba ile ilgili bir şey. Eğer insanlar moralsizse ya da işi umursamıyorlarsa yeterince çaba da göstermeyeceklerdir. Dolayısıyla, öncelikle tepe yönetimin bir takım halinde çalışması ve kendisini şirketin ve ürünün mükemmelliğine adaması gerekir. Daha sonra diğer insanlara yansıyacak bir enerji üretilir ve böylece de o insanlar işlerini yapar, yüksek verimliliğe ulaşırlar. Bu çalıştığım şirket anlattıklarımın hepsini yapıyor ve mükemmel sonuçlar alıyorlar.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz