“Türkiye’de 5 Yılda 2 Kat Büyüyeceğiz”

Stephen Green, HSBC Grubu’nun CEO’su. Temmuz 2006’dan itibaren ise bankanın yeni yönetim kurulu başkanı olarak göreve başlayacak. Başkanlık koltuğuna oturmadan önce ilk kez Capital’e konuşan Green,...

1.03.2006 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Stephen Green, HSBC Grubu’nun CEO’su. Temmuz 2006’dan itibaren ise bankanın yeni yönetim kurulu başkanı olarak göreve başlayacak. Başkanlık koltuğuna oturmadan önce ilk kez Capital’e konuşan Green, Türkiye’nin Avrupa bölgesindeki en büyük gelişmekte olan pazar olduğuna dikkat çekiyor. “Dolayısıyla, en cazip pazar” diyor. Bu doğrultuda HSBC’nin de Türkiye’ye yatırımlarına devam edeceğini kaydediyor ve ekliyor: “Önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de 2 kat büyüme hedefliyoruz. Şube ağımızı genişleteceğiz. Çalışan sayımızı artıracağız. Bireyselde pazar payımızı artırıp, yepyeni bir anlayışla girdiğimiz KOBİ bankacılığı alanına yatırım yapacağız.”

Merkezi Londra’da bulunan HSBC, dünyanın en büyük finansal organizasyonlarından biri. Toplam 79 ülkede faaliyet gösteriyor. Banka yaklaşık 15 yıldır da Türkiye’de. İlk 10 yılında butik bir kurumsal banka olarak faaliyet gösterdi. Son 5 yılda ise ciddi bir atağa geçti. Önce 2001 yılında Demirbank’ı satın aldı. Ardından Benkar’ı bünyesine kattı. Bireysel bankacılıkta kendini ispatladı. Şimdi ise KOBİ bankacılığına yatırım yapıyor.

Türkiye’ye yatırımlarına devam etmeyi planlayan HSBC, önümüzdeki 5 yıl içerisinde iki kat büyümeyi hedefliyor. Bunun için, şu anda 159 olan şube sayısını 350’nin üzerine çıkarmayı, 4 bin yeni eleman almayı planlıyor. hed

Türkiye’de satın almalarla büyüyen ilk yabancı banka olan HSBC’nin yeni dönemde ise satın alma planı yok. Yatırımlarla organik büyümeyi hedefliyor. Bu hedefle 2010’da 6 milyon bireysel, 280 bin KOBİ ile 10 bin kurumsal ve ticari müşteriye hizmet vermeyi öngörüyor.

HSBC Holdings plc Yönetim Kurulu geçtiğimiz ay İstanbul’da toplandı. Yönetim kurulu toplantısı için Türkiye’ye gelen HSBC Holdings plc CEO’su Stephen Green, Capital’e özel bir söyleşi verdi. Aynı zamanda bankanın yeni yönetim kurulu başkanı olacak Green, 2006’nın üçüncü çeyreğinden itibaren, halen yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan Sir John Bond’un koltuğuna oturacak.
1982 yılında HSBC bünyesine katılan ve 1998’den bu yana bankanın yönetim kurulunda bulunan Stephen Green’in Capital’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

* Türkiye’ye daha önce gelmiş miydiniz? Türkiye’yi ne kadar tanıyor, ne düşünüyorsunuz?
-Türkiye’ye ilk gelişim değil. Daha önce de pek çok kez Türkiye’yi ziyaret etme fırsatım oldu. Türkiye, gerçekten heyecan verici bir ülke. Müşterilerimizle konuştuğumda da hemen her alanda ciddi büyüme ve potansiyel olduğunu görüyorum.

Türkiye, dünyada performansı yüksek gelişmekte olan ülkelerden biri. Bizim de Türkiye’de operasyonumuz var. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Buraya gelince de buradaki müşterilerimizle konuşuyor, onların başarı öykülerini paylaşıyoruz. Türkiye olağanüstü bir potansiyele sahip.

*HSBC 1990 yılından bu yana Türkiye'de. Bu süreçte bankacılık sektörünün gelişimiyle paralel olarak HSBC de Türkiye'de büyüdü. Geçen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Türkiye’de bulunduğumuz ilk 10 yıl içinde işimizin boyutu küçüktü. Sadece bir şube ile faaliyet gösteriyorduk. Butik bir kurumsal banka olarak işe başladık. 2001 yılında Demirbank’ı satın aldık. Ardından kredi kartı portföyümüzü genişlettik.

Bundan sonra da bireysel bankacılığa yöneldik. Şimdi de KOBİ’lere yönelik hizmetlerimizi geliştireceğiz. Burada da çok farklı bir yaklaşımla pazara giriyoruz. Son 5 yılda gerçekten çok ciddi bir gelişim gösterdik. Bunu devam ettirmek istiyoruz.

*Demirbank’ı iyi bir dönemde, iyi fiyatlardan aldığınızı düşünüyor musunuz?
-Kesinlikle doğru zamanda satın aldığımızı düşünüyorum. Demirbank’ı, Türkiye’nin hızlı ekonomik büyümesinin başlangıcına rastlayan bir dönemde satın aldık. Bu, önemli bir avantaj sağladı. Uygun fiyata aldığımızı da düşünüyoruz.

*Yeni dönemde, yeni satın almalar olacak mı?
-Şu anda mevcut işimizi büyütmek anlamında çok iyi fırsatlar olduğunu görüyoruz. Bugün için herhangi bir satın alma planımız yok. Banka satın almadan yatırım yaparak ve organik olarak büyüme planı yapıyoruz.

Bu kapsamda şube ağımızı genişleteceğiz. Çalışan sayımızı artıracağız. Ürün ve hizmetlerimizi, müşteri ihtiyaçlarını karşılar biçimde geliştirmeye devam edeceğiz.

*Türkiye'de bankacılık sektöründe son dönemde kredi kartları ve konut kredileri tarafında büyüme var. Dünyada durum nasıl; global bankacılık sektörü nereye gidiyor?
-Tüketici finansmanı tarafındaki büyüme global pazarın en dikkat çekici trendi. Pek çok ülkede bu alan öne çıkıyor. Birçok ülkede kredi kartları, konut kredileri gibi tüketiciye yönelik finansal hizmetler çok popüler. Bireysel bankacılık genel olarak tüm dünyada hızlı gelişiyor.

Önümüzdeki dönemde ticari bankacılık tarafında da ciddi gelişmeler bekleniyor. Özellikle KOBİ’lere yönelik hizmetler giderek öne çıkıyor. Çünkü, dünya ekonomisi giderek daha global hale geliyor. Şirketlerin global ekonomide yer almaları için sadece büyük ölçekli olmaları gerekmiyor.

Özellikle orta ölçekli şirketler de artık global ekonomiye aktif olarak katılıyor. Dünyanın bir yerinden bir ürün alıp, başka bir yere satıyorlar. Yine aynı şekilde dünyanın çeşitli yerlerine yatırım yapmak istiyorlar. Bu süreci bankalar destekliyor. Dolayısıyla, yurtdışına yatırım ve ticaret ile ilgili finansal servisler gelişiyor. Burada da ciddi bir büyüme var.

*Türkiye’de bankacılık sektörü bundan sonra nasıl gelişebilir; hangi alanlar öne çıkabilir? Örneğin önümüzdeki dönemde Türkiye’de de farklı finansal enstrümanlar söz konusu olacak mı?
-Türkiye yaklaşık 30 yıldır yüksek enflasyonla mücadele ediyordu. Nihayet başarı sağladı. Son dönemde Türk Lirası’nda önemli gelişmeler yaşandı. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Türkiye’yi daha iyi bir pozisyonda göreceğimize inanıyoruz.

Cari açığın yönetilmesi bir risk olmakla birlikte yatırımcı Merkez Bankası’na, Maliye’ye ve hükümete güveniyor. Türkiye gelişmekte olan ülke sınıfından çıkıp, gelişmiş ülke sınıfına giriyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönem gelişmiş pazarlarda kullanılan gelişmiş finansal enstrümanları Türkiye’de de görüyor olacağız.

*2005 Türkiye'de sektör için çok başarılı bir yıl oldu. Siz HSBC'nin 2005'te Türkiye'de ulaştığı sonuçlardan memnun musunuz? Bankanın global organizasyonu içerisinde Türkiye pazarı 2005'te nasıl bir performans gösterdi?
-2005 ile ilgili sonuçlarla ilgili ne yazık ki henüz konuşamıyoruz. Ancak, genel olarak 2005’te Türkiye’de bankacılık sektörünün iyi bir performans gösterdiğini söyleyebilirim. 2005, pazarın geneli için çok olumlu bir yıl oldu. Bence 2004’te de çok iyi sonuçlar alınmıştı.

*2006 hedefleriniz nasıl? Bu yıl için Türkiye pazarına yönelik hangi öncelikli hedefleri koydunuz?
-Önümüzdeki 5 yılda olduğu gibi 2006’da da büyümeyi planlıyoruz. Şube ve eleman sayımızı artırarak Türkiye’deki varlığımızı genişleteceğiz. Ürün ve hizmetlerimizi geliştirmek için yatırım yapmaya devam edeceğiz. Özellikle bireysel pazarda ve KOBİ’ler tarafında iyi sonuçlar bekliyoruz. Türkiye ekonomisi gerçekten çok hızlı büyüyor. Biz de bu büyümeden pay almaya çalışacağız.

*HSBC dünyada nasıl büyüyor? Mevcut büyüklüğünüz hangi seviyeye ulaştı? Satın almalarla bünyenize ne kadar banka katıldı? Satın almalar devam ediyor mu?
-Bugüne kadar çeşitli satın almalar yaptık. Ancak, büyümeyi organik olarak gerçekleştirdik. HSBC bugün dünyada 79 ülkede faaliyet gösteriyor. Faaliyet gösterdiğimiz ülkelerin üçte biri Asya’da, üçte biri Avrupa’da, üçte biri de ABD’de. Toplam 110 milyon müşterimiz var. Bunların önemli bir bölümü bireysel müşteriler. Ayrıca binlerce kurumsal müşterimiz de var. Temel bankacılık ürünlerinden, gelişmiş finansal enstrümanlara kadar geniş bir ürün ve hizmet yelpazemiz var. Stratejimiz müşterilerimizin ihtiyacına yönelik hizmet sunabilmek.

Satın almalar gerektiği müddetçe olabilir. Ama bugüne kadar olduğu gibi, bizim için büyüme organik olacak.

İşim gereği dünyanın dört bir yanını geziyorum. Türkiye’den Brezilya’ya, Hindistan’dan Çin’e pek çok pazarı inceliyor, buralardaki işimizi büyütmek için fırsatları araştırıyorum. HSBC yatırım yaparken gelişme kaydedecek ülkelere yöneliyor. Çin, Rusya, Türkiye, Meksika ve Hindistan gibi ülkeler çok ciddi potansiyel taşıyor. Türkiye bugün Avrupa bölgesindeki en büyük gelişmekte olan pazar konumunda. Bu nedenle de aynı zamanda en cazip pazar.

KOBİ PAZARINA YENİ YAKLAŞIMLA GİRİYORUZ”

*Türkiye pazarına yönelik bundan sonra başka ne gibi planlarınız var? Hangi alanlara yatırım yapacak, hangi alanlarda büyüyeceksiniz?

HEDEF 280 BİN KOBİ Önümüzdeki 5 yıllık dönemde iki kat büyümeyi hedefliyoruz. Özellikle bireyselde pazar payımızı artırmayı planlıyoruz. Bunun için, 159 olan şube sayımızı 350’ye, 4 bin 200 olan çalışan sayımızı da 8 bine çıkaracağız. Diğer yandan hizmet kanallarımızı daha da geliştireceğiz. Yeni yatırımlar sonucunda hedefimiz, 2010 yılında 6 milyon bireysel, 280 bin KOBİ ve 10 bin kurumsal ve ticari müşteriye hizmet vermek.

BÜYÜK POTANSİYEL Bugün Türk bankacılık sektöründe aktifler açısından yüzde 2’lik bir pazar payına sahibiz. Bu rakam bazı ürünlerde yükseliyor. Örneğin tüketici kredilerinde yüzde 10, kredi kartında yüzde 7 payımız bulunuyor. Bu rakamlar büyümek için çok büyük bir potansiyel olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde KOBİ’leri de önemli bir müşteri potansiyeli olarak görüyoruz. Bu nedenle bu alandaki yatırımlarımıza da hız vereceğiz.

KOBİ’LERE ÖZEL ŞUBE Bugüne kadar daha çok orta ve büyük ölçekli işletmelere göre tasarlanmış bir organizasyonumuz vardı. Bu nedenle Türkiye’de bu alanda biraz muhafazakar bulunuyorduk. Ancak bundan sonra portföy ağırlıklı bir risk yönetimi sistemi ile küçük ölçekli işletmelerle de daha iyi çalışacağız. Önümüzdeki dönemde KOBİ bankacılığı alanında hizmet veren yeni şubeler açmayı da planlıyoruz.

 “REKABETTE ÖNE ÇIKACAĞIZ”

*Bankacılıkta yabancıların payı giderek artıyor. Yeni dönemde yeni yabancılar da bekleniyor. Bu durum HSBC'nin stratejisinde herhangi bir değişikliğe sebep olabilir mi? Yabancı bankalar arasında kendinizi nasıl konumlayacaksınız; rekabette nasıl fark yaratacaksınız?

FIRSATLAR BÜYÜK Biz Türkiye’de büyüme anlamında çok ciddi fırsatlar gördük. Her şeyden önce Türkiye çok genç bir pazar. Perakende bankacılık tarafında çok büyük potansiyel var. Yabancı bankaların yatırımları şüphesiz rekabeti artıracak. Ancak hala büyümek için potansiyel var. Biz de buna ilişkin hedefler koyuyoruz. Büyümeye devam edeceğiz.

3 SEGMENT ÖNEMLİ Şu anda 3 bellibaşlı müşteri grubuna hitap ediyoruz. Birincisi büyük kuruluşlar, ikincisi KOBİ’ler ve üçüncüsü bireyler. Türkiye büyük ve gelişen bir ülke. Bu 3 segmentte de çok ciddi fırsatlar var.

FARKIMIZ ANLAYIŞTA HSBC’nin diğer bankalardan farklı, kendine özgü bir anlayışa sahip olması. Bu anlayış içerisinde müşterilerle uzun süreli ilişkiler kurmak, kaliteli ürün ve hizmetler sunmak, etkin olabilmek için rekabetçi olmak gibi unsurlar yer alıyor. Bu anlayışı sürdürdüğümüz sürece rekabette öne çıkacağımızı düşünüyorum.

BANKACILIKTA GELECEK 10 YILIN TRENDLERİ

*Bankacılığın geleceği nasıl olacak? 10 yıl sonra sektörü neler bekliyor?

TEKNOLOJİNİN ETKİSİ Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde teknoloji bankaların müşterileri ile iletişiminde mükemmel bir rol oynayacak. İnternet pek çok sektörü olduğu gibi bankacılık sektörünü de büyük bir değişime uğratacak. Çünkü müşteriye karar almada büyük bir güç verecek. Bu durum bankalar arasındaki rekabeti artıracak. İnternet bugün de çok önemli. Örneğin İngiltere’de doğrudan bankacılık işlemlerimizin yüzde 50’sinden fazlası internet üzerinden gerçekleşiyor. Önümüzdeki dönem bu oran tüm dünyada artacak.

PAZARLAMADA YENİ YAKLAŞIMLAR Teknolojinin iş yapma biçimlerimize, ürün ve hizmetlerimize de müthiş bir etkisi olduğunu göreceğiz. Bana kalırsa en önemli değişim bu olacak. Diğer yandan bunun bir sonucu olarak pazarlama tarafında yeni yaklaşımlar göreceğiz. Yeni ürün ve hizmetler tarafında ise müşterilerin daha kolay alışveriş yapmalarına olanak sağlayan uygulamalar ortaya çıkacak.

GLOBALLEŞME SÜRECEK Önümüzdeki 10 yılda göreceğimiz bir başka trend de, daha önce sözünü ettiğimiz globalleşmenin devamı olacak. Uluslararası ticaretteki gelişmeler, bankacılık sektörüne de yansıyacak. Ekonomik güç de daha adil dağılacak. Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler, global pazarda gelecek döneme damgasını vuracak. Çin, Rusya, Türkiye, Meksika ve Hindistan gibi ülkeler öne çıkacak.

SALDIRI SIRASINDA NE DÜŞÜNDÜ?

*Türkiye’de HSBC’ye saldırı olduğunu duyduğunuzda neredeydiniz, ne hissettiniz? Saldırı sonrasında banka olarak bölgeden, Türkiye’den çekilmeyi düşündünüz mü?
-Saldırı sırasında Londra’daydım. Gerçekten çok sarsıcı, üzüntü vericiydi. Gerçek bir trajediydi. Ancak, burada, Türkiye’deki meslektaşlarımızın davranış biçimi gurur vericiydi. Ertesi gün bütün şubelerimiz açıktı. İşin sürekliliğinin sağlanması konusunda, her şeye rağmen büyük çaba harcadılar. Londra’da, Türkiye’deki arkadaşlarımızla ne kadar gurur duyduğumuzu anlatamam.

Saldırıdan sonra Türkiye’den ya da bölgeden çekilmeyi kesinlikle düşünmedik. Neden böyle bir şey yapalım ki? Burada inanılmaz fırsatlar var. Sadece Türkiye ile ilgili değil, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgenin tamamı için çok büyük fırsatlar söz konusu. Bu fırsatları neden bırakıp gidelim?

HANDE D. SÜZER
hdemirel@capital.com.tr

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz